TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Language "en"
Now showing 1 - 20 of 157
- Results Per Page
- Sort Options
Article 2000’lı Yıllarda Türkiye Ekonomisi: İmalat Sanayinde Verimlilik Değişimleri(2021) Özşahin, Gülşah; Das, Zuhal OzbayBu çalışmanın amacı, 2000’li yıllarda Türkiye'nin imalat ve hizmet sektörlerinin verimlilik performanslarını tartışmaktır. 2000'li yıllarda Türkiye imalatının yapısal değişiminin yönü konusunda fikir edinmek için bir ayrıştırma analizi uygulanmıştır. Sonuçlar, 2003–2007 döneminde tüm imalat kategorilerinde, emek verimliliğinin düştüğünü, buna karşın 2010–2015 döneminde tüm imalat kategorilerinde emek verimliliğinin arttığını göstermektedir. 2016-2018 döneminde tüm gruplarda emek verimliliği daha da artmıştır, ancak, orta-düşük-teknoloji kategorisinde artış hızı daha yavaş, yüksek-teknoloji endüstrileri durağan bir görünüm sergilemiştir. Hizmet sektöründe emek verimliliği, dönemler itibarıyla imalatta görülenden biraz farklı bir yapı sergilemektedir. Özellikle yüksek teknolojili hizmet grubunda neredeyse tüm dönemlerde nispeten düşük verimli sektörlere doğru bir statik kayma gözlenmiştir. Daha az bilgi yoğun hizmetlerde, emek verimliliği ilk dönemde azalmış, ancak 2010-2015 döneminde belirgin biçimde artmıştır. Sonuçlar, özellikle 2010 sonrası dönemde sanayi politikalarının rolünü tartışmanın anlamlı olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, 2016 sonrasında siyasi ve ekonomik ortamdaki değişiklikler imalat sektöründeki verimlilik değişimlerinin anlaşılmasında ipuçları vermektedir.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1A Comparative Study of Biochemical, Antimicrobial Effects and Phytochemical Composition Analysis of Glycyrrhiza Glabra L. Varieties Root Extracts(Marmara University, 2025) Sen, Ali; Servı, Hüseyın; Barak, Timur Hakan; Tekin, Fethullah; Şener, Azize; Marzi, Mahdi; Gülmez, GizemPlants are the significant global interest as alternative treatment sources with their biologically activecompounds. This study compares the chemical composition and the antioxidant, antidiabetic, and antimicrobialproperties of ethanol extracts of G. glabra L. two different varieties from different regions. The phytochemicalcompositions was determined using GC-MS. Additionaly, total phenolic (TPC), flavonoid (TFC) and triterpene (TTC)contents were determined. Glycyrrhizic acid contents were analysed by HPLC. G. glabra var. glandulifera (GF1) showedthe highest antioxidant activity. All extracts had strong antidiabetic effects, besides GF1 showing the highest effect. TheMIC values was determined against 8 bacterial and 1 yeast strain and values ranged from 2.500 to 0.500; 2.500 to 0.714;2.500 to 0.714 for G. glabra var. glabra (GB), GF1, G. glabra var. glandulifera (GF2) respectively. Phytochemical studies haveshown that TPC was 100.60±5.06, 127.90±0.30, 69.01±0.30 mg GAE /g extract; TFC was 80.07±0.15, 25.35±0.0, 16.58±0.31mg KE/g and TTC was 217.30±6.05,172.40±2.17, 126.30±4.50 mg OE/g extract for GB, GF1, GF2, respectively. GF1 inparticular has the highest glycyrrhizic acid content. This study will contribute to the creation of new treatment strategiesand potential therapeutic agents in addition to the use of G. glabra L. in traditional treatments. Our study is also apreliminary study for future studies.Article Acute Serious Hepatitis of Unknown Cause in Children(Galenos Publishing House, 2022) Kılbaş, E.P.K.; Altındiş, M.On April 5, 2022, an increase in cases of acute hepatitis of unknown etiology was reported in previously healthy children under the age of 10 in the United Kingdom. Since there is no link between these patients, called acute non-HepA-E hepatitis, and viral hepatitis agents (hepatitis A, B, C, D, and E), the possible etiology, and pathogenesis of this emergency is being investigated. One of the alarming features of this epidemic is the high requirement for liver transplantation in a fraction of the cases. In cases other than hepatitis A, B, C, D, and E, a case definition is made by looking at a series of clinical pictures, including serum transaminase levels and age. As of August 26, 2022, 513 cases of acute hepatitis have been reported in Europe and 1,010 globally. Adenovirus was detected in 75% of cases tested in the UK, but data for other countries are still lacking. The role of other etiologic agents is still under investigation. The exact disease pathogenesis has not yet clear. Evidence of human-to-human transmission of the disease remains unclear. Epidemiological studies are critical in clarifying the uncertainties regarding the existence of links between the cases reported to date. Continuing the national and international surveillance activities of the countries in an organized manner is the most basic issue required for the elimination of the epidemic. Copyright © 2022 Tehran University of Medical Sciences.Article Adaptation of Caregivers' Task Scale for Multiple Sclerosis To Turkish Society: Validity and Reliability Study(Dokuz Eylul Univ inst Health Sciences, 2022) Eroglu, Nermin; Tosun, Anil TekeogluObjectives: This study was planned and carried out methodologically to adapt the Caregiving Tasks in Multiple Sclerosis Scale (CTiMSS) to Turkish society. Methods: A methodological research. The study was conducted with caregivers of individuals with multiple sclerosis who presented to the neurology clinic of a university hospital between June 2019 and September 2020. The validity and reliability study of the Caregiving Tasks in Multiple Sclerosis Scale (CTiMSS) was performed with a total of 142 individuals, which is more than 5 times the number of items on the scale (24 items). Results: The validity of the CTiMSS was evaluated with language validity, construct validity (CFA), and content validity. The reliability coefficient of the internal consistency analysis (Cronbach's Alpha) was found to be extremely high (0.97). Item-total correlation of the scale was examined, and accordingly, no items were removed from the scale. The scale was administered to 30 patients at a two-week interval to analyze test-retest reliability and time-dependent invariance. Conclusion: The CTiMSS, which was adapted to Turkish society to evaluate the tasks of individuals providing care for individuals with multiple sclerosis, is a valid and reliable tool. We recommend that it should be administered to different groups and cultures to increase its evidence value. CTiMSS is an appropriate measurement tool to determine the duties of caregivers of individuals with multiple sclerosis.Article Adölesanlarda Fiziksel Aktivite Düzeyleri Üzerine Bir İzlem Kohort Çalışması(2025) Tımurtas, Eren; Akkurt, Burcu; Durusoy, Ebru; Timurtas, Meral; Çolak, Betül Beyza; Akkurt, Mustafa FeritAmaç: Düzenli fiziksel aktivite (FA), sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak, küresel bulgular adölesan dönemde FA’da tutarlı bir azalma olduğunu göstermekte, Türk adölesanların da son on yıllarda giderek artan hareketsizlik düzeyleri yaşadığı bildirilmektedir. Adölesan dönem, FA alışkanlıklarının oluştuğu ve uzun dönem sağlık sonuçlarını etkilediği kritik bir gelişim evresini temsil etmektedir; ancak Türkiye’de bu konuda uzunlamasına kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışma, prospektif kohort tasarımı kullanılarak adölesanlar arasında 18 aylık süreçte FA’daki değişimleri incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu çalışma, prospektif kohort çalışması olarak planlanmıştır. Kasım–Aralık 2022 döneminde temel anketi tamamlayan 296 adölesan (5.–8. sınıf, 11–13 yaş), bunlardan rastgele seçilen bir okuldan 192 öğrenci Mayıs–Haziran 2024’te tekrar takip edilmiştir. Her iki zamanda da antropometrik ölçümler ve Fiziksel Aktivite Anketi–Çocuklar için Versiyonunun (PAQ-C) Türkçe geçerlilik çalışması yapılmış formu kullanılarak FA düzeyleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 157 katılımcı (erkek, n=74; kız, n=83) her iki zamanda da değerlendirmeyi tamamlamıştır. Erkeklerde dokuz PAQ-C maddesinin altısında, kızlarda ise iki maddede anlamlı düşüş gözlenmiştir (p<0,05). Okul zamanı FA (maddeler 2–4) belirgin olarak azalmış, boş zaman ve ders dışı FA (maddeler 1 ve 5–9) ise büyük ölçüde değişmemiştir (p>0,05). Cinsiyet farklılıkları, erkeklerde kızlara kıyasla daha büyük azalmalar olduğunu göstermiştir. Sonuç: On sekiz aylık dönemde adölesanlarda FA düzeylerinde düşüş gözlenmiş, en belirgin azalmalar okul zamanı FA’da ve erkeklerde görülmüştür. Bu bulgular, Türkiye’de ergen FA’sının uzunlamasına izlenmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de ergenlerde FA’nın takip edilmesine yönelik çalışmalar halen sınırlıdır.Article Advancements in Human Pose Estimation: A Review of Key Studies and Findings Till 2025(2025) Turna, Özgür Can; Özbalkan, UğurThis paper presents an in-depth literature review that comprehensively covers the major developments, methods, architectures and datasets used in the field of human pose prediction up to 2025. The review covers a broad spectrum, starting with traditional methods, deep learning-based techniques, convolutional neural networks, graph-based approaches and more recently prominent transformer-based models. In addition to two-dimensional (2D) and three-dimensional (3D) human pose estimation methods, the paper analyses in detail the diversity of data sets, applications of Microsoft Kinect technology, real-time pose estimation systems and related architectural designs. Overall, the review of more than 120 papers shows that existing systems have made significant progress in terms of accuracy, computational efficiency and practical applications, but that there are still some challenges to overcome in complex scenarios such as multiple person detection, occlusion problems and outdoor environments. This in-depth analysis highlights current trends in the field, future research directions and potential applications.Article Allegory of Risk Society in John Cheever’s “The Swimmer”(2025) Uyurkulak, SerhatBu makale, Ulrich Beck’in “risk toplumu” kavramının, özellikle belirsizlik, felaket ve risk gibi temaları ele alan edebi metinleri yorumlamak için yeni bir çerçeve sunduğunu öne sürmektedir. Beck’in teorisi, geleneksel toplumlardan modern ve sanayi sonrası toplumlara geçişi, risk, tehlike ve felaket algıları temelinde ele alır. Bu çalışma, endüstriyel toplumdan geç modern topluma geçişin izlerini kaydeden bir eser olarak John Cheever’ın 1964 tarihli çığır açıcı kısa öyküsü “The Swimmer”ı incelemektedir. Beck’in çalışmaları sosyolojide önemli etkiler bırakmış ancak sınırlı sayıdaki iklim değişikliği, çevresel yıkım ve nükleer felaket anlatısı dışında edebiyat incelemelerinde yeterince kullanılmamıştır. Cheever’ın anlatısı, bu makalede, ana karakteri Neddy Merrill’in gerçeküstü ve okurda yön kaybı deneyimi oluşturan yolculuğu üzerinden 1960’larda Amerika Birleşik Devletleri’nde risk toplumunun yükselişini gösteren bir alegori olarak değerlendirilmektedir. “The Swimmer” Amerikan rüyasının ve müreffeh banliyö yaşamının varoluşsal çöküntüsünün bir eleştirisi olarak analiz edilmekte, ana karakterin banliyö havuzlarında yaptığı sıra dışı yolculuk ise endüstriyel modernitenin nispeten öngörülebilir, düzenli dünyasından sanayi sonrası toplumun karmaşık ve istikrarsız koşullarına geçişin bir simgesi olarak okunmaktadır. Bu makale, bahsi geçen kısa öyküsünde Cheever’ın bir dönemin güvensizliğe, yabancılaşmaya ve riske dair artan toplumsal bilincini başarıyla yansıttığını iddia etmektedir. Bu yönüyle mevcut çalışma, Cheever’ın öyküsü üzerine yapılan sınırlı akademik tartışmalara bir katkıda bulunmakta, edebiyat ile sosyolojik teori arasındaki kesişime dair yeni bir bakış açısı sunmaktadır.Article Citation - WoS: 11Citation - Scopus: 9Antibiotic Use and Influencing Factors Among Hospitalized Patients With Covid-19: a Multicenter Point-Prevalence Study From Turkey(Galenos Publ House, 2022) Sencan, Irfan; Cag, Yasemin; Karabay, Oguz; Kurtaran, Behice; Guclu, Ertugrul; Ogutlu, Aziz; Agalar, CananBackground: Broad-spectrum empirical antimicrobials arc frequently prescribed for patients with coronavirus disease 2019 (COVID-19) despite the lack of evidence for bacterial coinfection. Aims: We aimed to cross-sectionally determine the frequency of antibiotics use, type of antibiotics prescribed, and the factors influencing antibiotics use in hospitalized patients with COVID-19 confirmed by polymerase chain reaction. Study Design: The study was a national, multicenter, retrospective. and single-day point prevalence study. Methods: This was a national, multicenter, retrospective, and single-day point-prevalence study, conducted in the 24-h period between 00:00 and 24:00 on November 18, 2020, during the start of the second COVID-19 peak in Turkey. Results: A total of 1500 patients hospitalized with a diagnosis of COVID-19 were included in the study. The mean age +/- standard deviation of the patients was 65.0 +/- 15.5, and 56.2% (n = 843) of these patients were men. Of these hospitalized patients, 11.9% (n = 178) were undergoing invasive mechanical ventilation or ECMO. It was observed that 1118 (74.5%) patients were receiving antibiotics, of which 416 (372%) were prescribed a combination of antibiotics. In total, 71.2% of the patients had neither a clinical diagnosis nor microbiological evidence for prescribing antibiotics. In the multivariate logistic regression analysis, hospitalization in a state hospital (p < 0.001), requiring any supplemental oxygen (p = 0.005). presence of moderate/diffuse lung involvement (p < 0.001), C-reactive protein >10 ULT coefficient (p < 0.001), lymphocyte count < 800 (p = 0.007), and clinical diagnosis and/or confirmation by culture (p <0.001) were found to be independent factors associated with increased antibiotic use. Conclusion: The necessity of empirical antibiotics use in patients with COVID-19 should be reconsidered according to their clinical, imaging, and laboratory findings.Article Antimicrobial Effect of Drinkable Lugol Solution(2024) Tunç, Ayşe Karacalı; Sarıtaş, Büşra Merve; Marzi, Mahdi; Dursun, Feray; Kaya, ŞevinThe death rates due to infection in patients receiving long-term antibiotic treatment and hospitalized patients are quite alarming. Treatment of multidrug-resistant strains of Acinetobacter baumannii, Klebsiella pneumoniae, Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa and Staphylococcus aureus, which cause widespread nosocomial infection, has become a global problem. Alternative treatment methods are needed for these species, which use all their resistance mechanisms day by day. Recently, it has been seen that iodine (lugol) solution has been used in the treatment of many infections. Significant results are observed, especially for nosocomial and wound infections. The literature on the antimicrobial effect of Lugol solution is very limited. In order to scientifically support such treatments, we aimed to investigate the antimicrobial effect of lugol on resistant bacteria in a laboratory environment. In our laboratory, we have previously isolated Acinetobacter baumannii, Shigella sonneii, Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa and Staphylococcus aureus strains with known antibiotic resistance. For these isolates, the agar dilution method prepared with different concentrations of lugol and the Broth Microdilution Method were used. As a result of our study, it was observed that drinkable Lugol solution affects multidrug-resistant microorganisms at very low concentrations. Thus, Lugol's success in infection treatments will be scientifically supported.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3Antioxidants, Enzyme Inhibitory Activities, and Phytochemical Profiles of Seven Medicinal Plants Grown With Organic Farming Techniques(Tubitak Scientific & Technological Research Council Turkey, 2023) Zor, Murat; Ozupek, Burcin; Pekacar, Sultan; Deliorman Orhan, DidemIn this study, the potential antihyperlipidemic, antidiabetic, and antiobesity effects of extracts obtained via infusion techniques from Artemisia absinthium L., Achillea millefolium L., Calendula officinalis L., Fumaria officinalis L., Mentha piperita L., Origanum onites L., and Urtica dioica L. grown with organic farming techniques were investigated using enzyme inhibition methods (alpha-glucosidase, pan-creatic cholesterol esterase, pancreatic lipase, and alpha-amylase). It is important that natural compounds or extracts to be used in the treat-ment of metabolic problems have antioxidant effects. The antioxidant effects of these species were tested in terms of ABTS and DPPH radical scavenging activity, ferric reducing power, and metal chelating capacity. Extracts (2 mg/mL) of M. piperita (91.43 +/- 0.90%) and O. onites (70.18 +/- 2.02%) showed potent inhibitory effects on the alpha-glucosidase enzyme. Among all species, only O. onites extract ex-erted an inhibitory effect on the cholesterol esterase enzyme close to that of reference compound simvastatin. While all extracts were effective in the tested antioxidant activity methods, it was determined that the M. piperita and O. onites extracts displayed particularly significantly strong activities in terms of ferric reducing power, ABTS radical scavenging effect, and metal chelating capacity. The total flavonoid and phenolic contents of all extracts were determined. The compositions of the most active extracts were analyzed for pheno-lic acids and flavonoids using RP-HPLC. The results of RP-HPLC analysis showed that the levels of ellagic acid (0.923 +/- 0.000 g/100 g extract) in the M. piperita extract and rosmarinic acid (0.813 +/- 0.003 g/100 g extract) in the O. onites extract were high. As a result, all species grown with organic farming techniques except U. dioica were found to have high antioxidant effects. In light of these findings, it was concluded that M. piperita and O. onites grown with organic farming techniques showed strong inhibitory effects in terms of the tested activities, especially for alpha-glucosidase and pancreatic cholesterol esterase, and that in vivo studies and activity-guided isolation studies should be conducted on these species in the future.Article Citation - Scopus: 1Aqueous Parsley (Petroselinum crispum) Extract Ameliorated Methotrexate-Induced Brain and Small Intestine Damage in Rats(Ankara Univ, 2025) Saçan, Ozlem; Şener, Göksel; Yanardag, Refıye; Tunali-Akbay, Tugba; Sivas, Guzin Goksun; Karaoğlu, Sümeyye Yılmaz; Dursun, ErcanMethotrexate (MTX) is a widely used antiarthritic and chemotherapeutic agent known to cause damage to various tissues. This study investigated the potential protective effects of parsley extract against MTX-induced brain and intestinal tissue damage. Sprague-Dawley rats were divided into control, control + parsley, MTX, and MTX + parsley. MTX (20 mg/kg, i.p.) was administered to the MTX and MTX + parsley groups. The control + parsley, and MTX + parsley groups were administered 2 g/kg parsley extract by oral gavage for five consecutive days. After the fifth day, brain and small intestinal tissues were taken. Total protein, nitric oxide, lipid peroxidation, glutathione levels, tissue factor, superoxide dismutase, and glutathione S-transferase activities were determined in these tissues. The protein profiles of the tissues were evaluated using SDS polyacrylamide gel electrophoresis. Parsley administration caused a decrease in lipid peroxidation levels in both tissues of the MTX group. On the other hand, glutathione level, glutathione-S-transferase, and superoxide dismutase activities were found to be increased. On the other hand, parsley decreased the nitric oxide level which was increased in the intestinal tissues of the MTX group. There was no significant change in brain nitric oxide level and tissue factor activity between groups. MTX and parsley administration altered protein expression, leading to the appearance or disappearance of specific bands in intestinal and brain tissues. In conclusion, parsley alleviated MTX-induced damage in brain and intestinal tissues by reducing lipid peroxidation and modulating antioxidant defenses.Article Bedenselin Yankıları: The Return of the Native Romanında Beden ve Doğanın Bağıntılı Ontolojisi(2025) Çün, BaşakBu makale, Thomas Hardy’nin (1840-1928) The Return of the Native romanında duygulanım ve bedensellik arasındaki etkileşimi, Maurice Merleau-Ponty’nin beden fenomenolojisini de kapsayarak incelemektedir. Dilsel yapıları aşan, bedenler ve çevreler arasındaki dinamik ilişki olarak tanımlanan duygulanım, bedensel algı ve dış çevre arasındaki sınırları yeniden belirler. Viktorya dönemi beden-zihin ikiliği, Hardy’nin karakterlerinin ve doğasının, duyumsal deneyimlerin özne ve nesne arasındaki ayrımları erittiği geçirgen bir düzleme yerleştirilmesiyle yeniden değerlendirilmektedir. Makale, yüzü birincil duyumsal geçit olarak tartışmakta, bunun yanı sıra Hardy’nin Eustacia Vye ve Clym Yeobright gibi karakterleri tasvir etme biçiminin, bedensel olan ve doğa bileşenleri arasındaki girift ara bağlantıyı dışa vurduğunu anlatmaktadır. Görme ve duyma gibi duyum şekilleri, romanda algının akışkanlığını vurgularken, romandaki fundalık, yaşayan, insan varlığıyla dolaşık, duygulanımsal bir varlık olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla makale, algıyı bedenleşmiş bir süreç olarak çerçeveleyerek, Hardy’nin anlatısını, Kartezyen ikiciliğe meydan okuyan duygulanımsal takaslar sahası olarak çalışmaktadır. Maddesellik ve bedensel olanı, bağıntısal bir ontoloji içerisinde betimlemektedir.Article Being Pregnant in the Covid-19 Pandemic: Has the Pandemıc Increased Physical and Mental Symptoms(2024) Ozturk, Senay; Sağlam, RabiaAim: This descriptive-cross-sectional study aims to determine whether the Covid-19 pandemic affected pregnant women's physical and mental symptoms. Methods: The study was conducted between December 2020 and December 2021 with 352 pregnant women. The data of the study were collected using the Personal Information Form, Pregnancy Symptom Inventory-PSI, Brief Symptom Inventory-BSI, and Visual Analog Scale-VAS. Results: The participants’ PSI and BSI mean scores were 28.69± 14.46, 0.68 ± 0.47 respectively. It was found that the highest scores were obtained from the anxiety (0.72 ± 0.63) and depression (0.95 ± 0.71) sub-dimensions of the BSI. It was found that women who received support from their husbands and had good relationships with their husbands had statistically significantly lower mental and physical symptoms (p˂0.05). Conclusions: Although it was found that pregnant women experienced mild mental and physical symptoms during the pandemic, anxiety, and depression symptoms were high among mental symptoms. Especially those who received support from their husbands and had good relationships with their husbands had lower mental and physical symptoms. According to our conclusion that spouse support is especially important, spouse support should be taken into consideration when identifying risky groups and making appropriate interventions.Article Biocompatibility Assessment of Chlorhexidine Gluconate Versus a Natural Mouthwash Containing Olea Europaea and Opuntia Ficus-Indica in Zebrafish Embryos(2025) Ünal, İsmail; Emekli-Alturfan, Ebru; Cansız, Derya; Yalcinkaya, Sebnem Ercalik; Beler, Merih; Eğilmezer, Gizem; Karagöz, AtakanVarious chemical solutions are available for oral hygiene and care, but these chemical solutions also cause various side effects in living systems. Therefore, the trend towards the production of highly biocompatible, natural-based oral care products has increased. This study aimed to compare the biocompatibility profiles of a conventional chlorhexidine gluconate-based mouthwash and a natural formulation containing Olea europaea leaf and Opuntia ficus-indica extracts using the zebrafish embryo model. Zebrafish embryos were exposed to two concentrations (100 ppm and 1000 ppm) of each mouthwash for 72 hours post-fertilization. Developmental properties such as mortality, hatching rate, pericardial edema, and body length were evaluated. Biochemical analyses included oxidative stress parameters and acetylcholinesterase (AChE) activity. Chlorhexidine exposure resulted in increased embryonic mortality, pericardial edema, and reduced body length. Biochemically, chlorhexidine increased lipid peroxidation and glutathione S-transferase (GST) activity while decreasing superoxide dismutase (SOD) and AChE activities. In contrast, embryos exposed to the natural formulation showed no significant developmental abnormalities and exhibited increased SOD and AChE activities without changes in lipid peroxidation. These findings provide evidence regarding the differential biocompatibility of synthetic and plant-based mouthwashes in early developmental models.Article Bir Tiyoeter-triazol Hibriti: Güçlü Metap2 Inhibitörü ve Prostat Kanseri için In Vivo Tümör Baskılayıcı Bileşiğin In Silico Çalışmaları ve In Vitro Mikrozomal Metabolizması(2023) Coşkun, Göknil Pelin; Ulgen, Mert; Birgül, Kaan; Evren, Asaf Evrim; Küçükgüzel, Ş.günizArka plan/amaç: Antikanser bir ilaç adayı bileşik olan ( S)-3-((2,4,6-trimetilfenil)tiyo)-4-(4-florofenil)-5-(1-(6-metoksinaftalen-2-)il) etil)-4H-1,2,4-triazol (SGK636), bileşiğinin in vitro mikrozomal metabolizması çalışılmış ve potansiyel S-oksidasyon ve S-dealkilasyon metabolitlerini belirlemek için NADPH ile güçlendirilmiş domuz mikrozomal preparatları kullanılarak incelenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, sülfoksit metaboliti kromatografik ve spektroskopik yöntemlerle sentezlenmiş, saflaştırılmış ve karakterize edilmiştir. SGK636, S-oksidasyon ve S-dealkilasyon metabolitleri daha sonra ters fazlı bir LC-MS, UV spektroskopisi ve bir HP-TLC sistemi ile ayrılmıştır. In vitro mikrozomal metabolik deneylerin sonuçları, SGK636’nın, aynı Rt ve Rfx100 değerleri ve UV/ ile LC-MS, LC-MS/MS ve HP-TLC tarafından gözlemlenen karşılık gelen S-oksidasyon metabolitini (sülfoksit) ürettiğini göstermiştir. Otantik bileşiklerle karşılaştırıldığında MS spektrumlarında, herhangi bir S-dealkilasyon metaboliti tespit edilmemiştir. Bulgular: Mevcut sonuçlar moleküler doking ve moleküler dinamik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Sülfoksidasyon işlemi tersine çevrilebilir olduğundan ve deneyimizdeki düşük miktarda sülfoksit metabolitini kısmen açıklayabildiğinden, sülfoksit bileşiği de inkübe edilmiştir. Substrata (SGK636) geri dönüşüm gözlenmemiş olup, karşılık gelen sülfon metabolitinin oluştuğu gözlenmiştir. SGK636’nın otooksidize olup olmadığını belirlemek için substrat ayrıca standart inkübasyon koşulları altında tampon içinde inkübe edilmiştir, ancak karşılık gelen sülfoksitte herhangi bir oto-oksidasyon gözlenmemiştir. Sülfona herhangi bir olası otooksidasyonu veya tekrar SGK636’ya indirgemeyi görmek için tampondaki SGK636-SO (sülfoksit) için bir stabilite çalışması da yapılmıştır. Her iki şekilde de dönüşüm gözlemlenmemiştir. Substrat, farmakolojik aktivitesi açısından bir avantaj olabilecek metabolik reaksiyonlara ve otooksidasyona karşı kararlı görünmektedir. Sonuç: Mevcut metabolik çalışma, SGK 636’nın S-oksidasyonuna uğradığını göstermektedir. Sorumlu oksidatif enzimi belirlemek için moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik çalışmalar yapılmıştır. CYP3A4’ün S-oksidasyonundan sorumlu enzim olduğu bulunmuştur.Article Biyofilik Tasarım Parametrelerinin Ağırlıklarının Swara Yöntemi ile Belirlenmesi(2021) Eriş, Evin; Büyükselçuk, Elif ÇaloğluBu çalışma son dönemde tüm dünyanın maruz kaldığı COVID-19 pandemisi ile birlikte insan-mekan-doğa ilişkisinin insan psikolojisindeki yeri ve etkileri üzerine literatürde yer alan ampirik deneylerle oluşturulmuş biyofilik tasarım parametrelerinin ağırlık katsayılarının ölçülmesi üzerine kurgulanmıştır. Karar verme ve performans değerlendirme süreçlerinde kriter ağırlıklarının belirlenmesi için kullanılan SWARA yöntemi ile, literatürde 3 ana başlık ve 14 temel parametre altında ele alınan biyofilik tasarım parametrelerinin ağırlıklarının hesaplanması amaçlanmıştır. Bu maksatla, 40 kişilik ulusal ve uluslarası düzeyde akademik ve uygulama yapan mimara bir anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen anket sonuçları SWARA yönteminde kullanılmış ve biyofilik tasarım parametrelerinin ağırlıkları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre literatürde yer alan parametrelerden manzara (geniş görüş alanı), doğa ile görsel bağlantı ve doğal sistem ve süreçlerle bağlantı parametreleri en önemli tasarım parametreleri olarak belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen bu sonuçların ilerleyen çalışmalarda kullanılması ve “Biyofilik Ayaz İzi” veya “Biyofilik Yeterlilik Katsayısı” gibi kavramların literatüre kazandırılması amaçlanmaktadır.Article Biyolojik ve Biyolojik Olmayan Ağlar Üzerine(2021) Demıral, Dılek Gonçer; Uğurlu, Erginbay; Gürsakal, NecmiGenel bir sınıflandırmayla, dünyada iki tür ağ vardır: Biyolojik ve biyolojik olmayan ağlar. Biyolojik ağlarınyapısı değiştirilememektedir. Ancak sosyal ağlar, teknolojik ağlar ve ulaşım ağları gibi biyolojik olmayan ağlarınmimarileri tasarlanabilir ve bu ağlar insanlar tarafından değiştirilebilir. Ağlar; rassal ağlar, küçük dünya ağları veölçekten bağımsız ağlar olarak sınıflandırılabilir. Ancak küçük dünya ağları ve ölçekten bağımsız ağlar ile ilgilisorunlarımız vardır. Bazı yazarların sorduğu gibi, “Küçük dünya ağları ne kadar küçüktür ve diğer modeller ilekarşılaştırıldığında nasıldır?”. Ölçekten bağımsız ağların yaygın mı yoksa nadir mi olduğu konusu halentartışılmaktadır. Bu çalışmadaki temel amaç biyolojik ve biyolojik olmayan ağların temel tanımlayıcı özellikleresahip olup olmadığının araştırılmasıdır. Özellikle biyolojik ağların özelliklerini detaylı bir şekilde belirleyebilirsek,daha sağlam ve etkili biyolojik olmayan ağları tasarlama şansımız olabilir. Ancak bu araştırma sonuçları, biyolojikağların özelliklerine ilişkin tartışmaların henüz tamamlanmadığını göstermektedir.Article Brain in Metabolic Syndrome Model: the Effect of Exercises and Caloric Restriction(Marmara Univ, 2022) Alev-Tuzuner, Burcin; Genc-Kahraman, Nevin; Ipekci, Hazal; Ustundag, Unsal Veli; Tunali-Akbay, Tugba; Emekli-Alturfan, Ebru; Yarat, AysenCaloric restriction (CR) and exercise (EX) have impacts on improving metabolic risk factors. This study aimed to investigate the changes in the brain after EX and/or CR in metabolic syndrome (MeS) induced by a high fructose diet in rats. Sprague-Dawley male rats were divided into five groups. Drinking water including 10% fructose solution was given to rats for 12 weeks to develop a MeS rat model. Animals with MeS were submitted to EX and/or CR for 6 weeks. Blood glucose, and brain tissue damage and antioxidant parameters were measured. Brain lipid peroxidation, sialic acid, mucin, fucose levels increased in the MeS group compared to the control (C) group. These parameters reduced significantly in the metabolic syndrome with caloric restriction (MeS+CR) group, and more significantly in the metabolic syndrome with exercise and caloric restriction group (MeS+EXCR), compared to the MeS group. Glutathione levels, superoxide dismutase and catalase activities decreased in the MeS group compared to the C group, increased both in the MeS+CR group, and MeS+EXCR group compared to the MeS group. High fructose diet consumption can lead to brain tissue damage and decreased antioxidant levels were found to be improved best in the MeS+EXCR group.Article Büyük Veri Şirketleri ve Açık Kaynak Hareketi Öz(2021) Gürsakal, Necmi; Çelik, Sadullah; Gürsakal, SevdaBu çalışmanın amacı, açık kaynak kodlu yazılımların büyük veri şirketleri tarafından amaçları dışında kötüye kullanılabileceğini tartışmaktır. Son yıllarda bilişim ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler Büyük Veri ve açık kaynak kodlu yazılımların kullanımını artırmıştır. R, Python, Hadoop, Spark, MapReduce gibi açık kaynak kodlu yazılımlar çok sayıda kişi tarafından geliştirilmekte ve bunlar Büyük Veri, Veri Bilimi, Yapay Zeka, Nesnelerin İnterneti ve Blok Zincir gibi birçok teknolojide kullanılmaktadır. Makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi Büyük Veri’ye değer katan yaklaşımlar açısından da, açık kaynak kodlu yazılımların önemi büyüktür. Bu yazılımların kaynak kodları herkese açıktır ve bunlara herkes katkıda bulunup istediği amaç doğrultusunda ücretsiz kullanabilir. Bugün Apple, Amazon, Google, Facebook, Microsoft, Samsung, Yahoo ve Qualcomm gibi birçok büyük veri şirketi, makine öğrenmesini hızlandırmak ve yazılıma uygun donanım geliştirmek için yoğun çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca büyük veri şirketleri, TODO Group’u kurarak açık kaynak kodlu yazılım bilgilerini birbirleriyle paylaşmaya başlamışlardır. Ne yazıkArticle Canlı Karaciğer Donör Adaylarında Hepatosteatozun Saptanmasında Biyopsi, Bilgisayarlı Tomografi ve Manyetik Rezonans Görüntülemenin Karşılaştırılması(2021) Sokmen, Bedriye Koyuncu; Şahin, Tolga; Koçak, Erdem; Oral, AlihanAmaç: Karaciğer donöründe hepatosteatoz (HS) varlığı, karaciğer transplantasyonu sonuçları üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bu nedenle, donörde HS’nin tespiti, nakil öncesi dönemde hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, canlı karaciğer donör adaylarında HS’nin saptanmasında karaciğer biyopsisi ve radyolojik yöntemlerin etkinliğini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Demiroğlu Bilim Üniversitesi’ne karaciğer transplantasyonu için donör adayı olarak kabul edilen 226 sağlıklı birey çalışmaya dahil edildi. Donörlerin demografik, histopatolojik, laboratuvar ve görüntüleme bulguları retrospektif olarak incelendi. Donörlerin bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) taramaları geriye dönük olarak yeniden değerlendirildi ve karaciğer yağ ölçümleri kaydedildi. Bulgular: Hastaların %39’u (88) kadın, %61’i (138) erkekti. Çalışma popülasyonunda ortalama yaş 34,3±8,7 yıl, ortalama ağırlık 78,0±12,6 kg, ortalama boy 169,1±9,6 cm ve ortalama vücut kitle indeksi 27,2±4,0 idi. Karaciğer biyopsisinde donörlerin %42’sinde <%5 HS vardı ve donörlerin %58’inde >%5 HS vardı. Hem BT hem de MRG, HS saptamada biyopsi ile anlamlı korelasyon gösterdi (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda MRG’nin BT kadar biyopsi ile ilişkili olduğu ve HS’nin saptanmasında rahatlıkla kullanılabileceği bulunmuştur. Karaciğer donörlerinde MRG kullanımı, iyonizan radyasyon içermemesinden dolayı nakil öncesi donör için daha uygun bir yöntem olabilir.

