TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 22
  • Article
    Türkiye’de Vekâlet Problemlerinin Sınıflandırılması
    (2025) Özalp, Birsen; Oktar, Ömer Faruk
    In the research, it is assumed that context affects both the parties experiencing agency problems and the types of agency problems. The problems are classified into Type 1 agency problems, which occur between shareholders and managers, and Type 2 agency problems, which occur among shareholders. The aim is to identify the issues experienced within both dimensions. Given the need to describe a phenomenon across different contexts, a qualitative research method was employed. Data were obtained from court case texts involving shareholders and board members, accessed through an electronic legal database. A total of 42 distinct case texts were analyzed. Content analysis was conducted using MAXQDA 2020 to interpret the data. The research concluded that agency problems vary depending on the parties involved in the agency relationship. In the context of Turkiye, it was found that agency problems occur more frequently among shareholders. The most common issues observed in shareholder relations include unfair profit-taking, intentional harm to the company, and obstruction of the rights to control, monitor, and access information. The research highlights the need for corporate governance practices that offer positive discrimination to minority shareholders.
  • Article
    Spor Medyası Çalışanlarında Suskunluk Sarmalı ve Psikolojik Dayanıklılığın İş Tatmini Üzerindeki Etkisi
    (2025) Çetinkaya, Gökhan; Karagozoglu, Cengız
    In this study, it is aimed to determine the effects of spiral of silence, psychological resilience and professional experience levels of sports media employees on their job satisfaction. The population of the study consists of the personnel who are actively working in editorial duties in the sports media. Reached by convenience sampling method, 370 professionals took part in the study on a voluntary basis. In addition to the "Personal Information Form", "Spiral of Silence Scale", "Job Satisfaction Scale" and "Psychological Resilience Scale" were used to collect the data. The collected data were transferred to the SPSS 28 package program. Descriptive statistics, Pearson correlation analysis and hierarchical multiple regression analysis were used to analyse the data. According to the mean scores of the scales applied to the participants, it was determined that the spiral of silence and psychological resilience levels of the sports media employees were at a medium level, while their job satisfaction levels were at a proficient level. Job satisfaction is not affected by the psychological resilience variable. It was found that the opinion expression: engagement sub-dimension of the silence spiral had no effect on job satisfaction. Avoidance of opinion expression was found to be a positive determinant of job satisfaction in sports media employees. Conversely, fear of isolation was found to be a negative determinant of job satisfaction. In addition, it was concluded that professional experience of sports media employees had a positive effect on their job satisfaction.
  • Article
    İş Güvenliği Uzmanlarında Mesleki Karar Pişmanlığının Psikososyal Dinamikleri: Finansal Stres ve İş Yükü
    (2025) Özkılıçcı, Gökçe
    İş güvenliği uzmanları, güvenli iş yerleri sağlamada çok önemli bir role sahiptir, ancak refahlarını ve performanslarını etkileyen önemli psikososyal risklerle karşı karşıyadırlar. Bu çalışma, Türkiye'deki iş güvenliği uzmanları arasında iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkileri incelemektedir. Çalışmaya 224 iş güvenliği uzmanı katılmış ve iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasında önemli pozitif korelasyonlar bulunmuştur. Özellikle, finansal stres, algılanan iş yükü ile kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmektedir. Bir başka deyişle ağır iş yükü, artan finansal stres yoluyla hem doğrudan hem de dolaylı olarak mesleki karar pişmanlığını artırmaktadır. Düşük ücretler veya iş güvencesizliğinden kaynaklanan finansal stres ve yüksek iş yükü, bilişsel performansın düşmesine, hatalara ve daha riskli kararlara yol açabilmektedir. Bu faktörler, uzmanların olumsuz deneyimler nedeniyle kariyer seçimlerini sorgulamalarına neden olan kariyer kararı pişmanlığına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Bu bulgular, deneyimli iş güvenliği uzmanlarının bile kariyer seçimlerinden pişmanlık duyabileceğini ve genellikle finansal baskılar nedeniyle bunalmış hissedebileceğini vurgulamaktadır. Kuruluşların etkili liderlik, sürekli eğitim ve destekleyici çalışma ortamları oluşturarak bu psikososyal riskleri ele alması çok önemlidir. Finansal ve iş yüküyle ilgili stresi azaltmak, mesleki pişmanlığı önemli ölçüde azaltabilir ve sonuçta daha iyi iş güvenliği uygulamalarına yol açabilir.
  • Article
    Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri: Kurt Lewin’in Değişim Kuramı Bağlamında Varsayımsal Vaka Temelli Uygulama Rehberi
    (2025) Mamacı, Merve
    Dünyada giderek daha fazla kurum evcil hayvan dostu uygulamaları benimserken, Türkiye’de bu alana yönelik ampirik araştırmaların ve uygulamaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, iş yerlerinde evcil hayvanların varlığının çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkıları Kurt Lewin’in üç aşamalı değişim modeli çerçevesinde ele alarak konuya Türkiye bağlamında dikkat çekmek ve kav-ramsal bir çerçeve üzerinden uygulama örneği sunmaktır. Söz konusu çalışma kap-samında kavramsal çerçeve sunularak evcil hayvan dostu iş yerleri kavramı incelenmekte, konuya ilişkin uygulamaların bireysel ve örgütsel çıktıları tartışılmaktadır. Bununla birlikte, uygulamanın önündeki engellere de değinilmektedir. Ayrıca Türkiye’de son beş yılda yapılan çalışmalar incelenerek mevcut durum ortaya konmakta ve alanyazındaki boşluklar vurgulanmaktadır. Bu yönüyle çalışma, kuramsal tartışmaları temel alarak hipotetik bir vaka üzerinden uygulama boyutuna ışık tutan bir örnek sunmaktadır. Çalışmanın özgün yönü, evcil hayvan dostu işyeri uygulamalarını hem çalışanlar hem de örgütler bağlamında ele alarak evcil hayvan dostu iş yerlerinin çalışanlara ve kurumlara sağlayabileceği katkılara işaret etmesi ve Türkiye’deki iş yerleri açısından tartışmaya değer bir zemin oluşturmasıdır. Son olarak, gelecekte gerçekleştirilecek ampirik araştırmaların hangi konuları kapsayabileceği üzerinde durulmakta, bu alandaki boşluğun ise yeni çalışmalar için önemli fırsatlar sunduğu belirtilmektedir.
  • Article
    Yetişkinliğe Geçiş ve Yerleşik Yetişkinlik: Psikolojik ve Sosyal Değişimler Üzerine Nitel Bir Araştırma
    (2025) Özdemir, Petek Akman
    Beliren yetişkinlik ve orta yetişkinlikten farklı gelişimsel özellikleri ve yaşam olaylarını içermesi nedeni ile 30 ile 45 yaşları arasındaki gelişim dönemi yerleşik yetişkinlik olarak adlandırılmıştır. Bu araştırmada yetişkinliğe ilişkin algıların, yetişkinliğe geçiş deneyimlerinin, yerleşik yetişkinlikteki psikolojik ve sosyal değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 30 ile 35 yaşları arasındaki 16 yerleşik yetişkin katılmıştır. Araştırma betimleyici fenomenolojik desende yürütülmüştür ve yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Yapılan tematik analizde yetişkin algısı, yetişkinliğe geçişte rol oynayan etmenler, benlik, kimlik ve değişim, sosyal ilişkilerdeki değişim ve geleceğe ilişkin beklentiler olmak üzere beş ana tema oluşturulmuştur. Katılımcıların çoğunluğu kendilerini yetişkin olarak algıladıklarını ifade etmiştir. Yetişkinliğe geçişi; sorumluluk alma, özerklik ve ekonomik bağımsızlık kazanmaya dayalı olarak ele almışlardır. Araştırma yerleşik yetişkinlikte kendini anlamanın ve bilgeliğin arttığını, kimlik arayışının azaldığını ya da sonlandığı, önceliklerin, ebeveynler ve arkadaşlar ile ilişkilerin niteliğinin değiştiğini göstermiştir. Bazı katılımcıların yerleşik yetişkinlik döneminde yaşamdaki olasılıklarının azaldığını düşündükleri belirlenmiştir. Çalışma Türkiye’deki yerleşik yetişkinlerin deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasına ve yerleşik yetişkinliğin ayırt edici özelliklerinin belirlenmesine katkıda bulunmaktadır.
  • Article
    Kadın Sporcuların Twitter ve Haber Kanallarındaki Toplumsal Cinsiyet Analizi
    (2023) Yenilmez, Meltem Ince; Çetinkaya, Deniz; Sivis, Efe; Kantar, Gokmen; Ersoz, Gozde
    Medyanın kadın sporculara yer verme biçimi ile ilgili, farklı boyutlarda yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmaların büyük bir çoğunluğunda, kadın sporcuların medyada erkek sporculara oranla sayıca daha az temsil edildiği ve temsillerin toplumsal cinsiyet içeriğine sahip olduğu ortaya konulmuştur. Birçok araştırmada, erkek sporlarının medyada sunum biçimlerinin hegemonik erkekliği yansıttığı ve kadın sporlarının da bu bağlamda daha az sunulduğu ve önemsizleştirildiği ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, kadın sporcuların yer aldığı haberlerde toplumsal cinsiyet vurgusunu ortaya çıkarmak ve bu haberlerin yazılı basında yer alma sıklığını tespit etmektir. Bu bağlamda oluşturulan hipotezler şunlardır: 1) Kadınların yer aldığı spor haberleri nicelik olarak erkeklerin yer aldığı spor haberlerinden daha azdır 2) Kadınların yer aldığı spor haberlerinin yazılı metinlerinde toplumsal cinsiyet vurgusu vardır 3) Kadınların yer aldığı spor haberlerinin görsel metinlerinde toplumsal cinsiyet vurgusu vardır. Bu çalışmada, kadınların yer aldığı spor haberlerine yer verme sıklığı ile tarzlarındaki farklılıklar göz önüne alınarak inceleme 2020 yılının Aralık ayında sosyal medya hesaplarında yer alan spor haberlerini ve kadın sporcuların yer aldığı spor haberini nitel araştırma yöntemlerinden söylem ve içerik analizi yöntemi kullanılarak gerçekleşmiştir. Çalışmanın Aralık ayında yapılmasının nedeni, bu dönemde birçok kadın voleybolcumuzun başarılara imza atarak sosyal medya hesaplarında haber sayılarının fazla olmasıdır. Çalışma sırasında haber web siteleri ve twitter hesaplarında kadın sporcuların yer aldığı haberlerin yanı sıra diğer spor haberlerinin de tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Kadın sporcuların yer aldığı haberlere yazılı ve görsel olarak içerik analizi uygulanacaktır. İçerik analizinin kullanımı, haberi yazan ve sunanların, bir anlamda üreticilerin anlatmak istediklerinin metin içindeki özelliklerin sayılarak ya da tanımlanarak açığa çıkarılması sürecidir ve bu yöntem, popüler kültürdeki erkeksi bakışın yaygınlığının ortaya konmasında kullanılacaktır.
  • Article
    Sosyal Görünüş Kaygısının İşyeri Yalnızlığına Etkisi: Konya Gençlik Vespor İl Müdürlüğü Örneği
    (2021) Kocak, Emine; Ersoz, Gozde; Kiratli, Esin
    İşyeri sağlığı psikolojisi son zamanlarda psikologlar, yönetim bilimcileri ve sosyologlar tarafından sıklıklaaraştırılan konulardan biri haline gelmiştir. İşyerinde bireyin sosyal çevreden kaynaklanan yalnız kalma hali vesosyal etkileşimin kaçınılmaz bir bileşeni olan sosyal görünüş kaygısı işyerindeki psikolojik sağlığı etkileyenfaktörlerden bazılarıdır. Bu çalışmanın amacı, spor teşkilatında çalışan personelin sosyal görünüş kaygılarının işyeri yalnızlığına etkisini belirlemek ve bazı demografik özelliklerin (yaş ve çalışma süresi) söz konusu psikolojikfaktörler ile ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemini Konya Gençlik ve Sporİl Müdürlüğü’nde antrenör, memur ve uzman olarak görev yapan toplam 192 çalışan (nerkek= 127; Xyaş= 37.73±7.74 ve nkadın= 65; Xyaş=36.39±8.17) oluşturmaktadır. Çalışmada \"İşyerinde Yalnızlık Ölçeği\" ve \"SosyalGörünüş Kaygısı Ölçeği\" kişisel bilgi formu ile birlikte örneklem grubuna uygulanmıştır. Verilerin analizindebetimsel istatistik yöntemleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve Basit Regresyon Analizikullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Gençlik ve Spor çalışanlarının sosyal görünüş kaygısı düzeylerininİşyerinde Yalnızlık Ölçeği’ nin duygusal yoksunluk ve sosyal arkadaşlık alt boyutlarını pozitif yönde yordadığıgörülmüştür. Ayrıca sosyal görünüş kaygısı ile çalışma süresi arasında pozitif ilişki gözlenmiştir. Bu araştırmadanelde edilen veriler ışığında, gençlik ve spor çalışanlarında sosyal görünüş kaygısı arttıkça işyerinde yalnızlıkdurumunu ortaya koyan iş yerindeki bireylerle ilişkilerin niteliğinin ve niceliğinin olumsuz yönde etkilendiği;çalışma süresi daha fazla olan bireylerin sosyal görünüş algısı yönünde olumsuz duygulara sahip olduğu sonucunavarılmıştır.
  • Article
    Sosyal Medyada Prime Time: Bireylerin Paylaşımları Üzerine Bir Analiz
    (2020) Turan, Erkan; Sarıoğlu, Elif Başak
    Geleneksel medyada “prime time” için ortak bir zaman dilimi söz konusuolabilmekteyken, sosyal medyada durumun farklı olduğu düşünülmektedir.Türkiye’de sosyal medya üzerine pek çok çalışma yapılmış olmasına karşın,kullanıcıların sosyal medyada aktif olduğu günler ya da gün içerisindekitercih ettikleri zaman dilimleri konusunda yapılan çalışmaların oldukçakısıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu araştırmada, kullanıcıların içerik yayınlarkenhangi saatleri tercih ettikleri, farklı sosyal medya hesapları için tercihlerinindeğişip değişmediği gibi konular incelenmiştir. Bu amaçla, en çok kullanılansosyal medya platformlarından Facebook, Instagram ve Twitter temelindeyoğunlaştırdığımız çalışmamızda, nicel araştırma yöntemlerinden ankettekniği kullanmıştır. Ulaşılan bilgiler ışığında ülkemizdeki sosyal medyakullanıcıları için geçerli olan prime time aralığı ile ilgili sonuçlaraulaşılmıştır. Ayrıca, araştırmamızda, sosyal medyada prime time aralığınınoluşması ile benliğin sunumu arasındaki bağlantı tartışılmıştır.
  • Article
    Yalan Haber, “Post-Truth” Kavramı ve Medya Üçlemesi: Geçmişten Günümüze Gündem Belirleyen Örnekler
    (2020) Sarıoğlu, Elif Başak
    Bu makale, “post truth” kavramının 2016 yılı sonrası çok daha ön planaçıkmasına karşın; geçmişte de medyadaki örnekleri ile hayatımızdaolduğunun altını çizmektedir. Bununla birlikte, özellikle son yıllardayaşamımıza entegrasyonundaki artışa vurgu yapılmaktadır. Ağırlıklı olaraksiyaset ve siyasi propaganda ile ilişkili olarak ilerlese de ekonomik çıkarveya farklı sebeplerle de post truth yaklaşımların sergilenebildiğine şahitolunmaktadır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizikullanılması suretiyle gelenekselden dijitale uzanan habercilik yolculuğundageçmişten ve günümüzden “ön plana çıkan”, “gündem yaratan” yalan haberörneklerinin incelenerek post truth kavramının hayatımızdaki yeriaraştırılmıştır. Bu doğrultuda, internetin her geçen gün artan hızı, erişimalanının genişliği gerek kullanıcı gerek içerik üretici olarak dijital alandakikullanıcı sayısındaki artış gibi etkenlerin yeni medya üzerinden post truthkavramı beslediği anlaşılmıştır. Post truth olarak nitelendirilen içindebulunduğumuz çağda toplumun gerçeklik kavramı ile bağını koparmasındaetken olan faktörlerin irdelenmesi, çalışma için alt yapı oluşturmaktadır.ÖzetAntik Yunan’da Platon, bilginin yanılmaz olduğu, yanlışa düşmediğini öteyandan, inancın yanılabilir olduğu ve yanlışlar yapabilmesi bakımındanbirbirinden ayrıldığını savunmuştur. Yani bilginin karşısında kimseduramaz ama inançlar ikna ile yönlendirilebilmektedir (Cross, Woozley,1999: 53-54). Orta çağ da gerçeği arayış insanları farklı inançlarasürüklemiştir. Mucizelere, mitlere inanılan bir döneme girilmiş ve birtakıminançlar uğruna insanların birbirine işkence yapması ve bunun bir topluluktarafından izlenmesi dahil olmak üzere insanlık dışı olayların yaşanmasınormal olarak karşılanan süreçler olarak algılanmıştır. Modern Çağ’da iseiçsel kanaatler gerçeklik haline gelmiştir. Medyanın gerçekliği inşa sürecibaşlamıştır. Bilgi toplumu olarak adlandırılan günümüzde ise bilgiye ulaşımhem kolaylaşmış hem de ucuzlamıştır. Ama burada bilginin kalitesi, bilginindoğruluğu gibi kavramlar da ön plana çıkmıştır. Enformasyondönüşümünün bu kadar arttığı bilgi çağı olarak adlandırılan bir dönemdeaynı zamanda post truth kavramının da bu denli yükselmesi de derin birçelişki olarak görülmektedir. Bilgi ve iletişim çağında yaşamamıza karşıniletişim konusunda geçmişte olmadığı kadar çalışma yapılması, iletişimselsıkıntı ve engellerin araştırılması dikkat çekicidir. Bir yandan teknolojininitici gücü ile çeşitlenen iletişim kanallarının avantajları yaşanırken diğertaraftan “birbirini gittikçe daha az anlayabilen” toplumlar oluşmuştur.Günümüzde, bireyler hoşlarına gitmeyen fikirleri savunanlardan kendilerinisoyutlayacak daha çok alan bulmaktadırlar. Diğer yandan, tam tersi de söz konusu olmaktadır. Kişiler için kendi inanç ve düşüncelerinipekiştirebilecekleri, onay alabilecekleri, kendileri gibi düşünenlerden oluşangrupların içerisinde kendilerini konumlandırmaları da kolaylaşmıştır.Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanınsonuçlarına göre insanlar kendi gerçekliklerini seçmeye meyillidavranmaktadırlar. Araştırma sonuçlarının da desteklediği üzere, bilgiyeulaşma yolunda objektiflikten uzak olduğumuz ortaya çıkmıştır. Din, eğitimve çevre gibi pek çok faktörün etkisiyle şekillenen inançlarımızdoğrultusunda bilgiyi edinmede seçici davranmaktayız. İnançlarımıza tersdüşen görüşlerin çoğunu yalan kabul etmekteyiz. (Golman, Hagmann,Loewenstein, 2017: 96-135). İşte tam bu noktada post truth kavramı ortayaçıkmaktadır. Sözlük anlamı olarak Post Truth; “duyguların ve kişiselkanaatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede rasyonelgerçeklerden daha fazla etkili olması durumudur” (Oxford Dictionary,2017). Bir diğer deyişle, rasyonel bilginin yanında duygusal tepkilerimizinağır basması durumu olarak da değerlendirilebilir. Kavramın göreceli olarakyeni olduğunu ama uygulamanın öncesinde de varolduğunu ve bizler içintanıdık olduğunu söylemek mümkündür. Medyadan farklı dönemlerdenseçilen örneklerin de desteklediği üzere, “Post Truth” kavramı son yıllardadaha sıklıkla duyulmakta olsa da aslında geçmişte de örneklerinigördüğümüz bir olgudur.Çalışmada, son yıllarda hızla gelenekselden dijitale dönüşen habercilikalanında gündem belirleyen yalan haberlerden belirli örnekler incelenerek,post truth kavramının yeni bir olgu olup olmadığı irdelenmiştir. Araştırmada ayrıca “geleneksel ve yeni medya arasında gerçekliğin yitirilmesinoktasında farklar var mıdır?” sorusuna cevap aranmaktadır. Yeni medyakanallarının yaygınlaşması sonrası post truth kavramın yükselişi mercekaltına alınmıştır. Toplumun gerçeklikten kopması noktasına varanhaberlerin gelecekte yaygınlaşmasının önüne geçilmesi için alınabilecekönlemler tartışılmıştır. İleriki aşamalarda, gerçekliğin yitirilişinin toplumsaldönüşümdeki etkileri, toplum üzerinde hâkim olan ahlaki temelleringüçlendirilmesi konusundaki etkenler, yeni medyada sunulan bilgi kavramıve deneti sorunları konularında daha detaylı çalışmalar yapılmasıönerilmektedir. Araştırmada, post truth yaklaşımının yeni bir olguolmadığının vurgulanması amacıyla, geçmişte ve günümüzde dünyadan veTürkiye’den post truth yaklaşım ile ön plana çıkan haberler ele alınarakiçerik analizi yapılmıştır. Post truth kavramını ön plana çıkaran siyasihaberlere ek olarak farklı konulardaki haberlerin de olduğu görülmüştür.Çalışmada ayrıca gerçekliğin yitirilmesi noktasında, geleneksel ve yenimedya arasında farklılık yaratan etkenlere değinilmiştir. Post truthyaklaşımın, iletişim teknolojisindeki ve bununla bağlantılı olarak medyaalanındaki yenilikler sonrası daha hızlı bir ivme ile yaygınlaşmaya başladığıanlaşılmıştır. Post-Truth haberlerin yaratılması ve yayılması konusunda ilkakla gelen kesim gazeteciler ve medya çalışanlarıdır. Kurt Lewin’in eşikbekçileri modeline göre haberin kaynağı ile hedef kitlesi arasında yer alaneşik bekçileri hangi haberin ne şekilde aktarılacağını belirleyen kesimdir. Bukesim genellikle medya editörlerinden oluşmaktadır. Maxwell Mc Combs
  • Article
    Üniversite Öğrencilerinde Toplum Yanlısı ve Saldırgan Davranışlar ile İlişkili Bireysel ve Sosyal Etmenler
    (2023) Özdemir, Petek Akman
    Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin toplum yanlısı ve saldırgan davranışları ile ilişkili bireysel ve sosyal etmenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 429 üniversite öğrencisi katılım sağlamıştır. Olumlu Sosyal Davranışlar ve Saldırganlık Ölçeği ile katılımcıların toplum yanlısı ve saldırgan davranışları gösterme düzeyleri belirlenmiştir. Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği bireysel ve sosyal etmenlerin düzeylerini belirlemek için kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler t-testi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi yapılarak incelenmiştir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla toplum yanlısı davranışta ve daha az saldırgan davranışta bulundukları belirlenmiştir. Regresyon analizleri benlik algısının, sosyal yeterliliğin, aile ve arkadaşlar ile ilişkilerin niteliğinin toplum yanlısı davranışların pozitif yordayıcıları olduklarını göstermiştir. Benliğe ve geleceğe ilişkin algıların, aile uyumunun, aile ve arkadaş ilişkilerinin saldırgan davranışları negatif yönde yordadıkları bulunmuştur. Araştırma bulguları genç yetişkinlik döneminin sosyal ve duygusal özellikleri ile ilişkili olarak değerlendirilmiştir. İleride yapılacak araştırmalar ve üniversite öğrencilerine yönelik eğitsel çalışmalar için öneriler sunulmuştur.