TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Institution Author "Çün, Başak"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Article Bedenselin Yankıları: The Return of the Native Romanında Beden ve Doğanın Bağıntılı Ontolojisi(2025) Çün, BaşakBu makale, Thomas Hardy’nin (1840-1928) The Return of the Native romanında duygulanım ve bedensellik arasındaki etkileşimi, Maurice Merleau-Ponty’nin beden fenomenolojisini de kapsayarak incelemektedir. Dilsel yapıları aşan, bedenler ve çevreler arasındaki dinamik ilişki olarak tanımlanan duygulanım, bedensel algı ve dış çevre arasındaki sınırları yeniden belirler. Viktorya dönemi beden-zihin ikiliği, Hardy’nin karakterlerinin ve doğasının, duyumsal deneyimlerin özne ve nesne arasındaki ayrımları erittiği geçirgen bir düzleme yerleştirilmesiyle yeniden değerlendirilmektedir. Makale, yüzü birincil duyumsal geçit olarak tartışmakta, bunun yanı sıra Hardy’nin Eustacia Vye ve Clym Yeobright gibi karakterleri tasvir etme biçiminin, bedensel olan ve doğa bileşenleri arasındaki girift ara bağlantıyı dışa vurduğunu anlatmaktadır. Görme ve duyma gibi duyum şekilleri, romanda algının akışkanlığını vurgularken, romandaki fundalık, yaşayan, insan varlığıyla dolaşık, duygulanımsal bir varlık olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla makale, algıyı bedenleşmiş bir süreç olarak çerçeveleyerek, Hardy’nin anlatısını, Kartezyen ikiciliğe meydan okuyan duygulanımsal takaslar sahası olarak çalışmaktadır. Maddesellik ve bedensel olanı, bağıntısal bir ontoloji içerisinde betimlemektedir.Article Doris Lessing’in the Golden Notebook Ve the Diary of a Good Neigbour Adlı Romanlarında Diyalojik Benliğe Yolculuk(2023) Çün, BaşakDoris Lessing’in The Golden Notebook (1962) ve The Diary of a Good Neighbour (1983) isimli romanları, ana karakterleri Anna ve Janna’nın hayata ve benliğe yönelik algılarına ışık tutarlar. Rus dilbilimci ve edebi kuramcı Mikhail M. Bakhtin’in diyalojik bakış açısından bakıldığı zaman, her iki roman da hayat deneyimlerinin monolojik bir sonucu olarak gelişen benlik ile, diyalojik olarak oluşturulan bir benliğe, dolayısıyla da hayata geçiş için duyulan ihtiyaç arasındaki çatışmalara değinmeleri bakımından dikkat çeker. Romanlar, bireyin benliğini ve çevresini anlama yöntemindeki tek taraflı gözleme değinirken, bu monolojik tutumun psikolojik ve sosyal sonuçlarını eleştiren bir yöne de sahiptirler. Bu çalışma, Lessing’in bu iki romanında, Bakhtin’in diyalojik prensibine dayanan diyalojik benlik kavramının nasıl mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Ana karakterlerin kendi benlikleriyle ilişkilerini analiz ederken, benlikle ve dünyayla kurmuş oldukları monolojik etkileşimin, yeni algılarından beslenerek, yaşayan, diyalojik bir türe dönüştüğünü savunmaktadır.

