TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
3 results
Search Results
Article Kemoterapi Alan Akciğer Kanserli Hastalarda Tat Değişikliklerinin Değerlendirilmesi(2022) Özkan, İlknur; Eroglu, NermınAmaç: Bu çalışma kemoterapi alan akciğer kanserli hastaların deneyimledikleri tat değişikliklerini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel olarak planlanan bu çalışma İstanbul ilinde bir eğitim araştırma hastanesinin kemoterapi ünitesinde Aralık 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri tanımlayıcı bilgi formu ve Kemoterapiye Bağlı Tat Alma Değişikliği Ölçeğiyle toplanmıştır. Bulgular: Akciğer kanserli hastaların % 62.3’ünün tat değişikliği deneyimlediği, % 68.6’ sının tat değişikliğine yönelik sağlık profesyonellerinden bilgi almadığı, %35.8’inin tat değişimini metalik tat olarak tanımladığı, %35.8’inin tat değişikliğiyle baş etme yöntemi olarak yemekleri soğuk yedikleri saptanmıştır. Hastaların CiTAS ölçeğinin temel tatlarda azalma alt boyut ortalamasının 2.49±1.39; rahatsızlık alt boyut ortalamasının ve paraguzi and fantoguzi alt boyut ortalamasının 2.48±1.35; genel tat değişikliği alt boyut ortalamasının ise 2.49±1.36 olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmada kemoterapi alan akciğer kanserli hastaların yarıdan fazlasının tat değişikliklerini deneyimlediği, orta şiddette tat duyusunda değişiklik ve rahatsızlık yaşadıkları ve en çok tanımladıkları tat değişikliğinin metalik tat olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda sağlık profesyonellerinin akciğer kanserli hastaların yaşadıkları tat değişikliklerini farkında olması, niteliğini ve şiddetini değerlendirmesi, takip etmesi ve buna yönelik gerektiğinde interdisipliner yaklaşımla önleyici ve tedavi edici girişimlerde bulunması önerilmektedirArticle Meme Kanserli Hastaların Ailesel Öykü Varlığı İle Kanser Tanısı Alma Evresi Arasındaki İlişki(2021) Özkan, İlknur; Eroglu, NermınAmaç: Meme kanserli hastaların ailesel öykü varlığı ile kanser tanısı alma evresi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmış ve uygulanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Ekim-Aralık 2019 tarihleri arasında kemoterapi ünitesine başvuran 144 hasta dahil edilmiştir. Çalışma verileri hastalara araştırma hakkında bilgi verilerek, yüz yüze görüşülerek, anket formu kullanılarak toplanmıştır.Bulgular: Hastaların %27.8’inin ailesinde meme kanseri öyküsünün olduğu, meme kanseri tanısını en çok II. Evre (%58.3) ve ailesel meme kanseri öyküsüne göre kanser tanılama evrelerinin dağılımı istatistiksel olarak anlamlı (p=0.000) ve I. evrede ailesel meme kanseri öyküsü olanlar olmayanlara göre yüksek, IV evrede ise düşük olarak belirlenmiştir. Ailesel meme kanseri öyküsü olanların % 28.2’sinin, olmayanların ise %21.0’ının kendi kendine meme muayenesinde ilk kez kitleyi fark ettiği ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0.000, p=0.014).Sonuç : Hastaların ailesel meme kanseri öyküsünün olması, meme kanseri tanılama evrelerini, memedeki kitleyi ilk fark etme şekillerini etkilediğini, hastaların ailesel meme kanseri öyküsünü risk faktörü olarak algılamalarının erken dönemde tanılamada etkili bir faktör olduğunu düşündürmektedir.Review Molecular Characterization of Resistance and Virulence Genes in Enterococcus Faecium Strains Isolated Between 2000-2021; Systematic Review(Bilimsel Tip Yayinevi, 2022) Kahraman Kilbas, Elmas Pinar; Kilbas, Imdat; Ciftci, Ihsan Hakki; Kılbaş, Elmas Pınar KahramanIntroduction: The spread of Vancomycin-Resistant Enterococci (VRE) is a major threat in healthcare institutions, especially for patients in the risk group. The aim of this study is to reveal the antibiotic resistance genes, virulence genes and other accompanying factors detected in vancomycin resistant Enterococcus faecium strains isolated from various clinical specimens in different parts of Turkiye. Material and Methods: For this purpose, a systematic search was carried out using different electronic databases between January 2000 and September 2021. A total of 17 studies were evaluated within the scope of systematic review. Results: The vanA gene was detected the most between the years 2000-2007, and no statistically significant difference was found according to the years. The prevalence of the vanB gene was highest between 2008 and 2013, and no statistical difference was found according to the years (p> 0.05). The vanA gene was mostly detected in Eastern Anatolia, Black Sea, Mediterranean and Aegean, vanB Central Anatolia and Southeastern Anatolia regions. No reports related to the vanC gene were found. Since all strains were E. faecium in our study, it is an expected finding that the vanC gene region was never reported. The esp and hyl gene between 2014-2021. Conclusion: The prevalence of resistance and virulence genes among bacteria is a matter of great concern, limiting treatment options. In particular, effective measures should be taken to prevent healthcare-associated VRE infections, and each institution should report its own resistance data.
