TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
22 results
Search Results
Article The Relationship Between Critical Thinking Skills and Caregiving Roles of Nurses(2023) Karaca, Anita; Kaya, Gizem; Kaya, LeylaBackground: Critical thinking is a skill highly needed by nurses to solve problems effectively and make the best decisions in clinical environments. Aim: The purpose of this study was to evaluate the relationship between critical thinking skills and the caregiving roles of nurses. Methods: This descriptive study included 220 nurses working in a training and research hos- pital. The data were collected between February and March 2021 using an online question- naire containing the “Nurse Information Form,” “Nursing Critical Thinking in Clinical Practice Questionnaire,” and “Attitude Scale for Nurses in Caregiving Roles (ASNCR).” The data were analyzed using percentages, means, standard deviation, Shapiro–Wilk, and Spearman’s cor- relation tests. Results: The nurses’ mean age was 30.35 ± 7.25 years and they were mostly female (98.2%) and had bachelor’s degree (69.1%), single (51.4%), and worked as nurses for 7.71 ± 7.54 mean years. The lowest mean score received by nurses from the Nursing Critical Thinking in Clinical Practice Questionnaire was (Mean = 19.54, SD = 4.02) in the technical dimension, and their lowest mean score was from the ASNCR was from the attitude towards nurses’ roles in treatment process dimension (Mean = 4.26, SD = 0.76). A moderate, positive, and statisti- cally significant (P < 0.001) correlation was found between the total scores and dimension scores of both scales. Conclusions: This study found that caregiving roles and critical thinking levels of nurses were above the mean score. It is important to increase the awareness of nurses about criti- cal thinking and decision-making skills in the professional education process. Nurse manag- ers may take an active role in nurturing critical thinking skills for effective outcomes.Article Case Report of Rare Tissue Injury and Left Arm Dislocation After Incorrect Blood Pressure Measurement During Clinical Practice(2023) Karaman, Özen Esra; Altıparmak, Yüksel DuyguIn midwifery education based on theoretical and practical foundations, students encounter midwifery profession education which based on for the first time in the Basic Clinical Skills in Midwifery Course. The aim of the Basic Clinical Skills in Midwifery Course is to help students understand the basic philosophy of midwifery and the role of the midwife in the health system, and to provide the student with knowledge, skills and attitudes about the basic concepts, principles and methods in midwifery care. In the Basic Clinical Skills in Midwifery Course, students are offered learning methods that will enable them to develop behaviors in the cognitive, affective and psychomotor domains. In this context, the course is carried out in skill development laboratories and clinical environments, after the lecturer in the classroom explains the basic concepts, the health system and midwifery, the protection and development of health, the fulfillment of physiological care needs, and the demonstration of the skills related to the psychomotor domain. Clinical practices are an indispensable element of midwifery education. The Midwifery Basic Clinical Skills Course has a very important place in clinical skills training, as students experience the hospital environment for the first time in their education life and experience midwifery practices for the first time on real patients. The aim here is to discuss a case that can be experienced after the correct application of vital sign measurement techniques and erroneous measurement.Article Pandeminin Gölgesinde Geçen 2 Yıl: Sorularla Covıd-19(2022) Kilbaş, İmdat; Kılbaş, Elmas Pınar Kahraman; Çıftcı, Ihsan HakkıCOVID-19 salgını ilk olarak 2019 yılında Çin’de başlamıştır. SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu bu hastalık kısa süre içinde bir pandemi haline gelmiştir. COVID-19’un beraberinde getirdiği toplumsal problemler, bu hastalıkla ilgili temel ve kanıta dayalı bilgilere yönelik çok sayıda soru gündeme getirmiştir. COVID-19 ile ilgili aşı ve tedavi çalışmaları artan hızda devam etmektedir. Bu makalede, COVID-19’un virolojisi, immünolojisi, tanısı, komorbiditeleri, epidemiyolojisi, tedavisi ve aşı geliştirme çalışmaları hakkında bazı sorular cevaplanmıştır.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Fiziksel Sağlık Durumları: Kesitsel Bir Çalışma(2022) Gümüş, Funda; Atli, Abdullah; Dikec, GulAmaç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin pek çok fiziksel hastalığının olmasına rağmen bu konu ülkemizde yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde ayaktan takip edilen hastaların fiziksel sağlıklarının belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı araştırma deseninde yapıldı. Yöntem: Çalışmaya 137 birey katıldı. Çalışmada verilerin toplanmasında Bilgi Formu kullanıldı. Hastaların fiziksel sağlık davranışlarının değerlendirilmesinde; madde kullanımı, sağlığı geliştiren davranışlar, egzersiz, beslenme, uyku, öz bakım, ağız hijyeni, boşaltım ve cinsel yaşamlarına ilişkin sorular soruldu ve hastaların boy, kilo, beden kitle indeksi, yaşam bulguları ölçüldü. Bulgular: Bu çalışmaya katılan hastaların %21,9’unun bir fiziksel hastalığı olduğu, günlük ortalama 8,24±2,24 saat uyudukları, hastaların %59,9’unun uyandığında kendini dinlenmiş hissetmediği bulundu. Katılımcıların boşaltım alışkanlıkları değerlendirildiğinde %55,5’inin günde bir kez defakasyona çıktığı belirlendi. Katılımcıların %55,5’inin cinsel yaşamlarından memnun olmadığı, %80,3’ünün herhangi bir kontraseptif yöntem kullanmadığı belirlendi. Hastaların ağrı durumları değerlendirildiğinde %33,6’sının ağrı yaşadığı; en sık yaşanan ağrının %13,9 ile baş ağrısı olduğu belirlendi. Katılımcıların Beden Kitle İndekslerinin (BKI) ortalama 25,26±4,94 olduğu belirlendi. Sonuç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin fiziksel sağlıklarının geliştirilmesinde, hastaların sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tanımlanması, davranış değişikliği yaratan psikososyal müdahalelerden yararlanılması önerilebilir.Article Bir- İki Yaş Dönemindeki Çocukların Beslenme Durumu ve Besin Çeşitliliğinin Değerlendirilmesi(2022) Güldemir, Hilal Hizli; Şimşek, Tuğçe; Garipağaoğlu, MuazzezBu çalışma bir-iki yaş dönemindeki çocukların beslenme durumları ile besin çeşitliliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. İstanbul ilinde 302 çocuk ile yapılan çalışmada, çocuklar ve ailelere ilişkin bilgiler yüz yüze uygulanan bir anket formu ile elde edilmiştir. Çocukların ağırlık ve boy uzunlukları ölçülmüş ve bir günlük besin tüketimleri kaydedilmiştir. Günlük alınan enerji ve besin ögeleri, besin analiz programı (BeBiS) ile belirlenmiş, elde edilen değerler Diyet Referans Alım (DRI) önerileriyle karşılaştırılmıştır. Çocukların ortalama yaşları 18.6±3.2 ay, vücut ağırlık ve boy uzunlukları sırasıyla 11.4±1.6 kg, 80.6±6.5 cm olarak saptanmıştır. Günlük enerji alımları 1000.0±304.1 kkal olan çocukların, protein, A, E, C, B2, B6 vitaminleri ile magnezyum, çinko, fosfor ve sodyumu önerilerin üstünde aldıkları görülmüştür. Günde ortalama 120ml anne sütü, 65ml formüla alan çocukların, besin gruplarından süt grubu ile ekmek-tahıl grubunun yeterli, sebze ve meyve grubunu sınırda, et grubundan kırmızı eti yetersiz tükettikleri belirlenmiştir. Besin ve besin grupları arasında günlük enerjiye en düşük katkıyı (% 4.5) sebze meyve grubunun, en yüksek katkıyı (% 39.4) süt grubunun yaptığı gözlenmiştir. Bir-iki yaş grubundaki çocukların sınırda tükettikleri sebze-meyve ile yetersiz tükettikleri kırmızı et dışında genel olarak yeterli beslendikleri ve beslenme örüntüsünde karbonhidrat oranının düşük, yağ oranının yüksek olduğu, pek çok besin ögesini de önerilerin üstünde aldıkları bulunmuştur.Article Ebelik Öğrencilerinin Meslekleri ile İlgili Sosyal Çevre Görüşlerinden Etkilenme Durumları(2022) Başoğlu, Yaren; Yıldız, Nazende Korkmaz; Karaman, Özen EsraAmaç: Bu çalışma ebelik öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ve sıklıklarının, mesleğe bakış açılarının, sosyal çevreden etkilenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki bu araştırmada veriler 19 soruluk “Öğrenci Bilgi Formu” ile online ortamda gönüllü olan 126 ebelik öğrencisi ile yapıldı (N=260). Verilerin analizinde tanımlayıcı istatiksel yöntemler kullanıldı. Bulgular: Ebelik öğrencilerinin çoğunluğu sosyal ağlara akıllı telefonlardan erişiyor (%99.2) ve sosyal medyayı 3 yıl ve üzeri süredir (%84.1), günde 2-3 saatini ayırarak ve genellikle “arkadaşları ile sohbet etmek” amacıyla ve “Whatsapp” hesabını kullanıyordu. Öğrenciler ebelik ile ilgili yapılan sosyal medya eğlencelerinden rahatsızdı ve “toplum yargıları”ndan dolayı mesleğin olumsuz bir imaja sahip olduğunu düşünüyordu. Ebelik öğrencilerinin çoğu sosyal medya kullanımının mesleki örgütlenmeye olumlu etkisi olacağını bildirdi. Sonuç: Ebelik mesleğinde toplum yargılarının değiştirilmesi, gelecekte iyi bir konuma gelebilmesi ve mesleki örgütlenmenin artması için sosyal medyanın bilinçli kullanımın eğitimle desteklenmesi önerilebilir.Article Covid-19 Tanısı Almış Gebelerin Tanı, Tedavi, İzlem Süreçleri ve Gebelerin Hastalığa Yaklaşımları(2022) Dinmez, Sinem; Eroglu, KafiyeAmaç: Bu araştırma Covid-19 tanısı almış gebelerin tanı, tedavi, izlem süreçleri ve gebelerin hastalığa yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif tanımlayıcı tipte olan çalışma, İstanbul’un bir ilçesinde Covid-19 nedeniyle izlenen 68 gebe üzerinde yapılmıştır. Veriler ‘‘Covid-19 ile Enfekte Olmuş Gebeleri Değerlendirme Formu’’ ile toplanarak, tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Gebelerin çoğunlukla ikinci ve üçüncü trimesterde enfekte oldukları, tomografi ve sürüntü testi ile tanı aldıkları, en sık halsizlik, öksürük semptomları yaşadıkları belirlenmiştir. Gebeler 15 günden daha uzun süre evlerinde izole olup, yarıya yakını tıbbi tedavi almamıştır. En sık korku ve çaresizlik hissettiklerini ifade etmişlerdir. Gebelerin yarısı gebelik izlemlerine daha az gittiklerini, sezaryen doğumu tercih ettiklerini belirtirken yarıya yakını gebelikle ilgili işlemlerini aksattıklarını belirtmiştir. Gebelerin çoğunluğu bebeklerini emzirmeyi planladıklarını ifade etmiştir. Sonuç: Covid-19’la enfekte olan gebelerin bu süreçte gebeliğin rutin izlem ve uygulamalarından yararlanamadıkları, ruhsal desteğe ihtiyaç duydukları ve normal doğum fikrinden uzaklaştıkları saptanmıştır. Gebelik izlemleri ve danışmanlık için hemşirelerin online izlem gibi alternatif uygulamaları başlatmaları önerilir.Article İşe İlişkin Duygular, İş Stresi ve Tükenmişliğin İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkisi: Hemşireler Üzerinde Bir Araştırma(2021) Şanlı, Yasemin; Aydın, Gülşen Çetin; Aytaç, Sevinç SerpilGünümüz iş yaşamında, çalışanların yaptıkları işlerine ilişkin pozitif ya da negatif duygularının kişilerin iş hayatı, hatta özel yaşamları üzerindeki etkisi giderek önem kazanmaya başlamıştır. Bu çalışmada amaç; son günlerde tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgınında önemi daha da ön plana çıkan meslek elemanlarından olan ve birçok risk ile karşı karşıya kalarak yoğun iş yükü altında görev yapan sağlık görevlilerinden hemşirelerin, yaptıkları işe ilişkin duygular, iş stresi ve tükenmişliklerinin, işten ayrılma niyetleri üzerindeki etkisini incelemektir. Bir modele dayalı olarak geliştirilen hipotezler çerçevesinde, Karaman Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşirelerden 263 kişilik bir örneklemden elde edilen verilerin regresyon analizi ile değerlendirilmesi sonucunda işten ayrılma niyetini, stres, tükenmişlik ve işe ilişkin duyguların anlamı bir şekilde yordadığı (R2=0,18), ve tüm değişkenler bir arada %26 sını açıkladığı (R2=O,26) görülmüştür. İşe ilişkin negatif duygusal iyilik halinin, stres (r= 0,523, p <0,01), işten ayrılma niyeti (r= 0,404, p < 0,01) ve tükenmişlik (r= 0,604, p < 0.01) değişkenleri ile pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Benzer şekilde işe ilişkin pozitif duyguların ise, işten ayrılma niyeti (r= -0,332, p <0,01), stres (r= -0,270, p < 0,01) ve tükenmişlik değişkenleri ile (r= -0,197, p < 0,01) negatif ilişki içinde olduğu görülmüştür.Article Türk Annelerinin Emzirme Deneyimleri; İlk Altı Ay Sadece Anne Sütü Verme, Emzirmeye İki Yıl Devam Etme ve Sütten Kesmede Geleneksel Yöntemleri Kullanma(2021) Çevik, Esra; Karaman, Özen Esra; Aslantekin, FilizAmaç: Bu araştırma, ilk altı ay sadece anne sütü ile iki yıl ve sonrasına kadar emzirme ve annelerin sütten kesmede kullandıkları geleneksel yöntemleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışma, Google çevrimiçi anketleri kullanılarak 6-36 aylık çocuklarda emzirme süreçleri ve geleneksel sütten kesme yöntemleri ile ilişkili faktörleri belirlemek için planlandı (N=1091). Bulgular: İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslememe (EBF) sezaryen ile doğum yapan annelerde 1.98 kat, 2 ve daha fazla çocuğu olanlarda 2.36 kat ve doğum yapanlarda 29.64 kat ve kız bebeği olanlarda, geleneksel yöntem kullananlarda daha düşük bulundu. İki yıla kadar emzirme oranı kız bebeği olan annelerde 2.21 kat, emzirme için yakın akrabalarından destek alan annelerde 18.75 kat daha düşüktü. İlk 6 ayda emzirmeyi bırakma uygulaması yapmayanlarda emzirmeyi durdurmak için geleneksel yöntemlerin kullanımı 35.69 kat daha fazlaydı. Sonuç: Annelerin emzirmeyi durdurmak için geleneksel yöntemler kullandıkları belirlendi.Article Kurumda ve Kendi Evinde Yaşayan Bir Grup Yaşlı Bireyin Beslenme Durumlarının Değerlendirilmesi(2020) Garipağaoğlu, Muazzez; Metin, Duygu; Arıkan, Ayse; Çimen, ŞeymaYaşlı nüfusun birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de hızla arttığı bilinmektedir. Yaşlılık döneminde, sağlığın iyileştirilmesi ve geliştirilmesinde, yaşam süresinin ve kalitesinin artırılmasında yeterli ve dengeli beslenme ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışma, İstanbul İli’nde kurumda ve kendi evinde yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. 1 Ağustos-30 Ekim 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmaya, kendi evinde yaşayan 100 (55 kadın, 45 erkek) ve farklı özel kurumlarda yaşayan 95 (48 kadın, 47 erkek) olmak üzere toplam 195 birey dahil edilmiştir. Bireylerin demografik özellikleri, beslenme durumları, antropometrik ölçümleri, 24 saatlik geriye dönük besin tüketimleri kaydedilmiş, malnütrisyon durumlarını belirlemek için Mini Nütrisyonel Değerlendirme (MNA) testi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS 18.0 programı kullanılmıştır. Evde ve kurumda yaşayan bireylerin yaş ortalamaları sırasıyla: 71,8 ± 5,8 yıl ve 73,8 ± 6,2 yıl olarak bulunmuştur. BKİ ortalaması evde yaşayanlarda 27,1 ± 4,2 kg/m2 ve kurumda yaşayanlarda 25,1 ±3,6 kg/m2 olarak saptanmış, evde yaşayan bireylerin %68’inin, kurumda yaşayanların %46,4’ünün kilolu veya obez oldukları belirlenmiştir (p<0,05). Bireylerin ortalama enerji alımları, evde ve kurumda yaşayanlarda sırasıyla: 1641,7 ± 282,4 ve 1491,1 ± 235,6 kalori olarak bulunmuştur (p˂0,05). MNA sonuçlarına göre evde yaşayan bireylerin %25’inde, kurumda yaşayanların %52,6’sında malnütrisyon riski ve/veya malnütrisyon görülmüştür. Sonuç olarak, evde yaşayan yaşlı bireylerin beslenme durumlarının kurumda yaşayan bireylerden daha iyi olduğu saptanmıştır. Yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi, sağlık harcamalarının azaltılması için yaşlı bireylerin düzenli aralıklarla takiplerinin yapılması, beslenme durumlarının değerlendirilmesi önemlidir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
