TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
11 results
Search Results
Publication Sabit ve Değişken Şiddet Dağilimli Yüksek Şiddetli İnterval Antrenman Yaklaşimlari: Hangisi Maksimal Oksijen Tüketim Düzeyinde Geçirilen Zamani Artirmada Daha Etkilidir? Anlatımsal bir Derleme(2025) Alp, Egemen; Çabuk, RefıkThe total time spent at high percentages of maximal oxygen uptake (V̇O2max) during a high-intensity interval training (HIIT) session is considered one of the key acute responses for inducing long-term improvements in V̇O2max. Therefore, over the past 15 years, many studies have focused on maximizing the time spent near V̇O2max in constant-intensity HIIT protocols by manipulating variables such as work duration, number of repetitions, recovery duration, and recovery intensity. More recently, however, a limited number of studies have employed strategies that modify the intensity distribution within work bouts in order to increase this time. This narrative review aimed to examine the potential of HIIT strategies with variable intensity distributions to maximize the time spent near V̇O2max compared with constant-intensity HIIT protocols. Accordingly, fast-start, varied-intensity, linearly varying, and stepwise decreasing-intensity protocols were addressed. The findings indicate that, when sufficiently long work bouts are applied to allow V̇O2 to reach maximal levels, variable intensity-distribution HIIT approaches can increase the time spent at V̇O2max compared with traditional constant-intensity protocols. Furthermore, these strategies were found to elicit greater total V̇O2 consumption despite producing similar blood lactate responses and ratings of perceived exertion. These results suggest that HIIT approaches incorporating variable intensity distributions may impose higher aerobic demands.Article Adölesanlarda Fiziksel Aktivite Düzeyleri Üzerine Bir İzlem Kohort Çalışması(2025) Tımurtas, Eren; Akkurt, Burcu; Durusoy, Ebru; Timurtas, Meral; Çolak, Betül Beyza; Akkurt, Mustafa FeritAmaç: Düzenli fiziksel aktivite (FA), sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak, küresel bulgular adölesan dönemde FA’da tutarlı bir azalma olduğunu göstermekte, Türk adölesanların da son on yıllarda giderek artan hareketsizlik düzeyleri yaşadığı bildirilmektedir. Adölesan dönem, FA alışkanlıklarının oluştuğu ve uzun dönem sağlık sonuçlarını etkilediği kritik bir gelişim evresini temsil etmektedir; ancak Türkiye’de bu konuda uzunlamasına kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışma, prospektif kohort tasarımı kullanılarak adölesanlar arasında 18 aylık süreçte FA’daki değişimleri incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu çalışma, prospektif kohort çalışması olarak planlanmıştır. Kasım–Aralık 2022 döneminde temel anketi tamamlayan 296 adölesan (5.–8. sınıf, 11–13 yaş), bunlardan rastgele seçilen bir okuldan 192 öğrenci Mayıs–Haziran 2024’te tekrar takip edilmiştir. Her iki zamanda da antropometrik ölçümler ve Fiziksel Aktivite Anketi–Çocuklar için Versiyonunun (PAQ-C) Türkçe geçerlilik çalışması yapılmış formu kullanılarak FA düzeyleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 157 katılımcı (erkek, n=74; kız, n=83) her iki zamanda da değerlendirmeyi tamamlamıştır. Erkeklerde dokuz PAQ-C maddesinin altısında, kızlarda ise iki maddede anlamlı düşüş gözlenmiştir (p<0,05). Okul zamanı FA (maddeler 2–4) belirgin olarak azalmış, boş zaman ve ders dışı FA (maddeler 1 ve 5–9) ise büyük ölçüde değişmemiştir (p>0,05). Cinsiyet farklılıkları, erkeklerde kızlara kıyasla daha büyük azalmalar olduğunu göstermiştir. Sonuç: On sekiz aylık dönemde adölesanlarda FA düzeylerinde düşüş gözlenmiş, en belirgin azalmalar okul zamanı FA’da ve erkeklerde görülmüştür. Bu bulgular, Türkiye’de ergen FA’sının uzunlamasına izlenmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de ergenlerde FA’nın takip edilmesine yönelik çalışmalar halen sınırlıdır.Article Yaşlı Bireylerde Kırılganlık, Başarılı Yaşlanma ve Fiziksel Aktivite Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2024) Akkurt, Burcu; Tosun, Anil; Yılmaz, NergisAmaç: Bu çalışmada amaç yaşlı bireylerde kırılganlık, başarılı yaşlanma ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Veriler, 65 yaş ve üzeri 99 gönüllü katılımcıdan toplandı. Anket, Google Forms bağlantısı aracılığıyla online olarak iletildi. Çalışmada, katılımcıların kırılganlık seviyelerini değerlendirmek için Tilburg Kırılganlık Ölçeği (TKÖ), başarılı yaşlanma durumlarını belirlemek için Başarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ) ve fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği Kısa Formu (IPAQ-SF) kullanıldı. Bulgular: Çalışmanın sonuçları, TKÖ toplam puanı ile BYÖ toplam puanı arasında anlamlı, orta düzeyde negatif bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, BYÖ toplam puanı ile IPAQ-SF toplam puanı arasında anlamlı, zayıf düzeyde pozitif bir korelasyon bulunmuştur (s=0,982; p<0,001). TKÖ'nün fiziksel bileşen alt parametresi ile IPAQ-SF toplam puanı arasında zayıf düzeyde negatif bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, TKÖ toplam puanı ile BYÖ'nün sağlıklı yaşam biçimi alt parametresi arasında anlamlı, yüksek düzeyde negatif bir korelasyon bulunmuştur (s=-,0634; p<0,001). Sonuç: Daha aktif yaşlı bireylerin, hem sağlıklı yaşam tarzına sahip olduğu hem de daha düşük kırılganlık seviyeleri sergilediği belirlenmiştir. Kadınların, erkeklere göre istatistiksel olarak daha kırılgan ve daha inaktif olduğu tespit edilmiştir. Yaş ilerledikçe kırılganlık düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.Article Genç Elit Yelkencilerde Gövde Kas Enduransı, Kuvvet, Güç, Denge ve Esnekliğin Karşılaştırılması(2024) Aklar, Ayça; Öztürk, Başar; Öztürk, Beyza BaşerAmaç: Çalışma, genç elit yelkencilerde core dayanıklılık seviyeleri, denge performansı, kas kuvveti ve esneklik arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Sporcular Galatasaray yelken kulübünden rastgele seçilmiş ve windsurfing (n=14), optimist (n=13) ve lazer (n=13) yelken sınıfları olmak üzere göre üç gruba ayrılmıştır. Yelkencilerin demografik özellikleri, vücut kitle indeksleri ve dominant tarafları kaydedilmiştir. Üst ekstremite kuvveti, el dinamometresi kullanılarak değerlendirildi, alt ekstremite gücü ise dikey sıçrama, uzun atlama ve tek ayakla sıçrama testleriyle değerlendirildi. Core dayanıklılık değerlendirmesi için mekik, plank ve rotary stabilite testleri uygulanmıştır. Denge ve esneklik değerlendirmesi için Y denge, düz bacak kaldırma, omuz esneklik, otur- uzan, omuz elevasyon ve tüm vücut rotasyon testleri uygulanmıştır. Üç gruptan elde edilen veriler Kruskal-Wallis H testi kullanılarak analiz edildi ve gruplar arası karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ile yapıldı. Bulgular: Yelken sınıfları gruplar arası karşılaştırıldığında hem sağ hem de sol elin ortalama değerleri açısından el kavrama testi sonuçlarında anlamlı bir fark vardır ve en yüksek ortalama değer laser grubundadır (p<0,001). Durarak uzun atlama testi sonuçlarında gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür ve en yüksek ortalama değer laser grubundadır (p<0,001). Tek bacak zıplama testi sonuçlarına göre anlamlı fark vardır ve en yüksek ortalama değer rüzgar sörfü grubundadır (p<0,05). Y dengesi testi sonuçlarına göre hem sağ hem de sol tarafta gruplar arasında anlamlı bir fark vardır ve en yüksek ortalama değer optimist grubundadır (p<0,05). Sonuç: Bu sonuçlar özellikle kuvvet ve denge parametrelerinde, her yelken sınıfının farklı fiziksel özelliklere sahip olduğunu ve spesifik performans parametrelerine ihtiyacı olduğunu göstermektedir.Article Pre-Service Physical Education Teachers' Teacher Identity Scale (PPET-TI): Adaptation Study to Turkish Culture(Hacettepe University, 2026) Sonmez, Huseyin Ozan; Asci, Fevziye Hulya; Mirzeoglu, Ayse Dilsad; Asci, HülyaIn Turkey, the lack of measures for assessing the teacher identity of pre-service physical education teachers remains a significant challenge. Developing quantitative instruments grounded in a robust theoretical framework is crucial, as such tools would not only advance research in this field but also contribute to improving the quality of physical education teacher education. This study aims to test the reliability and validity of the Pre-service Physical Education Teachers' Teacher Identity Scale (PPET-TI) to Turkish pre-service physical education teachers. The PPET-TI is a 7-point Likert-type scale comprising 17 items and three subscales: self-definitions, teaching goals, and professional responsibilities. Two hundred fifty pre-service physical education teachers (96 females and 154 males; (x) over bar (age) = 21.25 +/- 2.36) voluntarily participated in the study. Confirmatory Factor Analysis (CFA) and Exploratory Structural Equation Modeling (ESEM) were conducted to evaluate the construct validity. The results of the CFA indicated that S-B chi(2)/df 1.90, CFI 0.95, TLI 0.94, RMSEA 0.06, and SRMR 0.05. The results of the ESEM indicated that S-B chi(2)/df 2.79, CFI 0.98, TLI 0.97, RMSEA 0.08, and SRMR 0.03. The item factor loadings ranged from 0.58 to 0.97 in the CFA and ranged from 0.45 to 0.82 in the ESEM. The findings indicated that the scale exhibited both discriminant and convergent validity, with CR and Cronbach's alpha being strong. An evaluation of the fit indices, item factor loadings, and inter-item relationships revealed that the CFA results were more consistent with the original structure of the scale. Based on all the findings, it can be concluded that the Turkish version of the scale is suitable for assessing the teacher identities of pre-service physical education teachers.Article Genç Erişkinlerde Kor Endurans, El Kavrama Kuvveti ve Reaksiyon Süresi Arasındaki İlişki(2025) Tekın, Demet; Tosun, Anil; Gül, Ezgi; Işıklar, ÇağdaşAmaç: Çalışmanın amacı, genç erişkinlerde kor endurans, el kavrama kuvveti ve reaksiyon süresi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Bu kesitsel ve gözlemsel çalışmaya yaş ortalaması 21,07 (1,46) olan 52 lisans öğrencisi dahil edilmiştir. Kor enduransı (McGill'in Kor Endurans Testleri), el kavrama kuvveti (Jamar Hidrolik El Dinamometresi) ve alt ekstremite reaksiyon süresi (OptoGait cihazı) değerlendirilmiştir. Bulgular: Sol-sağ gövde lateral kor enduransı testi ile sağ (sırasıyla; r=0,51; r=0,47; p<0,001) ve sol el kavrama kuvveti (sırasıyla; r=0,52; r=0,51; p<0,001) arasında orta düzeyde, pozitif bir korelasyon bulundu. Sol-sağ gövde lateral kor enduransı testi ile sağ alt ekstremite reaksiyon süresi (sırasıyla; r=-0,38; p=0,005; r=-0,39; p=0,004) arasında zayıf, negatif bir korelasyon bulundu. Sol ve sağ el kavrama kuvveti ile sağ alt ekstremite reaksiyon süresi arasında da zayıf, negatif bir korelasyon vardı (sırasıyla; r=-0,32; p=0,02; r=-0,37; p=0,006). Ayrıca, sağ dominant bacağa sahip katılımcılarda, sağ alt ekstremite reaksiyon süresi ile sağ el kavrama kuvveti arasında orta düzeyde, negatif bir korelasyon (r=-0,40; p=0,01) ve sol ve sağ gövde lateral kor enduransı testi ile zayıf, negatif bir korelasyon (sırasıyla; r=-0,35; p=0,03; r=-0,33; p=0,04) bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, kor enduransı, el kavrama kuvveti ve reaksiyon süresi arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir ve bu alanda çalışan profesyoneller için değerli bir kaynak sağlayabilir. Bu parametreler arasındaki ilişki, yaralanma, rehabilitasyon süreci ve sporda performans artışı gibi konularda gerekli egzersizlerin planlanmasında faydalı olabilir.Article Sporcularda Zihinsel Dayanıklılık ile Algılanan Ebeveyn Tutumları Arasındaki İlişkide Erken Dönem Uyum Bozucu Şemaların Aracı Rolü(2025) Karagozoglu, Cengız; Çelik, Elif NurBu çalışmanın amacı, algılanan ebeveyn tutumları, erken dönem uyum bozucu şemalar ve sporcuların zihinsel dayanıklılığı arasındaki ilişkiyi şema terapi modelinden analiz etmektir. Çalışmanın örneklemini en az 2 yıllık lisanslı spor deneyimi olan, 18–30 yaş aralığında, bireysel veya takım sporlarıyla uğraşan 153’ü kadın ve 172’si erkek olmak üzere toplam 325 sporcu oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için demografik bilgi formu, “Young Şema Ölçeği - Kısa Form 3,” “Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği-Çocuk Formu” ve “Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri” nden yararlanılmıştır. Aracılık analizi sonuçları, başarısızlık (R2 = .25, p < .001) ve dayanıksızlık şemalarının (R2=.109, p < .001) algılanan ebeveyn reddi ile zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiğini göstermiştir. Sobel testi incelendiğinde ise dayanıksızlık şemasının algılanan ebeveyn aşırı korumacılığı ile sporcuların zihinsel dayanıklılığı arasındaki ilişkide tam aracılık etkisi (z=-3.52, p < .001), başarısızlık şemasının ise algılanan ebeveyn duygusal yakınlığı ile zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkide kısmi aracılık etkisi (z=3.84, p < .001) gösterdiği görülmüştür. Bu bağlamda algılanan ebeveyn tutumlarının başarısızlık ve dayanıksızlık şemalarının aracı etkisiyle sporcuların zihinsel dayanıklılığı üzerinde etkili olduğu ifade edilebilir.Article The Importance of Physical Trainig in E-Sports(2022) Akyüz, BeyzaIn this study, it is aimed to reveal the importance of physical training in e-sports. Today, with the development of technology, people have become sedentary and even carried the sports in their lives to the virtual world. E-sports is a good example of this subject. It is necessary to find an answer to the question of how this situation can be made healthier, taking into account the harm that may occur in terms of health, although it is a sport performed in the virtual environment and on the computer. At this point, the subject that should be emphasized is movement education and physical education. Physical and mental training is curicial important for e-sports players to continue their careers without losing their health. In this case, besides the technical training of the athletes, it is necessary to give importance to their mental and physical training and to add educational programs on awareness of health and performance. Articles about the requirements of e-sports, physiological and mental reflections of e-sports, negative and positive effects of e-sports on players’ health, physical training, movement education and e-sports have been researched and compiled, and the importance of physical training in terms of e-sports has revealed. E-sports is a virtual competition between people and electronic games. In recent years, as the rapid development of technology and the place of digitalization in human life have increased, electronic games have taken their place in the world of sports and the number of both players and spectators has grown exponentially. This situation has created anxiety in terms of the health of the society, which is becoming more and more inactive with each passing day. In this case, the focus is to answer the question of how it can be made healthier for both the e-sports player and the society. At this point, we meet the concepts of movement training and physical training emerge. The inclusion of physical training in e-sports training and its regular implementation has critical importance.Article Yüksek-Etkili Spor Atletlerinin Pelvik Taban Bilgisi, Farkındalığı ve Alt Üriner Sistem Semptomları: Kesitsel Bir Pilot Çalışma(2021) Celenay, Seyda Toprak; Düşgün, Elif Sena; Degirmendereli, Ahmet RasitAmaç: Pelvik taban ve alt üriner sistem semptomları (AÜSS) atletler için önemli konulardır. Bu çalışma, yüksek-etkili spor atletlerinin pelvik taban ile ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerini ve AÜSS’lerini değerlendirmeyi ve cinsiyetler arasında pelvik taban bilgi ve farkındalık düzeylerini karşılaştırmayı amaçladı. Gereç ve Yöntemler: Toplam 88 atlet dâhil edildi. Pelvik taban bilgisi ve farkındalığı sorgulandı. AÜSS, Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptom Anketi ve Uluslararası İnkontinans Konsültasyon Sorgulama Anketi-Erkek Alt Üriner Sistem Semptomları ile değerlendirildi. Pearson ki kare ve Fisher's exact testleri kullanıldı. Bulgular: Elli atlet (%56,8) futbolda, 21’i (%23,9) basketbolda ve 17’si (%19,3) voleybolda yer almaktaydı. Atletlerin çoğu pelvik taban kaslarını (PTK) duymamıştı (%73,9), PTK fonksiyonunu (%84,1) ve pelvik taban disfonksiyonu tedavisini (%86,4) bilmiyordu. Atletlerin çoğu pelvik taban kas egzersizlerini (PTKE) duymadığını (%84,1) ve hiç PTKE yapmadığını (%90,9) bildirdi. Kadın atletlerde pelvik taban bilgi düzeyi erkek atletlere göre daha yüksekti (p<0,05). Ayrıca kadın atletlerde en sık görülen AÜSS, depolama semptomlarına göre noktüri (%75,9) ve aciliyet hissi (%75,9), işeme semptomlarına göre duraksama (%62,1) iken; erkek sporcularda bu semptomlar depolama semptomlarına göre gündüz işeme sıklığı (%39,0) ve noktüri (%20,4), işeme semptomlarına göre tam boşaltamama (%11,9) idi. Sonuç: Atletler sınırlı pelvik taban bilgisi ve farkındalığına sahipti. Kadın atletler, erkek atletlerden daha fazla AÜSS’ye sahipti.Article Modularity in Football Passing Networks(2020) Çobanoğlu, Halil Orbay; Batmaz, Bülent; Gürsakal, Necmi; Cagliyor, Sandy Ipeker; Yılmaz, Fırat MelihIn recent decades, within the boundaries of complexity sciences, network science has been used to analyze many kinds ofnetworks. A complex system is formed by smaller subsystems which can be designed independently yet function together as awhole. Modules of a network can be called as groups, clusters or communities and modularity can be defined as a measure ofthe structure of networks or graphs. If it has dense connections within a network’s modules and sparse connections betweennodes in different modules, in this case networks have high modularity. At the end of each football match, successful passnetworks can be achieved. These modular structures can be thought as “independent yet function as a whole” football modules.Generally so called modules in the technical directors’ thoughts can be listed as defense, midfielders area and strikers area. Ifthey want to know how modules are generated and how their disconnection leads to functional decay they should analyze themodularity formed as a result of a football match. The aim of this study is to examine to what extent the football teams'managers have implemented their strategies in games. First, 10 matches with the e-analysis football program were analyzed.And then modularity analysis began with transforming the video of a football match into a pass network. Using this passnetwork, network metrics was to be computed and then these metrics was to be used to make a modularity analysis usingGephi. After modularity analysis using Gephi, modularity classes of these networks were found for all networks. When theresults obtained from the modularity analysis were examined, it was observed that the number of modules varied between 2and 4. Consequently, it was observed that the systems found as a result of the modularity analysis were very different than theplanned systems.
