TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 24
  • Article
    İş Güvenliği Uzmanlarında Mesleki Karar Pişmanlığının Psikososyal Dinamikleri: Finansal Stres ve İş Yükü
    (2025) Özkılıçcı, Gökçe
    İş güvenliği uzmanları, güvenli iş yerleri sağlamada çok önemli bir role sahiptir, ancak refahlarını ve performanslarını etkileyen önemli psikososyal risklerle karşı karşıyadırlar. Bu çalışma, Türkiye'deki iş güvenliği uzmanları arasında iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkileri incelemektedir. Çalışmaya 224 iş güvenliği uzmanı katılmış ve iş yükü, finansal stres ve kariyer kararı pişmanlığı arasında önemli pozitif korelasyonlar bulunmuştur. Özellikle, finansal stres, algılanan iş yükü ile kariyer kararı pişmanlığı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmektedir. Bir başka deyişle ağır iş yükü, artan finansal stres yoluyla hem doğrudan hem de dolaylı olarak mesleki karar pişmanlığını artırmaktadır. Düşük ücretler veya iş güvencesizliğinden kaynaklanan finansal stres ve yüksek iş yükü, bilişsel performansın düşmesine, hatalara ve daha riskli kararlara yol açabilmektedir. Bu faktörler, uzmanların olumsuz deneyimler nedeniyle kariyer seçimlerini sorgulamalarına neden olan kariyer kararı pişmanlığına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Bu bulgular, deneyimli iş güvenliği uzmanlarının bile kariyer seçimlerinden pişmanlık duyabileceğini ve genellikle finansal baskılar nedeniyle bunalmış hissedebileceğini vurgulamaktadır. Kuruluşların etkili liderlik, sürekli eğitim ve destekleyici çalışma ortamları oluşturarak bu psikososyal riskleri ele alması çok önemlidir. Finansal ve iş yüküyle ilgili stresi azaltmak, mesleki pişmanlığı önemli ölçüde azaltabilir ve sonuçta daha iyi iş güvenliği uygulamalarına yol açabilir.
  • Article
    Ebeveynler için Sportif Yetenek Geliştirme Ortamı Ölçeği’nin Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması: Metodolojik Çalışma
    (2024) Karadag, Duygu; Öztürk, Gülden Malkoç; Aşçı, Fevziye Hülya
    Amaç: Çalışmada, Ebeveynler İçin Sportif Yetenek Geliştirme Or- tamı Ölçeğinin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirli ğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ölçek 7’li Likert tipinde, 28 madde beş alt boyuttan (uzun vadede gelişim, bütünsel kaliteli hazırlık, destekleyici çevre, iletişim ve beklentilerin planlanması) oluşmaktadır. Araştırmanın ev- renini Marmara Bölgesi’nde altyap ı liglerinde aktif spor yapan 12-18 ya ş aralığındaki çocuklar ın ebeveynleri olu şturmuştur. Çal ışmaya 139 anne (Xyaş=41,26±4,23) ve 84 baba (Xyaş=42,65±5,08) olmak üzere 223 ebeveyn (Xyaş=42,78±4,61) gönüllü olarak katılmıştır. Ölçeğin faktör yapısı için doğ- rulayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Ölçeğin yakınsak ve ıraksak geçerliği için ise ortalama açıklanan varyans [average variance extracted (AVE)], bi- leşik güvenirlik [composite reliability (CR)], maksimum payla şılan var- yansın karesi [maximum shared squared variance (MSV)] ve payla şılan varyansın karesinin ortalaması [average shared square variance (ASV)] de- ğerleri hesaplanmıştır. Ölçeğin güvenirliğini sınamak için Cronbach alfa iç tutarlık ve CR katsayıları hesaplanmıştır. Bulgular: Doğrulayıcı faktör ana- lizi üç modifikasyonla birlikte ölçe ğin yapı geçerliğine ait uyum değerle- rinin kabul edilebilir oldu ğunu göstermiştir (x 2/df=1,83; karşılaştırmalı uyum indeksi=0,90; artan uyum indeksi=0,90; yakla şık ortalama karekök hatası=0,06; standartlaştırılmış hata kareleri ortalamasının karekökü=0,07). Hesaplanan MSV, ASV ve AVE değerleri ölçeğin yakınsak ve ıraksak ge- çerliğini destekler niteliktedir. Güvenirlik analiz sonuçlarına göre Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı 0,72 (bütünsel kaliteli hazırlık) ile 0,85 (uzun vadede gelişim) arasında değişmektedir. Ölçekte yer alan maddelere ait CR değer- leri ise 0,75 (bütünsel kaliteli haz ırlık) ile 0,86 (uzun vadede geli şim) ara- sındadır. Sonuç: Elde edilen bulgular, Ebeveynler İçin Sportif Yetenek Geliştirme Ortamı Ölçeğinin ebeveyn perspektifinden, sporcuların yetenek geliştirme ortamlarının kalitesinin değerlendirilmesi için geçerlik ve güve- nirlik koşullarını sağladığını ortaya koymaktadı
  • Article
    Finansal Stres Düzeyi ve Algılanan Yönetici Desteğinin İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi
    (2025) Özkılıçcı, Gökçe
    Günümüz dünyasında stres kaynaklarının sayısı oldukça fazladır. İnsanların en temel stres kaynaklarından biri de finansal stres düzeyidir. Özel yaşamın yanı sıra iş yaşamına olan etkileri de göz önüne alındığında finansal stres ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı olduğu dikkati çekmektedir. Finansal stresin iş yaşamına olan etkilerini araştırmak gerek çalışanların iş yerinde kurduğu ilişkiler bakımından gerekse işten ayrılma niyetlerine olan etkisi açısından önem teşkil etmektedir. Bu amaçla çalışmada, finansal stresin ve algılanan yönetici desteğinin işten ayrılma niyeti ile olan ilişkilerini belirlemek ve aracılık model testi gerçekleştirmek hedeflenmiştir. Türkiye’de özel sektörde aktif olarak çalışan toplam 390 katılımcıdan kolayda örnekleme yöntemiyle ve çevrim içi olarak veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, işten ayrılma niyeti ile finansal stres arasında pozitif; algılanan yönetici desteği ile negatif yönde ilişkiler bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, finansal stresin işten ayrılma niyeti üzerinde algılanan yönetici desteğinin kısmi aracılık rolünün bulunduğu saptanmıştır. Çalışmanın, çalışanların finansal stres düzeylerinin örgütsel davranışa olan yansımalarını ele alması bakımından katkı sunması beklenmektedir.
  • Article
    2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Üniversite Öğrencilerinin Oy Verme Eğilimi: Nitel Bir İnceleme
    (2025) Özkılıçcı, Gökçe; Uyar, Merve Hazer Yiğit
    Bu çalışma, Mayıs 2023’te yapılan Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olan üniversite öğrencilerinin hangi cumhurbaşkanı adayını desteklediklerini ve o adayı desteklemelerinin ardında yatan nedenleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda İstanbul’da üniversite eğitimine devam eden 448 katılımcıya ulaşılmıştır. Katılımcıların Cumhurbaşkanı adaylarını tercih sebepleri oy verme davranışı ve başkanlaşma alan yazını çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada MAXQDA programı kullanılmıştır ve çalışma nitel analiz yöntemi ile değerlendirilip değişkenler arasında çeşitli ağ haritası analizleri ile desteklenmiştir. Analizler sonucunda cumhurbaşkanı tercihlerinin gelir, yaş ve cinsiyet değişkenleri bakımından farklılaşmadığı ancak oy verme nedenlerinin birbirinden farklılaştığı tespit edilmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu için “değişim” ve “sebebi yok”; Recep Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce için “kişisel özellikler” ve “ideoloji”; Sinan Oğan için ise “ekonomi” ve “kararsızlık” söylemleri ön plana çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular oy verme davranışı alanında çalışacak araştırmacılara ve siyaset bilimi ile ilgilenen kişilere yeni bir bakış açısı sağlamayı hedeflemektedir. Özellikle hedeflediği seçmen kitlesini yakından tanımak ve onlara uygun propaganda stratejileri geliştirmek isteyen siyasetçiler ve siyasi partiler için de bu çalışmanın katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Article
    Yalan Haber, “Post-Truth” Kavramı ve Medya Üçlemesi: Geçmişten Günümüze Gündem Belirleyen Örnekler
    (2020) Sarıoğlu, Elif Başak
    Bu makale, “post truth” kavramının 2016 yılı sonrası çok daha ön planaçıkmasına karşın; geçmişte de medyadaki örnekleri ile hayatımızdaolduğunun altını çizmektedir. Bununla birlikte, özellikle son yıllardayaşamımıza entegrasyonundaki artışa vurgu yapılmaktadır. Ağırlıklı olaraksiyaset ve siyasi propaganda ile ilişkili olarak ilerlese de ekonomik çıkarveya farklı sebeplerle de post truth yaklaşımların sergilenebildiğine şahitolunmaktadır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizikullanılması suretiyle gelenekselden dijitale uzanan habercilik yolculuğundageçmişten ve günümüzden “ön plana çıkan”, “gündem yaratan” yalan haberörneklerinin incelenerek post truth kavramının hayatımızdaki yeriaraştırılmıştır. Bu doğrultuda, internetin her geçen gün artan hızı, erişimalanının genişliği gerek kullanıcı gerek içerik üretici olarak dijital alandakikullanıcı sayısındaki artış gibi etkenlerin yeni medya üzerinden post truthkavramı beslediği anlaşılmıştır. Post truth olarak nitelendirilen içindebulunduğumuz çağda toplumun gerçeklik kavramı ile bağını koparmasındaetken olan faktörlerin irdelenmesi, çalışma için alt yapı oluşturmaktadır.ÖzetAntik Yunan’da Platon, bilginin yanılmaz olduğu, yanlışa düşmediğini öteyandan, inancın yanılabilir olduğu ve yanlışlar yapabilmesi bakımındanbirbirinden ayrıldığını savunmuştur. Yani bilginin karşısında kimseduramaz ama inançlar ikna ile yönlendirilebilmektedir (Cross, Woozley,1999: 53-54). Orta çağ da gerçeği arayış insanları farklı inançlarasürüklemiştir. Mucizelere, mitlere inanılan bir döneme girilmiş ve birtakıminançlar uğruna insanların birbirine işkence yapması ve bunun bir topluluktarafından izlenmesi dahil olmak üzere insanlık dışı olayların yaşanmasınormal olarak karşılanan süreçler olarak algılanmıştır. Modern Çağ’da iseiçsel kanaatler gerçeklik haline gelmiştir. Medyanın gerçekliği inşa sürecibaşlamıştır. Bilgi toplumu olarak adlandırılan günümüzde ise bilgiye ulaşımhem kolaylaşmış hem de ucuzlamıştır. Ama burada bilginin kalitesi, bilginindoğruluğu gibi kavramlar da ön plana çıkmıştır. Enformasyondönüşümünün bu kadar arttığı bilgi çağı olarak adlandırılan bir dönemdeaynı zamanda post truth kavramının da bu denli yükselmesi de derin birçelişki olarak görülmektedir. Bilgi ve iletişim çağında yaşamamıza karşıniletişim konusunda geçmişte olmadığı kadar çalışma yapılması, iletişimselsıkıntı ve engellerin araştırılması dikkat çekicidir. Bir yandan teknolojininitici gücü ile çeşitlenen iletişim kanallarının avantajları yaşanırken diğertaraftan “birbirini gittikçe daha az anlayabilen” toplumlar oluşmuştur.Günümüzde, bireyler hoşlarına gitmeyen fikirleri savunanlardan kendilerinisoyutlayacak daha çok alan bulmaktadırlar. Diğer yandan, tam tersi de söz konusu olmaktadır. Kişiler için kendi inanç ve düşüncelerinipekiştirebilecekleri, onay alabilecekleri, kendileri gibi düşünenlerden oluşangrupların içerisinde kendilerini konumlandırmaları da kolaylaşmıştır.Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanınsonuçlarına göre insanlar kendi gerçekliklerini seçmeye meyillidavranmaktadırlar. Araştırma sonuçlarının da desteklediği üzere, bilgiyeulaşma yolunda objektiflikten uzak olduğumuz ortaya çıkmıştır. Din, eğitimve çevre gibi pek çok faktörün etkisiyle şekillenen inançlarımızdoğrultusunda bilgiyi edinmede seçici davranmaktayız. İnançlarımıza tersdüşen görüşlerin çoğunu yalan kabul etmekteyiz. (Golman, Hagmann,Loewenstein, 2017: 96-135). İşte tam bu noktada post truth kavramı ortayaçıkmaktadır. Sözlük anlamı olarak Post Truth; “duyguların ve kişiselkanaatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede rasyonelgerçeklerden daha fazla etkili olması durumudur” (Oxford Dictionary,2017). Bir diğer deyişle, rasyonel bilginin yanında duygusal tepkilerimizinağır basması durumu olarak da değerlendirilebilir. Kavramın göreceli olarakyeni olduğunu ama uygulamanın öncesinde de varolduğunu ve bizler içintanıdık olduğunu söylemek mümkündür. Medyadan farklı dönemlerdenseçilen örneklerin de desteklediği üzere, “Post Truth” kavramı son yıllardadaha sıklıkla duyulmakta olsa da aslında geçmişte de örneklerinigördüğümüz bir olgudur.Çalışmada, son yıllarda hızla gelenekselden dijitale dönüşen habercilikalanında gündem belirleyen yalan haberlerden belirli örnekler incelenerek,post truth kavramının yeni bir olgu olup olmadığı irdelenmiştir. Araştırmada ayrıca “geleneksel ve yeni medya arasında gerçekliğin yitirilmesinoktasında farklar var mıdır?” sorusuna cevap aranmaktadır. Yeni medyakanallarının yaygınlaşması sonrası post truth kavramın yükselişi mercekaltına alınmıştır. Toplumun gerçeklikten kopması noktasına varanhaberlerin gelecekte yaygınlaşmasının önüne geçilmesi için alınabilecekönlemler tartışılmıştır. İleriki aşamalarda, gerçekliğin yitirilişinin toplumsaldönüşümdeki etkileri, toplum üzerinde hâkim olan ahlaki temelleringüçlendirilmesi konusundaki etkenler, yeni medyada sunulan bilgi kavramıve deneti sorunları konularında daha detaylı çalışmalar yapılmasıönerilmektedir. Araştırmada, post truth yaklaşımının yeni bir olguolmadığının vurgulanması amacıyla, geçmişte ve günümüzde dünyadan veTürkiye’den post truth yaklaşım ile ön plana çıkan haberler ele alınarakiçerik analizi yapılmıştır. Post truth kavramını ön plana çıkaran siyasihaberlere ek olarak farklı konulardaki haberlerin de olduğu görülmüştür.Çalışmada ayrıca gerçekliğin yitirilmesi noktasında, geleneksel ve yenimedya arasında farklılık yaratan etkenlere değinilmiştir. Post truthyaklaşımın, iletişim teknolojisindeki ve bununla bağlantılı olarak medyaalanındaki yenilikler sonrası daha hızlı bir ivme ile yaygınlaşmaya başladığıanlaşılmıştır. Post-Truth haberlerin yaratılması ve yayılması konusunda ilkakla gelen kesim gazeteciler ve medya çalışanlarıdır. Kurt Lewin’in eşikbekçileri modeline göre haberin kaynağı ile hedef kitlesi arasında yer alaneşik bekçileri hangi haberin ne şekilde aktarılacağını belirleyen kesimdir. Bukesim genellikle medya editörlerinden oluşmaktadır. Maxwell Mc Combs
  • Article
    Enerji Politikalarında Denge Arayışı, Abd - Rusya ve Avrupa Birliği Üçgeni: Türkakım Projesinin Belirleyici Faktörleri
    (2019) Sıvış, Efe
    Akamete uğrayan Güney Akım projesi sonrasında, Rusya ve Türkiye tarafından desteklenen TürkAkım Projesi, Avrupa’nın doğal gaz tedarik hacmini güney rotası üzerinden iki katına çıkarmayı hedeflemektedir. ABD’nin, Kremlin’in politikalarının Avrupa Birliği’nin Rusya doğalgazına olan bağımlılığını artırmayı hedeflediğini savunmasına rağmen Avrupa Birliği’ne üye bazı ülkeler TürkAkım’ı kendileri açısından olumlu görmektedirler. Bu makalede TürkAkım projesinin temel belirleyicileri ortaya konulacak ve projenin ABD, Rusya ve Avrupa Birliği nezdindeki dış politika yansımaları Uluslararası İlişkiler literatüründe bulunan güvenlikleştirme teorisi çerçevesinde analiz edilecektir.
  • Article
    Abd'nin Avrupa Enerji Pazarına Yönelik İzlediği Dış Politika: Kaya Gazı Devrimi ve Avrupa Pazarında Rus Hâkimiyetine Karşı Lng Hamlesi
    (2019) Sıvış, Efe
    Bu makale, Avrupa gaz pazarının kapasitesini ve Rusya'nın ana gaz tedarikçisiolduğunu göz önünde bulundurmak suretiyle, Avrupa gaz pazarının halen gelişmesürecinde olan Kuzey Amerika gazı için henüz yararlanılmamış bir kaynak olduğunuortaya koymaktadır. Çalışma, ABD ve Rusya’nın enerji sektörü özelinde ilişkilerinejeopolitik çerçevede geniş ve kapsamlı genel bir bakış sunmakta, diğer yandan hemABD hem de Rusya’nın enerji politikası için Avrupa enerji piyasasının öneminivurgulamaktadır. Makalede, güvenlikleştirme teorisi ve enerji güvenliği kavramlarıçerçevesinde ABD’nin dış politikasının analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmadayöntem olarak ABD’nin bölgeye ilişkin enerji politikaları bölgeselcilik kavramıçerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucu, ABD’nin Avrupa doğal gazpiyasalarındaki çıkarının, yalnızca Avrupa’nın Rus doğal gazına olan bağımlılığınıazaltma konusunda ‘yardım etmenin’ ötesinde olduğunu, ABD’nin nihai dış politikahedefinin Avrupa’nın önde gelen bir doğal gaz tedarikçisi olarak tebarüz etmekolduğunu öngörmektedir.
  • Article
    Donald John Trump Örneklemi Üzerinden Siyasette Kadına Yönelik Ayrımcı Söylem Örnekleri
    (2018) Alp, Hakan
    Makalemiz kapsamında 20 Ocak 2017 tarihinde Amerika Birleşik DevletleriBaşkanlığına seçilen Donald John Trump’ın 1980’lerde başlayan iş hayatından AmerikanBaşkanı olması süreci dâhil yaptığı konuşmalarından hareketle, özellikle kadınlara yönelikkullandığı nefret söyleminin özelliklerini analiz etmek amacıyla söylem analizi yapılmıştır.Söz konusu analiz kapsamında Trump’ın değişik zamanlardaki konuşma metinleri;doğal dil kullanımı, retorik unsurları ve ele aldığı gündem konuları açısından incelenmiştir.Ulaştığımız veriler sistematik bir biçimde düzenlenmiş ve karşılaştırma yapılarakdeğerlendirilmeye tabi tutulmuştur.Siyasal iletişim çerçevesinde özellikle kamuoyu önderlerinin ve siyasal liderlerinkullandığı dil etki alanı açısından çok önemlidir. Dünya siyasetinde, siyasal yelpazenin tümtarafındaki parti ve ideolojiler açısından siyasal liderler partileriyle özdeşleşmişlerdir. Dolayısıylasiyasal liderin söylemi, partinin hedef kitlesi seçmeleri için çok önem taşımaktadır. Ayrıca sözkonusu lider karakteristik açıdan popüler ve karizmatik özellikler taşıyorsa hedef kitle üzerindekietkisi de ona paralel olarak artmaktadır.Dünyanın farklı bölgelerinde, siyasetçilerin nefret söylemi pratiklerindeki hedefleri, otoplumda hangi grup ve kişilerin ayrımcılığa maruz kalmalarına bağlı olarak değişmektedir.Ancak zihniyet yapıları, tutum ve davranışları, motivasyonları, ideolojilerini besleyen ve meşrukılan ortam değişmemektedir.Amerika’nın dünya siyasetine ve ekonomisine yön verme, gündem belirleme gücüdikkate alındığında, Donald Trump’ın makalemizde örneğine sıklıkla rastlayacağımız kadınayönelik ayrımcı, ötekileştirici ve aşağılayıcı söyleminin yaratabileceği tahribatın boyutunun çokönemli olduğu ortadadır.
  • Article
    Sosyal Pazarlama ve Paylaşım Ekonomisi: Bir Vaka İncelemesi
    (2024) Doğan, Ece
    Bireylerin refah seviyelerinin artırılması, içinde yaşadıkları toplumu pozitif yönde etkilemekle birlikte yüksek bir refah seviyesine ulaşan toplumlar da içinde bulundukları coğrafyaların sınırlarını aşarak söz konusu pozitif etkiyi küresel ölçekli bir hale getirebilmektedir. Günümüzde Birleşmiş Milletler gibi uluslararası otoriteler, bireylerin sosyal refah seviyelerinin artırılması için sürdürülebilir kalkınma hedeflerini planlamakta ve belirli bir süre içerisinde bu hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır. Çalışmanın konusunu oluşturan sosyal pazarlama kavramı, BM tarafından belirlenen hedeflere benzer şekilde sosyal sorumluluk bilinciyle tasarlanan uygulamaların pazarlama teknikleriyle daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayan bir süreci ifade etmektedir. Sınırlı kaynakların daha geniş kesimler tarafından kullanılmasına yönelik olarak internet tabanlı platformlarla ölçeklenebilir bir sosyoekonomik sistem olan paylaşım ekonomisi, çalışma kapsamında sosyal pazarlama uygulamalarının bir mecrası olarak irdelenmiştir. Çalışmanın araştırma bölümünde, bir örnek olay incelemesi olarak kendisini “sosyal kooperatif” olarak tanımlayan İhtiyaç Haritası platformunun sosyal pazarlama ve paylaşım ekonomisi kavramlarının hangi özelliklerini taşıdığının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda İhtiyaç Haritası platformunun sosyal pazarlamanın ve mübadele teorisinin tüm niteliklerini taşıdığı saptanmakla birlikte platformun paylaşım ekonomisinin üçlü iş modeline uygun olduğu, eğitim, doğal afetler, spor, sanat, kültür, sağlık ve sağlık çalışanları, gıda, sivil toplum kuruluşları ve kadınlara yönelik projeler geliştirdiği belirlenmiştir. Ayrıca platformun BM tarafından belirlenen sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden toplumsal cinsiyet eşitliği, nitelikli eğitim, eşitsizliklerin azaltılması, açlığa son, yoksulluğa son, sağlık ve kaliteli yaşam, sorumlu üretim ve tüketim, amaçlar için ortaklıklar hedefleri ile uyumlu faaliyetler sürdürdüğü sonucuna ulaşılmıştır.
  • Article
    “Barış Akarsu Merhaba” Filminin İzlerkitle Üzerindeki Etkisinin Duygu Analizi Yöntemiyle Değerlendirilmesi
    (2023) Arkan, Nil
    Sosyal medya, bireylere, fikirlerini ifade edebilmeleri, belirli konularda bilgi ve fikir alışverişi yapabilmeleri imkanı sağlamaktadır. Günümüzde sosyal medya forum sayfalarının, tartışma sitelerinin artmasıyla birlikte, sosyal medyanın iki yönlü bir iletişim şekli oluşunun sonucu olarak kamuoyunun belirli konulardaki duygu ve düşünceleri çeşitli yöntemlerle saptanabilmektedir. Sinema da bu konulardan biridir ve vizyondaki veya dijital video platformlarındaki filmler hakkında insanların ne düşündüğü tespit edilip değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmada, 2022 yılında vizyona giren “Barış Akarsu Merhaba” filminin, duygu analizi yöntemi kullanılarak izleyicinin film hakkındaki duygu ve düşüncelerinin değerlendirmesi yapılacaktır. Duygu analizi yöntemi kullanılarak yapılacak olan araştırmada değerlendirme sınırlılıkları kapsamında platform olarak Ekşi Sözlük seçilmiştir. Araştırmanın Ekşi Sözlük ile sınırlandırılmasının nedeni Türkiye’de sözlük tabanlı platformlar arasından en çok bilinen ve en sık ziyaret edilen platform olmasıdır (SimilarWeb, 2022). Aynı zamanda, içeriklerin kısa ve yazı formatında olması nedeniyle bu platform tercih edilmiştir. Araştırmada, izleyicilerin film hakkında olumlu, olumsuz ve nötr görüşleri ile bu görüşlerin alt başlıkları nedenleri ile analiz edilecektir. Analiz sonucunda, kullanıcıların büyük çoğunluğunun film hakkında olumsuz değerlendirmede bulunduğu, bu olumsuz değerlendirmelerden en yüksek oranın ‘yapım’ alt başlığına ait olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, özellikle Türkiye’de çok fazla biyografi türünde film yapıldığı ve kişilerin artık izlememeyi tercih ettikleri görülmüştür. Ayrıca, oyunculuğun çok beğenilmesine rağmen filme konu olan gerçek kişinin, filminin yapılmasının gereksiz olduğu ve bunun maddi çıkar kaygısı taşıdığı sonucuna varılmıştır.