TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
5 results
Search Results
Article Sakarya İlinde İçme ve Kullanma Sularından İzole Edilen Escherichia Coli Suşlarının Antibiyotik Direnç Durumlarının Belirlenmesi(2024) Naşide,; Kılbaş, Elmas Pınar Kahraman; Çıftcı, Ihsan HakkıSu sistemlerinde patojen kontaminasyonu giderek artmakta ve bu durum, özellikle çocuklar arasında gastrointestinal enfeksiyonların artmasına yol açmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Sakarya il sınırlarında içme ve kullanma sularındaki Escherichia coli kontaminasyon riskini belirlemek ve izole edilen suşların antibiyotik direnç durumlarını incelemektir. Sakarya ilçelerinden 2023-2024 yılları arasında toplanan 450 su numunesinden E. coli izolasyonu, membran filtreleme yöntemi ve kromojenik koliform agar (CCA) kullanılarak yapıldı. Bakterilerin antibiyotik dirençleri disk difüzyon yöntemi ile değerlendirildi. Çalışmada 450 su numunesinin %15,6'sında E. coli tespit edildi. Geyve ilçesinden alınan su numunelerinin %72'sinde E. coli bulunmuş olup, bu oran diğer ilçelere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). İzole edilen suşların %25,71'inin bir veya daha fazla antibiyotiğe dirençli olduğu belirledi. E. coli suşları genel olarak karbapenemler ve 3. kuşak sefalosporinlere duyarlıdır, ancak bazı bakteri izolatlarında penisilin ve sefalosporinlere karşı direnç tespit edildi. Tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde içme ve kullanma sularında yüksek E. coli kontaminasyonu ve antibiyotik direnci tespit edilmiştir. Bu durum, yanlış ve aşırı antibiyotik kullanımının bir sonucu olarak görülmektedir. İçme sularındaki bu kontaminasyon, halk sağlığı açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. İçme ve kullanma sularındaki E. coli varlığı, suyun dezenfeksiyonunda eksiklikler olduğunu ve fekal kontaminasyon riskini işaret etmektedir. Su arıtma tesislerinin ve dezenfeksiyon yöntemlerinin iyileştirilmesi, antibiyotik direncinin önlenmesi ve halkın bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, suyun güvenli ve hijyenik bir şekilde temin edilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.Article Pandeminin Gölgesinde Geçen 2 Yıl: Sorularla Covıd-19(2022) Kilbaş, İmdat; Kılbaş, Elmas Pınar Kahraman; Çıftcı, Ihsan HakkıCOVID-19 salgını ilk olarak 2019 yılında Çin’de başlamıştır. SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu bu hastalık kısa süre içinde bir pandemi haline gelmiştir. COVID-19’un beraberinde getirdiği toplumsal problemler, bu hastalıkla ilgili temel ve kanıta dayalı bilgilere yönelik çok sayıda soru gündeme getirmiştir. COVID-19 ile ilgili aşı ve tedavi çalışmaları artan hızda devam etmektedir. Bu makalede, COVID-19’un virolojisi, immünolojisi, tanısı, komorbiditeleri, epidemiyolojisi, tedavisi ve aşı geliştirme çalışmaları hakkında bazı sorular cevaplanmıştır.Article Covıd-19 Enfeksiyonlarında Dizi Analizi Yöntemlerine Genel Bakış(2022) Kılbaş, Elmas Pınar Kahraman; Aslan, Ferhat Gürkan; Altindis, MustafaŞiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2), koronavirüs hastalığı 2019'un (COVID-19) etkeni olarak tanımlandı ve genomik veriler ilk olarak 10 Ocak 2020'de Çin tarafından paylaşıldı. O tarihten itibaren, dünya genelinde toplanan örneklerden viral genomu dizilemek için çok büyük çaba harcandı. Yakın geçmişte, kökenleri izlemek ve bulaşıcı ajanların evrimini anlamak, salgınların yayılma zincirlerini araştırmak, hem etkili ve hızlı moleküler tanı testlerinin geliştirilmesini kolaylaştırmak hem de tedavi ve aşıların araştırılmasına katkıda bulunmak için, yeni nesil dizileme (NGS) stratejileri, başarıyla kullanılmıştır. Teknoloji ve bilimdeki son gelişmeler, COVID-19'un etkeni olan ağır akut solunum sendromu koronavirüsü-2'nin (SARS-CoV-2) genomlarının, bir vakanın tanımlanmasından sonraki saatler veya günler içinde dizilenmesine olanak sağlamıştır. Bu sayede, ilk kez, bir pandeminin halk sağlığı ve epidemi boyutu gerçek zamanlı olarak izlenebilmektedir. SARS-CoV-2 genom dizilerinin erken paylaşımı, moleküler tanı testlerinin hızla geliştirilmesine olanak sağlayarak, küresel hazırlığa ve karşı önlemlerin tasarımına katkıda bulunmuştur. Hızlı, büyük ölçekli virüs genom dizilimi, viral salgınların dinamiklerini anlama ve kontrol önlemlerinin etkinliğini değerlendirmede oldukça önemlidir. SARS-CoV-2 gen dizilimi, gelişmiş tanılar, karşı önlemlerin geliştirilmesi ve hastalık epidemiyolojisinin araştırılması dahil olmak üzere birçok farklı alanda kullanılabilir. COVID-19'un etiyolojik ajanının genomik dizisini tam olarak tanımlamak için etkili ve hızlı dizileme yöntemlerinin geliştirilmesi, tanısal moleküler testlerin tasarımı ve pandemi yayılımını azaltmada etkili önlemlerin alınması ve stratejilerin belirlenmesinde temel olmuştur. Mevcut dizilerin sayısından anlaşıldığı gibi, SARS-CoV-2 genomlarına, farklı yaklaşımlar ve dizileme yöntemleri uygulanabilir. Bununla birlikte, her teknoloji ve dizileme yaklaşımının kendi avantajları ve sınırlamaları vardır. Bu derlemede, SARS-CoV-2 genomlarının dizilenmesi için şu andaki mevcut platformlar ve metodolojik yaklaşımlardan bahsedilecektir.Research Project Yeşil Kimya Teknikleri ve Moleküler Docking Yöntemleri ile Yeni Florokinolon Hibrit Moleküllerin Sentezi, Dna Giraz, Topoizomeraz Iv İnhibisyonu ve Antibakteriyel Aktivitelerinin Araştırılması(2021) Durukan, İnci; Kulabaş, Necla; Akdemir, Atilla; Faiz, Özlem; Ayvaz, Aslıhan; Kilic, Ali Osman; Demirbaş, Ahmet; Azafad, İmaneBu projede öncelikle, literatür verilerinden ve grubumuzun daha önceki çalışmalardan elde ettikleri sonuçlara (yapı-aktivite ilişkileri, SAR) dayanılarak DNA giraz ve topoizomeraz IV inhibisyonu göstermesi öngörülen ve florokinolon-heterohalka hibrit bileşikleri içeren sanal veribankası oluşturulmuştur. Daha sonra bu veribankasından ön çalışmalarımızda geliştirdiğimiz ve valide ettiğimiz sanal tarama yöntemleri ile E. coli veya S. aureas DNA giraz veya DNA topoizomeraz IV enzimlerini inhibe etme potansiyeline sahip olan 75 bileşik sentez için önerilmiştir. Sentezlenen bütün bileşikler enzim inhibisyonu ve antimikrobial aktivite deneylerinde test edilmiştir. Sentezlenen bileşiklerin bazılarının giraz ve topoizomeraz IV inhibisyonu göstermemesine karşılık bilinen antibakteriyel ilaçlar olan norfloksazin, siprofloksazin kadar veya onlara yakın derecede antibakteriyel aktivite göstermesi, bunların florokinolon antibiyotiklerinden farklı bir mekanizma üzerinden etki ettiklerini göstermektedir ki bu durum özellikle ilaç direnci probleminin üstesinden gelme çalışmalarına katkı sağlama potansiyeli göstermektedir. Sentez çalışmalarında geleneksel ısıtma veya karıştırma yöntemlerine ilaveten mikrodalga veya ultrasonik ışınlandırma tekniklerinin de denenmiş ve geleneksel yöntemlere üstünlük sağlayan sonuçların elde edilmiş olması, bu çalışmayı yeşil kimya tekniklerinin geliştirilmesi açısından da değerli kılmaktadır.Review Molecular Characterization of Resistance and Virulence Genes in Enterococcus Faecium Strains Isolated Between 2000-2021; Systematic Review(Bilimsel Tip Yayinevi, 2022) Kahraman Kilbas, Elmas Pinar; Kilbas, Imdat; Ciftci, Ihsan Hakki; Kılbaş, Elmas Pınar KahramanIntroduction: The spread of Vancomycin-Resistant Enterococci (VRE) is a major threat in healthcare institutions, especially for patients in the risk group. The aim of this study is to reveal the antibiotic resistance genes, virulence genes and other accompanying factors detected in vancomycin resistant Enterococcus faecium strains isolated from various clinical specimens in different parts of Turkiye. Material and Methods: For this purpose, a systematic search was carried out using different electronic databases between January 2000 and September 2021. A total of 17 studies were evaluated within the scope of systematic review. Results: The vanA gene was detected the most between the years 2000-2007, and no statistically significant difference was found according to the years. The prevalence of the vanB gene was highest between 2008 and 2013, and no statistical difference was found according to the years (p> 0.05). The vanA gene was mostly detected in Eastern Anatolia, Black Sea, Mediterranean and Aegean, vanB Central Anatolia and Southeastern Anatolia regions. No reports related to the vanC gene were found. Since all strains were E. faecium in our study, it is an expected finding that the vanC gene region was never reported. The esp and hyl gene between 2014-2021. Conclusion: The prevalence of resistance and virulence genes among bacteria is a matter of great concern, limiting treatment options. In particular, effective measures should be taken to prevent healthcare-associated VRE infections, and each institution should report its own resistance data.
