Fenerbahçe Üniversitesi
Permanent URI for this communityhttps://acikerisim.fbu.edu.tr/handle/123456789/1
Browse
Browsing Fenerbahçe Üniversitesi by Scopus Q "N/A"
Now showing 1 - 20 of 325
- Results Per Page
- Sort Options
Correction Determining the Type 2 Diabetes Risks and Healthy Lifestyle Behaviors of First Year University Students (Vol 6, Pg 420, 2022)(Dokuz Eylul Univ inst Health Sciences, 2023) Eroglu, Nermin; Temiz, GamzeArticle Bölgeselcilik Kavramı Işığında Karadeniz Bölgesi: Soğuk Savaş Sonrası Dış Politika Dinamikleri(2019) Sıvış, EfeGenişletilmiş Karadeniz Bölgesi Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu yollarının kesiştiği önemli bir noktadır. ÜçNATO üyesi devlet ve partner ülkesine ev sahipliği yapan Karadeniz; Rusya, ABD, Türkiye ve AB içinbölgesel egemenlik için bir mücadele alanı olarak tebarüz etmiştir. 2014’te Kırım’ın ilhakıyla beraberbölgenin daha çok dikkat çekmesi Rusya’nın Karadeniz’deki askeri mevcudiyetini artırmasına yol açmış vebu durum NATO üyeleri nezdinde doğrudan bir tehdit algılamasına neden olmuştur. Bu çalışma özelliklebölgesel işbirliğinin güvenlik yönüne odaklanarak, bölgeselcilik çerçevesinde bölgenin karmaşık yapısınıhem AB hem de ABD’nin bakış açısından incelemeyi hedeflemektedir. Çalışmada ABD’nin GenişletilmişKaradeniz Bölgesi, AB’nin Karadeniz Stratejisi ve NATO’nun bölgeye yönelik politikaları bölgeselcilikkavramı çerçevesinde ele alınmaktadır.Article Moda Sektörü ve Yapay Zekâ Uygulamaları(2024) Kaya, Özlem; Aytaç, Sevinç SerpilYapay zekâ, uzun süredir moda sektörünün farklı aşamalarında kullanılan teknolojilerden biridir. Son dönemlerde özellikle ChatGPT ve Midjourney gibi yeni yapay zekâ araçlarının ortaya çıkmasıyla moda sektörü, bu uygulamaların merkezlerinden biri haline gelmeye başlamıştır. Sektörün yapay zekâ uygulamalarını kullanma noktasındaki tablosu modanın gündeminde olan yapay zekanın belki de modanın bile geleceğini çizecek teknoloji olabileceği konusundaki fikirleri güçlendirmiştir. Yapay zekâ teknolojileri moda sektöründe farklı alanlarda kullanılabilmektedir. Moda tasarımında süreç ve yöntemlerinde fayda sağlayan yapay zekâ teknolojileri, tasarım süreci, talep tahmini, seçim ve iletişim gibi alanlarda daha yoğun olarak kullanılmaktadır. Sektöre sunduğu avantajlar ile son dönemlerin en sık tartışılan konularından biri olan yapay zekâ uygulamaları günümüzün en önemli konularından biri olmayı başarmıştır. Bu bağlamda bu makalede özellikle sektörde kullanılan yapay zekâ uygulamalarına yer verilmiş ve ChatGPT ile örnek model analizleri yapılmıştır. Bu kapsamda çalışma ile yapay zekâ uygulamalarının moda sektöründeki durumunun ortaya konması amaçlanmış ve bazı örnekler sunularak sektöre sunduğu avantajlar üzerinde durulmuştur.Book Part Evaluation of Labor Market Issues in Sport and Exercise Environment in Turkey(Taylor and Francis, 2021) Ersöz, G.Article Ebelik Öğrencilerinin Meslekleri ile İlgili Sosyal Çevre Görüşlerinden Etkilenme Durumları(2022) Başoğlu, Yaren; Yıldız, Nazende Korkmaz; Karaman, Özen EsraAmaç: Bu çalışma ebelik öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ve sıklıklarının, mesleğe bakış açılarının, sosyal çevreden etkilenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki bu araştırmada veriler 19 soruluk “Öğrenci Bilgi Formu” ile online ortamda gönüllü olan 126 ebelik öğrencisi ile yapıldı (N=260). Verilerin analizinde tanımlayıcı istatiksel yöntemler kullanıldı. Bulgular: Ebelik öğrencilerinin çoğunluğu sosyal ağlara akıllı telefonlardan erişiyor (%99.2) ve sosyal medyayı 3 yıl ve üzeri süredir (%84.1), günde 2-3 saatini ayırarak ve genellikle “arkadaşları ile sohbet etmek” amacıyla ve “Whatsapp” hesabını kullanıyordu. Öğrenciler ebelik ile ilgili yapılan sosyal medya eğlencelerinden rahatsızdı ve “toplum yargıları”ndan dolayı mesleğin olumsuz bir imaja sahip olduğunu düşünüyordu. Ebelik öğrencilerinin çoğu sosyal medya kullanımının mesleki örgütlenmeye olumlu etkisi olacağını bildirdi. Sonuç: Ebelik mesleğinde toplum yargılarının değiştirilmesi, gelecekte iyi bir konuma gelebilmesi ve mesleki örgütlenmenin artması için sosyal medyanın bilinçli kullanımın eğitimle desteklenmesi önerilebilir.Article Integrated Entropy-Edas Methods for the Electrified Car Selection Problem(2022) Tozan, Hakan; Büyükselçuk, Elif ÇaloğluIncreasing air pollution affects the environment and life negatively. For a sustainable environment and life, people, voluntary organizations, and governments need to work on the solution of this problem. The biggest sources of air pollution are transportation vehicles. For this reason, many countries in Europe have stated that they will use solely electrified cars to reduce air pollution in the future. Therefore, in this study, it is aimed to determine the best electrified car. The result obtained can support consumers that to intend to buy an electrified vehicle in the decision-making process. This problem is a typical multi-criteria decision making (MCDM) problem and some MCDM techniques are used to solve these problems. Here, the Entropy method was used to determine the weights of the selection criteria. Selection criteria was determined according to comprehensive literature survey and interviews with sales representatives. The EDAS (Evaluation based on Distance from Average Solution) method was used to rank the electrified car alternatives that sold in Turkey. As a result of the evaluation, the most important criteria was determined by the price of the vehicle, the net battery capacity, and the electric motor power. According to these criteria, the electrified car manufactured in China was chosen as the best.Book Part Citation - Scopus: 1Where Are We and What Should We Do in Cleaner Production Transformation(IGI Global, 2023) Büyükselçuk, E.Ç.Until recently, production models developed according to market conditions focused on reducing costs and increasing profitability at the expense of the destruction of natural resources and the deterioration of ecological balance and human health. However, today, with the effects of the deterioration in the ecosystem reaching sensible dimensions and being accepted as a global threat, a new production approach is needed. Due to environmental pressures, new markets and scarce resources, development, and economic growth are being tried to be redefined. Traditional production methods and environmental technologies are no longer sufficient to provide resource efficiency and increase environmental performance. Therefore, the need for new systems, processes and technologies has arisen for the restructuring of the industry and the creation of green business models. In this chapter, it is discussed how the cleaner production approach will contribute to this transformation, considering the green transformation efforts in question and considering the current situation of the Turkish industry. © 2023, IGI Global.Book Part Military Coups and Military Disengagement(Springer International Publishing, 2023) Eldem, T.Article Kadın Hareketinde Direniş Temsili Olarak ‘Damızlık Kızın Öyküsü’(2022) Eyrek, AysunBu çalışmanın amacı, Margaret Atwood’un romanından uyarlanan Damızlık Kızın Öyküsü televizyon dizisi karakterlerinin, kadın hareketinde nasıl toplumsal direnişin temsiline dönüştüğünü ve neyi sembolize ettiğini açıklamaktadır. Romanda, totaliter rejimin uygulandığı Gilead hükümetinde, doğurganlığı bulunan kadınlar, damızlık kız olarak üst düzey ailelere hizmet etmeleri için verilmektedir. Damızlık kızlar, kırmızı pelerin, çevrelerini görmelerini engelleyen kanatlı beyaz şapka takmak zorundadır. Bu çalışmada, ABD, Arjantin ve Türkiye kadın hareketinde, aktivistlerin protestolar sırasında dizi kostümlerini giydiklerini gösteren haber fotoğrafları Roland Barthes’in göstergebilimsel çözümlemesine dayandırılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, her üç ülkede de dizi kostümünün, kadın hakları konusunda bir sembole dönüştüğü, bu sembolün baskıcı ve kadın haklarını kısıtlayan politikalara karşı kadınların “güçlü ve direnişçi” olduklarını sembolize ettiği tespit edilmiştir.Article Covi̇d-19, Hasta Bi̇na Sendromu Ve Stres(2021) Akalp, Hüsre Gizem; Aytaç, Sevinç Serpil; Başol, OğuzBir binada yaşayanların ya da çalışanların beklenenden daha sık karşılaştığı, bina ile ilişkili olarak görülen solunum sistemi şikayetleri, halsizlik, baş ağrısı ve konsantrasyon bozukluğu, cilt hastalığı gibi kişide rahatsızlık veren bir dizi ortak belirti olarak ifade edilen hasta bina sendromu, günümüzde hemen her kapalı alanda kendini göstermektedir. Hasta bina sendromu semptomlarının ortaya çıkması, ergonomik risk faktörlerinin yanı sıra, anksiyete ve stres gibi psiko-sosyal risk faktörlerine de neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hasta bina sendromu semptomları ile stres ilişkisini ortaya koymak ve COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzun süre kapalı alanlarda kalanlarda görülebilecek semptomlara dikkat çekmektir. Bu çalışmada, COVİD-19 pandemisi nedeniyle Dünya Sağlık Örgütünün “evde kal” sloganıyla başlattığı genel karantina ilanı ile kapalı alanlarda uzun süre yaşayanlarda ortaya çıkabilecek bu semptomların, tüm bireyleri etkileyen küresel korku ve endişenin yanı sıra stresi daha da arttıracağının önemi de vurgulanmaya çalışılmıştır. 259 AVM mağaza çalışanı ile gerçekleştirilen araştırma sonuçları; çalışanlarda boğaz kuruluğu, burun akıntısı, nefes darlığı ve genel kas-eklem ağrısı semptomlarının görüldüğü, bunun da Covid-19 belirtilerine benzer göstergeler olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca alışveriş merkezlerinde görülen hasta bina sendromu belirtilerinin çalışanların stres seviyelerini yükselttiği tespit edilmiştir (F: 55.769, p: 0.00).Article Abd'nin Avrupa Enerji Pazarına Yönelik İzlediği Dış Politika: Kaya Gazı Devrimi ve Avrupa Pazarında Rus Hâkimiyetine Karşı Lng Hamlesi(2019) Sıvış, EfeBu makale, Avrupa gaz pazarının kapasitesini ve Rusya'nın ana gaz tedarikçisiolduğunu göz önünde bulundurmak suretiyle, Avrupa gaz pazarının halen gelişmesürecinde olan Kuzey Amerika gazı için henüz yararlanılmamış bir kaynak olduğunuortaya koymaktadır. Çalışma, ABD ve Rusya’nın enerji sektörü özelinde ilişkilerinejeopolitik çerçevede geniş ve kapsamlı genel bir bakış sunmakta, diğer yandan hemABD hem de Rusya’nın enerji politikası için Avrupa enerji piyasasının öneminivurgulamaktadır. Makalede, güvenlikleştirme teorisi ve enerji güvenliği kavramlarıçerçevesinde ABD’nin dış politikasının analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmadayöntem olarak ABD’nin bölgeye ilişkin enerji politikaları bölgeselcilik kavramıçerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucu, ABD’nin Avrupa doğal gazpiyasalarındaki çıkarının, yalnızca Avrupa’nın Rus doğal gazına olan bağımlılığınıazaltma konusunda ‘yardım etmenin’ ötesinde olduğunu, ABD’nin nihai dış politikahedefinin Avrupa’nın önde gelen bir doğal gaz tedarikçisi olarak tebarüz etmekolduğunu öngörmektedir.Article Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Endüstri 4.0 Olgunluk Öğeleri ve Ağırlıklarının Belirlenmesi(2021) Etkeser, Sadi; Apiliogullari, LutfiEndüstri 4.0'ın vizyonu, tedarik zincirinde tesisteki her bir öğenin ve insanın üretimde bir kimliğe sahip olduğu ve herhangi bir işlemde birbirleriyle iletişim kurarak herhangi bir dış müdahale olmaksızın çalıştığı entegre bir ekosistemdir. Böyle bir üretim kavramı birçok şirkete, özellikle de KOBİ'lere fütüristik gelse de, bu geleceğe geçiş kaçınılmazdır ve kuruluşlar, kavramları açıkça anlamak ve Endüstri 4.0 uygulamalarını etkili bir şekilde yürütmek için bir yol haritasına ihtiyaç duyarlar. Bu makalede, her bir Endüstri 4.0 kriterinin KOBİ'ler için önem seviyesi ifade edilmiş ve nicel bir olgunluk modeli geliştirmek için kullanılmıştır. Boyutların ve olgunluk öğelerinin ağırlıklarının hesaplanmasında Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 9 farklı boyut ve 33 ilişkili öğe belirlenmiştir. İlk bulgular, “Strateji ve Organizasyon” boyutunun “Üretim Yazılımı”, “Çalışanlar” ve “Endüstri 4.0 Yol Haritası” öğeleriyle birlikte olgunluk seviyesi üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğunu göstermiştir.Article Sivas’ın Doğal ve Kültürel Kaynaklarının Ekoturizm Potansiyeli Açısından Değerlendirilmesi(2020) Bozkurt, Selvinaz GülçinBu çalışmanın amacı; Sivas ili ve ilçelerinin doğal ve kültürel varlıklarının ekoturizm açısından potansiyelinin belirlenmesi, mevcut durumunun ortaya konularak, tarihi-kültürel çevre koruma ve turizm planlaması kapsamında önerilerin geliştirilmesidir. Bu amaçla alanın sahip olduğu doğal ve kültürel değerler saptanarak, bu değerlerle ilgili sorun ve olanaklar ortaya konulmuş ve ekoturizm kapsamında öneriler geliştirilmiştir. Çalışmada öncelikle Sivas’ın doğal ve kültürel varlıklarının bir envanteri çıkarılmış, ardından belirlenen envanter ile ilgili SWOT analizi uygulanarak alanın eko turizm uygulamaları açısından potansiyeli değerlendirilmiştir. İnceleme sonuçlarına göre; bölgedeki kültürel ve doğal kaynakların ekoturizm açısından önemli bir potansiyel taşıdığı tespit edilmiştir. Ancak alanın bu konuda öncü kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenmemesi, yeterli tanıtımının yapılmaması, yerel halkın bu konuda yeterince bilinçli olmaması ve ilçelerde eko-turistler için uygun konaklama alanlarının bulunmayışı alanı ekoturizm açısından olumsuz yönde etkileyen faktörler olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışma kapsamında bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi ve alandaki ekoturizm kaynaklarının sürdürülebilirlik kapsamında, ekolojik dengeye zarar vermeden kullanımına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Article La Formation D’attitude Envers La Marque Dans Le Contexte Du Micro Influenceur(2021) Tosun, Nurhan; Ünlükaya, AydanPour pouvoir former une attitude envers une marque, il est important d’atteindre un public qui conforme aux objectifs, un public cible spécifique ayant des caractéristiques similaires ; et il est important de les atteindre avec des messages qui répondent à leurs attentes. Dans ce contexte, cette recherche vise à déterminer la relation entre les achats des consommateurs et plusieurs différents déterminants : les produits qui sont suggérés par des influenceurs, les caractéristiques démographiques des consommateurs, leurs attitudes envers les marques qui utilisent le micro-influenceur dans leurs campagnes de communication sur Instagram, le temps qu’ils passent quotidiennement sur Instagram, le nombre de micro-influenceurs qu’ils suivent, leurs critères pour déterminer un micro-influenceur fiable. Afin d’obtenir des résultats objectifs en collectant des chiffres à analyser statistiquement, la recherche est basée sur des questionnaires réalisés face à face. Selon les résultats, les femmes ont une attitude plus positive que les hommes envers les marques utilisant un micro-influenceur. De plus, les consommateurs qui passent quatre heures et plus sur Instagram, qui suivent dix micro-influenceurs et plus, qui trouvent les micro-influenceurs fiables et qui achètent les produits qu’ils recommandent ont des attitudes plus positives envers les marques qui travaillent avec les influenceurs.Article Geleneksel Yaşta Olan ve Olmayan Psikoloji Öğrencilerinin Eğitime, Sosyal İlişkilere ve Kariyere İlişkin Görüşleri(2024) Özkılıçcı, Gökçe; Özdemir, Petek Akman; Köroğlu, RukiyeBu çalışmanın amacı psikoloji lisans öğrencilerinin bölüm ve kariyer tercihleri, üniversitedeki sosyal ilişkileri, akademik güdülenmeleri ve öğrenme süreçlerinin incelenmesidir. Fenomenolojik desenin kullanıldığı bu araştırmada 11'i geleneksel ve 11'i geleneksel olmayan psikoloji öğrencisi ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Tematik analizler sonucunda elde edilen bulgular, katılımcıların psikoloji eğitimi kararını almalarında en fazla kişisel ilgi/merak duygusunun etkili olduğunu ve akademik güdülenmelerinin yüksek olduğunu, arkadaş tercihlerinde benzer özelliklerin önemli rol oynadığını; çoğunluğunun eğitim yaşamlarında sorun yaşamadıklarını ve kariyerleri ile ilgili planlamaları olduğunu göstermiştir. Geleneksel yaşta olmayan katılımcıların geleneksel yaştaki katılımcılara göre daha düzenli ve disiplinli çalıştıkları; daha fazla aile yaşamı ile eğitsel sorumlulukları arasında denge kurmak için çabaladıkları ve bilgi edinmeyi psikoloji eğitiminin olumlu yönü olarak algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarının psikoloji alanında çalışan uzmanlara, akademisyenlere, kariyer danışmanlarına ve ileride psikoloji eğitimi almak isteyenlere katkı sunması beklenmektedir.Article Biyolojik ve Biyolojik Olmayan Ağlar Üzerine(2021) Demıral, Dılek Gonçer; Uğurlu, Erginbay; Gürsakal, NecmiGenel bir sınıflandırmayla, dünyada iki tür ağ vardır: Biyolojik ve biyolojik olmayan ağlar. Biyolojik ağlarınyapısı değiştirilememektedir. Ancak sosyal ağlar, teknolojik ağlar ve ulaşım ağları gibi biyolojik olmayan ağlarınmimarileri tasarlanabilir ve bu ağlar insanlar tarafından değiştirilebilir. Ağlar; rassal ağlar, küçük dünya ağları veölçekten bağımsız ağlar olarak sınıflandırılabilir. Ancak küçük dünya ağları ve ölçekten bağımsız ağlar ile ilgilisorunlarımız vardır. Bazı yazarların sorduğu gibi, “Küçük dünya ağları ne kadar küçüktür ve diğer modeller ilekarşılaştırıldığında nasıldır?”. Ölçekten bağımsız ağların yaygın mı yoksa nadir mi olduğu konusu halentartışılmaktadır. Bu çalışmadaki temel amaç biyolojik ve biyolojik olmayan ağların temel tanımlayıcı özellikleresahip olup olmadığının araştırılmasıdır. Özellikle biyolojik ağların özelliklerini detaylı bir şekilde belirleyebilirsek,daha sağlam ve etkili biyolojik olmayan ağları tasarlama şansımız olabilir. Ancak bu araştırma sonuçları, biyolojikağların özelliklerine ilişkin tartışmaların henüz tamamlanmadığını göstermektedir.Article İstanbul’da Bulunan Ahşap Evlerin Kullanıcı Memnuniyeti Açısından Değerlendirilmesi(2025) Kaplan, Elif ErkoçAhşap evler, geleneksel Türk mimarisinde önemli yere sahip yapılardır. Geçmiş dönemde Anadolu’da yapılan evlerin çoğunluğunun ahşap olduğu görülmektedir. Ahşap doğal, sıcak, geri dönüştürebilir, tasarım esnekliği olan ve ülkemizde kaynağı kolay bulunabilen bir malzemedir. Bir yüzyıl öncesine kadar Anadolu’da yaygın olarak kullanılan ahşap yapıların kullanımı günümüze ulaşan süreç içerisinde oldukça azalmıştır. Türkiye’nin deprem bölgesi üzerinde yer alması ve ülkemizde son yıllarda yaşanan depremler nedeniyle ahşap evlere olan ilgi artmış, ahşap evlerde yaşamak isteyen kullanıcı sayısı çoğalmıştır. Özellikle 1999 Marmara depreminden sonra oluşan bu ilgi artışı dikkat çekicidir. Ancak günümüze ulaşan süreçte bu ilginin süreklilik göstermediği düşünülmektedir. Türk yapı sektöründe ahşap yapım sistemleri betonarme sistemler kadar yaygın kullanılmamaktadır. Deprem bölgesi olan ülkemizde betonarme sistemle oluşturulan yapılar yerine ahşap ve çelik sistemler gibi depreme karşı daha güçlü dayanım gösterebilen sistemlerin kullanımının artırılmasının gerekliliği açıktır. Ahşap yapılara, ahşap malzemenin getirdiği birtakım olumsuzluklar nedeniyle kullanıcı açısından ön yargı ile yaklaşıldığı düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında İstanbul’da 1999 Marmara depremi sonrasında inşa edilen ahşap yapılarda ikamet eden kullanıcıların, olumlu ve olumsuz yargılarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yazarı tarafından özgün olarak hazırlanan bir anket formu, ahşap ev kullanıcılarına yüz yüze olarak uygulanmıştır. Çalışmaya 62 ahşap ev kullanıcısı katılmıştır. Çalışma sonucunda ahşap ev kullanıcılarının ahşap evlerde yaşamaktan mutlu oldukları ve bu evlerde yaşamaya devam etmeyi düşündükleri görülmüştür. Depreme dayanım açısından güçlü olan ve zayıf zeminler üzerine kolaylıkla inşa edilebilen ahşap yapım sistemlerinin yaygınlaştırılması ve kullanım alanının artırılmasına yönelik dikkat çekilmesi, çalışmanın ülkemiz yapı sektörüne vereceği katkı olarak düşünülmektedir.Article Sağlık Profesyonellerinin Pelvik Taban Hakkında Bilgi ve Farkındalık Düzeylerinin Değerlendirilmesi(2021) Güngör, Melike; Çolakoğlu, Maviye Nur; Çelenay, Şeyda Toprak; Düşgün, Elif Sena; Okumuş, BüşraAmaç: Sağlık profesyonellerinin pelvik taban hakkındaki bilgi ve farkındalığının incelenmesiydi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 96 hekim, 225 fizyoterapist, 186 hemşire ve 106 ebe olmak üzere toplam 613 sağlık profesyoneli dahil edildi. Pelvik taban bilgi ve farkındalığı araştırmacılar tarafından hazırlanan bir anket ile hem yüz yüze görüşme ile hem de çevrimiçi platform üzerinden toplandı. Bulgular: Pelvik tabanı içeren yapılara doğru yanıt verenlerin yüzdesi hekimlerde (%78.1) ve fizyoterapistlerde (%77.8) en yüksekti. Pelvik taban kaslarının bütün meslek gruplarında en iyi bilinen fonksiyonları üriner kontinansı sağlamak ve pelvik organlara destek olmak iken; en az bilinen fonksiyonları lumbopelvik stabilitede önemli olduğu ve solunum sistemi ile ilişkili olduğu idi. Hastalara pelvik taban kas egzersizi öğreten sağlık profesyoneli oranı fizyoterapist (%68.9) ve ebelerde (%62.3) en yüksekti. Bütün meslek gruplarında pelvik taban kas eğitiminin en çok bilinen faydası üriner/anal kontinansın sağlanmasında önemli olduğu iken; en az bilinen faydası bel ağrısında önemli olduğu idi. Sonuç: Sağlık profesyonellerinin, pelvik tabanı oluşturan yapıları, vücuttaki yeri, pelvik taban kaslarının fonksiyonu ve pelvik taban kas egzersizleri ile ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerin de yeterli düzeyde olmadığı görüldü. Ayrıca, fizyoterapistlerin diğer meslek gruplarına göre pelvik taban ile ilgili daha fazla bilgiye sahip olduğu bulundu. Bu alanda çalışan sağlık profesyonellerinde pelvik taban ve pelvik taban egzersizleri konusundaki eğitimlerinin artırılması gerekmektedir.Article Comparing the Effectiveness of Chiropractic Manipulation and Muscle Energy Technique in Sacroiliac Joint Dysfunction Treatment(2022) Tekın, Demet; Bayram, Korhan Barış; Hatık, Sefa HaktanObjective: The effects of chiropractic manipulation, muscle energy technique and home exercise program on pain, depression and functional level were compared in patients diagnosed with sacroiliac joint dysfunction (SIJD) in this study. Material-Method: Forty-five volunteer patients aged 20-65 years who were diagnosed with SIJD participated in this study. The patients were tested through chiropractic and orthopedic examination methods, and aspects of dysfunction were detected. Patients were randomized into 3 groups: Chiropractic Manipulation Group (CM), Muscle Energy Technique Group (MET), Control Group. All groups were assigned a home exercise program. All treatment groups were evaluated with numerical pain scale (NPS), Oswestry low back pain disability questionnaire (OLBPDQ), Beck depression inventory (BDI) and algometer before and after treatment. Descriptive statistics were used in data analysis, Kruskal-Wallis tests in intergroup comparisons, Mann-Whitney U tests in pairwise comparisons, and Friedman, post-hoc Wilcoxon Rank tests were used for intragroup comparisons. The statistical significance value was set at p<0.05 in the study. Results: Of the 45 volunteers who continued the study, 27 were female and 18 were male, and their mean age was 39.47±9.92 years. According to the results of intragroup analyses, a significant difference was found in all examination methods, and as a result of the intergroup analyses, there was a significant difference in all examination parameters except BDI. In the paired comparisons, positive results were obtained in all examinations in the CM and MET groups compared to the control group, in all parameters except for BDI in the analyses between CM and MET, and in examinations performed after the 4-week implementation in favor of CM (p<0.05). Conclusion: In patients with SIJD, CM performed in addition to exercises was found to be more effective than MET and exercise aloneArticle Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1A Comparative Study of Biochemical, Antimicrobial Effects and Phytochemical Composition Analysis of Glycyrrhiza Glabra L. Varieties Root Extracts(Marmara University, 2025) Gülmez, G.; Sen, A.; Servi, H.; Barak, T.H.; Tekin, F.; Marzi, M.; Şener, A.Plants are the significant global interest as alternative treatment sources with their biologically active compounds. This study compares the chemical composition and the antioxidant, antidiabetic, and antimicrobial properties of ethanol extracts of G. glabra L. two different varieties from different regions. The phytochemical compositions was determined using GC-MS. Additionaly, total phenolic (TPC), flavonoid (TFC) and triterpene (TTC) contents were determined. Glycyrrhizic acid contents were analysed by HPLC. G. glabra var. glandulifera (GF1) showed the highest antioxidant activity. All extracts had strong antidiabetic effects, besides GF1 showing the highest effect. The MIC values was determined against 8 bacterial and 1 yeast strain and values ranged from 2.500 to 0.500; 2.500 to 0.714; 2.500 to 0.714 for G. glabra var. glabra (GB), GF1, G. glabra var. glandulifera (GF2) respectively. Phytochemical studies have shown that TPC was 100.60±5.06, 127.90±0.30, 69.01±0.30 mg GAE /g extract; TFC was 80.07±0.15, 25.35±0.0, 16.58±0.31 mg KE/g and TTC was 217.30±6.05,172.40±2.17, 126.30±4.50 mg OE/g extract for GB, GF1, GF2, respectively. GF1 in particular has the highest glycyrrhizic acid content. This study will contribute to the creation of new treatment strategies and potential therapeutic agents in addition to the use of G. glabra L. in traditional treatments. Our study is also a preliminary study for future studies. © 2025 Marmara University Press.

