Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/1479

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 24
  • Master Thesis
    The Mediating Role of Anxiety in the Relationship between Self-Compassion and Flow in Adult Athletes
    (2025) Yalduz, Olgun Cem; Aşçı, Fevziye Hülya; Urfa, Osman
    Giriş: Optimal performans duygu durum, sporcuların duyguları, düşünceleri, davranışları ve atletik performanslarıyla ilişkilidir. Bu çalışmada, sporcularda optimal performans duygu durumu, açıklamada öz-şefkat ve kaygının rolünü incelemek amacıyla bir aracılık modeli oluşturulmuştur. Bu çalışmanın amacı, öz-şefkat ile optimal performans duygu durum arasındaki ilişkide kaygının (bedensel kaygı, endişe ve konsantrasyon bozulması) aracı rolünü yetişkin sporcularda incelemektir. Yöntem: Çalışmaya 188'i erkek (X̅ yaş= 22.18±4.79) ve 113'ü kadın (X̅yaş= 20.64±3.21) olmak üzere toplam 301 yetişkin sporcu (X̅yaş= 21.60±4.32) gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama için Sürekli Optimal Performans Duygu Durum Ölçegi-2 Kısa Formu, Sporcu Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu, Sporda Kaygı Ölçeği-2 kullanılmıştır. Aracılık modeli, ön yükleme ve %95 güven aralığı ile PROCESS makrosu kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre öz şefkatin somatik kaygı (B= -0,275, p<0,001), endişe (B= -0,309, p<0,001) ve konsantrasyon bozukluğu (B= -0,318, p<0,001) üzerindeki doğrudan etkisi negatif ve anlamlıdır. Optimal performans duygu durum üzerinde somatik kaygı (B= -0,003, p>0,05) ve endişenin (B= 0,132, p>0,05) doğrudan etkileri anlamlı değilken, konsantrasyon bozukluğunun (B= -0,233, p<0,01) doğrudan etkileri anlamlıdır. Optimal performans duygu durum üzerinde hem öz-şefkatin doğrudan etkisi (B= 0.29, p< 0.001) hem de konsantrasyon bozukluğu aracılığıyla dolaylı etkisi (B= 0.07, %95 GA [0.025 – 0.129]) anlamlı bulunmuştur. Sonuç: Optimal performans duygu durum ile öz şefkat ve kaygı arasında anlamlı ve pozitif ilişki vardır. Yine öz şefkatin; sporcuların kaygı düzeylerini düşürmede ve optimal performans duygu durumu artırmada önemli bir paydaş olduğu söylenebilir.
  • Master Thesis
    Spor Liselerinde Öğrenim Gören Öğrencilerin Beden Eğitimi Dersine Karşı Tutumlarının Sportmenlik Davranışlarına Olan Etkisinin Incelenmesi
    (2025) Çakır, Eren Bora; Terekli, Mustafa Serdar
    This study was conducted in order to examine how the interest of students studying in sports high schools in physical education and sports lessons, the way they perceive the lesson and their attitudes towards the lesson shape and affect their sportsmanship behavior. The research was conducted with 210 participants studying at official sports high schools affiliated with the Ministry of National Education in Istanbul between 01/10/2024 and Dec 25/11/2024. SPSS (Statistical Package for Social Sciences-IBM, Chicago, IL, USA) program was used in the statistical analysis of the data obtained in the research. According to the results of the study, it was found that gender did not make a significant difference on the students' sportsmanship behaviors. Differences in sportsmanship attitudes were found according to the class level; especially 9. and 12. Attitudes of grade students, 10. and 11. it has been observed that it remains at a lower level compared to classroom students. It has been observed that the maternal education level has a significant effect on the students' sportsmanship behaviors, and it has been determined that the children of mothers with undergraduate and graduate education levels exhibit positive attitudes. On the other hand, no significant difference was found in terms of the father's educational level or sports playing status. It has been found that students whose mothers do sports have higher sportsmanship and physical education lesson attitudes compared to the children of mothers who do not do sports. In the regression analysis results, it was found that cognitive activity has a significant and positive effect on sportsmanship behaviors, while affective and behavioral elements of activity are not significant. It has been determined that general attitudes related to physical education lessons contribute to the development of sportsmanship awareness and behavior. These findings show that the elements that will increase cognitive awareness should be emphasized in the content of physical education courses in sports high schools and that family participation is an important factor in the process of creating sportsmanship awareness.
  • Master Thesis
    Sağlık Çalışanlarının AIDS Hakkında Bilgi ve Tutumlarının Değerlendirilmesi
    (2025) İper, Rumeysa; Akıncı, Naile
    Bu araştırma hekim ve hemşirelerin AIDS hakkında bilgi ve tutumlarını değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Araştırma Şubat-Haziran 2024 tarihleri arasında bir kamu hastanesinde çalışan araştırmaya gönüllü olan, dahil etme kriterlerini karşılayan 175 hekim ve hemşire ile etik kurul ve kurum izni alındıktan sonra gerçekleştirilmiştir. Örneklem büyüklüğü G*Power 3.1.9.7 programı ile belirlenmiştir. Veriler Genel Bilgi Formu, AIDS Bilgi ve Tutum Ölçekleri aracılığıyla toplanmıştır. İstatiksel analizlerde; yüzdelikler, ortalamalar, t testi, One-Way ANOVA testi ve Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışmada, hekim ve hemşirelerin AIDS bilgi ve tutum düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Hekim ve hemşirelerin AIDS bilgi ölçeği puan ortalaması 13,11 (±3,63) ve tutum ölçeği puan ortalaması 49,95 (±10,51) olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar, sağlık çalışanlarının genel olarak AIDS bilgisi ve tutum düzeylerinin orta seviyede olduğunu göstermektedir. Yapılan basit doğrusal regresyon sonuçları ise, AIDS bilgi ölçeği puanının, AIDS tutum ölçeği puanını anlamlı olarak yordadığını göstermiştir. Sosyodemografik değişkenlerle AIDS bilgi ve tutum düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında sadece cinsiyet değişkeni ile AIDS bilgi düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın sonucuna göre AIDS'e yönelik yüksek bilgi düzeyinin tutumların daha karmaşık hale gelmesine neden olduğu ayrıca tutumların oluşumu ve değişiminin bilişsel faktörlerin yanı sıra duygusal ve davranışsal faktörlerden de etkilendiği söylenebilir. Bu nedenle, bireylerin tutumlarını geliştirmek için sadece bilgiye değil, aynı zamanda duygusal ve davranışsal boyutlara da odaklanmak gerekir.
  • Master Thesis
    Onkoloji Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Psikolojik Dayanıklılık Durumlarının Değerlendirilmesi
    (2025) Yıldız, Taner; Genç, Kadriye Nilay
    Bu araştırma onkoloji kliniklerinde görev yapan hemşirelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve bu durumu etkileyebilecek olan sosyo-demografik değişkenler kapsamlı ve sistematik bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılım göstermeleri için özel bir hastanede çalışan 117 onkoloji hemşiresinden araştırmaya katılımları için bilgilendirilmiş onam formu ile gerekli izin alınmıştır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan 'Demografik Bilgi Formu' ve Türkçe güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Basım ve Çetin tarafından 2011 yılında yapılan Resilince Scale for Adults (RSFA-TR), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeğinin Türkçe versiyonu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi Statistical Package for the Social Sciences, Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) 25.0 aracılığıyla yapılmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik değişkenlerinin istatistiki verilerine betimsel istatistik modeliyle ulaşılmıştır. Gruplar arası farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi ve Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmada, onkoloji hemşirelerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ortalama üzeri olduğu bulunmuştur. Kadın, yaşça büyük, öğrenim düzeyi yüksek, onkoloji kliniklerinde uzun süreli çalışan hemşirelerin psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışma pozisyonuna göre fark istatistiksel olarak anlamlı olmasa da sorumlu hemşirelerin genel olarak daha dayanıklı olduğu görülmüştür. Medeni durumun psikolojik dayanıklılık üzerinde anlamlı etkisi bulunamamıştır. Bu araştırma onkoloji hemşirelerinin psikolojik dayanıklılıklarını arttırmak için psikolojik destek, stres yönetimi eğitimi ve uygun çalışma koşulları sağlanması; yönetim desteği ve motivasyon artırıcı uygulamalarla bireysel ihtiyaçlara yönelik stratejiler geliştirilerek mesleki gelişim ve rehberlik süreçleri desteklenmesi gerektiğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Investigation of the Effect of Six Weeks of Integrated Plyometric      Exercise Intervention on Vertical Jump Performance of 16- 18 Age Group Male Football Players
    (2025) Bayram, Mehmet; Pınar, Salih
    ABSTRACT Title of Thesis: Investigation of the Effect of Six Weeks of Integrated Plyometric Exercise Intervention on Vertical Jump Performance of 16- 18 Age Group Male Football Players Student Name, Surname: Mehmet BAYRAM Supervisor Title, Name, Surname: Prof. Dr. Salih PINAR Program: Exercise and Sports Sciences This study aimed to investigate the effect of a six-week integrated plyometric training model applied to football players on vertical jump performance. 60 male football players, 20% of whom were 16, 80% of whom were 17 and 18 years old, participated in the study. 30 athletes were divided into experimental group and 30 athletes were divided into control group. Integrated training method including plyometric exercises was applied to the 30-person experimental group during the six-week training period. No intervention was applied to the control group. Integrated plyometric training was applied to the experimental group 2 days a week for six weeks. Trainings were applied as general warm-up, dynamic warm-up and integrated plyometric training. Exercises consisted of 3 sets. 1 minute rest was given between sets. First and last test results showed that the vertical jump performance of the study group increased by 6,97 cm. The vertical jump performance of the control group decreased by 0,27 cm. As a result, it was seen that the six-week integrated plyometric training model applied to the experimental group increased vertical jump performance. The control group, to which the training model was not applied, showed a decrease in vertical jump performance when the pre-test and post-test difference was examined. In the light of these results, it can be said that this integrated plyometric training model will be an example for sports scientists and athletes working in this field.
  • Master Thesis
    Hemşirelerin Bası Yarası Önleme Konusundaki Bilgi Düzeyi ve Tutumlarının Değerlendirilmesi
    (2025) İpek, Beyzagül; Genç, Kadriye Nilay
    Pressure sores are a common tissue damage and a health problem affecting public health. Nurses play critical roles in the prevention of pressure sores. The aim of this study is to evaluate the relationship between nurses' knowledge level and attitudes on pressure sore prevention. A total of 337 nurses working within a private healthcare group in Istanbul participated in the study. According to the results, as the level of knowledge about pressure sores increases in nurses, their attitudes also progress positively. The increase in the experience of nurses increases the level of knowledge on pressure sores prevention and contributes to the positive development of attitudes. As the level of education of nurses increases, their competence level on pressure sore prevention increases. The results obtained in the study revealed that nurses working in intensive care units have a higher level of competence on pressure sore prevention compared to nurses working in other units due to the higher prevalence of pressure sores. The results of the study are limited to the responses of 337 nurses. Keywords: Attitude, knowledge level, nurse, nursing care, pressure sore
  • Master Thesis
    İstanbul İli Bir Şehir Hastanesinde Antihipertansif Tedavi Gören Bireylerde İlaç Uyumunu Bozan Faktörlerin İncelenmesi
    (2025) Torustağ, İnanç; Genç, Kadriye Nilay
    Bu araştırma, antihipertansif tedavi gören bireylerde ilaç uyumunu olumsuz etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki çalışma, Nisan 2024 – Ağustos 2024 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde tedavi gören 208 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen Sosyodemografik Bilgi Formu, Tıbbi Öykü Formu ve Hipertansif Hastalarda İlaç Tedavisine Bağlılık/Uyum Öz Etkililik Ölçeği (İBÖS) kullanılarak toplanmıştır. Veri analizinde değişkenlerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve bu doğrultuda parametrik testler uygulanmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, grup karşılaştırmalarında bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post hoc testleri (Tukey, LSD) kullanılmıştır. Katılımcıların %33,3'ü 50–60 yaş aralığında yer almakta olup, %52,9'u erkek, %54,8'i evli ve %75,2'si çocuk sahibidir. Eğitim düzeyleri incelendiğinde %25,2'si ilkokul altı, %23,8'i ise üniversite ve üzeri düzeyde eğitime sahiptir. Katılımcıların %47,6'sı düzenli bir işte çalışmakta, %24,3'ü ise evde bakım sorumluluğu taşımaktadır. Evli bireylerin İBÖS puan ortalaması (56,84±14,18), bekâr bireylerin ortalamasına (52,27±13,20) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (t=2,398; p=0,017). Çocuk sahibi bireylerde de benzer şekilde, İBÖS puanları (56,23±13,05), çocuk sahibi olmayan bireylerden (50,35±15,53) anlamlı olarak daha yüksektir (t=2,688; p=0,008). Tansiyon ölçüm sıklığına göre İBÖS puanları arasında anlamlı fark saptanmıştır (F=3,419; p=0,005). Ayrıca, ilaç kullanım süresine göre değerlendirildiğinde beş yıl ve üzeri süredir ilaç kullanan bireylerin uyum düzeyi, bir yıldan az süredir ilaç kullananlara göre daha yüksektir (F=2,809; p=0,027). Stres kaynağı olduğunu belirten katılımcıların puan ortalaması (56,86±14,02), stres kaynağı bulunmayan bireylerin ortalamasından (51,89±13,28) anlamlı şekilde fazladır (t=2,593; p=0,010). Araştırma bulguları, ilaç uyumunun sosyodemografik ve bireysel faktörlerden etkilendiğini ve bu faktörlerin dikkate alınmasının tedavi sürecinde önemli olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Antihipertansif tedavi, hipertansiyon, ilaç uyumu, risk faktörleri, tedaviye bağlılık
  • Master Thesis
    Determination of Office Worker’ Type 2 Diabetes, Cardiovascular Risk and Healthy Life Awareness
    (2025) Gökberber, İclal; Eroğlu, Nermin
    Araştırma, ofis çalışanlarının Tip 2 diyabet, kardiyovasküler risk ve sağlıklı yaşam farkındalıklarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı, kesitsel tipte planlanmıştır. Özel bir şirketin 161 çalışanı ile 04.10.2023-17.01.2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler, Hasta Bilgi Formu, Fin Diyabet Risk Skoru, Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği ve Sağlıklı Yaşam Farkındalığı ölçeği ile elde edilmiş, SPSS 22,0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Çalışmamızda ofis çalışanlarının, %40,4'ünü 31- 40 yaş arasında, %56,5'inin erkek, %64,0'ünün evli, %53,4'ünün üniversite mezunu, %78,9'unun kronik hastalığının olmadığını, %35,4'ü birinci derece akrabalarında kalp hastalığının olduğu, düzenli ilaç kullananların %22,6'sı tansiyon ilacı kullandığı, %51,6'sının normal kilolu ve altı olarak değerlendirildirilmiştir. Çalışanların diyabet risk ortalaması 9,87±4,55, kardiyovasküler hastalık risk ortalaması 5,44±1,58, sağlıklı yaşam farkındalığı ortalaması 58,87±6,35 olarak belirlenmiştir. Diyabet risk, kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ve sağlıklı yaşam farkındalığı arasında sosyalleşme (r=0,73), sorumluluk (r=0,75), beslenme ile sağlıklı yaşam farkındalığı toplam puanı arasında (r=0,70) pozitif yüksek ilişki saptanmıştır. Sağlıklı yaşam farkındalığı puanlarının tanımlayıcı özelliklere göre farklılaşma durumu değerlendirildiğinde, erkeklerin değişim, sorumluluk, beslenme puanlarının kadınların toplam puanlarına göre düşük olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak çalışanların diyabet ve kardiyovasküler hastalık risk farkındalıklarının orta seviyede olduğunu, sağlıklı yaşam farkındalıklarının ise cinsiyete, yaşa göre değişiklik gösterdiği ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalık risklerini azaltmada etkili olduğu görülmüştür.
  • Master Thesis
    Akut Koroner Sendromlu Hastalara Verilen Kardiyak Rehabilitasyon Faz 1 ve Faz 2 Eğitiminin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi
    (2025) Binici, Ahmet; Genç, Kadriye Nilay
    Title of Thesis: Evaluation of the Effect of Phase 1 and Phase 2 Cardiac Rehabilitation Education on the Quality of Life of Patients Diagnosed With Acute Coronary Syndrome Student Name, Surname: Ahmet BİNİCİ Supervisor Title, Name, Surname: Asst. Prof. Kadriye Nilay GENÇ Program: Master of Science in Internal Medicine Nursing (Thesis) This study was conducted to evaluate the effects of Phase 1 and Phase 2 Cardiac Rehabilitation training, developed by the researcher based on the literature and reviewed by experts, on the quality of life in patients diagnosed with Acute Coronary Syndrome (ACS). A prospective quasi-experimental design was used as the research method. The study was carried out between December 17, 2024, and April 17, 2025, in the Coronary Intensive Care Unit of a private hospital in Istanbul. A total of 45 patients diagnosed with ACS, determined through power analysis, were included in the study. Data were collected using the Descriptive Characteristics Information Form and the Multidimensional Quality of Life Scale (MQOLS). Patients received Phase 1 and Phase 2 Cardiac Rehabilitation education prior to discharge, and quality of life was measured before discharge and two weeks after discharge. The findings revealed that the Cardiac Rehabilitation education significantly improved the overall quality of life of patients. Statistically significant improvements were observed in all sub-dimensions, particularly in mental health, physical health, social and cognitive functions (p<0.001). These results indicate that cardiac rehabilitation education is an effective intervention in enhancing functional and psychosocial well-being. In this context, it is recommended that nurses take an active educational role and provide structured training to patients before discharge. Furthermore, expanding cardiac rehabilitation programs across various healthcare institutions, integrating digital solutions, and promoting individualized approaches to improve patient compliance are strongly advised. Keywords: Acute coronary syndrome, cardiac rehabilitation, comfort, coronary artery disease, education, quality of life
  • Master Thesis
    The impact of transformational & transactional leadership on english teachers' organizational commitment, employee turnover, and job satisfaction
    (Fenerbahçe Üniversitesi, 2025) ARZHANGI, MOHADESEH; ASARKAYA, ÇİĞDEM
    This qualitative study investigates how English language teachers in Tehran and Istanbul, two culturally different urban centers, integrate the impact of leadership styles on their work experiences. The study examines the effects of transformational and transactional leadership models on employee turnover, organizational commitment, and job satisfaction in private language schools. The study, which is based on in-depth interviews with 20 teachers and draws on hermeneutic phenomenology, provides rich narrative insights into the institutional and relational dynamics at work. Findings indicate that transformational leadership, characterized by inspiration, emotional support, and personalized guidance, positively shapes teacher engagement, morale, and institutional loyalty. Conversely, institutions dominated by transactional approaches emphasizing control, performance monitoring, and contingent rewards; often contribute to emotional fatigue, professional disengagement, and higher turnover intent. The cross-cultural dimension reveals that while leadership expectations are deeply shaped by sociocultural norms, teachers in both cities favor leadership that fosters trust, mentorship, and ethical reciprocity. The study concludes that effective leadership in language education must be both contextually responsive and emotionally intelligent, particularly in diverse and high-pressure teaching environments.