TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
Recent Submissions
Article Devletçi Kökler, Neoliberal Hedefler: Hükümetin İstanbul 2000 Olimpiyat Adaylığının Tarihsel Analizi(2025) Erturan-Ogut, Esin Esraİstanbul’un 2000 Olimpiyat Oyunları adaylığıyla resmiyet kazanan uzun vadeli olimpiyat ev sahipliği hedefi, 20. yüzyılın sonlarında Türkiye’de spor, siyaset ve ekonomi politikalarının kesişim noktasını yansıtmaktadır. Erken Cumhuriyet dönemine dayanan bu hedef, 1980’ler ve 1990’lardaki neoliberal ekonomik reformlar ve Türkiye’nin küresel ekonomiye entegrasyon çabalarıyla kurumsal bir ivme kazanmıştır. TMOK, yerel yönetimler ve ulusal siyasetçiler tarafından kamuya açık şekilde desteklenen 2000 adaylığı, hem Türkiye’nin ekonomik ve örgütsel kapasitesini gösterme stratejisinin hem de ulusal prestiji yükseltmeye yönelik popülist bir söylemin simgesine dönüşmüştür. Bu çalışma, 1986–1994 yılları arasında yayımlanan TMOK dergileri ve gazete arşivlerini inceleyen hermenötik ve eleştirel bir tarihsel yaklaşım kullanmaktadır. Bulgular, bu adaylığın tepeden inme, neo-popülist bir karar örneği olduğunu ve merkezi, devletçi spor sisteminde yapısal yönetişim sorunlarını görünür kıldığını göstermektedir.Article Uluslararası Düzeyde Hemşirelik Lisans Öğrencilerinin Beceri Eğitiminde Akran Desteği: Bir Öğretme ve Öğrenme Yönteminin Değerlendirilmesi(2026) Çakar, Vildan; Öngider, Berk; Eren, Bedia; Gül, NazlıcanAmaç: Bu çalışma, ulusal ve yabancı öğrencilerden oluşan birinci sınıf öğrencilerine yönelik beceri eğitiminde akran destek yöntemini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu karma yöntem çalışmasına, İngilizce hemşirelik eğitimi veren Türkiye'deki bir vakıf üniversitesinin hemşirelik lisans programına kayıtlı hemşirelik öğrencileri (n=106) dahil edilmiştir. Çalışma, 2023-2024 akademik yılı Bahar Dönemi’nde girişim ve kontrol gruplu (Standart Grup, n=52; Akran Destek Grubu, n=54) olarak yürütülmüştür. Çalışmada, parenteral ilaç dozu hesaplama ve hesaplanan dozu önceden seyreltilmiş kullanıma hazır bir flakondan çekme (Beceri 1) ve intramüsküler enjeksiyon uygulama (Beceri 2) becerileri ele alınmıştır. Katılımcıların yönteme ilişkin deneyimlerini değerlendirmek üzere girişim grubu katılımcılarıyla (n=10) odak grup görüşmesi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmanın katılımcılarının %80,2'si kadın olup %67,0'ını ulusal ve %33,0’ını uluslararası öğrenciler oluşturmuştur. Genel beceri sınavı ve her iki becerinin puanları girişim grubunda daha yüksek olmasına karşın, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (Toplam beceri, p=0,382; Beceri 1, p=0,797; Beceri 2, p=0,189). Beceri 1’in ilaç dozunu doğru hesaplama adımı her iki grupta da düşük puan almıştır (p=0,254). Girişim grubu katılımcılarının yönteme ilişkin memnuniyet düzeyi 9,07±1,26'dır. Nitel yanıtlar “Güvenlik ve Konfor”, “Öğretme ve Öğrenme”, “Motivasyon”, “İletişim”, “Bilgi ve Deneyim” ve “Süreç Yönetimi” ana kategorilerinde gruplandırılmıştır. Sonuç: Beceri 1 ve Beceri 2 puanları genel olarak orta düzeyde olarak yorumlanabilir. İstatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına karşın puanlar girişim grubu lehine yüksektir.Article Ebeveynlik Tutumları ile Kişiler Arası Duygu Düzenleme Arasındaki İlişki: Sosyal Öz Yeterliğin Aracılık Rolü(2025) Özdemir, Petek AkmanBu araştırmada ebeveynlik tutumları, kişiler arası duygu düzenleme ve sosyal öz yeterlik arasındaki ilişkilerin, ayrıca sosyal öz yeterliğin aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma grubu 20- 35 yaşları arasındaki 589 lisans ve yüksek lisans öğrencisinden (Kız = %53.3, Erkek = %46.7) oluşmuştur. Veri; kişisel bilgi formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği – Çocuk Formu, Kişiler Arası Duygu Düzenleme Ölçeği ve Sosyal Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Aracılık etkisi incelenmesinde PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Analizler olumlu ebeveynliğin (duygusal sıcaklığın) kişiler arası duygu düzenlemeyi ve sosyal öz yeterliği pozitif, olumsuz ebeveynliğin (reddediciliğin ve aşırı koruyuculuğun) ise negatif yönde yordadığını göstermiştir. Sosyal öz yeterlik ile kişiler arası duygu düzenleme arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aracılık modellerinin anlamlı olduğu, sosyal öz yeterliğin kısmi aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları, çocukluk dönemindeki ebeveyn tutumlarına ilişkin algıların yetişkinlikteki duygu düzenleme ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olduğunu göstermektedir.Article Adölesanlarda Fiziksel Aktivite Düzeyleri Üzerine Bir İzlem Kohort Çalışması(2025) Tımurtas, Eren; Akkurt, Burcu; Durusoy, Ebru; Timurtas, Meral; Çolak, Betül Beyza; Akkurt, Mustafa FeritAmaç: Düzenli fiziksel aktivite (FA), sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak, küresel bulgular adölesan dönemde FA’da tutarlı bir azalma olduğunu göstermekte, Türk adölesanların da son on yıllarda giderek artan hareketsizlik düzeyleri yaşadığı bildirilmektedir. Adölesan dönem, FA alışkanlıklarının oluştuğu ve uzun dönem sağlık sonuçlarını etkilediği kritik bir gelişim evresini temsil etmektedir; ancak Türkiye’de bu konuda uzunlamasına kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışma, prospektif kohort tasarımı kullanılarak adölesanlar arasında 18 aylık süreçte FA’daki değişimleri incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu çalışma, prospektif kohort çalışması olarak planlanmıştır. Kasım–Aralık 2022 döneminde temel anketi tamamlayan 296 adölesan (5.–8. sınıf, 11–13 yaş), bunlardan rastgele seçilen bir okuldan 192 öğrenci Mayıs–Haziran 2024’te tekrar takip edilmiştir. Her iki zamanda da antropometrik ölçümler ve Fiziksel Aktivite Anketi–Çocuklar için Versiyonunun (PAQ-C) Türkçe geçerlilik çalışması yapılmış formu kullanılarak FA düzeyleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 157 katılımcı (erkek, n=74; kız, n=83) her iki zamanda da değerlendirmeyi tamamlamıştır. Erkeklerde dokuz PAQ-C maddesinin altısında, kızlarda ise iki maddede anlamlı düşüş gözlenmiştir (p<0,05). Okul zamanı FA (maddeler 2–4) belirgin olarak azalmış, boş zaman ve ders dışı FA (maddeler 1 ve 5–9) ise büyük ölçüde değişmemiştir (p>0,05). Cinsiyet farklılıkları, erkeklerde kızlara kıyasla daha büyük azalmalar olduğunu göstermiştir. Sonuç: On sekiz aylık dönemde adölesanlarda FA düzeylerinde düşüş gözlenmiş, en belirgin azalmalar okul zamanı FA’da ve erkeklerde görülmüştür. Bu bulgular, Türkiye’de ergen FA’sının uzunlamasına izlenmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de ergenlerde FA’nın takip edilmesine yönelik çalışmalar halen sınırlıdır.Article Biocompatibility Assessment of Chlorhexidine Gluconate Versus a Natural Mouthwash Containing Olea Europaea and Opuntia Ficus-Indica in Zebrafish Embryos(2025) Ünal, İsmail; Emekli-Alturfan, Ebru; Cansız, Derya; Yalcinkaya, Sebnem Ercalik; Beler, Merih; Eğilmezer, Gizem; Karagöz, AtakanVarious chemical solutions are available for oral hygiene and care, but these chemical solutions also cause various side effects in living systems. Therefore, the trend towards the production of highly biocompatible, natural-based oral care products has increased. This study aimed to compare the biocompatibility profiles of a conventional chlorhexidine gluconate-based mouthwash and a natural formulation containing Olea europaea leaf and Opuntia ficus-indica extracts using the zebrafish embryo model. Zebrafish embryos were exposed to two concentrations (100 ppm and 1000 ppm) of each mouthwash for 72 hours post-fertilization. Developmental properties such as mortality, hatching rate, pericardial edema, and body length were evaluated. Biochemical analyses included oxidative stress parameters and acetylcholinesterase (AChE) activity. Chlorhexidine exposure resulted in increased embryonic mortality, pericardial edema, and reduced body length. Biochemically, chlorhexidine increased lipid peroxidation and glutathione S-transferase (GST) activity while decreasing superoxide dismutase (SOD) and AChE activities. In contrast, embryos exposed to the natural formulation showed no significant developmental abnormalities and exhibited increased SOD and AChE activities without changes in lipid peroxidation. These findings provide evidence regarding the differential biocompatibility of synthetic and plant-based mouthwashes in early developmental models.Article İnternet Bilgi Kaynaklarının Annelik Özgüveni ve Emzirme Öz-Yeterliği Üzerine Etkisi(2025) Satılmış, İlkay Güngör; Altıntaş, EslemAmaç: Emzirme, doğal ve faydalı bir uygulama olmasına rağmen birçok kadın çeşitli zorluklar yaşamaktadır. Bu zorluklar, annenin kendine güveni gibi faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, ebeveynlikle ilgili internet bilgi kaynaklarının kullanımı ile annenin kendine güveni ve emzirme öz yeterliliği arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve analitik çalışmanın evrenini Eylül 2022 ile Şubat 2023 tarihleri arasında emziren tüm kadınlar oluşturmuştur. Amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 318 kadın seçilmiştir. Veriler araştırmacılar tarafından Eylül 2022 ve Şubat 2023 tarihleri arasında çevrimiçi bir anket ile toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin yaş ortalaması 30.94±4.51'dir. Karitane Ebeveynlik Güven Ölçeği (KEKGÖ) toplam puan ortalaması 35.38±4.06 olarak bulunmuştur (min=21.00, max=42.00). Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği toplam puan ortalaması ise 58.14±9.46’dır (min=19.00, max=70.00). KEKGÖ ile emzirme öz yeterliliği arasında anlamlı pozitif korelasyon bulundu (r=0.467, p<0.01). Sonuç: Ebeveynlikle ilgili internet bilgi kaynaklarının kullanımının annelerin bebek bakımı konusunda kendilerine olan güvenlerini artırdığı, ancak emzirme öz yeterlilik algısı yüksek olan annelerin emzirme konusunda internet kaynaklarına nadiren başvurdukları belirlenmiştir.Article Skolyoz Tedavisinde Schroth Terapi ve Kinezyoteyp Uygulamalarının Etkinliği(2024) Şevgin, Ömer; Akkurt, Mustafa Ferit; Yelbay, İremAmaç: Bu çalışmanın amacı, skolyoz rehabilitasyonunda kullanılan 3 boyutlu egzersiz programı ve kinezyobantlama uygulamasının bireylerdeki kozmetik deformite algısı, gövde rotasyonu ve yaşam kalitesi üzerine olan etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmaya adölesan idiopatik skolyoz teşhisi almış 40 (26 kız, 14 erkek) birey çalışmaya dâhil edildi. Bireylerin çalışma öncesinde demografik bilgileri kaydedildi. Katılımcılar 6 hafta, haftada 2 gün, 50 dakikalık bir egzersiz programına tabii tutuldular. Haftada bir kez ise egzersiz seansı sonunda kinzeyobantlama uygulaması yapıldı. Çalışma öncesi ve sonrası Adam’s öne eğilme testi ve skolyometre ile gövde rotasyonu, Walter Reed Görsel Değerlendirme Skalası (WRGDS) ile kozmetik deformite algısı ve Scoliosis Research Society- 22 (SRS-22) ile yaşam kalitesi değerlendirildi. Bulgular: Çalışma öncesi ve sonrası veriler karşılaştırıldığında WRGDS sonuçlarında anlamlı fark gözlemlendi (p<0,05). Adam’s öne eğilme testi ve skolyometre ile ölçüm yapılan gövde rotasyonu karşılaştırmasında anlamlı bir fark gözlemlenmedi. (p>0,05) Yaşam kalitesi ölçeği olan SRS-22 rehabilitasyon sonrası sonuç veriler karşılaştırıldığında ise anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Çalışma sonucunda yapılan uygulamaların bireylerdeki kozmetik deformite algısı, gövde rotasyonu ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna ulaşıldı. Aynı zamanda, çalışmanın bu alanda yapılacak olan tedavi programlarına yön verecektir.Article Yaşlı Bireylerde Kırılganlık, Başarılı Yaşlanma ve Fiziksel Aktivite Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2024) Akkurt, Burcu; Tosun, Anil; Yılmaz, NergisAmaç: Bu çalışmada amaç yaşlı bireylerde kırılganlık, başarılı yaşlanma ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Veriler, 65 yaş ve üzeri 99 gönüllü katılımcıdan toplandı. Anket, Google Forms bağlantısı aracılığıyla online olarak iletildi. Çalışmada, katılımcıların kırılganlık seviyelerini değerlendirmek için Tilburg Kırılganlık Ölçeği (TKÖ), başarılı yaşlanma durumlarını belirlemek için Başarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ) ve fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği Kısa Formu (IPAQ-SF) kullanıldı. Bulgular: Çalışmanın sonuçları, TKÖ toplam puanı ile BYÖ toplam puanı arasında anlamlı, orta düzeyde negatif bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, BYÖ toplam puanı ile IPAQ-SF toplam puanı arasında anlamlı, zayıf düzeyde pozitif bir korelasyon bulunmuştur (s=0,982; p<0,001). TKÖ'nün fiziksel bileşen alt parametresi ile IPAQ-SF toplam puanı arasında zayıf düzeyde negatif bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, TKÖ toplam puanı ile BYÖ'nün sağlıklı yaşam biçimi alt parametresi arasında anlamlı, yüksek düzeyde negatif bir korelasyon bulunmuştur (s=-,0634; p<0,001). Sonuç: Daha aktif yaşlı bireylerin, hem sağlıklı yaşam tarzına sahip olduğu hem de daha düşük kırılganlık seviyeleri sergilediği belirlenmiştir. Kadınların, erkeklere göre istatistiksel olarak daha kırılgan ve daha inaktif olduğu tespit edilmiştir. Yaş ilerledikçe kırılganlık düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.Article Genç Elit Yelkencilerde Gövde Kas Enduransı, Kuvvet, Güç, Denge ve Esnekliğin Karşılaştırılması(2024) Aklar, Ayça; Öztürk, Başar; Öztürk, Beyza BaşerAmaç: Çalışma, genç elit yelkencilerde core dayanıklılık seviyeleri, denge performansı, kas kuvveti ve esneklik arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Sporcular Galatasaray yelken kulübünden rastgele seçilmiş ve windsurfing (n=14), optimist (n=13) ve lazer (n=13) yelken sınıfları olmak üzere göre üç gruba ayrılmıştır. Yelkencilerin demografik özellikleri, vücut kitle indeksleri ve dominant tarafları kaydedilmiştir. Üst ekstremite kuvveti, el dinamometresi kullanılarak değerlendirildi, alt ekstremite gücü ise dikey sıçrama, uzun atlama ve tek ayakla sıçrama testleriyle değerlendirildi. Core dayanıklılık değerlendirmesi için mekik, plank ve rotary stabilite testleri uygulanmıştır. Denge ve esneklik değerlendirmesi için Y denge, düz bacak kaldırma, omuz esneklik, otur- uzan, omuz elevasyon ve tüm vücut rotasyon testleri uygulanmıştır. Üç gruptan elde edilen veriler Kruskal-Wallis H testi kullanılarak analiz edildi ve gruplar arası karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ile yapıldı. Bulgular: Yelken sınıfları gruplar arası karşılaştırıldığında hem sağ hem de sol elin ortalama değerleri açısından el kavrama testi sonuçlarında anlamlı bir fark vardır ve en yüksek ortalama değer laser grubundadır (p<0,001). Durarak uzun atlama testi sonuçlarında gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür ve en yüksek ortalama değer laser grubundadır (p<0,001). Tek bacak zıplama testi sonuçlarına göre anlamlı fark vardır ve en yüksek ortalama değer rüzgar sörfü grubundadır (p<0,05). Y dengesi testi sonuçlarına göre hem sağ hem de sol tarafta gruplar arasında anlamlı bir fark vardır ve en yüksek ortalama değer optimist grubundadır (p<0,05). Sonuç: Bu sonuçlar özellikle kuvvet ve denge parametrelerinde, her yelken sınıfının farklı fiziksel özelliklere sahip olduğunu ve spesifik performans parametrelerine ihtiyacı olduğunu göstermektedir.Article Kronik Böbrek Hastalıklarında Prebiyotik Kullanımının Hastalık Progresyonu Üzerine Etkileri(2024) Yalçın, Bahar; Özkaya, Şebnem ÖzgenKronik böbrek hastalığı (KBH), böbrek fonksiyonunun ilerleyici ve geri dönüşsüz kaybıyla karakterize bir klinik sendromdur. KBH ile bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler arasında karşılıklı ve karmaşık bir ilişki bulunmakla birlikte her ikisi de birbirini etkileyebilmektedir. KBH’de intestinal geçişin yavaşlaması, belirli ilaçların tekrarlayan kullanımı, diyet kısıtlamaları, amonyak ve ürenin bağırsağa sekresyonu gibi çeşitli faktörler disbiyozise neden olmaktadır. Bağırsak bariyer geçirgenliğinin artması, üremik toksin öncülerinin dolaşıma girmesini kolaylaştırabilir. Artan üremik toksin seviyeleri, hafif-orta dereceli KBH ve kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda tüm nedenlere bağlı ölüm ve kardiyovasküler hastalık (KVH) riskini artırabilir. Prebiyotikler, yararlı bakterilerin büyümesini ve aktivitesini artıran sindirilmeyen besin bileşenleridir. Yapılan birçok çalışma, prebiyotiklerin bağırsak bakteri kompozisyonunu modüle edebileceğini ve aynı zamanda inflamasyonu, oksidatif stresi ve apoptozu azaltarak böbrek hasarı ve işlev bozukluğuna karşı koruyucu etkiler gösterebileceğini öne sürmektedir. Bu nedenle prebiyotikler, KBH olan bireyler için düşük maliyetli, sağlık açısından faydalı ve invazif olmayan bir tedavi seçeneği olarak gündeme gelmiştir. Bu derlemede, KBH'de prebiyotik kullanımının hastalığın ilerlemesi üzerindeki etkileri özetlenmiştir.Article Tasarım Stüdyosu Erken Aşamalarında Üretken Yapay Zeka ile İşbirliği: Bir Model Önerisi(2025) Guray, Tayıbe Seyman; Uyan, BetülBu çalışma, tasarım stüdyosu eğitiminde öğrencilerin fikir üretimi, senaryo oluşturma ve kavramsal geliştirme gibi becerilerle başa çıktığı erken aşamalarda Üretken Yapay Zekâ (GAI) entegrasyonunu araştırmaktadır. GAI destekli insan-merkezli bir iş birliği modeli, metinden-metine (ChatGPT) ve metinden-görüntüye (Bing Image Creator) platformlarıyla geliştirilmiş ve ikinci sınıf iç mimarlık stüdyosunda 15 öğrenciyle uygulanmıştır. Model, öğrencilerin kullanıcı senaryolarını ifade etmelerini, mekânsal atmosferleri görselleştirmelerini ve ilk tasarım kavramlarını analog kolajlar aracılığıyla şekillendirmelerini desteklemeyi amaçlamıştır. GAI deneyimi olan iç mimar jüri üyeleri, öğrencilerin çıktıları üzerinde önceden tanımlanmış değerlendirme ölçütlerine göre uzman değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Nicel analizler, GAI destekli süreçlerin öğrencilerin kavramsal netliğini, temsil becerilerini ve stüdyo verimliliğini artırdığını göstermiştir. Öğrenci çalışmalarına ait görsel belgeler de bu bulguları desteklemiştir. Bu araştırma, AI destekli stüdyo eğitimine dair tekrar edilebilir ve insan merkezli bir entegrasyon modeli önererek, yapay zekâ temelli tasarım pedagojisi literatürüne anlamlı bir katkı sunmaktadır.Article Kırsal Toplu Konutların Yapı Performans Kriterleri Üzerinden Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi: Günyurdu Köyü Örneği(2025) Ergül, Didem Baran; Guray, Tayıbe SeymanKırsal alanlardaki yeni konut projeleri yalnızca barınma ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapıları üzerinde de önemli etkiye sahiptir. Bu çabaların yerel sosyal normlarla ve doğal çevreyle uyumlu olmaması hem bireysel refahı hem de uzun vadeli sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Bu çalışma, kullanıcı memnuniyeti perspektifinden kırsal toplu konut projelerinin sürdürülebilirlik performansını değerlendirmeyi amaçlayarak yapı performans kriterlerine uyum düzeylerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında, Günyurdu Köyü'nde yer alan bir toplu konut projesi vaka çalışması olarak seçilmiştir. Kullanım sonrası değerlendirme (POE) yöntemi bazlı anket çalışması, sakinlerin konutlarla ilgili memnuniyet düzeylerini ortaya koyarken, aynı zamanda geliştirilmesi gereken alanlar hakkında veriler sunmaktadır. Bulgular, yeni toplu konutlarla ilgili memnuniyetin ortalamanın altında olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, kırsal alanlarda sürdürülebilir toplu konut politikalarının gelecek geliştirilme süreçlerine katkı sağlamayı hedeflemektedir.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Suriye Uyruklu Göçmenlerde İçselleştirilmiş Damgalanma ve Tedaviye Uyum Arasındaki İlişki(2025) Dikec, Gul; Tekin, Emine; Barkalinezhad, HaniehAmaç: Türkiye’deki Suriye uyruklu göçmenler, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi yüksek oranda ruhsal bozukluklarla karşı karşıya olup, bu durum içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum engelleriyle daha da karmaşık hale gelmektedir. İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasındaki ilişkinin anlaşılması, bu nüfus için etkili ruhsal sağlık müdahalelerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Türkiye’deki psikotrop ilaç kullanan Suriye uyruklu göçmenlerin içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum düzeylerini değerlendirmeyi ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı bir çalışma, Ocak-Mayıs 2024 tarihleri arasında İstanbul’da, ruhsal bozukluk tanısı almış ve psikotrop ilaç kullanan 110 Suriye uyruklu göçmenle gerçekleştirilmiştir. Veriler, gelişigüzel örnekleme yöntemiyle Bilgi Formu, Ruhsal Hastalıkların İçselleştirilmiş Damgalanması Ölçeği (RHİDÖ) Arapça Formu ve İlaç Uyumu Bildirim Ölçeği (İUBÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: İçselleştirilmiş damgalanma (RHİDÖ) ile tedaviye uyum (İUBÖ) arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (r = -0.16, p = 0.96). Ancak, cinsiyet ve çocuk sahibi olma durumu, içselleştirilmiş damgalanmanın anlamlı belirleyicileri olarak saptanmıştır (R² = 0.21, p < 0.001); kadınlar ve çocuk sahibi olan katılımcılar daha yüksek damgalanma düzeyleri bildirmiştir. Tedaviye uyum orta düzeyde olup, sosyodemografik veya ruhsal sağlıkla ilgili özelliklerle anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmamakla birlikte, cinsiyet ve ebeveynlik durumu damgalanmanın temel belirleyicileri olarak öne çıkmıştır. Ruh sağlığı uzmanları, tedaviye uyumu etkileyen faktörleri belirlemeye odaklanmalı ve özellikle kadın göçmenler ile çocuk sahibi olanlar için içselleştirilmiş damgalanmayı azaltmaya yönelik hedefe yönelik müdahaleler uygulamalıdır.Article İş Güvenliği Uzmanlarında Mesleki Karar Pişmanlığının Psikososyal Dinamikleri: Finansal Stres ve İş Yükü(2025) Özkılıçcı, Gökçeİş güvenliği uzmanları, güvenli iş yerleri sağlamada çok önemli bir role sahiptir, ancak refahlarını ve performanslarını etkileyen önemli psikososyal risklerle karşı karşıyadırlar. Bu çalışma, Türkiye'deki iş güvenliği uzmanları arasında iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkileri incelemektedir. Çalışmaya 224 iş güvenliği uzmanı katılmış ve iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasında önemli pozitif korelasyonlar bulunmuştur. Özellikle, finansal stres, algılanan iş yükü ile kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmektedir. Bir başka deyişle ağır iş yükü, artan finansal stres yoluyla hem doğrudan hem de dolaylı olarak mesleki karar pişmanlığını artırmaktadır. Düşük ücretler veya iş güvencesizliğinden kaynaklanan finansal stres ve yüksek iş yükü, bilişsel performansın düşmesine, hatalara ve daha riskli kararlara yol açabilmektedir. Bu faktörler, uzmanların olumsuz deneyimler nedeniyle kariyer seçimlerini sorgulamalarına neden olan kariyer kararı pişmanlığına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Bu bulgular, deneyimli iş güvenliği uzmanlarının bile kariyer seçimlerinden pişmanlık duyabileceğini ve genellikle finansal baskılar nedeniyle bunalmış hissedebileceğini vurgulamaktadır. Kuruluşların etkili liderlik, sürekli eğitim ve destekleyici çalışma ortamları oluşturarak bu psikososyal riskleri ele alması çok önemlidir. Finansal ve iş yüküyle ilgili stresi azaltmak, mesleki pişmanlığı önemli ölçüde azaltabilir ve sonuçta daha iyi iş güvenliği uygulamalarına yol açabilir.Article Finansal Stres Ölçeği: Türkçeye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2025) Özkılıçcı, Gökçe; Kılıç, Yeşimİnsan yaşamında strese neden olan pek çok etken vardır. Bunlardan biri de maddi ve parasal açıdan yetersiz olma ya da yeterli olup durumu yönetememenin yol açtığı finansal strestir. Son dönemde enflasyonun ve finansal araçların artmasının etkisiyle kaynak yönetiminde zorlanan bireylerin finansal stresinin analiz edilmesi oldukça büyük önem kazanmaya başlamıştır. Bu sebeple, finansal stresin ölçülmesi ve finansal stres ile baş etme yöntemlerinin geliştirilmesi için çok boyutlu bir ölçme aracına ihtiyaç duyulmaktadır. Heo, Cho ve Lee (2020) tarafından, finansal stresi kavramsal sorunları ile ele alarak ölçmeyi amaçlayan bir ölçek geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı da Türkçe alan yazında bu tür bir ölçeğin yer almaması nedeniyle söz konusu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerini gerçekleştirmektir. Katılımcılar, farklı sektörlerde yer alan 194’ü (%61.2) kadın, 123’ü (%38.8) erkek olmak üzere 317 beyaz yakalı çalışandan oluşmaktadır. Yapı geçerliği için öncelikle AFA yapılmıştır. Ölçek 24 madde ve 3 boyut şeklinde faktörleşmiştir ve ortaya çıkan yapı, birinci ve ikinci düzey DFA ile doğrulanmıştır. Ölçeğin tamamı için Cronbach alfa iç tutarlılık kat sayısı .95 olarak hesaplanmıştır. Alt ve üst %27’lik grupların ölçekten aldıkları puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Ölçeğin ölçüt bağıntılı geçerliğini test etmek amacıyla Genel İyi Oluş Ölçeği Kısa Formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği uygulanmıştır. Söz konusu değişkenlerin bir arada incelenmesi ile gerçekleştirilen analizlerde finansal stres ölçeğinin psikometrik özellikleri görgül olarak ortaya konmuş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin finansal stres konusunu çalışacak araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Article Bedenselin Yankıları: The Return of the Native Romanında Beden ve Doğanın Bağıntılı Ontolojisi(2025) Çün, BaşakBu makale, Thomas Hardy’nin (1840-1928) The Return of the Native romanında duygulanım ve bedensellik arasındaki etkileşimi, Maurice Merleau-Ponty’nin beden fenomenolojisini de kapsayarak incelemektedir. Dilsel yapıları aşan, bedenler ve çevreler arasındaki dinamik ilişki olarak tanımlanan duygulanım, bedensel algı ve dış çevre arasındaki sınırları yeniden belirler. Viktorya dönemi beden-zihin ikiliği, Hardy’nin karakterlerinin ve doğasının, duyumsal deneyimlerin özne ve nesne arasındaki ayrımları erittiği geçirgen bir düzleme yerleştirilmesiyle yeniden değerlendirilmektedir. Makale, yüzü birincil duyumsal geçit olarak tartışmakta, bunun yanı sıra Hardy’nin Eustacia Vye ve Clym Yeobright gibi karakterleri tasvir etme biçiminin, bedensel olan ve doğa bileşenleri arasındaki girift ara bağlantıyı dışa vurduğunu anlatmaktadır. Görme ve duyma gibi duyum şekilleri, romanda algının akışkanlığını vurgularken, romandaki fundalık, yaşayan, insan varlığıyla dolaşık, duygulanımsal bir varlık olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla makale, algıyı bedenleşmiş bir süreç olarak çerçeveleyerek, Hardy’nin anlatısını, Kartezyen ikiciliğe meydan okuyan duygulanımsal takaslar sahası olarak çalışmaktadır. Maddesellik ve bedensel olanı, bağıntısal bir ontoloji içerisinde betimlemektedir.Article Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri: Kurt Lewin’in Değişim Kuramı Bağlamında Varsayımsal Vaka Temelli Uygulama Rehberi(2025) Mamacı, MerveDünyada giderek daha fazla kurum evcil hayvan dostu uygulamaları benimserken, Türkiye’de bu alana yönelik ampirik araştırmaların ve uygulamaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, iş yerlerinde evcil hayvanların varlığının çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkıları Kurt Lewin’in üç aşamalı değişim modeli çerçevesinde ele alarak konuya Türkiye bağlamında dikkat çekmek ve kav-ramsal bir çerçeve üzerinden uygulama örneği sunmaktır. Söz konusu çalışma kap-samında kavramsal çerçeve sunularak evcil hayvan dostu iş yerleri kavramı incelenmekte, konuya ilişkin uygulamaların bireysel ve örgütsel çıktıları tartışılmaktadır. Bununla birlikte, uygulamanın önündeki engellere de değinilmektedir. Ayrıca Türkiye’de son beş yılda yapılan çalışmalar incelenerek mevcut durum ortaya konmakta ve alanyazındaki boşluklar vurgulanmaktadır. Bu yönüyle çalışma, kuramsal tartışmaları temel alarak hipotetik bir vaka üzerinden uygulama boyutuna ışık tutan bir örnek sunmaktadır. Çalışmanın özgün yönü, evcil hayvan dostu işyeri uygulamalarını hem çalışanlar hem de örgütler bağlamında ele alarak evcil hayvan dostu iş yerlerinin çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkılara işaret etmesi ve Türkiye’deki iş yerleri açısından tartışmaya değer bir zemin oluşturmasıdır. Son olarak, gelecekte gerçekleştirilecek ampirik araştırmaların hangi konuları kapsayabileceği üzerinde durulmakta, bu alandaki boşluğun ise yeni çalışmalar için önemli fırsatlar sunduğu belirtilmektedir.Article Determination of Age- and Gender-Specific Reference Values for Different Functional Tests with or without Cognitive Dual-Task in Young Adults: An Observational Study(Turkey Assoc Physiotherapists, 2025) Analay Akbaba, Yildiz; Emirza Cilbir, Cigdem; Poyraz Isleyen, Tugce; Evrendilek, Halenur; Gungor Eroglu, Nazli; Asena Yekdaneh, Aye; Gungor, FerayPurpose: To determine the age-and gender-specific reference values for the five functional tests performed with or without cognitive dual-task in young adults. Methods: In this cross-sectional observational study, a total of 107 participants were divided into four subgroups based on gender and age: females 18-25 years (G1), and 26-35 years (G2), and males 18-25 years (G3), and 26-35 years (G4). Participants completed the timed up and go test (TUG), 4 meter gait speed test, 10 meter walk test (10MWT), timed 25-foot walk test, and 1 minute sit-to-stand test (1MSTS) with and without dual-tasks. The mean value of each test was recorded. Results: Significant differences were observed in some functional tests. TUG was longer in G1 compared to G2 (p=0.019), 10MWT dual-task performance differed between G1 and G3 (p=0.041), and 1MSTS and 1MSTSdual scores were higher in G3 compared to G4 (p=0.044 and p=0.035, respectively). All dual-task conditions led to decreased performance compared to single-task conditions (p<0.001) Conclusion: The dual-task added to the performance tests changes the time, speed, and number of repetitions in healthy individuals, and these effects may vary according to age and gender. These reference values can guide clinical assessments of dual-task performance in this population.Article The Relation Between Personality Traits and Chemotherapy Symptoms of Cancer Patients(Marmara Univ, Inst Health Sciences, 2025) Özkan, İlknur; Taylan, Seçil; Eroglu, Nermın; Kolac, NurcanObjective:This study is important as it is one of the first studies to evaluate the relationship between personality traits and symptoms. Methods:This study was planned as descriptive and cross-sectional. The study was conducted with 468 patients who were voluntary to participate in the study and applied to the chemotherapy unit in a private oncology hospital in Istanbul between January-June 2019. Data were obtained using the Patient Information Form, Chemotherapy Symptom Assessment Scale (C-SAS), and Big Five Inventory. Results:The data were evaluated on computer environment. The mean age of the patients was 59.46±11.78 years, 59.8% are female, 35.7% were secondary school graduate, and 36.5% were housewives.When the mean scores of the big five inventory were examined, it was found that the mean scores were 29.72±3.38 in Extraversion subscale, 28.31±5.62 in Agreeableness subscale, 27.14±4.44 in Conscientiousness subscale, 25.26±3.31 in Neuroticism subscale, and 28.31±5.62 in Openness subscale. One-unit increase in neuroticism was determined to increase post-treatment nausea by 1.14 times, diarrhea by 1.28 times, change in sexual life by 1.14 times, feeling pessimistic and sad by 1.071 times, and feeling anxious and distressed by 1.08 times. Conclusion:It was observed that the personality traits of cancer patients were correlated with the symptoms they experienced related to chemotherapy and the symptoms decreased with the increase of openness, extraversion, agreeableness and conscientiousness characteristics and the symptoms increased with the increase of neuroticism characteristic.These results indicated that healthcare professionals should consider personnel characteristics of cancer patients while evaluating the symptoms they experienced and providing care.Article Advancements in Human Pose Estimation: A Review of Key Studies and Findings Till 2025(2025) Turna, Özgür Can; Özbalkan, UğurThis paper presents an in-depth literature review that comprehensively covers the major developments, methods, architectures and datasets used in the field of human pose prediction up to 2025. The review covers a broad spectrum, starting with traditional methods, deep learning-based techniques, convolutional neural networks, graph-based approaches and more recently prominent transformer-based models. In addition to two-dimensional (2D) and three-dimensional (3D) human pose estimation methods, the paper analyses in detail the diversity of data sets, applications of Microsoft Kinect technology, real-time pose estimation systems and related architectural designs. Overall, the review of more than 120 papers shows that existing systems have made significant progress in terms of accuracy, computational efficiency and practical applications, but that there are still some challenges to overcome in complex scenarios such as multiple person detection, occlusion problems and outdoor environments. This in-depth analysis highlights current trends in the field, future research directions and potential applications.

