TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
Recent Submissions
Article Tasarım Stüdyosu Erken Aşamalarında Üretken Yapay Zeka ile İşbirliği: Bir Model Önerisi(2025) Guray, Tayıbe Seyman; Uyan, BetülBu çalışma, tasarım stüdyosu eğitiminde öğrencilerin fikir üretimi, senaryo oluşturma ve kavramsal geliştirme gibi becerilerle başa çıktığı erken aşamalarda Üretken Yapay Zekâ (GAI) entegrasyonunu araştırmaktadır. GAI destekli insan-merkezli bir iş birliği modeli, metinden-metine (ChatGPT) ve metinden-görüntüye (Bing Image Creator) platformlarıyla geliştirilmiş ve ikinci sınıf iç mimarlık stüdyosunda 15 öğrenciyle uygulanmıştır. Model, öğrencilerin kullanıcı senaryolarını ifade etmelerini, mekânsal atmosferleri görselleştirmelerini ve ilk tasarım kavramlarını analog kolajlar aracılığıyla şekillendirmelerini desteklemeyi amaçlamıştır. GAI deneyimi olan iç mimar jüri üyeleri, öğrencilerin çıktıları üzerinde önceden tanımlanmış değerlendirme ölçütlerine göre uzman değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Nicel analizler, GAI destekli süreçlerin öğrencilerin kavramsal netliğini, temsil becerilerini ve stüdyo verimliliğini artırdığını göstermiştir. Öğrenci çalışmalarına ait görsel belgeler de bu bulguları desteklemiştir. Bu araştırma, AI destekli stüdyo eğitimine dair tekrar edilebilir ve insan merkezli bir entegrasyon modeli önererek, yapay zekâ temelli tasarım pedagojisi literatürüne anlamlı bir katkı sunmaktadır.Article Kırsal Toplu Konutların Yapı Performans Kriterleri Üzerinden Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi: Günyurdu Köyü Örneği(2025) Ergül, Didem Baran; Guray, Tayıbe SeymanKırsal alanlardaki yeni konut projeleri yalnızca barınma ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapıları üzerinde de önemli etkiye sahiptir. Bu çabaların yerel sosyal normlarla ve doğal çevreyle uyumlu olmaması hem bireysel refahı hem de uzun vadeli sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Bu çalışma, kullanıcı memnuniyeti perspektifinden kırsal toplu konut projelerinin sürdürülebilirlik performansını değerlendirmeyi amaçlayarak yapı performans kriterlerine uyum düzeylerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında, Günyurdu Köyü'nde yer alan bir toplu konut projesi vaka çalışması olarak seçilmiştir. Kullanım sonrası değerlendirme (POE) yöntemi bazlı anket çalışması, sakinlerin konutlarla ilgili memnuniyet düzeylerini ortaya koyarken, aynı zamanda geliştirilmesi gereken alanlar hakkında veriler sunmaktadır. Bulgular, yeni toplu konutlarla ilgili memnuniyetin ortalamanın altında olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, kırsal alanlarda sürdürülebilir toplu konut politikalarının gelecek geliştirilme süreçlerine katkı sağlamayı hedeflemektedir.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Suriye Uyruklu Göçmenlerde İçselleştirilmiş Damgalanma ve Tedaviye Uyum Arasındaki İlişki(2025) Dikec, Gul; Tekin, Emine; Barkalinezhad, HaniehAmaç: Türkiye’deki Suriye uyruklu göçmenler, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi yüksek oranda ruhsal bozukluklarla karşı karşıya olup, bu durum içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum engelleriyle daha da karmaşık hale gelmektedir. İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasındaki ilişkinin anlaşılması, bu nüfus için etkili ruhsal sağlık müdahalelerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Türkiye’deki psikotrop ilaç kullanan Suriye uyruklu göçmenlerin içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum düzeylerini değerlendirmeyi ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı bir çalışma, Ocak-Mayıs 2024 tarihleri arasında İstanbul’da, ruhsal bozukluk tanısı almış ve psikotrop ilaç kullanan 110 Suriye uyruklu göçmenle gerçekleştirilmiştir. Veriler, gelişigüzel örnekleme yöntemiyle Bilgi Formu, Ruhsal Hastalıkların İçselleştirilmiş Damgalanması Ölçeği (RHİDÖ) Arapça Formu ve İlaç Uyumu Bildirim Ölçeği (İUBÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: İçselleştirilmiş damgalanma (RHİDÖ) ile tedaviye uyum (İUBÖ) arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (r = -0.16, p = 0.96). Ancak, cinsiyet ve çocuk sahibi olma durumu, içselleştirilmiş damgalanmanın anlamlı belirleyicileri olarak saptanmıştır (R² = 0.21, p < 0.001); kadınlar ve çocuk sahibi olan katılımcılar daha yüksek damgalanma düzeyleri bildirmiştir. Tedaviye uyum orta düzeyde olup, sosyodemografik veya ruhsal sağlıkla ilgili özelliklerle anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmamakla birlikte, cinsiyet ve ebeveynlik durumu damgalanmanın temel belirleyicileri olarak öne çıkmıştır. Ruh sağlığı uzmanları, tedaviye uyumu etkileyen faktörleri belirlemeye odaklanmalı ve özellikle kadın göçmenler ile çocuk sahibi olanlar için içselleştirilmiş damgalanmayı azaltmaya yönelik hedefe yönelik müdahaleler uygulamalıdır.Article İş Güvenliği Uzmanlarında Mesleki Karar Pişmanlığının Psikososyal Dinamikleri: Finansal Stres ve İş Yükü(2025) Özkılıçcı, Gökçeİş güvenliği uzmanları, güvenli iş yerleri sağlamada çok önemli bir role sahiptir, ancak refahlarını ve performanslarını etkileyen önemli psikososyal risklerle karşı karşıyadırlar. Bu çalışma, Türkiye'deki iş güvenliği uzmanları arasında iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkileri incelemektedir. Çalışmaya 224 iş güvenliği uzmanı katılmış ve iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasında önemli pozitif korelasyonlar bulunmuştur. Özellikle, finansal stres, algılanan iş yükü ile kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmektedir. Bir başka deyişle ağır iş yükü, artan finansal stres yoluyla hem doğrudan hem de dolaylı olarak mesleki karar pişmanlığını artırmaktadır. Düşük ücretler veya iş güvencesizliğinden kaynaklanan finansal stres ve yüksek iş yükü, bilişsel performansın düşmesine, hatalara ve daha riskli kararlara yol açabilmektedir. Bu faktörler, uzmanların olumsuz deneyimler nedeniyle kariyer seçimlerini sorgulamalarına neden olan kariyer kararı pişmanlığına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Bu bulgular, deneyimli iş güvenliği uzmanlarının bile kariyer seçimlerinden pişmanlık duyabileceğini ve genellikle finansal baskılar nedeniyle bunalmış hissedebileceğini vurgulamaktadır. Kuruluşların etkili liderlik, sürekli eğitim ve destekleyici çalışma ortamları oluşturarak bu psikososyal riskleri ele alması çok önemlidir. Finansal ve iş yüküyle ilgili stresi azaltmak, mesleki pişmanlığı önemli ölçüde azaltabilir ve sonuçta daha iyi iş güvenliği uygulamalarına yol açabilir.Article Finansal Stres Ölçeği: Türkçeye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2025) Özkılıçcı, Gökçe; Kılıç, Yeşimİnsan yaşamında strese neden olan pek çok etken vardır. Bunlardan biri de maddi ve parasal açıdan yetersiz olma ya da yeterli olup durumu yönetememenin yol açtığı finansal strestir. Son dönemde enflasyonun ve finansal araçların artmasının etkisiyle kaynak yönetiminde zorlanan bireylerin finansal stresinin analiz edilmesi oldukça büyük önem kazanmaya başlamıştır. Bu sebeple, finansal stresin ölçülmesi ve finansal stres ile baş etme yöntemlerinin geliştirilmesi için çok boyutlu bir ölçme aracına ihtiyaç duyulmaktadır. Heo, Cho ve Lee (2020) tarafından, finansal stresi kavramsal sorunları ile ele alarak ölçmeyi amaçlayan bir ölçek geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı da Türkçe alan yazında bu tür bir ölçeğin yer almaması nedeniyle söz konusu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerini gerçekleştirmektir. Katılımcılar, farklı sektörlerde yer alan 194’ü (%61.2) kadın, 123’ü (%38.8) erkek olmak üzere 317 beyaz yakalı çalışandan oluşmaktadır. Yapı geçerliği için öncelikle AFA yapılmıştır. Ölçek 24 madde ve 3 boyut şeklinde faktörleşmiştir ve ortaya çıkan yapı, birinci ve ikinci düzey DFA ile doğrulanmıştır. Ölçeğin tamamı için Cronbach alfa iç tutarlılık kat sayısı .95 olarak hesaplanmıştır. Alt ve üst %27’lik grupların ölçekten aldıkları puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Ölçeğin ölçüt bağıntılı geçerliğini test etmek amacıyla Genel İyi Oluş Ölçeği Kısa Formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği uygulanmıştır. Söz konusu değişkenlerin bir arada incelenmesi ile gerçekleştirilen analizlerde finansal stres ölçeğinin psikometrik özellikleri görgül olarak ortaya konmuş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin finansal stres konusunu çalışacak araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Article Bedenselin Yankıları: The Return of the Native Romanında Beden ve Doğanın Bağıntılı Ontolojisi(2025) Çün, BaşakBu makale, Thomas Hardy’nin (1840-1928) The Return of the Native romanında duygulanım ve bedensellik arasındaki etkileşimi, Maurice Merleau-Ponty’nin beden fenomenolojisini de kapsayarak incelemektedir. Dilsel yapıları aşan, bedenler ve çevreler arasındaki dinamik ilişki olarak tanımlanan duygulanım, bedensel algı ve dış çevre arasındaki sınırları yeniden belirler. Viktorya dönemi beden-zihin ikiliği, Hardy’nin karakterlerinin ve doğasının, duyumsal deneyimlerin özne ve nesne arasındaki ayrımları erittiği geçirgen bir düzleme yerleştirilmesiyle yeniden değerlendirilmektedir. Makale, yüzü birincil duyumsal geçit olarak tartışmakta, bunun yanı sıra Hardy’nin Eustacia Vye ve Clym Yeobright gibi karakterleri tasvir etme biçiminin, bedensel olan ve doğa bileşenleri arasındaki girift ara bağlantıyı dışa vurduğunu anlatmaktadır. Görme ve duyma gibi duyum şekilleri, romanda algının akışkanlığını vurgularken, romandaki fundalık, yaşayan, insan varlığıyla dolaşık, duygulanımsal bir varlık olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla makale, algıyı bedenleşmiş bir süreç olarak çerçeveleyerek, Hardy’nin anlatısını, Kartezyen ikiciliğe meydan okuyan duygulanımsal takaslar sahası olarak çalışmaktadır. Maddesellik ve bedensel olanı, bağıntısal bir ontoloji içerisinde betimlemektedir.Article Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri: Kurt Lewin’in Değişim Kuramı Bağlamında Varsayımsal Vaka Temelli Uygulama Rehberi(2025) Mamacı, MerveDünyada giderek daha fazla kurum evcil hayvan dostu uygulamaları benimserken, Türkiye’de bu alana yönelik ampirik araştırmaların ve uygulamaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, iş yerlerinde evcil hayvanların varlığının çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkıları Kurt Lewin’in üç aşamalı değişim modeli çerçevesinde ele alarak konuya Türkiye bağlamında dikkat çekmek ve kav-ramsal bir çerçeve üzerinden uygulama örneği sunmaktır. Söz konusu çalışma kap-samında kavramsal çerçeve sunularak evcil hayvan dostu iş yerleri kavramı incelenmekte, konuya ilişkin uygulamaların bireysel ve örgütsel çıktıları tartışılmaktadır. Bununla birlikte, uygulamanın önündeki engellere de değinilmektedir. Ayrıca Türkiye’de son beş yılda yapılan çalışmalar incelenerek mevcut durum ortaya konmakta ve alanyazındaki boşluklar vurgulanmaktadır. Bu yönüyle çalışma, kuramsal tartışmaları temel alarak hipotetik bir vaka üzerinden uygulama boyutuna ışık tutan bir örnek sunmaktadır. Çalışmanın özgün yönü, evcil hayvan dostu işyeri uygulamalarını hem çalışanlar hem de örgütler bağlamında ele alarak evcil hayvan dostu iş yerlerinin çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkılara işaret etmesi ve Türkiye’deki iş yerleri açısından tartışmaya değer bir zemin oluşturmasıdır. Son olarak, gelecekte gerçekleştirilecek ampirik araştırmaların hangi konuları kapsayabileceği üzerinde durulmakta, bu alandaki boşluğun ise yeni çalışmalar için önemli fırsatlar sunduğu belirtilmektedir.Article Determination of Age- and Gender-Specific Reference Values for Different Functional Tests with or without Cognitive Dual-Task in Young Adults: An Observational Study(Turkey Assoc Physiotherapists, 2025) Analay Akbaba, Yildiz; Emirza Cilbir, Cigdem; Poyraz Isleyen, Tugce; Evrendilek, Halenur; Gungor Eroglu, Nazli; Asena Yekdaneh, Aye; Gungor, FerayPurpose: To determine the age-and gender-specific reference values for the five functional tests performed with or without cognitive dual-task in young adults. Methods: In this cross-sectional observational study, a total of 107 participants were divided into four subgroups based on gender and age: females 18-25 years (G1), and 26-35 years (G2), and males 18-25 years (G3), and 26-35 years (G4). Participants completed the timed up and go test (TUG), 4 meter gait speed test, 10 meter walk test (10MWT), timed 25-foot walk test, and 1 minute sit-to-stand test (1MSTS) with and without dual-tasks. The mean value of each test was recorded. Results: Significant differences were observed in some functional tests. TUG was longer in G1 compared to G2 (p=0.019), 10MWT dual-task performance differed between G1 and G3 (p=0.041), and 1MSTS and 1MSTSdual scores were higher in G3 compared to G4 (p=0.044 and p=0.035, respectively). All dual-task conditions led to decreased performance compared to single-task conditions (p<0.001) Conclusion: The dual-task added to the performance tests changes the time, speed, and number of repetitions in healthy individuals, and these effects may vary according to age and gender. These reference values can guide clinical assessments of dual-task performance in this population.Article Advancements in Human Pose Estimation: A Review of Key Studies and Findings Till 2025(2025) Turna, Özgür Can; Özbalkan, UğurThis paper presents an in-depth literature review that comprehensively covers the major developments, methods, architectures and datasets used in the field of human pose prediction up to 2025. The review covers a broad spectrum, starting with traditional methods, deep learning-based techniques, convolutional neural networks, graph-based approaches and more recently prominent transformer-based models. In addition to two-dimensional (2D) and three-dimensional (3D) human pose estimation methods, the paper analyses in detail the diversity of data sets, applications of Microsoft Kinect technology, real-time pose estimation systems and related architectural designs. Overall, the review of more than 120 papers shows that existing systems have made significant progress in terms of accuracy, computational efficiency and practical applications, but that there are still some challenges to overcome in complex scenarios such as multiple person detection, occlusion problems and outdoor environments. This in-depth analysis highlights current trends in the field, future research directions and potential applications.Article Chelsea Yoğun Bakım Fiziksel Değerlendirme Aracı’nın (CPAx-TR) Türkçe Versiyonunun Güvenirliği ve Geçerliği(2025) Pehlivan, Esra; Baydılı, Kürşad Nuri; Uyaroğlu, Mehmet Burak; Koyutürk, Gamze; Parlak, HakanAmaç: Yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ), hastaların fonksiyonel durumunu değerlendirme klinik karar verme açısından kritik roldedir. Chelsea Kritik Bakım Fiziksel Değerlendirme Aracı (CPAx), YBÜ hastalarında fonksiyonel durumu değerlendirmek için geliştirilmiş, geçerliliği kanıtlanmış bir araçtır. Çalışmanın amacı; CPAx aracının Türkçeye kültürlerarası uyarlamasını yapmak ve yoğun bakım hastalarında geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çeviri ve geri çeviri yöntemi ile Türkçe’ye uyarlanan araç, yoğun bakım ünitesinde yatan 60 hastaya uygulanmıştır. Güvenirlik analizi kapsamında, iç tutarlılık Cronbach’s alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliği kapsamında faktör Analizi kullanıldı. Kriter geçerliği kapsamında ise, CPAx aracı ile Fiziksel Fonksiyon YBÜ Testi (P-FIT) arasında Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Aracın iç tutarlılığı yüksek bulunmuş, Cronbach’s alpha değeri 0,960 olarak hesaplanmıştır. Madde-toplam puan korelasyonlarının tamamı 0,30’un üzerinde çıkmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda, tüm maddelerin tek faktörde toplandığı görülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizinde modelin iyi uyum gösterdiği belirlenmiştir (CMIN/df=1,207; CFI=0,993; NFI=0,959; GFI=0,907; RMSEA=0,059). Ayrıca, P-FIT ile yapılan korelasyon analizinde güçlü bir pozitif ilişki bulunmuştur (r = 0.892; p Sonuç: CPAx-TR’nin YBÜ hastalarında işlevselliği değerlendirmede kabul edilebilir düzeyde geçerlik ve güvenirlik gösterdiği tespit edilmiştir.Article Akademik Dayanıklılık ve Sosyal Destek Arasındaki İlişkide Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumunun Aracı Rolü(2025) Özdemir, Petek AkmanBu çalışma sosyal desteğin ve üniversite ortamında temel psikolojik ihtiyaçların (yeterlilik, özerklik, ilişkili olma) doyumunun akademik dayanıklılık ile ilişkilerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada sosyal destek kaynakları olarak öğretmenlere ve arkadaşlara odaklanılmıştır. Ayrıca temel psikolojik ihtiyaç doyumunun sosyal destek ile akademik dayanıklılık arasındaki ilişkideki aracılık etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 18-25 yaşları arasındaki 378 lisans öğrencisi katılmıştır. Katılımcılar kişisel bilgi formunu, Akademik Yılmazlık Ölçeğini, Üniversite Öğrencilerinin Temel İhtiyaçlarının Doyumu Ölçeğini, Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Öğretmen ve Arkadaş Desteği Alt Ölçeklerini tamamlamışlardır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizleri ve yapısal eşitlik modeli analizleri ile incelenmiştir. Analizler öğretmen ve arkadaş desteğinin, yeterlilik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının, akademik dayanıklılığının bileşenlerinden azim ve adaptif yardım arama ile pozitif, olumsuz duygulanım ile negatif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Sosyal desteğin temel psikolojik ihtiyaçların doyumunu, ihtiyaç doyumunun da akademik dayanıklılığı pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun, sosyal destek ile akademik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracılık rolünün anlamlı olduğu bulunmuştur. Araştırma bulguları alan yazını ile ilişkili olarak tartışılmıştır, eğitsel uygulamalar ve ileride yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.Article Hot-Desking Sisteminde Kişisel Alan Arayışı ve Mekan Kurgusu(2025) Deval, ÖzgeGünümüzde birçok insan, zamanının büyük bir kısmını ofis ortamında geçirmektedir ve bu durum ofislerin yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda kullanıcıların fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan bir yer olmasını gerektirir. Ofis tasarımında, mekânın kişiselleştirilebilmesi, çalışanların refahını artırmak, işten memnuniyetlerini sağlamak ve bireylerin kimliklerini ifade edebilmesine olanak tanımak açısından kritik bir role sahiptir. Bunun yanı sıra, kişiselleştirme, iş ortamından kaynaklanan stresi azaltmada da etkili bir faktördür. Bu makale, hot-desk sistemi uygulanan ofislerde kişisel alan arayışı bağlamında mevcut durumun mekânsal bağlamda analiz edilmesini hedeflemektedir. Hot-desk yöntemi, ofis kaynaklarını daha verimli kullanarak maliyetleri azaltmayı hedefleyen bir sistemdir. Ancak, bu yöntemin en büyük zorluklarından biri, tahsis edilen çalışma alanlarının kullanıcı ihtiyaçlarına uygunluğudur. Çalışanların kendi mekânlarını tanımlama ve kişiselleştirme ihtiyacı, bu sistemde genellikle göz ardı edilmektedir. Bu çalışmada, hot-desk sistem uygulanan ofislerde kullanıcı deneyimlerine odaklanılarak niteliksel bir içerik analizi yöntemiyle seçilen örnek ofisler incelenmiş, kullanıcı yorumları mekânsal verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, kişisel mekânsal aidiyetin sınırlı düzeyde geliştiğine işaret etmektedir. Bu bağlamda, ofis tasarımında kişiselleştirme unsurlarının yalnızca estetik değil, aynı zamanda kullanıcıların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını destekleyici bir potansiyel taşıdığı değerlendirilmektedir.Article Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeğinin Türk Toplumuna Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2025) Tosun, Anil; Eroglu, NermınGiriş: Multipl Skleroz (MS), fiziksel ve psikolojik hasara neden olan ve oldukça değişken prognoza sahip kronik, otoimmün bir hastalıktır. Bireylerin fiziksel olarak bağımlı hale gelmesine neden olan semptom tedavisi dışında öz bakım becerilerinin geliştirilmesi oldukça önemlidir. Amaç: Araştırma Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği (MS-ÖYÖ) Türk toplumuna uyarlanması amacıyla metodolojik olarak planlandı ve uygulandı. Yöntemler: Araştırma, Temmuz 2019-Mayıs 2020 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin nöroloji kliniğine başvuran multipl sklerozlu bireylerle gerçekleştirilmiştir. MSSM-R’nin geçerlik ve güvenirliği 169 katılımcı ile test edilmiştir. Yapı geçerliliği doğrulayıcı faktör analizi (AMOS) ile incelenmiş, test–tekrar test güvenilirliği eşleştirilmiş örneklem t-testleri ve Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiş ve iç tutarlılık Cronbach’s alpha ile belirlenmiştir. Ayrıca madde analizleri de yapılmıştır. Bulgular: MS-ÖYÖ geçerliği dil geçerliği, yapı geçerliği (DFA) ve kapsam geçerliği ile değerlendirilmiştir. Güvenirliğinde iç tutarlılık analizi (Cronbach’s Alpha) .88 oldukça yüksek bulunmuştur, madde toplam korelasyonu incelenmiş ve herhangi bir maddenin ölçekten çıkarılmamasına karar verilmiştir ve zamana karşı değişmezliğin değerlendirilmesi için test tekrar test güvenilirliği için 30 hastaya iki hafta ara ile ölçek tekrar uygulanmıştır. Sonuç: Multipl Sklerozlu bireylerin öz yönetimlerinin değerlendirmesi amacıyla Türk toplumuna uyarlanan MS-ÖYÖ geçerli ve güvenilir bir araçtır.”Türkçeye uyarlanan MSSM-R, geçerli ve güvenilir bir araç olup, multipl sklerozlu bireylerin öz-yönetim müdahalelerini desteklemek için hem klinik uygulamada hem de araştırmalarda kullanılabilir.Article Genç Erişkinlerde Kor Endurans, El Kavrama Kuvveti ve Reaksiyon Süresi Arasındaki İlişki(2025) Tekın, Demet; Tosun, Anil; Gül, Ezgi; Işıklar, ÇağdaşAmaç: Çalışmanın amacı, genç erişkinlerde kor endurans, el kavrama kuvveti ve reaksiyon süresi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Bu kesitsel ve gözlemsel çalışmaya yaş ortalaması 21,07 (1,46) olan 52 lisans öğrencisi dahil edilmiştir. Kor enduransı (McGill'in Kor Endurans Testleri), el kavrama kuvveti (Jamar Hidrolik El Dinamometresi) ve alt ekstremite reaksiyon süresi (OptoGait cihazı) değerlendirilmiştir. Bulgular: Sol-sağ gövde lateral kor enduransı testi ile sağ (sırasıyla; r=0,51; r=0,47; p<0,001) ve sol el kavrama kuvveti (sırasıyla; r=0,52; r=0,51; p<0,001) arasında orta düzeyde, pozitif bir korelasyon bulundu. Sol-sağ gövde lateral kor enduransı testi ile sağ alt ekstremite reaksiyon süresi (sırasıyla; r=-0,38; p=0,005; r=-0,39; p=0,004) arasında zayıf, negatif bir korelasyon bulundu. Sol ve sağ el kavrama kuvveti ile sağ alt ekstremite reaksiyon süresi arasında da zayıf, negatif bir korelasyon vardı (sırasıyla; r=-0,32; p=0,02; r=-0,37; p=0,006). Ayrıca, sağ dominant bacağa sahip katılımcılarda, sağ alt ekstremite reaksiyon süresi ile sağ el kavrama kuvveti arasında orta düzeyde, negatif bir korelasyon (r=-0,40; p=0,01) ve sol ve sağ gövde lateral kor enduransı testi ile zayıf, negatif bir korelasyon (sırasıyla; r=-0,35; p=0,03; r=-0,33; p=0,04) bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, kor enduransı, el kavrama kuvveti ve reaksiyon süresi arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir ve bu alanda çalışan profesyoneller için değerli bir kaynak sağlayabilir. Bu parametreler arasındaki ilişki, yaralanma, rehabilitasyon süreci ve sporda performans artışı gibi konularda gerekli egzersizlerin planlanmasında faydalı olabilir.Article Üniversite Öğrencilerinin Human Papilloma Virüsü Bilgi Düzeylerinin Eğitim Verilerek Değerlendirilmesi(2025) Sarıtaş, Büşra Merve; Tunç, Ayşe Karacalı; Marzi, MahdiAmaç: Human Papilloma Virüsü (HPV) çeşitli kanserlere neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle çalışmamızın amacı HPV farkındalık eğitiminin üniversite öğrencilerinin HPV hakkındaki bilgi düzeyleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yöntem: Çalışma tek gruplu yarı deneysel desende tasarlandı. Çalışmada HPV bilgi ölçeği kullanıldı. Bu kapsamda 66 öğrenciye HPV bilgi düzeyleri ve eğitim aldıktan sonra farkındalıklarının sürdürülebilirliğini değerlendirmek amacıyla ön test ve son test uygulandı. HPV farkındalığı adı altında öğrencilere dört haftalık bir sürede eğitim verildi. Aynı test öğrencinin öğrenmesinin kalıcılığını test etmek amacıyla iki hafta sonra tekrar uygulandı. Çalışmada verilerin analizi için tekrarlı ölçümlerde ANOVA analiz kullanıldı. Bulgular: “HPV Bilgisi” ölçeği toplam puanında; “Genel HPV Bilgisi” alt boyutunda, cinsel yolla bulaşan hastalıklara ilişkin bilgi ve serviks kanserine ilişkin bilgi değişkenlerine göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). “Genel HPV Bilgisi” (t=-6.715), “HPV Tarama Testi Bilgisi” (t=5.183), “Genel HPV Aşısı Bilgisi” (t=-5.489) alt boyutunda, sontest puan ortalaması lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca, “Mevcut HPV Aşılama Programı Hakkında Bilgi” alt boyutunda (t=-5.212) ve ölçeğin toplam puanında (t=-8.229) anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuçlar: Bu sonuçlar doğrultusunda HPV hakkında verilen eğitimin etkili olduğu ve öğrencilerin HPV hakkındaki bilgi düzeyini artırdığı söylenebilir.Article Yetişkinliğe Geçiş ve Yerleşik Yetişkinlik: Psikolojik ve Sosyal Değişimler Üzerine Nitel Bir Araştırma(2025) Özdemir, Petek AkmanBeliren yetişkinlik ve orta yetişkinlikten farklı gelişimsel özellikleri ve yaşam olaylarını içermesi nedeni ile 30 ile 45 yaşları arasındaki gelişim dönemi yerleşik yetişkinlik olarak adlandırılmıştır. Bu araştırmada yetişkinliğe ilişkin algıların, yetişkinliğe geçiş deneyimlerinin, yerleşik yetişkinlikteki psikolojik ve sosyal değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 30 ile 35 yaşları arasındaki 16 yerleşik yetişkin katılmıştır. Araştırma betimleyici fenomenolojik desende yürütülmüştür ve yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Yapılan tematik analizde yetişkin algısı, yetişkinliğe geçişte rol oynayan etmenler, benlik, kimlik ve değişim, sosyal ilişkilerdeki değişim ve geleceğe ilişkin beklentiler olmak üzere beş ana tema oluşturulmuştur. Katılımcıların çoğunluğu kendilerini yetişkin olarak algıladıklarını ifade etmiştir. Yetişkinliğe geçişi; sorumluluk alma, özerklik ve ekonomik bağımsızlık kazanmaya dayalı olarak ele almışlardır. Araştırma yerleşik yetişkinlikte kendini anlamanın ve bilgeliğin arttığını, kimlik arayışının azaldığını ya da sonlandığı, önceliklerin, ebeveynler ve arkadaşlar ile ilişkilerin niteliğinin değiştiğini göstermiştir. Bazı katılımcıların yerleşik yetişkinlik döneminde yaşamdaki olasılıklarının azaldığını düşündükleri belirlenmiştir. Çalışma Türkiye’deki yerleşik yetişkinlerin deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasına ve yerleşik yetişkinliğin ayırt edici özelliklerinin belirlenmesine katkıda bulunmaktadır.Other Akupunkturun İnfertilite Tedavisinde Canlı Doğum ve Gebelik Sonuçlarına Etkisi: Sistematik Derleme(2025) Satılmış, İlkay Güngör; Bursa, Ayşe GülGiriş: İnfertilite tedavisi teknolojinin gelişmesiyle önemli sonuçlar elde etmiş olsa da, başarı sonucunu arttırmak adına infertilite tedavisi ile birlikte kullanılan tamamlayıcı/alternatif tedavilere yönelim artmaktadır. Amaç: Bu sistematik derlemede infertilite tedavisinde akupunktur uygulamasının, gebelik ve canlı doğum sonuçları üzerine etkisini inceleyen araştırma sonuçlarını sistematik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu sistematik derleme başlangıç yıl sınırı yapılmadan Ağustos 2023- Ekim 2023 tarihleri arasında Cochrane, Science Direct ve Pubmed veri tabanları tarandı. Yayınlanan 847 çalışmadan 15 çalışma inceleme kapsamına alındı. Bulgular: Sistematik derlemeye dahil edilen 15 çalışmadan; 6 çalışmada akupunkturun canlı doğum sonucunu olumlu etkilediği 8 çalışmada ise etkilemediği belirlenmiştir. 1 çalışmada örneklem grubundaki kadınların canlı gebelik oranı etkilenmese de 35 yaş üstü kadınlarda akupunkturun etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Çalışmalarda akupunkturun farklı zamanlarda, farklı bölgelere uygulanması, kontrol gruplarında hiç akupunktur uygulanmayan veya plasebo akupunktur uygulanan (sahte iğne ile gerçek akupunktur grubu ile aynı bölgeye uygulananlar veya akupunktur bölgesi olmayan yerlere uygulananlar) grupların oluşturulması gibi heterojeniteler bulunmaktadır. Sonuç: 15 çalışmanın incelendiği sistematik derlemede; akupunkturun gebelik ve canlı doğum oranlarını arttırdığını belirten ve etkilemediği sonucuna ulaşan çalışma sayıları birbirine çok yakındır. Akupunktur uygulanmasının infertilite tedavisinde yer alması, tartışmalı bir konu olarak devamlılığını korumakta ve konu ile ilgili kanıt düzeyi yüksek randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.Article Parkinson Hastalarında Algılanan ve Gerçek-Zamanlı Çiftgörev Performansının Farklı Motor-Kognitif Çift-Görev Eşleşmeleri Altında İncelenmesi(2025) Huseyınsınoglu, Burcu Ersoz; Bilgic, Basar; Hanağası, Haşmet Ayhan; Şanlı, Ali FurkanAmaç: Parkinson hastalarında çift görev koşulları altında ortaya çıkan zorluklar, bireylerin öznel algılarına dayalı ölçekler ile ya da performans testleri aracılığıyla değerlendirilebilmektedir. Ancak bu iki değerlendirme yöntemi arasındaki ilişki henüz yeterince açıklığa kavuşmamıştır. Bu çalışmanın amacı, Parkinson hastalarında algılanan çift görev performansı ile gerçek zamanlı performans testleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve farklı çift görev türlerine bağlı olarak gözlemlenen performans farklılıklarını değerlendirmekti. Yöntem: Çalışmaya, İdiyopatik Parkinson hastalığı tanısı almış, Hoehn-Yahr evre 1 ila 3 arasında olan, MiniMental Durum Değerlendirme puanı en az 21 olan ve demans öyküsü bulunmayan toplam 117 birey dahil edilmiştir. Gerçek zamanlı çift görev performansı, Zamanlı Kalk Yürü Testi'ne entegre edilen motor ve bilişsel ikincil görevler ile Altı Nokta Adım Testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Algılanan performans düzeyi ise İkili Görev Anketi ile ölçülmüştür. İstatistiksel analizlerde Spearman korelasyon katsayısı ve Friedman testi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 62,44 ± 10,06 yıl, hastalık süresi ortalaması ise 6,34 ± 4,69 yıldır. Algılanan performans ile Zamanlı Kalk Yürü Testi’nin bilişsel görevli versiyonu arasında (r=0,214; p=0,02) ve motor görevli versiyonu arasında (r=0,277; p=0,002) istatistiksel olarak anlamlı fakat zayıf düzeyde ilişkiler saptanmıştır. Altı Nokta Adım Testi ile algılanan performans arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir (r=0,165; p=0,075). Ayrıca, Zamanlı Kalk Yürü Testi’ne entegre edilen motor görevli koşulda gözlemlenen çift görev yükü, bilişsel görevli koşula kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (Z=-4,4; p<0,001). Sonuç: Algılanan ve gerçek-zamanlı çift-görev performansı arasındaki zayıf ilişki değerlendirmede bu iki alanın ayrı ayrı gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, yürüme görevine eşlik eden ikincil görevin türü bireylerin çift görev performansı üzerinde farklı sonuçlara neden olabilir. Parkinson hastalarında bu etkilerin ayrıntılı olarak incelenmesi daha etkin rehabilitasyon planı için yol gösterici olacaktır.Article Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı 2025: Neler Değişti? Yenilikçi Bakış Açısının Programlara Yansıması Nasıl Olacak(2025) Koksal, Eda; Kızıltan, Gül; Garipağaoğlu, Muazzez; Goktas, Zeynep; Karabudak, Efsun; Yıldız, Emine Akal; Isgin-Atici, KubraÜlkemizde Beslenme ve Diyetetik lisans eğitimi veren programların temel yeterliliklerini belirlemek ve eğitimde standardizasyonu sağlamak amacıyla 2016 yılında Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (BDB-UÇEP) hazırlanmıştır. Bu program, Beslenme ve Diyetetik bölümü müfredatlarının yapılandırılması ve asgari kazanımların sağlanması açısından önemli bir yol haritası olmuştur. COVID-19 pandemisiyle birlikte hız kazanan dijitalleşme süreci, çekirdek eğitim programlarının çağın gerekliliklerine uygun biçimde güncellenmesini zorunlu kılmış, bu kapsamda program tasarımcıları, öğretim elemanları, öğrenciler, mezunlar ve sektör temsilcileri ile geniş katılımlı bir çalışma yürütülerek BDB- UÇEP 2025 hazırlanmıştır. Güncellenen BDB-UÇEP’teki en önemli farklılıklardan birisi, öğrenme kazanımlarının yalnızca temel alan becerileriyle sınırlı kalmayıp “öğrenme becerileri”, “okuryazarlık becerileri”, “yaşam ve kariyer becerileri” gibi yenilikçi yetkinlikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Öğrenme alanları açısından da programın %70’i Sağlık Bilimleri ile Beslenme ve Diyetetik alanına ayrılırken; %30’u bilgi çağı yetkinlikleri, entelektüel, sanatsal ve sportif beceriler, öznel iyi oluş, toplumsal sorumluluk gibi alanlara odaklanacak şekilde yapılandırılmıştır. Ayrıca, eğitim modelinde probleme dayalı öğrenme yaklaşımına yer verilmiş ve aktif öğrenme yöntemleri ön plana çıkarılmıştır. Bu değişikliklerle, mezunların çağın gereksinimlerine uyum sağlamalarının desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu derleme makalede, BDB-UÇEP 2016 ile 2025 arasındaki temel farklılıklar karşılaştırılmış; öğrenme kazanımları, öğretim yöntemleri, ölçme ve değerlendirme süreçleri ile mesleki uygulama dersleri açısından yapılan değişiklikler ele alınmış ve gelecekte oluşturulacak BDB-UÇEP’ler için öneriler sunulmuştur.Article Diyetisyenlikte Mesleki Yetkinlik İzlem Sisteminin Oluşturulması: Türkiye’de Mevcut Durum ve Gelişim Olanakları(2025) Aktaç, Şule; Garipagaoglu, MuazzezGünümüzde sağlık hizmetlerinde kalite, etkililik ve hasta güvenliği gibi kavramların giderek daha fazla önem kazanması, sağlık mesleklerinde mesleki yeterlilik ve yetkinlik düzeylerinin izlenmesini zorunlu hale getirmiştir. Küreselleşmenin, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişimin ve sağlık hizmetlerinde değişen ihtiyaçların etkisiyle, sağlık profesyonellerinden yalnızca mesleki bilgi sahibi olmaları değil, aynı zamanda bu bilgiyi etkili bir biçimde kullanabilmeleri, etik ilkelere uygun hareket edebilmeleri, kendilerini sürekli geliştirebilmeleri ve dijitalleşmeye uyum sağlayabilmeleri beklenmektedir. Bu bağlamda, diyetisyenlik mesleği de disipliner yapısını güçlendiren, bilim temelli uygulamaları önceleyen ve mesleki standartlarını geliştiren bir profesyonelleşme süreci içerisindedir. Tedavi ve rehabilite edici diyetetik hizmetlerden, koruyucu toplum beslenmesi, beslenme bilimi ve toplu beslenme sistemlerine uzanan geniş bir çalışma alanına sahip diyetisyenler için, sahip olunması gereken bilgi, beceri ve tutumların sistemli bir şekilde tanımlanması ve izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, diyetisyenlikte mesleki yetkinlik izlem sisteminin oluşturulmasının gerekliliği ele alınmakta, Türkiye’deki güncel durum değerlendirilmekte ve uygulanabilir bir sistemin temel yapı taşları tartışılmaktadır.

