TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Article
    Allegory of Risk Society in John Cheever’s “The Swimmer”
    (2025) Uyurkulak, Serhat
    Bu makale, Ulrich Beck’in “risk toplumu” kavramının, özellikle belirsizlik, felaket ve risk gibi temaları ele alan edebi metinleri yorumlamak için yeni bir çerçeve sunduğunu öne sürmektedir. Beck’in teorisi, geleneksel toplumlardan modern ve sanayi sonrası toplumlara geçişi, risk, tehlike ve felaket algıları temelinde ele alır. Bu çalışma, endüstriyel toplumdan geç modern topluma geçişin izlerini kaydeden bir eser olarak John Cheever’ın 1964 tarihli çığır açıcı kısa öyküsü “The Swimmer”ı incelemektedir. Beck’in çalışmaları sosyolojide önemli etkiler bırakmış ancak sınırlı sayıdaki iklim değişikliği, çevresel yıkım ve nükleer felaket anlatısı dışında edebiyat incelemelerinde yeterince kullanılmamıştır. Cheever’ın anlatısı, bu makalede, ana karakteri Neddy Merrill’in gerçeküstü ve okurda yön kaybı deneyimi oluşturan yolculuğu üzerinden 1960’larda Amerika Birleşik Devletleri’nde risk toplumunun yükselişini gösteren bir alegori olarak değerlendirilmektedir. “The Swimmer” Amerikan rüyasının ve müreffeh banliyö yaşamının varoluşsal çöküntüsünün bir eleştirisi olarak analiz edilmekte, ana karakterin banliyö havuzlarında yaptığı sıra dışı yolculuk ise endüstriyel modernitenin nispeten öngörülebilir, düzenli dünyasından sanayi sonrası toplumun karmaşık ve istikrarsız koşullarına geçişin bir simgesi olarak okunmaktadır. Bu makale, bahsi geçen kısa öyküsünde Cheever’ın bir dönemin güvensizliğe, yabancılaşmaya ve riske dair artan toplumsal bilincini başarıyla yansıttığını iddia etmektedir. Bu yönüyle mevcut çalışma, Cheever’ın öyküsü üzerine yapılan sınırlı akademik tartışmalara bir katkıda bulunmakta, edebiyat ile sosyolojik teori arasındaki kesişime dair yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
  • Article
    Seçici Enternasyonalizmden Askeri İzolasyona ABD Dış Politikasında Türkiye (1918-1923)
    (Istanbul University, 2025) Papuççular, Hazal
    Bu makale Millî Mücadele döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye yaklaşımını ve bu yaklaşımın zaman içindeki değişimini incelemektedir. Çalışma, Amerika’nın Millî Mücadele ile olan ilişkisine dair dört bulgu ortaya koymak- tadır. Birincisi, 1918 sonrasında Başkan Wilson’ın bölgeye bakışının çoğunlukla Ermenistan mandası üzerinden şekillenip sekteryan bir tercihi yansıttığıdır. Bu durum, başkanın enternasyonalist düşüncelerinde seçici olduğunu göstermektedir. İkincisi, Anadolu’daki gayrimüslimlerin durumunun Wilson’ın başkanlığından sonra da ABD’nin bölgeye bakışındaki önemli unsurlardan biri olmaya devam ettiğidir. Ancak Wilson döneminin aksine, ABD bu meseleleri takiple yetinmiş ve çoğu zaman konuya müdahil olmamıştır. Bu durum, ABD dış politikasında yaşanan askeri-siyasi izolasyon süreci ve bu zaman zarfında dış ilişkilerde ticari çıkarların ön planda olmasıyla yakından ilişkilidir. Üçüncüsü, Türklerin Millî Mücadele’de zamanla artan başarısının da ABD’yi iktisadi ve ticari çıkarları sebebiyle Ankara’ya karşı daha farklı bir politika izlemeye itmesidir. Sonuncusu ise hem gayrimüslimler hem de iktisadi çıkarlar çerçevesinde, yardım misyonları, iş çevreleri, lobi grupları gibi birbiriyle çatışan hedefleri olan çeşitli aktörlerin bu süreçte Amerikan siyasetini etkilemek için yoğun çaba sarf ettiğidir. Makale, Ankara’nın ABD’ye temel bakışının ise İngiltere ve Fransa’ya karşı bir denge oluşturma politikası olarak analiz etmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri kuruluş dönemi diplomasisini de iyi bir biçimde yansıtmaktadır.
  • Article
    James Joyce’un Ulysses Romanında Biçim: Parçalanma ve Kapanış
    (2022) Uyurkulak, Serhat
    James Joyce’un modernist edebiyatın başyapıtlarından biri kabul edilen Ulysses başlıklı romanı 1918-1920 yılları arasında tefrika edilmiş ve 1922 yılında kitap olarak yayımlanmıştır. Hem tefrika edildiği dönemde hem de yayımlanmasından bu yana Ulysses hakkında yoğun tartışmalar yapılmış, roman farklı yorumlama çerçevelerinden ele alınmaya çalışılmıştır. Bu yorumlama ve çözümleme çabalarında Ulysses’in olağanüstü bir çeşitlilik gösteren biçimsel özelliği her zaman önemli bir yer işgal etmiştir. Bu makalede James Joyce’un romanına yönelik belli başlı biçimsel çözümleme yaklaşımları üzerinde durulmakta, bu yaklaşımlarda Ulysses’e dair ne tür yorumlama pratikleri gerçekleştirildiği ve metnin tümüyle ilgili ne gibi anlam arayışlarına girişildiği ele alınmaktadır. Makalede yapılan tartışmada, Ulysses’in biçiminin müzikal okuması da dâhil olmak üzere, Homeros’un Odysseia destanını ve bu metnin içeriğini Joyce’un eserine birebir eşleyerek uygulamayı tercih eden yaklaşımların sorunlu yanları vurgulanmaktadır. Bunun yanında, Ulysses’in biçimsel çözümlemelerinde modernist edebiyatın ortaya çıktığı dönemin egemen toplumsal ve öznel deneyimi olan parçalanma ve bütünlük kaybı olgularının mutlaka merkezde yer alması gerektiği öne sürülmektedir.
  • Article
    Sivas’ın Doğal ve Kültürel Kaynaklarının Ekoturizm Potansiyeli Açısından Değerlendirilmesi
    (2020) Bozkurt, Selvinaz Gülçin
    Bu çalışmanın amacı; Sivas ili ve ilçelerinin doğal ve kültürel varlıklarının ekoturizm açısından potansiyelinin belirlenmesi, mevcut durumunun ortaya konularak, tarihi-kültürel çevre koruma ve turizm planlaması kapsamında önerilerin geliştirilmesidir. Bu amaçla alanın sahip olduğu doğal ve kültürel değerler saptanarak, bu değerlerle ilgili sorun ve olanaklar ortaya konulmuş ve ekoturizm kapsamında öneriler geliştirilmiştir. Çalışmada öncelikle Sivas’ın doğal ve kültürel varlıklarının bir envanteri çıkarılmış, ardından belirlenen envanter ile ilgili SWOT analizi uygulanarak alanın eko turizm uygulamaları açısından potansiyeli değerlendirilmiştir. İnceleme sonuçlarına göre; bölgedeki kültürel ve doğal kaynakların ekoturizm açısından önemli bir potansiyel taşıdığı tespit edilmiştir. Ancak alanın bu konuda öncü kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenmemesi, yeterli tanıtımının yapılmaması, yerel halkın bu konuda yeterince bilinçli olmaması ve ilçelerde eko-turistler için uygun konaklama alanlarının bulunmayışı alanı ekoturizm açısından olumsuz yönde etkileyen faktörler olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışma kapsamında bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi ve alandaki ekoturizm kaynaklarının sürdürülebilirlik kapsamında, ekolojik dengeye zarar vermeden kullanımına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
  • Article
    Yılmaz Güney’in Yaşam Öyküsü ve Sinema Sanatına Genel Bir Bakış
    (2019) Hayır, Celal
    Yılmaz Güney, Türkiye sanat tarihine çok yönlü bir sanatçı (sinemacı) olarak damgasını vurmuş bir kişidir. Aktör, senarist, yönetmen ve yapımcı kişiliğinin yanı sıra, roman, öykü yazarı olarak da çok başarılara imza atmıştır. Çok yönlü aydın bir sanatçı kişiliği ve sorumluluğu ile sosyal-siyasal çalkantılar, bölünmüşlükler, toplumsal huzursuzluk ve ekonomik sıkıntıların hüküm sürdüğü bir Türkiye’de, gerek sanatsal eserleri ile gerekse sinemasal yapıtlarında sorunlara karşı duyarlı bir yaklaşım sergilemiştir. Türkiye toplumunun feodal çelişkilerini, ağı koşullar altında yaşayışını abartıya ve slogancılığa kaçmadan sinemasal toplumsal gerçekçi bir dille aktarma uğraşısına girmiştir. 1960’larda, Yeşilçam’ın yıldız oyuncu sistemi kastını kırarak kendi bireysel çabasıyla tırmanışa geçen Yılmaz Güney, Türkiye halkının gönlünde “Çirkin Kral”lık mertebesine kadar yükselerek efsaneleşmeyi başarmış ve oyunculukla ilgili alışılmış kalıpları yıkarak alternatif kimliğiyle kendisinden sonra bir çok oyuncuyu da etkilemiştir. Özellikle 1970’lerde hem yönetmen hem senaryocu ve hem de yapımcı olarak gerçekleştirdiği eserlerle Yeşilçam’a yön verdiği gibi, Yeşilçam sineması içinde alternatif- muhalif- yeni bir sinemanın oluşmasına önayak olmuştur. Yılmaz Güney sinemasını anlamak ve hakkında doğru tespitler yapabilmek için onun sinema serüvenini yasam öyküsüyle birlikte ele almakta fayda var.
  • Article
    Cumhuriyet’in 100. Yılında Siyasi Partilerin 2023 Seçim Beyannameleri Üzerinden Türkiye Siyasetine Karşılaştırmalı Bir Bakış
    (2023) Duygulu, Sirin; Apak, Dilhan; Karkis, Ozlem Ingun; Köseoğlu, Nihan
    Seçim beyannameleri, demokrasi kültürünün gelişimi ve seçmenlerin oy verme davranışlarının daha bilinçli hâle gelmesi bakımından önemli bir role sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk seçim beyannamesi, 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimleri’nde siyasal hayattaki yerini almıştır. Seçim beyannamelerinin, daha sonraki yıllarda siyasi partiler tarafından daha fazla önemsendiği ve detaylandırılarak hazırlandığı görülmektedir. Demokrasilerin temel unsuru olan siyasi partiler, yayınladıkları seçim beyannameleri ile toplumsal siyasallaşmaya da katkıda bulunmaktadırlar. Bu beyannameler aracılığıyla seçmenler, siyasi partilerin vaatleri ve politikaları hakkında bilgi sahibi olurken; bu vaat ve politikaların, reel hayattaki sorunlarla ne kadar kesiştiğini de değerlendirme imkânı oluşmaktadır. Cumhuriyet’in 100. yılında siyasi partilerin seçim beyannameleri daha büyük bir önem kazanmakta; siyasi parti ve seçmen etkileşimi açısından da mühim bir iletişim aracı olarak kabul edilmektedir. Bu makalede, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonucunda TBMM’ye milletvekili göndermiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Yeniden Refah Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nin ve partilerin dahil olduğu ittifakların yayınladığı seçim beyannameleri, Kadın Politikaları ve Dış Politika bağlamında uluslararası ve bölgesel örgütlerle ilişkiler alanlarında vaat edilen hedefler özelinde betimsel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışmada, Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye siyasetinin vaat edilen hedeflerle nasıl şekilleneceğinin karşılaştırmalı bir şekilde ortaya konması hedeflenmektedir.
  • Article
    Ukrayna’nın Turuncu Devrimi ve Amerikan Dış Politikası
    (2020) Sıvış, Efe
    2004 yılında Ukrayna’da gerçekleşen başkanlık seçimlerinin ardından geniş halk kitlelerinin sokaklara çıktığı Turuncu Devrim olarak bilinen süreç yaşanmıştır. Söz konusu sokak gösterilerinin şiddet içermediği, adil seçimler talep ettiği ve iktidarın Leodind Kuchma’dan Viktor Yushchenko’ya devredilmesine yönelik gerçekleştiği görülmektedir. Turuncu Devrim’in öncesinde yer alan gelişmeler ve gösteriler, uluslararası ilginin odağı haline gelmiş ve demokrasi yönünde eğilim gösteren bir milletin tezahürü olmuştur. Bu çalışma Turuncu Devrimi ele almakta ve konuya ilişkin ABD’nin politikalarını değerlendirmektedir.
  • Article
    1930’lu Yıllarda Türk Dış Politikasındaki Değişim: Amerikan Dışişleri Belgelerinde Türkiye’nin Alman Ekonomik ve Siyasi Baskısını Dengeleme Girişimleri
    (2020) Sivis, Efe
    Bu çalışmada Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki dış politikası, Amerikan Dışişleri belgeleri ışığında incelenmiştir. Ankara’nın dış politikası ile paralel bir seyir izleyen dış ekonomik ilişkilerinde 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Almanya’ya ağırlık veren bir modelden daha dengeli bir modele doğru bir değişimin yaşandığı görülmektedir. Söz konusu değişimin Türk ekonomisi üzerindeki Alman etkisinin azaltılması yönünde gerçekleştiği, İtalya’nın 1936 yılında Etiyopya’yı işgaliyle Türkiye’nin politikalarında değişimin başladığı, Almanya’nın 1938 yılında Avusturya’yı, 1939 yılında Çekoslovakya’yı işgaliye Ankara’nın İngiliz-Fransız ittifakına yaklaştığı görülmektedir. Bu süreçte Türkiye, ABD’ye yönelik ekonomik destek taleplerinden herhangi bir sonuç alamasa da İngiltere’nin Türk ekonomisine yönelik kredi tahsis etmek suretiyle Alman etkisinin kırılmasına destek verdiği görülmektedir. Nitekim Türkiye-İngiltere arasında savunma konusunda iş birliğini öngören Türkİngiliz Deklarasyonu 12 Mayıs 1939 tarihinde yayımlanmış ve Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından önce 19 Ekim 1939 tarihinde İngiltere’nin başı çektiği Türk İngiliz-Fransız Üçlü İttifakı’na dâhil olmuştur. Çalışmada Almanya’nın Türkiye’nin politika değişikliklerine ilişkin hamleleri ve Türkiye’nin yer aldığı Üçlü İttifak Antlaşması’nın ekonomik boyutu mevcut literatüre ve Amerikan arşiv belgelerine dayanarak ele alınmıştır.
  • Article
    Türk – Amerikan Müttefikliğinde ‘Peşrev’ Dönemi: Ödünç Verme-kiralama Programında Türkiye
    (2019) Sivis, Efe
    İkinci Dünya Savaşı’nın ardından müttefiklik ilişkisi kuran Türkiye ve ABD’nin iş birliği savaşınbaşlangıcından kısa bir süre sonraya dayanmaktadır. Roosevelt Hükümeti’nin Mihver bloğuna karşıolan Müttefik devletleri nezdinde başlattığı destek süreci Amerikan Kongresi’nden geçen “ÖdünçVerme-Kiralama Yasası” ile ifadesini buldu. Bu çalışmada Türkiye’nin de yardım kapsamına alındığıÖdünç Verme-Kiralama Programı, Amerikan Dışişleri Bakanlığı belgelerinin Türkiye dosyalarındanfaydalanılmak suretiyle incelenmiştir. Çalışmada Türkiye’nin uygulamaya yönelik eleştirileri,girişimleri ve söz konusu girişimlerin Anglosakson muhatapları nezdindeki yansımaları yer almaktadır.Diğer yandan dönemin Alman hükümetinin Türkiye’nin söz konusu programa alınmasına yönelikverdiği tepkiler Amerikan arşiv belgelerinden izlenmiştir.
  • Article
    Kentsel Gelişim Bağlamında Bir Stadyum İncelemesi: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
    (2024) Çakır, Hülya Soydaş
    Spor yapıları kent kültürüne ev sahipliği yapmakta ve bu kültürün yeni nesillere aktarılmasında önemli rol almaktadır. Spor aracılığıyla kent içinde taraftarlık kültürünün yaygınlaştırılması, birlik ve beraberlik duygularının pekiştirilmesi sağlanabilmektedir. Kent kültürü içinde sportif amaçla yola çıkarak belli bir yerleşim yerinin o bölgede faaliyet gösteren spor kulüpleri ile anılması ve hatırlanması yaygın bir durumdur. İstanbul Anadolu Yakasının nüfus, kültürel, sosyal ve coğrafi konum açısından çok önemli bir ilçesi durumundaki Kadıköy için Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu kentin bir parçası olarak geçmişten bugüne önemini korumaktadır. Bu araştırmanın amacı tarihsel süreç içinde kent kültürü içinde yer alan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu ve çevresinin değişimini ve kentin bir parçası haline dönüşümünü aktarmaktır. Stadın ve Kadıköy’ün kentsel gelişimi farklı tarihi haritalar üzerinden ve farklı yıllara ait bölgenin uydu fotoğrafları üzerinde yapı yoğunluklarının işaretlenmesi ile analiz edilmektedir. Tarihsel süreç içinde yapının oluşumu, günümüze kadar geçirdiği süreçler, kent yaşamındaki ve kültüründeki yeri, ulaşım koşulları, stadyum kullanım günlerinde sosyal yaşam, kentin değişimine ve biçimlenmesine paralel olarak ekonomik sosyal ve toplumsal boyutları farklı perspektiflerle ele alınmakta ve bir değerlendirme yapılmaktadır.