TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 140
- Results Per Page
- Sort Options
Article 19. Yüzyıl İstanbul Endüstri Mirasına Palimpsest Kavramı Üzerinden Ontolojik Değerlendirme(Atatürk Üniversitesi, 2025) Ural, Ayşe GülçinEski yazılı parşömen kağıtlarının silinip üzerine yeniden yazılar yazılması, ancak eski yazı izlerinin hala görünüyor olması hali palimpsest olarak tariflenmektedir. Mekân üzerinden bu kavramı incelemek gerekirse; yeniden işlevlendirilen yapılar içinden eski işlevin ve yapım biçiminin izlerini hala görebilmek şeklinde yorumlanabilmektedir. İstanbul gibi büyük tarihe sahip bir kentte, yeniden işlevlendirilmeye ihtiyaç duyan pek çok tarihi yapı bulunmaktadır. Bu yapılar içinde palimpsest kavramının daha net bir şekilde algılanabileceği yapı tipinin endüstri yapıları olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle çalışma İstanbul, Avrupa ve Anadolu yakasında bulunan 19. yy. endüstri yapıları ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın amacı ise İstanbul’da bulunan 19. yy. endüstri yapılarının 2024 yılındaki durumlarına göre palimpsest kavramı üzerinden değerlendirme ve sorgulama yapmaktır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli, belgesel tarama modeli ve tarihsel tarama modelinden faydalanılmıştır. Kavramsal zemini oluşturmak için genel tarama modeli ile palimpsest kavramına ve mekân ontolojisine dair inceleme yapılmıştır. Belgesel tarama yoluyla, tespit edilen yapıların çeşitli özelliklerine dair veri toplanmıştır. Tarihsel tarama ile ise yapıların yapım yılından itibaren geçirdiği süreç ve 2024 aralık ayında ne durumda olduğuna dair tespit yapmak istenmiştir. Toplanan teknik veriler ve görseller hermenötik yöntem ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda İstanbul’da bulunan 19. yy. endüstri yapıları içinde 11 adet Avrupa yakasında, 4 adet Anadolu yakasında palimpsest olarak değerlendirilebilecek yapı tespit edilmiştir. Araştırma; İstanbul’da bulunan 19. yy. endüstri yapılarının 2024 yılındaki durumlarını listelemek açısından ve bu yapıları mekânın ontolojisi üzerinden değerlendirilerek palimpsest kavramı ile yorumlamak açısından gerekli görülmüştür.Article 1930’lu Yıllarda Türk Dış Politikasındaki Değişim: Amerikan Dışişleri Belgelerinde Türkiye’nin Alman Ekonomik ve Siyasi Baskısını Dengeleme Girişimleri(2020) Sivis, EfeBu çalışmada Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki dış politikası, Amerikan Dışişleri belgeleri ışığında incelenmiştir. Ankara’nın dış politikası ile paralel bir seyir izleyen dış ekonomik ilişkilerinde 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Almanya’ya ağırlık veren bir modelden daha dengeli bir modele doğru bir değişimin yaşandığı görülmektedir. Söz konusu değişimin Türk ekonomisi üzerindeki Alman etkisinin azaltılması yönünde gerçekleştiği, İtalya’nın 1936 yılında Etiyopya’yı işgaliyle Türkiye’nin politikalarında değişimin başladığı, Almanya’nın 1938 yılında Avusturya’yı, 1939 yılında Çekoslovakya’yı işgaliye Ankara’nın İngiliz-Fransız ittifakına yaklaştığı görülmektedir. Bu süreçte Türkiye, ABD’ye yönelik ekonomik destek taleplerinden herhangi bir sonuç alamasa da İngiltere’nin Türk ekonomisine yönelik kredi tahsis etmek suretiyle Alman etkisinin kırılmasına destek verdiği görülmektedir. Nitekim Türkiye-İngiltere arasında savunma konusunda iş birliğini öngören Türkİngiliz Deklarasyonu 12 Mayıs 1939 tarihinde yayımlanmış ve Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından önce 19 Ekim 1939 tarihinde İngiltere’nin başı çektiği Türk İngiliz-Fransız Üçlü İttifakı’na dâhil olmuştur. Çalışmada Almanya’nın Türkiye’nin politika değişikliklerine ilişkin hamleleri ve Türkiye’nin yer aldığı Üçlü İttifak Antlaşması’nın ekonomik boyutu mevcut literatüre ve Amerikan arşiv belgelerine dayanarak ele alınmıştır.Article 2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Üniversite Öğrencilerinin Oy Verme Eğilimi: Nitel Bir İnceleme(2025) Özkılıçcı, Gökçe; Uyar, Merve Hazer YiğitBu çalışma, Mayıs 2023’te yapılan Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olan üniversite öğrencilerinin hangi cumhurbaşkanı adayını desteklediklerini ve o adayı desteklemelerinin ardında yatan nedenleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda İstanbul’da üniversite eğitimine devam eden 448 katılımcıya ulaşılmıştır. Katılımcıların Cumhurbaşkanı adaylarını tercih sebepleri oy verme davranışı ve başkanlaşma alan yazını çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada MAXQDA programı kullanılmıştır ve çalışma nitel analiz yöntemi ile değerlendirilip değişkenler arasında çeşitli ağ haritası analizleri ile desteklenmiştir. Analizler sonucunda cumhurbaşkanı tercihlerinin gelir, yaş ve cinsiyet değişkenleri bakımından farklılaşmadığı ancak oy verme nedenlerinin birbirinden farklılaştığı tespit edilmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu için “değişim” ve “sebebi yok”; Recep Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce için “kişisel özellikler” ve “ideoloji”; Sinan Oğan için ise “ekonomi” ve “kararsızlık” söylemleri ön plana çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular oy verme davranışı alanında çalışacak araştırmacılara ve siyaset bilimi ile ilgilenen kişilere yeni bir bakış açısı sağlamayı hedeflemektedir. Özellikle hedeflediği seçmen kitlesini yakından tanımak ve onlara uygun propaganda stratejileri geliştirmek isteyen siyasetçiler ve siyasi partiler için de bu çalışmanın katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Article 5–18 Yaş Türk Erkek Çocuklarında Beden Kitle İndeksi Referans Değerlerinin Modellenmesi(2024) Özer, Mustafa Kamil; Özcan, Gülsüm Hatipoğlu; Özcan, SancarBu çalışmanın amacı, 5–18 yaş arasındaki Türk erkek çocuklarının Beden Kitle İndeksi (BKİ) için büyüme eğrilerinin modellenmesidir. Ayrıca; 5–18 yaş grubu çocuk- lar için bu çalışmayla oluşturduğumuz büyüme eğrilerinin, ülkemizde yaygın olarak kullanılan ve referans kabul edilen Neyzi ve arkadaşları tarafından oluşturulan büyüme eğrilerinin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) referans büyüme eğrileriyle de karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma grubunu; İstanbul ilinin 26 ilçesinde spor okulları bünyesinde spor eğitimlerine katılan ve yaşları 5–18 arasında değişen toplam 5870 gönüllü erkek çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama sürecinde katılımcılardan elde edilen boy ve ağırlık ölçümlerine ait veriler, Microsoft Excel programında yaş gruplarına göre sınıflandırılarak, BKİ puanları hesaplanmıştır. Bu çalışmada büyüme (persentil) eğrilerinin ve tablolarının oluşturulmasında; 1988 yılında Cole tarafından geliştirilmiş olan ve DSÖ, ile Neyzi ve arkadaşlarının kullandığı “LMS Yöntemi” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; BKİ ortanca değerlerinin, yaşla beraber doğrusal bir artış gösterdiği ve bu çalışmada elde edilen persentil değerleri (p5< için %3,9, p5>–p95< için %90,4, p95> için %5,7) ile DSÖ (p5< için %5,5, p5>–p95< için %78,5, p95> için %16) ve Neyzi’nin (p5< için %3,5, p5>–p95< için %88,2, p95> için %8,3) persentil değerleri arasında fark olduğu bulunmuştur.Article Abd'nin Avrupa Enerji Pazarına Yönelik İzlediği Dış Politika: Kaya Gazı Devrimi ve Avrupa Pazarında Rus Hâkimiyetine Karşı Lng Hamlesi(2019) Sıvış, EfeBu makale, Avrupa gaz pazarının kapasitesini ve Rusya'nın ana gaz tedarikçisiolduğunu göz önünde bulundurmak suretiyle, Avrupa gaz pazarının halen gelişmesürecinde olan Kuzey Amerika gazı için henüz yararlanılmamış bir kaynak olduğunuortaya koymaktadır. Çalışma, ABD ve Rusya’nın enerji sektörü özelinde ilişkilerinejeopolitik çerçevede geniş ve kapsamlı genel bir bakış sunmakta, diğer yandan hemABD hem de Rusya’nın enerji politikası için Avrupa enerji piyasasının öneminivurgulamaktadır. Makalede, güvenlikleştirme teorisi ve enerji güvenliği kavramlarıçerçevesinde ABD’nin dış politikasının analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmadayöntem olarak ABD’nin bölgeye ilişkin enerji politikaları bölgeselcilik kavramıçerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucu, ABD’nin Avrupa doğal gazpiyasalarındaki çıkarının, yalnızca Avrupa’nın Rus doğal gazına olan bağımlılığınıazaltma konusunda ‘yardım etmenin’ ötesinde olduğunu, ABD’nin nihai dış politikahedefinin Avrupa’nın önde gelen bir doğal gaz tedarikçisi olarak tebarüz etmekolduğunu öngörmektedir.Article Adolesan Sporcularda Olumlu Beden İmgesi ile Mükemmeliyetçilik İlişkisinde Öz Şefkatin Aracılık Rolünün Spor Türüne Göre İncelenmesi(2024) Güngören, Fatma Eda; Aşçı, F. HülyaBu çalışmanın amacı adolesan sporcularda olumlu beden imgesi ile mükemmeliyetçilik ilişkisinde öz şefkatin aracılık rolünün spor türüne göre incelenmesidir. Çalışmaya İstanbul ilindeki kulüplerde bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan, en az 2 yıl spor deneyimi olan 381 (x̄yaş=15,95± 1,05) kız sporcu katılmıştır. Çalışmaya katılan sporculara Kişisel Bilgi Formu, Beden Değeri Ölçeği-2; Öz Şefkat Ölçeği-Kısa Formu ve Spora Özgü Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi Process Macro eklentisi aracılığıyla IBM SPSS kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada aracılık ilişkisini incelemek amacıyla oluşturulan modelleme ‘Koşullu Süreç Modeli’ kullanılarak incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, mükemmeliyetçiliğin kişisel standartlar (B=-0,16; p<0,00), hatalarla aşırı ilgilenme (B=-0,33; p<0,05), algılanan ebeveyn baskısı (B=-0,13; p<0,05) ve algılanan koç baskısı (B=-0,20; p<0,05) alt boyutları ile öz şefkat arasında negatif ilişki vardır. Mükemmeliyetçiliğin kişisel standartlar (B= 0,38; p<0,05) alt boyutu olumlu beden imgesi ile pozitif ilişkiliyken, hatalarla aşırı ilgilenme (B=0,04; p>0,05), algılanan ebeveyn baskısı (B=0,14; p> 0,05), ve algılanan koç baskısı (B=0,01; p> 0,05), olumlu beden imgesi arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır ve tüm bu ilişkilerde spor türü düzenleyici role sahip değildir. Ayrıca, bulgular öz şefkatin; kişisel standartlar, hatalarla aşırı ilgilenme, algılanan ebeveyn baskısı ve algılanan koç baskısı ile olumlu beden imgesi arasındaki ilişkiye aracılık ettiğini, bu aracılık etkisinde spor türünün düzenleyici rolü olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak, adolesan sporcuların mükemmeliyetçilik düzeyleri öz şefkatten etkilenerek onların, olumlu beden imgesi düzeylerini etkilemektedir ve bu etkiler sporcuların bireysel veya takım sporu ile uğraşmalarına göre değişmemektedir.Article Ağ Toplumlarında Gündelik Yaşamın “Kusursuzluğu”(2022) Güzel, EbruHer geçen yıl internetin ve ona bağlı mobil araçların yaygınlaşması, dijital sosyal ağlara erişebilirliğin zaman ve mekandan bağımsız doğası, gündelik yaşamın rutin/akışını da değiştirmektedir. İnternet teknolojilerinin gelişimi sonucunda yaşanan kültürel ve toplumsal değişim Manuel Castells’e göre, “ağ toplumu”nu yaratmıştır. Gerçek ile sanalın birbirine karıştığı ağ toplumlarında yaşama ilişkin algı da dönüşmüştür. Baudrillard’a göre bu hipergerçeklik çağında gerçeklikten söz edilemeyeceği için taklit de yerini benzeşime bırakmıştır. Bireylerin benlikleri de katılımcısı oldukları sosyal medya platformunun habitusuna göre şekillenmektedir. Arkadaşlık kurma, mesajlaşma, albüm oluşturma ya da profesyonel bir iş ağına katılım amacıyla bu çevrimiçi sosyal ağların ortak unsuru profillere yansıyan “kusursuz” imajlardır. Burada bireyler, ister öz-sergileme isterse de bilgi paylaşımı amacıyla onlardan beklenildiği gibi kusursuz bir performans sahnelenmektedir. Kusursuzluğun kültürel olarak ivme kazanması gündelik yaşam pratiklerini de değişime uğratmaktadır. Sosyal ağlar yoluyla gerçekliğin, benliğin ve kültürel değişimin araştırıldığı bu çalışmada kusursuzluk fenomenine odaklanılmıştır. Sosyal medya kullanımında dünya liderliğine aday Türkiye’de, gündelik yaşama dair araştırmaların doygunluğu da düşünülerek, yeni bir sorunsal olarak “kusursuzluk fenomeninin” çevrimiçi örüntüler üzerinden araştırılmasının iletişim antropolojisi alanındaki çalışmalara da katkı sağlanacağı öngörülmektedir. Araştırmada alanyazını taraması sonucu elde edilen bilgiler sonuç bölümünde eleştirel bir perspektifle yorumlanmıştır.Article Akademik Dayanıklılık ve Sosyal Destek Arasındaki İlişkide Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumunun Aracı Rolü(2025) Özdemir, Petek AkmanBu çalışma sosyal desteğin ve üniversite ortamında temel psikolojik ihtiyaçların (yeterlilik, özerklik, ilişkili olma) doyumunun akademik dayanıklılık ile ilişkilerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada sosyal destek kaynakları olarak öğretmenlere ve arkadaşlara odaklanılmıştır. Ayrıca temel psikolojik ihtiyaç doyumunun sosyal destek ile akademik dayanıklılık arasındaki ilişkideki aracılık etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 18-25 yaşları arasındaki 378 lisans öğrencisi katılmıştır. Katılımcılar kişisel bilgi formunu, Akademik Yılmazlık Ölçeğini, Üniversite Öğrencilerinin Temel İhtiyaçlarının Doyumu Ölçeğini, Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Öğretmen ve Arkadaş Desteği Alt Ölçeklerini tamamlamışlardır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizleri ve yapısal eşitlik modeli analizleri ile incelenmiştir. Analizler öğretmen ve arkadaş desteğinin, yeterlilik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının, akademik dayanıklılığının bileşenlerinden azim ve adaptif yardım arama ile pozitif, olumsuz duygulanım ile negatif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Sosyal desteğin temel psikolojik ihtiyaçların doyumunu, ihtiyaç doyumunun da akademik dayanıklılığı pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun, sosyal destek ile akademik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracılık rolünün anlamlı olduğu bulunmuştur. Araştırma bulguları alan yazını ile ilişkili olarak tartışılmıştır, eğitsel uygulamalar ve ileride yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.Article Akademik Güdülenme İle Üniversiteye Aidiyet Duygusu Arasındaki İlişki(2023) Özdemir, Petek AkmanAkademik güdülenme ve üniversiteye aidiyet, öğrencilerin eğitim yaşamını etkileyen, olumlu sosyal ve akademik sonuçları olan önemli etmenler olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, üniversiteye aidiyet duygusu bileşenlerinin (aidiyet, diğer öğrenciler ve öğretim üyeleri tarafından kabul edilme) farklı akademik güdülenme türleri (içsel güdülenme, dışsal güdülenme ve güdülenmenin olmaması) ile ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 18 ile 22 yaşları arasındaki 390 üniversite öğrencisi katılmıştır. Öğrencilere Akademik Motivasyon Ölçeği ve Üniversiteye Aidiyet Ölçeği uygulanmıştır. Hiyerarşik regresyon analizleri, kız öğrencilerin akademik güdülenmelerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğunu ve yaş arttıkça dışsal güdülenmenin azaldığını göstermiştir. Aidiyetin akademik içsel ve dışsal güdülenmeyi pozitif, güdülenmenin olmamasını ise negatif yönde yordadığı bulunmuştur. Öğretim üyelerinin kendilerine ilgi ve saygı gösterdiğini hisseden öğrencilerin akademik dışsal güdülenme puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Güdülenmenin olmaması modeline öğrenciler tarafından kabul edilme negatif yönde katkıda bulunmuştur. Öz-Belirleme Kuramı çerçevesinde değerlendirilen araştırma sonuçları, destekleyici sosyal ve akademik ortamın üniversite eğitiminde önemli rol oynadığını göstermiştir.Other Akupunkturun İnfertilite Tedavisinde Canlı Doğum ve Gebelik Sonuçlarına Etkisi: Sistematik Derleme(2025) Satılmış, İlkay Güngör; Bursa, Ayşe GülGiriş: İnfertilite tedavisi teknolojinin gelişmesiyle önemli sonuçlar elde etmiş olsa da, başarı sonucunu arttırmak adına infertilite tedavisi ile birlikte kullanılan tamamlayıcı/alternatif tedavilere yönelim artmaktadır. Amaç: Bu sistematik derlemede infertilite tedavisinde akupunktur uygulamasının, gebelik ve canlı doğum sonuçları üzerine etkisini inceleyen araştırma sonuçlarını sistematik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu sistematik derleme başlangıç yıl sınırı yapılmadan Ağustos 2023- Ekim 2023 tarihleri arasında Cochrane, Science Direct ve Pubmed veri tabanları tarandı. Yayınlanan 847 çalışmadan 15 çalışma inceleme kapsamına alındı. Bulgular: Sistematik derlemeye dahil edilen 15 çalışmadan; 6 çalışmada akupunkturun canlı doğum sonucunu olumlu etkilediği 8 çalışmada ise etkilemediği belirlenmiştir. 1 çalışmada örneklem grubundaki kadınların canlı gebelik oranı etkilenmese de 35 yaş üstü kadınlarda akupunkturun etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Çalışmalarda akupunkturun farklı zamanlarda, farklı bölgelere uygulanması, kontrol gruplarında hiç akupunktur uygulanmayan veya plasebo akupunktur uygulanan (sahte iğne ile gerçek akupunktur grubu ile aynı bölgeye uygulananlar veya akupunktur bölgesi olmayan yerlere uygulananlar) grupların oluşturulması gibi heterojeniteler bulunmaktadır. Sonuç: 15 çalışmanın incelendiği sistematik derlemede; akupunkturun gebelik ve canlı doğum oranlarını arttırdığını belirten ve etkilemediği sonucuna ulaşan çalışma sayıları birbirine çok yakındır. Akupunktur uygulanmasının infertilite tedavisinde yer alması, tartışmalı bir konu olarak devamlılığını korumakta ve konu ile ilgili kanıt düzeyi yüksek randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.Article Alevilerin Yüzyıllık İktisadi Tarihi(2023) Boz, Çiğdemİktisat tarihi insanlığın hayatta kalma çabalarının bir hikayesi ise bu hikâye ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içindeki topluluklara göre değişiklik gösterecektir. Türkiye’nin en kalabalık azınlık grubunu oluşturan Alevilerin Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar olan hayatta kalma hikayesine odaklanan bu çalışmada Alevi topluluklarının bu yüzyıllık süreçte geçirdiği sosyoekonomik dönüşümler ele alınmaktadır. Bu dönüşümleri tespit etmek ve arkasında yatan faktörleri anlamak için günümüzde artık farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların katkılarıyla oluşmuş geniş bir Alevilik literatürü bulunmakla birlikte konuya iktisadi açıdan yaklaşan çalışmaların eksikliği göze çarpmaktadır. Oysa Alevilik ve Aleviler iktisadi bakış açısından ele alınması gereken pek çok veriyle doludur. Literatürdeki bu boşluğu doldurmak adına ilk adımlardan biri olmayı amaçlayan bu çalışmada, literatürdeki mevcut bulguların iktisadi olarak yorumlanmasının yanında sözlü tarih yöntemine de başvurulmuştur. Geleneksel kurumları ve toplumsal örgütlenmesi en az beş yüz yıl öncesine kadar götürülebilecek olan Alevilik Cumhuriyet reformları ile belli bir dönüşüme uğramış olsa da Aleviler açısından esas kırılma 1960’larda başlayan kente göçle birlikte başlar. İktisadi birikimleri ve becerileri bakımından diğer göç edenlerden negatif yönde ayrışan Aleviler, dil ve dini inanç açısından da dezavantajlı konuma sahiptirler. Bu eşitsizliklerini kamusal eğitim ve sağlık hizmetleriyle telafi ederek yükselmeye çalışan Aleviler 1980’lerden sonra bu olanakları da kaybetmişler ve siyasi iktidarlar nazarında marjinal konumlarını korumaya devam etmişlerdir. Özellikle kamuda belli mevkilere gelmeleri halen imkânsız olan Aleviler açısından Cumhuriyet’in hedeflediği eşit yurttaşlık idealine ilk yüzyılın sonunda ulaşılabilmiş değildir.Article Altı-12 Aylık Bebeklerin Anne Sütü ile Beslenme Durumlarının ve Tamamlayıcı Beslenme Uygulamalarının Değerlendirilmesi(2023) Ilktac, Havvanur Yoldas; Güldemir, Hilal Hizli; Garipağaoğlu, MuazzezGiriş: Yaşamın ilk yılı büyümenin en hızlı gerçekleştiği dönemdir. Anne sütü ile beslenme süresi ve tamamlayıcı beslenme uygulamaları, annelerin özelliklerine, ülkelere ve bölgelere göre farklılık gösterebilmektedir. Popülasyona özgü stratejiler geliştirmek için toplumun taranması ve değerlendirilmesi önemlidir. Amaç: Bu araştırma, 6-12 aylık bebeklerin anne sütü ile beslenme durumlarının ve tamamlayıcı beslenme uygulamalarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanan bu araştırma, araştırmayı katılmayı kabul eden 536 anne-bebek çifti ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında anne ve bebeğe ait bilgilerin yer aldığı Kişisel Bilgi Formu kullanıldı. Bulgular: Tek başına anne sütü ile beslenme süresi 4,26 ± 1,97 ay olduğu saptandı. Tamamlayıcı beslenmeye ise 22,62 ± 2,79 haftada başlandığı bulundu. Lise ve lisans-lisansüstü mezunu annelerin ilkokul mezunu annelere kıyasla istatistiksel olarak daha uzun süre tek başına anne sütü verdikleri belirlendi (p < 0,05). Annelerin %86,5’inin bebeklerine ilk tamamlayıcı besin olarak yoğurt verdikleri, ilk bir yaş içerisinde bebeklerin %42,9’unun tuz, %20 ,8’inin şeker ve %14,7’sinin ise bal tükettikleri saptandı. Sonuç: Tamamlayıcı beslenmeye 6 aydan önce başlandığı, annelerin eğitim düzeyi arttıkça sadece anne sütü verme süresinin arttığı belirlendi. Annelerin bebek beslenmesindeki eksikliklerinin önlenmesinde, anne sütü ve tamamlayıcı beslenme konusundaki eğitimlerin arttırılmasının önemli olduğu düşünüldü. Annelere verilen eğitimlerin, annenin eğitim düzeyi göz önüne alınarak bireysel, uygulamalı ve annelerin soru ve sorunlarına çözüm getirecek nitelikte yapılması önerilmektedir.Article Antakya’nın Geleneksel Evlerinin Avlu Özellikleri Üzerine Bir İnceleme(2019) Bozkurt, Selvinaz GülçinYapıların orta kısmında yer alan, üstü açık ya da kapalı olabilen geniş bahçe açıklıklarına avlu denilmektedir. Türk mimarisinde avlular dışarıya kapalı, gökyüzüne açık mekanlar olup sosyal ve kültürel hayatın en önemli parçalarından biridir. Araştırmamıza konu olan ve çoğu 18. ve 19. yy’a ait olan Antakya’nın avlulu evleri de Antakya’nın sosyokültürel hayatını yansıtan en önemli mekanlar olma özelliğindedir. Ancak bu özellikteki evlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında, bazı zorluklarla karşılaşılmaktadır. Son yıllara kadar özgün niteliklerini büyük ölçüde koruyan bu evler, nüfus artışı ve çarpık kentleşmenin etkisiyle ya terk edilmiş ya da büyük oranda yapısal değişikliklere maruz kalmışlardır. Yeni gelişmelerin geçmişi yok ederek, sağlıksız ve kimliksiz bir şekilde gelişiyor olması alan için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Antakya’nın kültürel birikiminin çağdaş yöntemlerle doğru araştırılması ve tespit edilmesi, çözülmesi gereken sorunların başında gelmektedir. Bu nedenle bu çalışma kapsamında, Antakya’nın geleneksel evleri ve avlu yapıları incelenmiş, avlunun bölge halkı için iklim ve sosyokültürel açıdan en akılcı çözümler sunan mekanlar olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada avlulu evlerin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, güncel kullanımda değerlendirilmesi ve günümüzde bu niteliklere sahip avlulu evlerin oluşturulmasının gerekliliği vurgulanmıştır.Article Antrenörün Kişilerarası Davranışlarının Değerlendirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2022) Sarı, İhsan; Asci, HülyaBu araştırmanın amacı Bhavsar ve arkadaşları (2019) tarafından geliştirilen Üç Boyutlu Kişiler Arası Antrenör Davranışları Ölçeği’nin Türkçe versiyonunun geçerliği ve güvenirliğinin test edilmesidir. Bu ölçek, sporcu algısına göre antrenörün temel psikolojik ihtiyaçları destekleyici, engelleyici ve bu ihtiyaçlara ilgisiz davranışlarını ölçmektedir. Araştırmaya, 225 erkek ve 125 kadın olmak üzere toplam 350 (X̄yaş=18.74±4.35) sporcu katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Üç Boyutlu Kişiler Arası Antrenör Davranışları Ölçeği ve Antrenör Davranışları Değerlendirme Ölçeği’nin olumlu ve olumsuz antrenör davranışları alt boyutları uygulanmıştır. Veriler AMOS 20 programında doğrulayıcı faktör analizi ile incelenmiştir. Yakınsak ve ıraksak geçerlik için değişkenler arasındaki Pearson korelasyon katsayıları ve ortalama açıklanan varyans (AVE) değerleri hesaplanmıştır. Güvenirliğin değerlendirilmesi için Cronbach alfa iç tutarlılık ve bileşik güvenirlik (CR) değerleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda, faktör yükleri çok düşük olan 9 ve 10. maddelerin silinmesi ile model uyum indeksleri kabul edilebilir düzeye ulaşmıştır (χ2/sd= 453.372/165=2.75; RMSEA=.07, NFI=.90; NNFI= .92, CFI=.93, SRMR=.046). Ölçeğin “ihtiyaç engelleyici davranış” ve “ihtiyaca ilgisiz davranış” boyutları olumlu antrenör davranışları ile negatif yönde (p<.05, ıraksak geçerlik); olumsuz antrenör davranışları ile pozitif yönde ilişkilidir (p<.05, yakınsak geçerlik). “İhtiyaç destekleyici davranış” boyutu ise olumlu antrenör davranışları ile pozitif olarak (p<.05, yakınsak geçerlik); olumsuz antrenör davranışları ile negatif olarak ilişkilidir (p<.05, ıraksak geçerlik). AVE değerleri .51 ile .56 arasındadır. Cronbach alfa ve CR değerleri ise .86 ile .91 arasındadır. Sonuç olarak, Üç Boyutlu Kişiler Arası Antrenör Davranışları Ölçeği’nin Türkçe versiyonu sporcuların algısına göre antrenörlerin kişiler arası davranışlarını değerlendirmek amacı ile kullanılabilir.Article Avrupa Birliği ve Türkiye’de Sivil Toplumun Son On Yılı: Sivil Alanın Daralması Tartışmalarına Karşılaştırmalı Bir Bakış(2024) Köseoğlu, Nihan Akıncılar; Duygulu, ŞirinAdalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik hedefi doğrultusunda 2002 yılında ilk kez iktidara geldiğinde reform, demokratikleşme ve Avrupalılaşma sürecine odaklanmıştır. Türkiye'de sivil toplumun daha da gelişmesi, Kopenhag Siyasi Kriterlerinin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Bu reform süreci 2005 yılında yavaşlamış ve Türkiye 2011 yılında ‘Avrupalılaşmama’ olarak adlandırılan yeni bir döneme girmiştir. AKP’nin AB üyelik vizyonundan kademeli olarak uzaklaşması ve genel demokratik gerileme, sivil alanın daralmasının arkasındaki ana nedenler olarak kabul edilmektedir. Ancak sivil toplumun mevcut sorunlarını açıklamada yapısal ve bağlamsal yerel faktörlere odaklanan savlar, resmin bir bölümüne ışık tutmaktadır. Sivil toplumun AB içinde karşı karşıya kaldığı sorunların, özellikle de demokratik gerilemenin bir sonucu olarak sivil alanın dünya genelinde daralmasının da altı çizilmelidir. Böyle bir bakış açısı, yalnızca karşılaştırmalı analiz için bir temel sağlamakla kalmaz, aynı zamanda AB'nin Türkiye’deki sivil toplumun üzerindeki etkisini sınırlayan daha geniş dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasına da yardımcı olur.Article Aylak Adam Romanı: Varoluşçu Bir Bakış(2023) Özkılıçcı, Gökçe“Varoluş özden önce gelir” sözüyle özetlenebilecek varoluşçuluk 19. yüzyılın sonlarında edebiyat, tiyatro ve psikoloji başta olmak üzere pek çok alana etki etmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam romanını varoluşçu felsefenin ve psikolojinin temel kavramlarını göz önünde bulundurarak incelemektir. Bu kapsamda öncelikle eserin yazarı olan Yusuf Atılgan hakkında kısa bir bilgilendirme yapılacaktır. İzleyen bölümlerde adı geçen eserde yaşanan olaylar ve ana karakter (C.) varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinin üzerine düşündükleri bazı kavramlar çerçevesinde yorumlanacaktır. Bu çalışma, soyut bir kavram olan varoluşçuluğun ve onun ortaya attığı meselelerin Türkçe kaleme alınmış Aylak Adam romanında nasıl kurgulandığını ve şekillendiğini göstermenin bir aracı olmayı hedeflemektedir.Article “Barış Akarsu Merhaba” Filminin İzlerkitle Üzerindeki Etkisinin Duygu Analizi Yöntemiyle Değerlendirilmesi(2023) Arkan, NilSosyal medya, bireylere, fikirlerini ifade edebilmeleri, belirli konularda bilgi ve fikir alışverişi yapabilmeleri imkanı sağlamaktadır. Günümüzde sosyal medya forum sayfalarının, tartışma sitelerinin artmasıyla birlikte, sosyal medyanın iki yönlü bir iletişim şekli oluşunun sonucu olarak kamuoyunun belirli konulardaki duygu ve düşünceleri çeşitli yöntemlerle saptanabilmektedir. Sinema da bu konulardan biridir ve vizyondaki veya dijital video platformlarındaki filmler hakkında insanların ne düşündüğü tespit edilip değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmada, 2022 yılında vizyona giren “Barış Akarsu Merhaba” filminin, duygu analizi yöntemi kullanılarak izleyicinin film hakkındaki duygu ve düşüncelerinin değerlendirmesi yapılacaktır. Duygu analizi yöntemi kullanılarak yapılacak olan araştırmada değerlendirme sınırlılıkları kapsamında platform olarak Ekşi Sözlük seçilmiştir. Araştırmanın Ekşi Sözlük ile sınırlandırılmasının nedeni Türkiye’de sözlük tabanlı platformlar arasından en çok bilinen ve en sık ziyaret edilen platform olmasıdır (SimilarWeb, 2022). Aynı zamanda, içeriklerin kısa ve yazı formatında olması nedeniyle bu platform tercih edilmiştir. Araştırmada, izleyicilerin film hakkında olumlu, olumsuz ve nötr görüşleri ile bu görüşlerin alt başlıkları nedenleri ile analiz edilecektir. Analiz sonucunda, kullanıcıların büyük çoğunluğunun film hakkında olumsuz değerlendirmede bulunduğu, bu olumsuz değerlendirmelerden en yüksek oranın ‘yapım’ alt başlığına ait olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, özellikle Türkiye’de çok fazla biyografi türünde film yapıldığı ve kişilerin artık izlememeyi tercih ettikleri görülmüştür. Ayrıca, oyunculuğun çok beğenilmesine rağmen filme konu olan gerçek kişinin, filminin yapılmasının gereksiz olduğu ve bunun maddi çıkar kaygısı taşıdığı sonucuna varılmıştır.Article Beden Eğitimi Ders İkliminin Değerlendirilmesi: Ölçek Uyarlama Çalışması(2025) Akın, Nurgül Keskın; Asci, HülyaAmaç: Bu çalışmada, Beden E ğitimi Öğretmeninden Algıla- nan Destekleyici ve K ısıtlayıcı Güdüsel İklim Ölçeği’nin [Teacher- Created Empowering and Disempowering Motivational Climate Questionnaire in Physical Education (EDMCQ-PE)] Türkçe versiyo- nunun psikometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: 193 k ız (ya ş ort.=12,24±1,11) ve 228 erkek (ya ş ort.=12,25±1,08), toplam 421 ortaokul öğrencisi (6, 7 ve 8. sınıflar; yaş ort.=12,25±1,09) çalışmaya gönüllü kat ılmıştır. Otuzdört maddeden oluşan Beden Eğitimi Öğretmeninden Algılanan Destekleyici ve Kısıt- layıcı Güdüsel İklim Ölçeği’nin yapısı beş alt ve iki üst faktörden oluşan iki düzeyli hiyerar şik model, be ş faktörlü model ve iki faktörlü model olmak üzere üç farklı model ile test edilmiştir. Veriler, Doğrulayıcı Fak- tör Analizi (DFA) ve Açımlayıcı Yapısal Eşitlik Modellemesi (AYEM) yöntemleri kullanılarak analiz edilmi ştir. Bulgular: DFA sonuçlarına göre, test edilen 3 model de yeterli uyum indekslerine ula şamamıştır. Modelden 3 maddenin ç ıkarılması ve yapılan modifikasyonlar sonra- sında 2 faktörlü model için kabul edilebilir uyum de ğerleri elde edil- miştir. İki düzeyli hiyerar şik model ve 5 faktörlü model için DFA sonuçları yeterli uyum göstermemiştir. AYEM sonucunda 2 faktörlü mo- delin ve 5 faktörlü modelin kabul edilebilir ve iyi uyum değerlerine sahip olduğu bulunmuştur. İki faktörlü model için yeterli yakınsak geçerlik ve iyi iç tutarlılık değerlerine ulaşılmıştır. Sonuç: Bu sonuçlar, EDMCQ- PE’nin 2 faktörlü yapısının, Türk öğrencilerin beden eğitimi derslerinde öğretmenden algılanan güdüsel iklimin destekleyici ve k ısıtlayıcı yön- lerini değerlendirmek için uygun bir araç olduğunu göstermektedir.Article Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı 2025: Neler Değişti? Yenilikçi Bakış Açısının Programlara Yansıması Nasıl Olacak(2025) Koksal, Eda; Kızıltan, Gül; Garipağaoğlu, Muazzez; Goktas, Zeynep; Karabudak, Efsun; Yıldız, Emine Akal; Isgin-Atici, KubraÜlkemizde Beslenme ve Diyetetik lisans eğitimi veren programların temel yeterliliklerini belirlemek ve eğitimde standardizasyonu sağlamak amacıyla 2016 yılında Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (BDB-UÇEP) hazırlanmıştır. Bu program, Beslenme ve Diyetetik bölümü müfredatlarının yapılandırılması ve asgari kazanımların sağlanması açısından önemli bir yol haritası olmuştur. COVID-19 pandemisiyle birlikte hız kazanan dijitalleşme süreci, çekirdek eğitim programlarının çağın gerekliliklerine uygun biçimde güncellenmesini zorunlu kılmış, bu kapsamda program tasarımcıları, öğretim elemanları, öğrenciler, mezunlar ve sektör temsilcileri ile geniş katılımlı bir çalışma yürütülerek BDB- UÇEP 2025 hazırlanmıştır. Güncellenen BDB-UÇEP’teki en önemli farklılıklardan birisi, öğrenme kazanımlarının yalnızca temel alan becerileriyle sınırlı kalmayıp “öğrenme becerileri”, “okuryazarlık becerileri”, “yaşam ve kariyer becerileri” gibi yenilikçi yetkinlikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Öğrenme alanları açısından da programın %70’i Sağlık Bilimleri ile Beslenme ve Diyetetik alanına ayrılırken; %30’u bilgi çağı yetkinlikleri, entelektüel, sanatsal ve sportif beceriler, öznel iyi oluş, toplumsal sorumluluk gibi alanlara odaklanacak şekilde yapılandırılmıştır. Ayrıca, eğitim modelinde probleme dayalı öğrenme yaklaşımına yer verilmiş ve aktif öğrenme yöntemleri ön plana çıkarılmıştır. Bu değişikliklerle, mezunların çağın gereksinimlerine uyum sağlamalarının desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu derleme makalede, BDB-UÇEP 2016 ile 2025 arasındaki temel farklılıklar karşılaştırılmış; öğrenme kazanımları, öğretim yöntemleri, ölçme ve değerlendirme süreçleri ile mesleki uygulama dersleri açısından yapılan değişiklikler ele alınmış ve gelecekte oluşturulacak BDB-UÇEP’ler için öneriler sunulmuştur.Article Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin Tasarımda Biçimlenişi : Akıllı Binalar(2022) Çakır, Hülya SoydaşBilgi ve iletişim teknolojilerinin ilerleyişi kullanıcı konforunu, sağlığını ve güvenliğini ön plana alan sistemlerin yaygınlaşmasına imkan sağlamaktadır. Günümüzde sürdürülebilir bir yaşam için akıllı binalar şehirlerde önemli örnekler teşkil etmeye başlamıştır. İnternetin ve bilgisayar teknolojilerinin gelişimi mimari tasarımda ve yapı sektöründe yeni sistemlerin kullanılmasına, akıllı binaların inşa edilebilmesine olanak sunmuştur. Dünya genelinde kaynakların verimli kullanımına, yaşam ve kullanım maliyetlerinin azaltılmasına, sağlıklı, güvenilir ve çevre dostu yapılara duyulan artan ihtiyaçlar bu gelişmeleri hızlandırmıştır. Bu çalışmada akıllı binaların gelişimine kadar olan süreçte toplumsal ve ekonomik unsurlar özetlenmektedir. Akıllı binaların tasarımında bilgi ve iletişim teknolojilerinin önemi ve desteği teknik olarak vurgulanmaktadır. Akıllı binaların değerlendirilmesinde başlıca kriterler ana başlıklar altında aktarılmaktadır. Araştırmada 2000 yılından sonra kullanıma açılan dünyanın farklı lokasyanlarından başarılı uygulama örnekleri olarak 5 farklı bina seçilerek incelenmektedir. Bu akıllı binaların, bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalanarak ortaya çıkan ortak özellikleri, tasarım kriterleri, sürdürülebilirlik uygulamaları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik katkıları belirlenerek çalışmada değerlendirilmektedir.
