TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
12 results
Search Results
Article Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı 2025: Neler Değişti? Yenilikçi Bakış Açısının Programlara Yansıması Nasıl Olacak(2025) Koksal, Eda; Kızıltan, Gül; Garipağaoğlu, Muazzez; Goktas, Zeynep; Karabudak, Efsun; Yıldız, Emine Akal; Isgin-Atici, KubraÜlkemizde Beslenme ve Diyetetik lisans eğitimi veren programların temel yeterliliklerini belirlemek ve eğitimde standardizasyonu sağlamak amacıyla 2016 yılında Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (BDB-UÇEP) hazırlanmıştır. Bu program, Beslenme ve Diyetetik bölümü müfredatlarının yapılandırılması ve asgari kazanımların sağlanması açısından önemli bir yol haritası olmuştur. COVID-19 pandemisiyle birlikte hız kazanan dijitalleşme süreci, çekirdek eğitim programlarının çağın gerekliliklerine uygun biçimde güncellenmesini zorunlu kılmış, bu kapsamda program tasarımcıları, öğretim elemanları, öğrenciler, mezunlar ve sektör temsilcileri ile geniş katılımlı bir çalışma yürütülerek BDB- UÇEP 2025 hazırlanmıştır. Güncellenen BDB-UÇEP’teki en önemli farklılıklardan birisi, öğrenme kazanımlarının yalnızca temel alan becerileriyle sınırlı kalmayıp “öğrenme becerileri”, “okuryazarlık becerileri”, “yaşam ve kariyer becerileri” gibi yenilikçi yetkinlikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Öğrenme alanları açısından da programın %70’i Sağlık Bilimleri ile Beslenme ve Diyetetik alanına ayrılırken; %30’u bilgi çağı yetkinlikleri, entelektüel, sanatsal ve sportif beceriler, öznel iyi oluş, toplumsal sorumluluk gibi alanlara odaklanacak şekilde yapılandırılmıştır. Ayrıca, eğitim modelinde probleme dayalı öğrenme yaklaşımına yer verilmiş ve aktif öğrenme yöntemleri ön plana çıkarılmıştır. Bu değişikliklerle, mezunların çağın gereksinimlerine uyum sağlamalarının desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu derleme makalede, BDB-UÇEP 2016 ile 2025 arasındaki temel farklılıklar karşılaştırılmış; öğrenme kazanımları, öğretim yöntemleri, ölçme ve değerlendirme süreçleri ile mesleki uygulama dersleri açısından yapılan değişiklikler ele alınmış ve gelecekte oluşturulacak BDB-UÇEP’ler için öneriler sunulmuştur.Article Diyetisyenlikte Mesleki Yetkinlik İzlem Sisteminin Oluşturulması: Türkiye’de Mevcut Durum ve Gelişim Olanakları(2025) Aktaç, Şule; Garipagaoglu, MuazzezGünümüzde sağlık hizmetlerinde kalite, etkililik ve hasta güvenliği gibi kavramların giderek daha fazla önem kazanması, sağlık mesleklerinde mesleki yeterlilik ve yetkinlik düzeylerinin izlenmesini zorunlu hale getirmiştir. Küreselleşmenin, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişimin ve sağlık hizmetlerinde değişen ihtiyaçların etkisiyle, sağlık profesyonellerinden yalnızca mesleki bilgi sahibi olmaları değil, aynı zamanda bu bilgiyi etkili bir biçimde kullanabilmeleri, etik ilkelere uygun hareket edebilmeleri, kendilerini sürekli geliştirebilmeleri ve dijitalleşmeye uyum sağlayabilmeleri beklenmektedir. Bu bağlamda, diyetisyenlik mesleği de disipliner yapısını güçlendiren, bilim temelli uygulamaları önceleyen ve mesleki standartlarını geliştiren bir profesyonelleşme süreci içerisindedir. Tedavi ve rehabilite edici diyetetik hizmetlerden, koruyucu toplum beslenmesi, beslenme bilimi ve toplu beslenme sistemlerine uzanan geniş bir çalışma alanına sahip diyetisyenler için, sahip olunması gereken bilgi, beceri ve tutumların sistemli bir şekilde tanımlanması ve izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, diyetisyenlikte mesleki yetkinlik izlem sisteminin oluşturulmasının gerekliliği ele alınmakta, Türkiye’deki güncel durum değerlendirilmekte ve uygulanabilir bir sistemin temel yapı taşları tartışılmaktadır.Article Kolostrum ve Olgun Anne Sütünün Makro Besin Ögesi Bileşimini Etkileyen Maternal Faktörler(2023) Aktaç, Şule; Güldemir, Hilal Hizli; Ilktac, Havvanur Yoldas; Semerci, Seda Yilmaz; Batirel, Saime; Garipağaoğlu, MuazzezAmaç: Bu çalışmada, kolostrum ve olgun süt bileşimindeki farklılıkların belirlenmesi ve maternal faktörlerin anne sütü makro besin ögeleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bireyler ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki bu çalışmaya, postpartum birinci günde bebeklerini beslemeye başlamış 50 gönüllü kadın katılmıştır. Demografik özellikler, doğum şekli, gebelik başlangıcındaki vücut ağırlığı ve gebelik dönemindeki vücut ağırlık kazanımına ilişkin bilgiler anket formu ile yüz yüze elde edilmiştir. Annelerden doğum sonrası hastanede kaldıkları ilk 72 saatlik süre içerisinde kolostrum, yenidoğanın birinci ay ilk sağlık kontrolü için hastaneye geldiklerinde olgun süt örnekleri alınmıştır. Anne sütü makro besin ögesi içeriği, bir orta kızılötesi transmisyon spektrometresi ile ölçülmüştür. Bulgular: Yaş ortalamaları 28.21±5.61 yıl olan kadınların %32.0’si çalışmaktadır. Kolostrum ve olgun sütün enerji, karbonhidrat ve protein değerlerinin benzer (p>0.05), kolostrumun yağ içeriğinin, olgun süte kıyasla yüksek olduğu belirlenmiştir (p=0.045). Kolostrumun protein değeri ile gebelik sonrası beden kütle indeksi (BKİ) değeri arasında pozitif yönde ilişki (OR=1.619, p=0.039) bulunurken, maternal faktörlerin olgun sütün makro besin ögelerine etkisi bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç: Kolostrum ile olgun sütün yağ miktarının farklı olduğu, maternal faktörlerden sadece BKİ’nin kolostrumun bileşimini etkilediği belirlenmiştir.Article Altı-12 Aylık Bebeklerin Anne Sütü ile Beslenme Durumlarının ve Tamamlayıcı Beslenme Uygulamalarının Değerlendirilmesi(2023) Ilktac, Havvanur Yoldas; Güldemir, Hilal Hizli; Garipağaoğlu, MuazzezGiriş: Yaşamın ilk yılı büyümenin en hızlı gerçekleştiği dönemdir. Anne sütü ile beslenme süresi ve tamamlayıcı beslenme uygulamaları, annelerin özelliklerine, ülkelere ve bölgelere göre farklılık gösterebilmektedir. Popülasyona özgü stratejiler geliştirmek için toplumun taranması ve değerlendirilmesi önemlidir. Amaç: Bu araştırma, 6-12 aylık bebeklerin anne sütü ile beslenme durumlarının ve tamamlayıcı beslenme uygulamalarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanan bu araştırma, araştırmayı katılmayı kabul eden 536 anne-bebek çifti ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında anne ve bebeğe ait bilgilerin yer aldığı Kişisel Bilgi Formu kullanıldı. Bulgular: Tek başına anne sütü ile beslenme süresi 4,26 ± 1,97 ay olduğu saptandı. Tamamlayıcı beslenmeye ise 22,62 ± 2,79 haftada başlandığı bulundu. Lise ve lisans-lisansüstü mezunu annelerin ilkokul mezunu annelere kıyasla istatistiksel olarak daha uzun süre tek başına anne sütü verdikleri belirlendi (p < 0,05). Annelerin %86,5’inin bebeklerine ilk tamamlayıcı besin olarak yoğurt verdikleri, ilk bir yaş içerisinde bebeklerin %42,9’unun tuz, %20 ,8’inin şeker ve %14,7’sinin ise bal tükettikleri saptandı. Sonuç: Tamamlayıcı beslenmeye 6 aydan önce başlandığı, annelerin eğitim düzeyi arttıkça sadece anne sütü verme süresinin arttığı belirlendi. Annelerin bebek beslenmesindeki eksikliklerinin önlenmesinde, anne sütü ve tamamlayıcı beslenme konusundaki eğitimlerin arttırılmasının önemli olduğu düşünüldü. Annelere verilen eğitimlerin, annenin eğitim düzeyi göz önüne alınarak bireysel, uygulamalı ve annelerin soru ve sorunlarına çözüm getirecek nitelikte yapılması önerilmektedir.Article Bir- İki Yaş Dönemindeki Çocukların Beslenme Durumu ve Besin Çeşitliliğinin Değerlendirilmesi(2022) Güldemir, Hilal Hizli; Şimşek, Tuğçe; Garipağaoğlu, MuazzezBu çalışma bir-iki yaş dönemindeki çocukların beslenme durumları ile besin çeşitliliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. İstanbul ilinde 302 çocuk ile yapılan çalışmada, çocuklar ve ailelere ilişkin bilgiler yüz yüze uygulanan bir anket formu ile elde edilmiştir. Çocukların ağırlık ve boy uzunlukları ölçülmüş ve bir günlük besin tüketimleri kaydedilmiştir. Günlük alınan enerji ve besin ögeleri, besin analiz programı (BeBiS) ile belirlenmiş, elde edilen değerler Diyet Referans Alım (DRI) önerileriyle karşılaştırılmıştır. Çocukların ortalama yaşları 18.6±3.2 ay, vücut ağırlık ve boy uzunlukları sırasıyla 11.4±1.6 kg, 80.6±6.5 cm olarak saptanmıştır. Günlük enerji alımları 1000.0±304.1 kkal olan çocukların, protein, A, E, C, B2, B6 vitaminleri ile magnezyum, çinko, fosfor ve sodyumu önerilerin üstünde aldıkları görülmüştür. Günde ortalama 120ml anne sütü, 65ml formüla alan çocukların, besin gruplarından süt grubu ile ekmek-tahıl grubunun yeterli, sebze ve meyve grubunu sınırda, et grubundan kırmızı eti yetersiz tükettikleri belirlenmiştir. Besin ve besin grupları arasında günlük enerjiye en düşük katkıyı (% 4.5) sebze meyve grubunun, en yüksek katkıyı (% 39.4) süt grubunun yaptığı gözlenmiştir. Bir-iki yaş grubundaki çocukların sınırda tükettikleri sebze-meyve ile yetersiz tükettikleri kırmızı et dışında genel olarak yeterli beslendikleri ve beslenme örüntüsünde karbonhidrat oranının düşük, yağ oranının yüksek olduğu, pek çok besin ögesini de önerilerin üstünde aldıkları bulunmuştur.Article Farklı Kilo Verme Yöntemlerinin ve Yöntemlere Uyumun Kilo Verme ve Kontrolü ile İlişkisi(2021) Çıtıl, Rıza; Eğri, Mücahit; Gurdal, Osman; Kişioğlu, Ahmet Nesimi; İlhan, İlter; Gültekin, Fatih; Orhan, Hikmet; Doguc, Duygu Kumbul; Kara, Fatih; Garipağaoğlu, Muazzez; Tözün, MustafaAmaç: Obezite, çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Birçok insan kilo vermek veya korumak için çeşitli yöntemler kullanır. Bu çalışmada kilo kontrolü için kullanılan yöntemlerin etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık.Yöntem: Toplam 861 katılımcı ile yüz yüze ve elektronik olarak görüşüldü.Bulgular: Çalışmamızda kilo verme yöntemlerindeki çeşitli farklılıkların kilo kontrolü üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı; ancak diyetin başlangıcındaki vücut kitle indeksi (VKİ) ve süresi, medeni durum, yaş ve meslek gibi değişkenlerin kilo kontrolü üzerinde farklı etkileri olduğu bulunmuştur. Ek olarak, belirli bir süre boyunca hedeflenen kilo kaybının diyet başarısı üzerinde yeterli olduğu bulunmuştur.Sonuç: Çalışmamız kilo vermek için kullanılan farklı diyet türlerinin hedeflenen ağırlığa ulaşmada veya kilo kontrolünü sürdürmede etkisi olmadığını ortaya koymuştur.Article Türk Annelerinin Emzirme Deneyimleri; İlk Altı Ay Sadece Anne Sütü Verme, Emzirmeye İki Yıl Devam Etme ve Sütten Kesmede Geleneksel Yöntemleri Kullanma(2021) Çevik, Esra; Karaman, Özen Esra; Aslantekin, FilizAmaç: Bu araştırma, ilk altı ay sadece anne sütü ile iki yıl ve sonrasına kadar emzirme ve annelerin sütten kesmede kullandıkları geleneksel yöntemleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışma, Google çevrimiçi anketleri kullanılarak 6-36 aylık çocuklarda emzirme süreçleri ve geleneksel sütten kesme yöntemleri ile ilişkili faktörleri belirlemek için planlandı (N=1091). Bulgular: İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslememe (EBF) sezaryen ile doğum yapan annelerde 1.98 kat, 2 ve daha fazla çocuğu olanlarda 2.36 kat ve doğum yapanlarda 29.64 kat ve kız bebeği olanlarda, geleneksel yöntem kullananlarda daha düşük bulundu. İki yıla kadar emzirme oranı kız bebeği olan annelerde 2.21 kat, emzirme için yakın akrabalarından destek alan annelerde 18.75 kat daha düşüktü. İlk 6 ayda emzirmeyi bırakma uygulaması yapmayanlarda emzirmeyi durdurmak için geleneksel yöntemlerin kullanımı 35.69 kat daha fazlaydı. Sonuç: Annelerin emzirmeyi durdurmak için geleneksel yöntemler kullandıkları belirlendi.Article Üniversite Öğrencilerinde İçecek Tüketim Miktarı ve Türünün Değerlendirilmesi(2021) Batar, Nazli; Özuğurlu, İrem Berfe; Koçak, Betül; Hamurcu, Pınar; Sevdin, SezenAmaç: Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin içecek tüketimi miktarları ve türünün vücut kompozisyonuna olan etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: İstanbul Kültür Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde öğrenim gören 201 öğrenciye anket formu ve içecek tüketim anketi yapılmıştır. Araştırma verileri SPSS 25. versiyon programıyla değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya %91.5’i kadın, %8.5’i erkek olmak üzere 201 Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin yaş ortalaması 20.5 ± 2.1 yıldır. Öğrencilerin antropometrik ölçümleri incelendiğinde ortalama boy uzunluğu 166.1±7.6 cm, vücut ağırlığı 59.7±11.3 kg, BKİ 21.54±3.1 kg/m², kalça çevresi 93.6±8.9 cm olarak saptanmıştır. Çalışmada BKİ ve bira çeşitleri (p=0.028), şarap (p=0.019), sert içkiler (p=0.016), maden suyu ve soda (p=0.030) tüketim miktarları arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Üniversite öğrencilerinin günlük şekerli çay tüketimi ve vücut ağırlığı arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde çok zayıf anlamlı bir ilişki bulunmuştur (rs=0.149; p=0.035). Günlük enerji içeceği tüketimi ile vücut ağırlığı arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde zayıf anlamlı bir ilişki olduğu (rs=0.202; p=0.004) görülmüştür. Günlük enerji içeceği tüketim miktarı ile BKİ değeri arasında ise istatistiksel açıdan pozitif yönde çok zayıf anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (rs=0.163; p=0.021). Sonuç: İçeceklerin tüketim miktarına ve çeşitliliğine bağlı olarak vücut ağırlığı ve BKİ ile ilişkisinden söz edilebileceği sonucuna varılmıştır.Article Üniversite Öğrencilerinde Yeme Tutumlarının Vesağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının Değerlendirilmesi(2020) Şensoy, Funda; Uslu, BurcuAmaç: Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin yeme tutumlarının ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, İstanbul Okan ÜniversitesiSağlık Bilimleri Fakültesi beslenme ve diyetetik, hemşirelik, çocuk gelişimi, fizyoterapi ve rehabilitasyon, sağlık yönetimi bölümlerinde öğrenim gören sağlıklı öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. Araştırma verileri, katılımcıların demografik ve kişisel özelliklerinin değerlendirildiği sosyodemografik veri formu, Yeme Tutumu Testi (YTT-40) ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları (SYBD) ölçeği uygulanarak toplanmıştır. Bulgular: Bireylerin yaş ortalaması 21,57±2,45 yıl, beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin ortalaması 22,05±3,80 kg/m2 olarak bulunmuştur. YTT-40 puanı ≥30 olup yeme bozukluğu riski yüksek olanların prevalansı %10,9 saptanmıştır. Toplam SYBD puan ortalaması (137,47±21,49) bulunmuştur. YTT -40 puanı ≥30 olan bireylerin sağlık sorumluluğu alt boyut puan ortalamaları (p=0,012), fiziksel aktivite alt boyut puan ortalamaları (p<0,001), beslenme alt boyut puan ortalamaları YTT-40 puanı <30 olan bireylere göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,001). YTT toplam puanı ile SYBD ölçeğitoplam puanı arasında anlamlı bir ilişki görülmüş, YTT ≥30 olan bireylerin YTT puanı <30 olan bireylere göre SYBD toplam puanlarıdaha yüksektir. Sonuç: Bu çalışma sonunda, üniversite öğrencilerinde yeme bozukluğu riski arttıkça, sağlığa verdikleri önemin, beslenme davranışlarının ve fiziksel aktivite tutumlarının olumlu yönde değiştiğisonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarıorta düzeyde bulunmuştur. Yeme tutumunu düzenleyen ve sağlıklıyaşam biçimi davranışlarını etkileyen faktörler dikkate alınarak eğitim programlarının oluşturulması önerilmektedir.Article Kurumda ve Kendi Evinde Yaşayan Bir Grup Yaşlı Bireyin Beslenme Durumlarının Değerlendirilmesi(2020) Garipağaoğlu, Muazzez; Metin, Duygu; Arıkan, Ayse; Çimen, ŞeymaYaşlı nüfusun birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de hızla arttığı bilinmektedir. Yaşlılık döneminde, sağlığın iyileştirilmesi ve geliştirilmesinde, yaşam süresinin ve kalitesinin artırılmasında yeterli ve dengeli beslenme ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışma, İstanbul İli’nde kurumda ve kendi evinde yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. 1 Ağustos-30 Ekim 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmaya, kendi evinde yaşayan 100 (55 kadın, 45 erkek) ve farklı özel kurumlarda yaşayan 95 (48 kadın, 47 erkek) olmak üzere toplam 195 birey dahil edilmiştir. Bireylerin demografik özellikleri, beslenme durumları, antropometrik ölçümleri, 24 saatlik geriye dönük besin tüketimleri kaydedilmiş, malnütrisyon durumlarını belirlemek için Mini Nütrisyonel Değerlendirme (MNA) testi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS 18.0 programı kullanılmıştır. Evde ve kurumda yaşayan bireylerin yaş ortalamaları sırasıyla: 71,8 ± 5,8 yıl ve 73,8 ± 6,2 yıl olarak bulunmuştur. BKİ ortalaması evde yaşayanlarda 27,1 ± 4,2 kg/m2 ve kurumda yaşayanlarda 25,1 ±3,6 kg/m2 olarak saptanmış, evde yaşayan bireylerin %68’inin, kurumda yaşayanların %46,4’ünün kilolu veya obez oldukları belirlenmiştir (p<0,05). Bireylerin ortalama enerji alımları, evde ve kurumda yaşayanlarda sırasıyla: 1641,7 ± 282,4 ve 1491,1 ± 235,6 kalori olarak bulunmuştur (p˂0,05). MNA sonuçlarına göre evde yaşayan bireylerin %25’inde, kurumda yaşayanların %52,6’sında malnütrisyon riski ve/veya malnütrisyon görülmüştür. Sonuç olarak, evde yaşayan yaşlı bireylerin beslenme durumlarının kurumda yaşayan bireylerden daha iyi olduğu saptanmıştır. Yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi, sağlık harcamalarının azaltılması için yaşlı bireylerin düzenli aralıklarla takiplerinin yapılması, beslenme durumlarının değerlendirilmesi önemlidir.
