TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Article
    The Global Rivalry over Strategic Connectivity and the Emerging World Order: A View from Türkiye
    (2024) Eldem, Tuba
    The 21st century has witnessed the emergence of strategic connectivity as a pivotal domain in global politics, where infrastructure initiatives embody broader geopolitical ambitions. Central to this paradigm shift is China’s Belt and Road Initiative (BRI)—an extensive program encompassing a network of transportation routes, energy pipelines, digital infrastructures, and socio-economic engagements. This ambitious project, aiming to create a multifaceted matrix of global interconnectivity across continents and domains, has catalyzed an array of competitive and complementary initiatives from international actors, giving rise to a new era of “competitive connectivity,”. This paper examines the concept of strategic connectivity, showing how it qualitatively differs from earlier forms of global interdependence. Through a comparative analysis of major connectivity strategies—such as China’s BRI, the EU’s Global Gateway, and the G-7’s Partnership for Global Infrastructure and Investment—the study explores their objectives, scope, and strategic priorities. In doing so, it identifies key areas of convergence, such as the emphasis on infrastructure development and digital connectivity, while highlighting divergences, particularly in governance models and geopolitical objectives. The paper contributes to ongoing discussions about the future of global power dynamics, highlighting a shift from traditional geopolitical competition to a new form of geostrategic rivalry centered around connectivity, where great and aspiring powers use their networks to influence the movement of goods, capital, energy, ideas, and people to their advantage.
  • Article
    Enerji Politikalarında Denge Arayışı, Abd - Rusya ve Avrupa Birliği Üçgeni: Türkakım Projesinin Belirleyici Faktörleri
    (2019) Sıvış, Efe
    Akamete uğrayan Güney Akım projesi sonrasında, Rusya ve Türkiye tarafından desteklenen TürkAkım Projesi, Avrupa’nın doğal gaz tedarik hacmini güney rotası üzerinden iki katına çıkarmayı hedeflemektedir. ABD’nin, Kremlin’in politikalarının Avrupa Birliği’nin Rusya doğalgazına olan bağımlılığını artırmayı hedeflediğini savunmasına rağmen Avrupa Birliği’ne üye bazı ülkeler TürkAkım’ı kendileri açısından olumlu görmektedirler. Bu makalede TürkAkım projesinin temel belirleyicileri ortaya konulacak ve projenin ABD, Rusya ve Avrupa Birliği nezdindeki dış politika yansımaları Uluslararası İlişkiler literatüründe bulunan güvenlikleştirme teorisi çerçevesinde analiz edilecektir.
  • Article
    Cumhuriyet’in 100. Yılında Siyasi Partilerin 2023 Seçim Beyannameleri Üzerinden Türkiye Siyasetine Karşılaştırmalı Bir Bakış
    (2023) Duygulu, Sirin; Apak, Dilhan; Karkis, Ozlem Ingun; Köseoğlu, Nihan
    Seçim beyannameleri, demokrasi kültürünün gelişimi ve seçmenlerin oy verme davranışlarının daha bilinçli hâle gelmesi bakımından önemli bir role sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk seçim beyannamesi, 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimleri’nde siyasal hayattaki yerini almıştır. Seçim beyannamelerinin, daha sonraki yıllarda siyasi partiler tarafından daha fazla önemsendiği ve detaylandırılarak hazırlandığı görülmektedir. Demokrasilerin temel unsuru olan siyasi partiler, yayınladıkları seçim beyannameleri ile toplumsal siyasallaşmaya da katkıda bulunmaktadırlar. Bu beyannameler aracılığıyla seçmenler, siyasi partilerin vaatleri ve politikaları hakkında bilgi sahibi olurken; bu vaat ve politikaların, reel hayattaki sorunlarla ne kadar kesiştiğini de değerlendirme imkânı oluşmaktadır. Cumhuriyet’in 100. yılında siyasi partilerin seçim beyannameleri daha büyük bir önem kazanmakta; siyasi parti ve seçmen etkileşimi açısından da mühim bir iletişim aracı olarak kabul edilmektedir. Bu makalede, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonucunda TBMM’ye milletvekili göndermiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Yeniden Refah Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nin ve partilerin dahil olduğu ittifakların yayınladığı seçim beyannameleri, Kadın Politikaları ve Dış Politika bağlamında uluslararası ve bölgesel örgütlerle ilişkiler alanlarında vaat edilen hedefler özelinde betimsel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışmada, Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye siyasetinin vaat edilen hedeflerle nasıl şekilleneceğinin karşılaştırmalı bir şekilde ortaya konması hedeflenmektedir.
  • Article
    Ukrayna’nın Turuncu Devrimi ve Amerikan Dış Politikası
    (2020) Sıvış, Efe
    2004 yılında Ukrayna’da gerçekleşen başkanlık seçimlerinin ardından geniş halk kitlelerinin sokaklara çıktığı Turuncu Devrim olarak bilinen süreç yaşanmıştır. Söz konusu sokak gösterilerinin şiddet içermediği, adil seçimler talep ettiği ve iktidarın Leodind Kuchma’dan Viktor Yushchenko’ya devredilmesine yönelik gerçekleştiği görülmektedir. Turuncu Devrim’in öncesinde yer alan gelişmeler ve gösteriler, uluslararası ilginin odağı haline gelmiş ve demokrasi yönünde eğilim gösteren bir milletin tezahürü olmuştur. Bu çalışma Turuncu Devrimi ele almakta ve konuya ilişkin ABD’nin politikalarını değerlendirmektedir.
  • Article
    El Şebab’in Propaganda Araci Olarak Covid-19
    (2020) Özdemir, Özlem
    Bu çalışma, El Şebab’ın, küresel bir salgın hâline gelen ve tüm dünyayı etkisi altına alan COVID19’u propaganda aracı olarak nasıl kullandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Somali’de ilk COVID-19 vakasının 16 Mart 2020 tarihinde görülmesinin ardından salgının ülke genelinde giderek yayılması, merkezi hükümetin diğer ülkelerde olduğu gibi birtakım tedbirler almasına neden olmuştur. Ancak, başarısız devlet olarak tanımlanan Somali’nin salgın ile mücadelesi oldukça zordur. Bunun en büyük sebebi El Şebab’ın hükümeti salgına karşı yetersiz ve ilgisiz göstermeye çalışması ve kendince önlemler almaya başlamasıdır. Merkezi hükümetin, virüsle mücadelede eyaletlerle iş birliğinin ve koordinasyonun yetersiz olması ve üst düzey devlet görevlilerinin de virüse yakalanması El Şebab’ın propagandasını güçlendiren bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Doğu Afrika Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi’nin raporları ve medyaya yansıyanların betimlenmesine çalışılmıştır. Edinilen bulgular neticesinde, sömürgeleştirilen Somali halkını temsil ettiği ideolojisinden hareket eden örgütün, cihat ilanını meşrulaştırmak için işgalci Hristiyan ülkelerin virüsü yaydığı propagandasını yaptığı sonucuna varılmıştır.
  • Article
    1930’lu Yıllarda Türk Dış Politikasındaki Değişim: Amerikan Dışişleri Belgelerinde Türkiye’nin Alman Ekonomik ve Siyasi Baskısını Dengeleme Girişimleri
    (2020) Sivis, Efe
    Bu çalışmada Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki dış politikası, Amerikan Dışişleri belgeleri ışığında incelenmiştir. Ankara’nın dış politikası ile paralel bir seyir izleyen dış ekonomik ilişkilerinde 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Almanya’ya ağırlık veren bir modelden daha dengeli bir modele doğru bir değişimin yaşandığı görülmektedir. Söz konusu değişimin Türk ekonomisi üzerindeki Alman etkisinin azaltılması yönünde gerçekleştiği, İtalya’nın 1936 yılında Etiyopya’yı işgaliyle Türkiye’nin politikalarında değişimin başladığı, Almanya’nın 1938 yılında Avusturya’yı, 1939 yılında Çekoslovakya’yı işgaliye Ankara’nın İngiliz-Fransız ittifakına yaklaştığı görülmektedir. Bu süreçte Türkiye, ABD’ye yönelik ekonomik destek taleplerinden herhangi bir sonuç alamasa da İngiltere’nin Türk ekonomisine yönelik kredi tahsis etmek suretiyle Alman etkisinin kırılmasına destek verdiği görülmektedir. Nitekim Türkiye-İngiltere arasında savunma konusunda iş birliğini öngören Türkİngiliz Deklarasyonu 12 Mayıs 1939 tarihinde yayımlanmış ve Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından önce 19 Ekim 1939 tarihinde İngiltere’nin başı çektiği Türk İngiliz-Fransız Üçlü İttifakı’na dâhil olmuştur. Çalışmada Almanya’nın Türkiye’nin politika değişikliklerine ilişkin hamleleri ve Türkiye’nin yer aldığı Üçlü İttifak Antlaşması’nın ekonomik boyutu mevcut literatüre ve Amerikan arşiv belgelerine dayanarak ele alınmıştır.
  • Article
    Nato’nun Sırbistan’a Yönelik Operasyonunun Ardından Bölgede Konuşlanan Unmık ve Kfor’un Mevcudiyeti ve Faaliyetleri
    (2020) Sıvış, Efe
    İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Kosova, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin içinde Sırbistan’ın özerk bir eyaleti konumuna gelmiştir. 1980’li yıllarda, bölgede Kosova’nın tam bağımsız bir cumhuriyet olması yönünde isyanların gerçekleştiği görülmektedir. Sürecin 1999 yılında Başkan Milosevic’in Kosova üzerinde Belgrad’ın doğrudan kontrolüne yönelik adımları sonucunda daha da alevlendiği ve durumun NATO’nun sivillere yönelik katliamlara karşı Belgrad üzerinde gerçekleştiği hava saldırılarını gevşetmeye zorladığı görülmektedir. 78 gün süren bombalamanın ardından BMGK’nın 1244 numaralı kararı ile Başkan Milosevic’in Kosova üzerindeki yönetim hakimiyeti askıya alınmış ve yetkilendirilmiş bir NATO barışgücü (KFOR) ile Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu(UNMIK) oluşturulmuştur. 1999 yılında, savaşın ardından UNMIK’ın kurulmasının bölgede oluşan ihtiyaca karşılık gerçekleştiği ve UNMIK’ın Kosova’daki kurumların oluşturulmasına, gelecek hükümetler için gerekli atmosferin sağlanmasına destek verdiği görülmektedir. Kosova’nın seçim süreçleri ve adli sistem konularında kayda değer bir başarı göstermesine rağmen hem UNMIK’in hem de KFOR’un bir çok açıdan eleştirildiği görülmektedir. Uluslararası toplumdan gelen eleştirilere rağmen, UNMIK ve KFOR halen Kosovo topraklarında faaliyet göstermektedir ve diğer uluslararası örgütler ve Avrupa Birliği misyonu (EULEX) ile işbirliğini sürdürmektedir. Bu çalışmada güvenlik kavramı çerçevesinde, yaklaşık yirmi yıldır süren UNMIK ve KFOR’un bölgedeki mevcudiyeti incelenmiş ve söz konusu girişimlerin bölgedeki barış ve güvenliğe yaptıkları katkı analiz edilmiştir.
  • Article
    Ukrayna Savaşı’nda Büyük ve Bölgesel Güçlerin Mücadelesi: Rusya’nin Perspektifi
    (2024) Uyar, Can; Uyar, Merve Hazer Yiğit
    Bu çalışma Şubat 2022’de başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı’nı Rusya perspektifinden değerlendirmektedir. Çalışmada Rusya’nın neden Ukrayna’ya savaş ilan ettiği Rusya’nın politikaları, resmî belgeleri ve resmi düzeyde söylemleri ele alınarak incelenmiştir. Soğuk Savaş’ın bitmesine rağmen askerî bir yapı olan NATO’nun ve ekonomik-siyasi yapı olarak AB’nin Doğu Avrupa genişlemesi Rusya’da Yeltsin döneminden beri yakından izlenmektedir. Putin döneminde ise bunun bir tehdit olduğu resmî belgelere yansımıştır. Bu noktada bu savaşın sadece Rusya’nın değil Batı’nın politikaları etkisiyle de ortaya çıktığı çıkarımı yapılmıştır. Ukrayna – Rusya Savaşı’nın küresel çapta etkileri mevcuttur, bu nedenle de Ukrayna’nın büyük ve bölgesel güçlerin bir mücadele alanı hâline geldiği kanısına varılmıştır. Ukrayna’nın büyük güçler arası bir mücadelenin yansıması olan bir savaşa konu olduğu da araştırmanın bir diğer bulgusudur. Araştırma sonucunda Rusya’nın özellikle NATO’nun genişlemesiyle Batı’dan gelen bir tehdit algısı, ABD ile olan mücadelesi, eski Sovyet bölgesindeki nüfuzu koruma çabası nedenleriyle Ukrayna’ya savaş ilan ettiği görülmüştür.
  • Article
    Avrupa Birliği ve Türkiye’de Sivil Toplumun Son On Yılı: Sivil Alanın Daralması Tartışmalarına Karşılaştırmalı Bir Bakış
    (2024) Köseoğlu, Nihan Akıncılar; Duygulu, Şirin
    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik hedefi doğrultusunda 2002 yılında ilk kez iktidara geldiğinde reform, demokratikleşme ve Avrupalılaşma sürecine odaklanmıştır. Türkiye'de sivil toplumun daha da gelişmesi, Kopenhag Siyasi Kriterlerinin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Bu reform süreci 2005 yılında yavaşlamış ve Türkiye 2011 yılında ‘Avrupalılaşmama’ olarak adlandırılan yeni bir döneme girmiştir. AKP’nin AB üyelik vizyonundan kademeli olarak uzaklaşması ve genel demokratik gerileme, sivil alanın daralmasının arkasındaki ana nedenler olarak kabul edilmektedir. Ancak sivil toplumun mevcut sorunlarını açıklamada yapısal ve bağlamsal yerel faktörlere odaklanan savlar, resmin bir bölümüne ışık tutmaktadır. Sivil toplumun AB içinde karşı karşıya kaldığı sorunların, özellikle de demokratik gerilemenin bir sonucu olarak sivil alanın dünya genelinde daralmasının da altı çizilmelidir. Böyle bir bakış açısı, yalnızca karşılaştırmalı analiz için bir temel sağlamakla kalmaz, aynı zamanda AB'nin Türkiye’deki sivil toplumun üzerindeki etkisini sınırlayan daha geniş dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasına da yardımcı olur.
  • Article
    Citation - WoS: 4
    Citation - Scopus: 3
    Multidrug Resistance in Pathogens of Community-Acquired Urinary Tract Infections in Turkey: a Multicentre Prospective Observational Study
    (Tubitak Scientific & Technological Research Council Turkey, 2023) Sencan, Irfan; Karabay, Oguz; Altay, Fatma Aybala; Suzuk Yildiz, Serap; Simsek, Husniye; Gozukara, Melih Gaffar; Surme, Serkan; Engin, Derya Öztürk; Cag, Yasemin; Kul, Gülnur; Habip, Zafer; Kaya, Safak; Tasbakan, Meltem
    Background/aim: To have country-wide information about multidrug resistance (MDR) in isolates from community-acquired urinary tract infections (CAUTI) of Turkey, in terms of resistance rates and useful options.Materials and methods: We used a geocode standard, nomenclature of territorial units for statistics (NUTS), and a total of 1588 community-acquired isolates of 20 centres from 12 different NUTS regions between March 2019 and March 2020 were analysed. Results: Of the 1588 culture growths, 1269 (79. 9%) were Escherichia coli and 152 (9.6%) were Klebsiella spp. Male sex, advanced age, and having two or more risk factors showed a statistically significant relation with MDR existence (p < 0.001, p: 0.014, p < 0.001, respectively) that increasing number of risk factors or degree of advancing in age directly affects the number of antibiotic groups detected to have resistance by pathogens. In total, MDR isolates corresponded to 36.1% of our CAUTI samples; MDR existence was 35.7% in E. coli isolates and 57.2% in Klebsiella spp. isolates. Our results did not show an association between resistance or MDR occurrence rates and NUTS regions.Conclusion: The necessity of urine culture in outpatient clinics should be taken into consideration, at least after evaluating risk factors for antibacterial resistance individually. Community-acquired UTIs should be followed up time-and region-dependently. Antibiotic stewardship programmes should be more widely and effectively administrated.