TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Publication
    Mekanik Boyun Ağrılı Bireylerde Alt Ekstremite Posterior Plan Kaslarına Foam Roller ile Uygulanan Miyofasyal Gevşetme Tekniğinin Akut Etkisi
    (2021) Güler, Dilara; Alkan, Mirsad; Besen, Kardelen; Coşkunsu, Dilber Karagözoğlu
    Amaç: Myers tarafından tanımlanan fasyal zincirlerden biri olan Süperfisyal arka zincir (SAZ) ayak parmaklarından başlayıp supraorbital çıkıntıya kadar uzanan fasyal bir banttır. SAZ öne eğilme (fleksiyon) hareketini limitleyen ya da işlev bozukluğunda aşırı arkaya eğilme hareketine (ekstansiyon) sebep olan, primer olarak sagital planda postürü ve hareketi sağlayan başlıca zincirdir. Sağ ve sol tarafta olmak üzere iki SAZ vardır ve iki taraf arasında etkileşim olduğundan dolayı dengesizliklerin gözlemlenip düzeltilmesi gerekir. Bu çalışmada aktif komponentler arası etkileşimi değerlendirmek için; Mekanik Boyun Ağrılı bireylerde Hamstring ve Gastroknemius kaslarına uygulayarak Foam Roller (FR) Self Miyofasyal Gevşetme (SMG) tekniğinin servikal bölge Eklem Hareket Açıklığı’na (EHA), ağrıya ve kas kuvvetine olan akut etkisi araştırılmıştır.
  • Article
    Mekanik Boyun Ağrılı Bireylerde Alt Ekstremite Posterior Plan Kaslarına Foam Roller İle Uygulanan Miyofasyal Gevşetme Tekniğinin Akut Etkisi
    (2021) Alkan, Mirsad; Besen, Kardelen; Coşkunsu, Dilber Karagözoğlu; Güler, Dilara
    Amaç: Myers tarafından tanımlanan fasyal\rzincirlerden biri olan Süperfisyal arka zincir\r(SAZ) ayak parmaklarından başlayıp supraorbital\rçıkıntıya kadar uzanan fasyal bir\rbanttır. SAZ öne eğilme (fleksiyon) hareketini\rlimitleyen ya da işlev bozukluğunda aşırı\rarkaya eğilme hareketine (ekstansiyon) sebep\rolan, primer olarak sagital planda postürü ve\rhareketi sağlayan başlıca zincirdir. Sağ ve\rsol tarafta olmak üzere iki SAZ vardır ve iki\rtaraf arasında etkileşim olduğundan dolayı\rdengesizliklerin gözlemlenip düzeltilmesi\rgerekir. Bu çalışmada aktif komponentler\rarası etkileşimi değerlendirmek için; Mekanik\rBoyun Ağrılı bireylerde Hamstring ve\rGastroknemius kaslarına uygulayarak Foam\rRoller (FR) Self Miyofasyal Gevşetme (SMG)\rtekniğinin servikal bölge Eklem Hareket\rAçıklığı’na (EHA), ağrıya ve kas kuvvetine\rolan akut etkisi araştırılmıştır.
  • Article
    Kemoterapi Alan Akciğer Kanserli Hastalarda Tat Değişikliklerinin Değerlendirilmesi
    (2022) Özkan, İlknur; Eroglu, Nermın
    Amaç: Bu çalışma kemoterapi alan akciğer kanserli hastaların deneyimledikleri tat değişikliklerini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel olarak planlanan bu çalışma İstanbul ilinde bir eğitim araştırma hastanesinin kemoterapi ünitesinde Aralık 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri tanımlayıcı bilgi formu ve Kemoterapiye Bağlı Tat Alma Değişikliği Ölçeğiyle toplanmıştır. Bulgular: Akciğer kanserli hastaların % 62.3’ünün tat değişikliği deneyimlediği, % 68.6’ sının tat değişikliğine yönelik sağlık profesyonellerinden bilgi almadığı, %35.8’inin tat değişimini metalik tat olarak tanımladığı, %35.8’inin tat değişikliğiyle baş etme yöntemi olarak yemekleri soğuk yedikleri saptanmıştır. Hastaların CiTAS ölçeğinin temel tatlarda azalma alt boyut ortalamasının 2.49±1.39; rahatsızlık alt boyut ortalamasının ve paraguzi and fantoguzi alt boyut ortalamasının 2.48±1.35; genel tat değişikliği alt boyut ortalamasının ise 2.49±1.36 olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmada kemoterapi alan akciğer kanserli hastaların yarıdan fazlasının tat değişikliklerini deneyimlediği, orta şiddette tat duyusunda değişiklik ve rahatsızlık yaşadıkları ve en çok tanımladıkları tat değişikliğinin metalik tat olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda sağlık profesyonellerinin akciğer kanserli hastaların yaşadıkları tat değişikliklerini farkında olması, niteliğini ve şiddetini değerlendirmesi, takip etmesi ve buna yönelik gerektiğinde interdisipliner yaklaşımla önleyici ve tedavi edici girişimlerde bulunması önerilmektedir
  • Article
    Kronik Bel Ağrılı Bireylerde Kayropraktik Manipülasyonu İle Mulliganmobilizasyonu Tekniğinin Ağrı ve Fonksiyonellik Üzerine Etkisininkarşılaştırılması
    (2022) Özcan, Emrah; Tekın, Demet; Hatık, Sefa Haktan
    Amaç: Çalışmanın amacı, kronik bel ağrısı tanısı almış sağlık çalışanlarında, kayropraktik manipülasyon ve mulligan mobilizasyon tekniği yöntemlerinin ağrı ve fonksiyonellik üzerine etkinliğini karşılaştırmaktır. Araçlar ve Yöntem: Kronik bel ağrılı, 20-50 yaşları arasındaki (Mulligan grubu 27.70±6.57, Kayropraktik grubu 31.15±8.15) gönüllü 40 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm olgular antropometrik olarak değerlendirildikten sonra randomize olarak kayropraktik manipülasyon grubu (KMG) (n:20; 11 kadın, 9 erkek) ve mulligan mobilizasyon grubu (MMG) (n:20; 17 kadın, 3 erkek) olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Tedavi öncesinde bütün gruplar numerik ağrı skalası (NAS) ve Oswerty bel ağrısı engellilik anketi ile değerlendirilmiştir ve ardından gonyometre ile kalça ve belin normal eklem hareket açıklığına bakılmıştır. Haftada 2 kez, 4 hafta süresince KMG’ye kayropraktik manipülasyon, MMG’ye ise mulligan mobilizasyon tekniği uygulanmıştır. Katılımcılara bu uygulamalar dışında ekstra hiçbir tedavi uygulanmamıştır ve ilave bir aktivite içinde bulunmamalarına özen gösterilmiştir. Bulgular: Tedavi öncesi ve sonrası olmak üzere 2 farklı zaman diliminde yapılan testlerle uygulamaların etkinlikleri karşılaştırılmıştır. Antropometrik ölçüm değerleri açısından gruplar arasında bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Grup içi analiz sonuçlarında her iki grupta bütün değerlendirme parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuş olup olumlu yönde bir iyileşme görülmüştür (p<0.05). Gruplar arası değerlendirme sonucunda ise MMG ve KMG arasında tedavi öncesi ve sonrası değerler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç: Kronik bel ağrısı tedavisinde kayropraktik manipülasyon ve mulligan mobilizasyon tekniği yöntemleri arasında başarılı sonuçlar açısından bir üstünlük bulunamamıştır. Kronik bel ağrılı hastalarda her iki yöntemin de uygun koşullara göre kullanımı kabul görülmektedir.
  • Article
    Covıd-19 Enfeksiyonlarında Dizi Analizi Yöntemlerine Genel Bakış
    (2022) Kılbaş, Elmas Pınar Kahraman; Aslan, Ferhat Gürkan; Altindis, Mustafa
    Şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2), koronavirüs hastalığı 2019'un (COVID-19) etkeni olarak tanımlandı ve genomik veriler ilk olarak 10 Ocak 2020'de Çin tarafından paylaşıldı. O tarihten itibaren, dünya genelinde toplanan örneklerden viral genomu dizilemek için çok büyük çaba harcandı. Yakın geçmişte, kökenleri izlemek ve bulaşıcı ajanların evrimini anlamak, salgınların yayılma zincirlerini araştırmak, hem etkili ve hızlı moleküler tanı testlerinin geliştirilmesini kolaylaştırmak hem de tedavi ve aşıların araştırılmasına katkıda bulunmak için, yeni nesil dizileme (NGS) stratejileri, başarıyla kullanılmıştır. Teknoloji ve bilimdeki son gelişmeler, COVID-19'un etkeni olan ağır akut solunum sendromu koronavirüsü-2'nin (SARS-CoV-2) genomlarının, bir vakanın tanımlanmasından sonraki saatler veya günler içinde dizilenmesine olanak sağlamıştır. Bu sayede, ilk kez, bir pandeminin halk sağlığı ve epidemi boyutu gerçek zamanlı olarak izlenebilmektedir. SARS-CoV-2 genom dizilerinin erken paylaşımı, moleküler tanı testlerinin hızla geliştirilmesine olanak sağlayarak, küresel hazırlığa ve karşı önlemlerin tasarımına katkıda bulunmuştur. Hızlı, büyük ölçekli virüs genom dizilimi, viral salgınların dinamiklerini anlama ve kontrol önlemlerinin etkinliğini değerlendirmede oldukça önemlidir. SARS-CoV-2 gen dizilimi, gelişmiş tanılar, karşı önlemlerin geliştirilmesi ve hastalık epidemiyolojisinin araştırılması dahil olmak üzere birçok farklı alanda kullanılabilir. COVID-19'un etiyolojik ajanının genomik dizisini tam olarak tanımlamak için etkili ve hızlı dizileme yöntemlerinin geliştirilmesi, tanısal moleküler testlerin tasarımı ve pandemi yayılımını azaltmada etkili önlemlerin alınması ve stratejilerin belirlenmesinde temel olmuştur. Mevcut dizilerin sayısından anlaşıldığı gibi, SARS-CoV-2 genomlarına, farklı yaklaşımlar ve dizileme yöntemleri uygulanabilir. Bununla birlikte, her teknoloji ve dizileme yaklaşımının kendi avantajları ve sınırlamaları vardır. Bu derlemede, SARS-CoV-2 genomlarının dizilenmesi için şu andaki mevcut platformlar ve metodolojik yaklaşımlardan bahsedilecektir.
  • Article
    Meme Kanserli Hastaların Ailesel Öykü Varlığı İle Kanser Tanısı Alma Evresi Arasındaki İlişki
    (2021) Özkan, İlknur; Eroglu, Nermın
    Amaç: Meme kanserli hastaların ailesel öykü varlığı ile kanser tanısı alma evresi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmış ve uygulanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Ekim-Aralık 2019 tarihleri arasında kemoterapi ünitesine başvuran 144 hasta dahil edilmiştir. Çalışma verileri hastalara araştırma hakkında bilgi verilerek, yüz yüze görüşülerek, anket formu kullanılarak toplanmıştır.Bulgular: Hastaların %27.8’inin ailesinde meme kanseri öyküsünün olduğu, meme kanseri tanısını en çok II. Evre (%58.3) ve ailesel meme kanseri öyküsüne göre kanser tanılama evrelerinin dağılımı istatistiksel olarak anlamlı (p=0.000) ve I. evrede ailesel meme kanseri öyküsü olanlar olmayanlara göre yüksek, IV evrede ise düşük olarak belirlenmiştir. Ailesel meme kanseri öyküsü olanların % 28.2’sinin, olmayanların ise %21.0’ının kendi kendine meme muayenesinde ilk kez kitleyi fark ettiği ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0.000, p=0.014).Sonuç : Hastaların ailesel meme kanseri öyküsünün olması, meme kanseri tanılama evrelerini, memedeki kitleyi ilk fark etme şekillerini etkilediğini, hastaların ailesel meme kanseri öyküsünü risk faktörü olarak algılamalarının erken dönemde tanılamada etkili bir faktör olduğunu düşündürmektedir.
  • Article
    Evaluation of Growth in Children Aged One- Two Years: a Cross- Sectional Study
    (Istanbul Univ, 2022) Guldemir, Hilal Hizli; Simsek, Tugce; Garipagaoglu, Muazzez
    Objective: The study was conducted to evaluate growth in children aged 1-2 years. Methods: In this study conducted with 302 children and their mothers, data on children and their families were obtained using a questionnaire. Z-scores were determined by measuring the weight and height of the children, and these were compared with percentile curves developed for Turkish children. Energy and macronutrient consumption were determined by taking a daily food consumption record for each child. Results: The average age, birth weight and height of children were 18.6 +/- 3.2 months, 3.2 +/- 0.5 kg and 50.0 +/- 2.3 cm, respectively. Their current weight and height were determined as 11.4 +/- 1.6 kg and 80.6 +/- 6.5 cm. It was observed that 85.6% of the children had normal body weight, 69.5% normal BMI and 56.2% normal height z score. It has been determined that body weight and height z-scores are higher in girls compared to boys (22.1%, 32.6% and 24.7% respectively in + 2SD). Body weights of children with high monthly income were also found to be significantly higher (15.6% in + 2SD, p=0.038). Conclusions: It has been concluded that the standards, gender and the economic status of the family in this age period are effective on childrens' growth.