TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
4 results
Search Results
Article Donald John Trump Örneklemi Üzerinden Siyasette Kadına Yönelik Ayrımcı Söylem Örnekleri(2018) Alp, HakanMakalemiz kapsamında 20 Ocak 2017 tarihinde Amerika Birleşik DevletleriBaşkanlığına seçilen Donald John Trump’ın 1980’lerde başlayan iş hayatından AmerikanBaşkanı olması süreci dâhil yaptığı konuşmalarından hareketle, özellikle kadınlara yönelikkullandığı nefret söyleminin özelliklerini analiz etmek amacıyla söylem analizi yapılmıştır.Söz konusu analiz kapsamında Trump’ın değişik zamanlardaki konuşma metinleri;doğal dil kullanımı, retorik unsurları ve ele aldığı gündem konuları açısından incelenmiştir.Ulaştığımız veriler sistematik bir biçimde düzenlenmiş ve karşılaştırma yapılarakdeğerlendirilmeye tabi tutulmuştur.Siyasal iletişim çerçevesinde özellikle kamuoyu önderlerinin ve siyasal liderlerinkullandığı dil etki alanı açısından çok önemlidir. Dünya siyasetinde, siyasal yelpazenin tümtarafındaki parti ve ideolojiler açısından siyasal liderler partileriyle özdeşleşmişlerdir. Dolayısıylasiyasal liderin söylemi, partinin hedef kitlesi seçmeleri için çok önem taşımaktadır. Ayrıca sözkonusu lider karakteristik açıdan popüler ve karizmatik özellikler taşıyorsa hedef kitle üzerindekietkisi de ona paralel olarak artmaktadır.Dünyanın farklı bölgelerinde, siyasetçilerin nefret söylemi pratiklerindeki hedefleri, otoplumda hangi grup ve kişilerin ayrımcılığa maruz kalmalarına bağlı olarak değişmektedir.Ancak zihniyet yapıları, tutum ve davranışları, motivasyonları, ideolojilerini besleyen ve meşrukılan ortam değişmemektedir.Amerika’nın dünya siyasetine ve ekonomisine yön verme, gündem belirleme gücüdikkate alındığında, Donald Trump’ın makalemizde örneğine sıklıkla rastlayacağımız kadınayönelik ayrımcı, ötekileştirici ve aşağılayıcı söyleminin yaratabileceği tahribatın boyutunun çokönemli olduğu ortadadır.Article Cumhuriyet’in 100. Yılında Siyasi Partilerin 2023 Seçim Beyannameleri Üzerinden Türkiye Siyasetine Karşılaştırmalı Bir Bakış(2023) Duygulu, Sirin; Apak, Dilhan; Karkis, Ozlem Ingun; Köseoğlu, NihanSeçim beyannameleri, demokrasi kültürünün gelişimi ve seçmenlerin oy verme davranışlarının daha bilinçli hâle gelmesi bakımından önemli bir role sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk seçim beyannamesi, 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimleri’nde siyasal hayattaki yerini almıştır. Seçim beyannamelerinin, daha sonraki yıllarda siyasi partiler tarafından daha fazla önemsendiği ve detaylandırılarak hazırlandığı görülmektedir. Demokrasilerin temel unsuru olan siyasi partiler, yayınladıkları seçim beyannameleri ile toplumsal siyasallaşmaya da katkıda bulunmaktadırlar. Bu beyannameler aracılığıyla seçmenler, siyasi partilerin vaatleri ve politikaları hakkında bilgi sahibi olurken; bu vaat ve politikaların, reel hayattaki sorunlarla ne kadar kesiştiğini de değerlendirme imkânı oluşmaktadır. Cumhuriyet’in 100. yılında siyasi partilerin seçim beyannameleri daha büyük bir önem kazanmakta; siyasi parti ve seçmen etkileşimi açısından da mühim bir iletişim aracı olarak kabul edilmektedir. Bu makalede, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonucunda TBMM’ye milletvekili göndermiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Yeniden Refah Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nin ve partilerin dahil olduğu ittifakların yayınladığı seçim beyannameleri, Kadın Politikaları ve Dış Politika bağlamında uluslararası ve bölgesel örgütlerle ilişkiler alanlarında vaat edilen hedefler özelinde betimsel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışmada, Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye siyasetinin vaat edilen hedeflerle nasıl şekilleneceğinin karşılaştırmalı bir şekilde ortaya konması hedeflenmektedir.Article Kadın Hareketinde Direniş Temsili Olarak ‘Damızlık Kızın Öyküsü’(2022) Eyrek, AysunBu çalışmanın amacı, Margaret Atwood’un romanından uyarlanan Damızlık Kızın Öyküsü televizyon dizisi karakterlerinin, kadın hareketinde nasıl toplumsal direnişin temsiline dönüştüğünü ve neyi sembolize ettiğini açıklamaktadır. Romanda, totaliter rejimin uygulandığı Gilead hükümetinde, doğurganlığı bulunan kadınlar, damızlık kız olarak üst düzey ailelere hizmet etmeleri için verilmektedir. Damızlık kızlar, kırmızı pelerin, çevrelerini görmelerini engelleyen kanatlı beyaz şapka takmak zorundadır. Bu çalışmada, ABD, Arjantin ve Türkiye kadın hareketinde, aktivistlerin protestolar sırasında dizi kostümlerini giydiklerini gösteren haber fotoğrafları Roland Barthes’in göstergebilimsel çözümlemesine dayandırılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, her üç ülkede de dizi kostümünün, kadın hakları konusunda bir sembole dönüştüğü, bu sembolün baskıcı ve kadın haklarını kısıtlayan politikalara karşı kadınların “güçlü ve direnişçi” olduklarını sembolize ettiği tespit edilmiştir.Article Türkiye’deki Kadın Cinayetleri İçin Sosyal Medyada Adalet Arayışı(2024) Özdemir, Özlem; Sarıoğlu, Elif BaşakSosyal medya platformları, sanal \"kalabalıkları\" harekete geçirerek hak savunuculuğu ve adalet arayışında güçlü araçlar haline gelmiştir. Adalet sistemine olan güvenin düşük olduğu Türkiye'de sosyal medya, adalet arayışında alternatif bir yol olarak ortaya çıkmıştır. Kadına yönelik şiddet olaylarına tepki olarak sıklıkla başvurulan sosyal medya aktivizmi, çeşitli iletişim ve hukuki boyutları kapsamaktadır. Bu makale, Türkiye'de kadın cinayetleriyle mücadelede sosyal medyanın nasıl kullanıldığını araştırmayı amaçlamaktadır. Sosyal medya aracılığıyla adalet arayışının gerçekten mahkeme kararlarını etkileyip etkilemediği, kullanıcıların sosyal medya aktivizmi sırasında demokratik ilkelere ve ifade özgürlüğüne bağlı kalıp kalmadığı, pozitif ve negatif etkileri nelerdir? Ayrıca, sosyal medyanın kullanımından kaynaklanan hukuki zorluklar nelerdir? Çalışmada bu sorular incelenmektedir. Kadınlara yönelik şiddet failinin serbest bırakılması, uzayan hukuki süreçler veya sanıkların hafif cezalarla yararlanması gibi durumlar kamu vicdanını derinden rahatsız etmekte, adalet sistemine olan güveni erozyona uğratmakta ve sosyal medya aktivizmini, hızla kitleler arasında yayılmaktadır. Konunun hukuki yönlerini incelemek için on beş avukatla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bulgular, kadın cinayetlerinde adalet arayan sosyal medya gönderilerinin geniş kitleler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, sosyal medyanın adaletin ilerlemesini hızlandıran bir toplumsal baskı mekanizması olarak hizmet ettiğini ve adalet arayışında kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Yine de, sosyal medya aktivizmi ile ilişkili potansiyel hukuki riskleri de vurgulamaktadır.
