TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Article
    Nato’nun Sırbistan’a Yönelik Operasyonunun Ardından Bölgede Konuşlanan Unmık ve Kfor’un Mevcudiyeti ve Faaliyetleri
    (2020) Sıvış, Efe
    İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Kosova, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin içinde Sırbistan’ın özerk bir eyaleti konumuna gelmiştir. 1980’li yıllarda, bölgede Kosova’nın tam bağımsız bir cumhuriyet olması yönünde isyanların gerçekleştiği görülmektedir. Sürecin 1999 yılında Başkan Milosevic’in Kosova üzerinde Belgrad’ın doğrudan kontrolüne yönelik adımları sonucunda daha da alevlendiği ve durumun NATO’nun sivillere yönelik katliamlara karşı Belgrad üzerinde gerçekleştiği hava saldırılarını gevşetmeye zorladığı görülmektedir. 78 gün süren bombalamanın ardından BMGK’nın 1244 numaralı kararı ile Başkan Milosevic’in Kosova üzerindeki yönetim hakimiyeti askıya alınmış ve yetkilendirilmiş bir NATO barışgücü (KFOR) ile Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu(UNMIK) oluşturulmuştur. 1999 yılında, savaşın ardından UNMIK’ın kurulmasının bölgede oluşan ihtiyaca karşılık gerçekleştiği ve UNMIK’ın Kosova’daki kurumların oluşturulmasına, gelecek hükümetler için gerekli atmosferin sağlanmasına destek verdiği görülmektedir. Kosova’nın seçim süreçleri ve adli sistem konularında kayda değer bir başarı göstermesine rağmen hem UNMIK’in hem de KFOR’un bir çok açıdan eleştirildiği görülmektedir. Uluslararası toplumdan gelen eleştirilere rağmen, UNMIK ve KFOR halen Kosovo topraklarında faaliyet göstermektedir ve diğer uluslararası örgütler ve Avrupa Birliği misyonu (EULEX) ile işbirliğini sürdürmektedir. Bu çalışmada güvenlik kavramı çerçevesinde, yaklaşık yirmi yıldır süren UNMIK ve KFOR’un bölgedeki mevcudiyeti incelenmiş ve söz konusu girişimlerin bölgedeki barış ve güvenliğe yaptıkları katkı analiz edilmiştir.
  • Article
    Ukrayna Savaşı’nda Büyük ve Bölgesel Güçlerin Mücadelesi: Rusya’nin Perspektifi
    (2024) Uyar, Can; Uyar, Merve Hazer Yiğit
    Bu çalışma Şubat 2022’de başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı’nı Rusya perspektifinden değerlendirmektedir. Çalışmada Rusya’nın neden Ukrayna’ya savaş ilan ettiği Rusya’nın politikaları, resmî belgeleri ve resmi düzeyde söylemleri ele alınarak incelenmiştir. Soğuk Savaş’ın bitmesine rağmen askerî bir yapı olan NATO’nun ve ekonomik-siyasi yapı olarak AB’nin Doğu Avrupa genişlemesi Rusya’da Yeltsin döneminden beri yakından izlenmektedir. Putin döneminde ise bunun bir tehdit olduğu resmî belgelere yansımıştır. Bu noktada bu savaşın sadece Rusya’nın değil Batı’nın politikaları etkisiyle de ortaya çıktığı çıkarımı yapılmıştır. Ukrayna – Rusya Savaşı’nın küresel çapta etkileri mevcuttur, bu nedenle de Ukrayna’nın büyük ve bölgesel güçlerin bir mücadele alanı hâline geldiği kanısına varılmıştır. Ukrayna’nın büyük güçler arası bir mücadelenin yansıması olan bir savaşa konu olduğu da araştırmanın bir diğer bulgusudur. Araştırma sonucunda Rusya’nın özellikle NATO’nun genişlemesiyle Batı’dan gelen bir tehdit algısı, ABD ile olan mücadelesi, eski Sovyet bölgesindeki nüfuzu koruma çabası nedenleriyle Ukrayna’ya savaş ilan ettiği görülmüştür.
  • Article
    Türkiye’deki Kadın Cinayetleri İçin Sosyal Medyada Adalet Arayışı
    (2024) Özdemir, Özlem; Sarıoğlu, Elif Başak
    Sosyal medya platformları, sanal \"kalabalıkları\" harekete geçirerek hak savunuculuğu ve adalet arayışında güçlü araçlar haline gelmiştir. Adalet sistemine olan güvenin düşük olduğu Türkiye'de sosyal medya, adalet arayışında alternatif bir yol olarak ortaya çıkmıştır. Kadına yönelik şiddet olaylarına tepki olarak sıklıkla başvurulan sosyal medya aktivizmi, çeşitli iletişim ve hukuki boyutları kapsamaktadır. Bu makale, Türkiye'de kadın cinayetleriyle mücadelede sosyal medyanın nasıl kullanıldığını araştırmayı amaçlamaktadır. Sosyal medya aracılığıyla adalet arayışının gerçekten mahkeme kararlarını etkileyip etkilemediği, kullanıcıların sosyal medya aktivizmi sırasında demokratik ilkelere ve ifade özgürlüğüne bağlı kalıp kalmadığı, pozitif ve negatif etkileri nelerdir? Ayrıca, sosyal medyanın kullanımından kaynaklanan hukuki zorluklar nelerdir? Çalışmada bu sorular incelenmektedir. Kadınlara yönelik şiddet failinin serbest bırakılması, uzayan hukuki süreçler veya sanıkların hafif cezalarla yararlanması gibi durumlar kamu vicdanını derinden rahatsız etmekte, adalet sistemine olan güveni erozyona uğratmakta ve sosyal medya aktivizmini, hızla kitleler arasında yayılmaktadır. Konunun hukuki yönlerini incelemek için on beş avukatla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bulgular, kadın cinayetlerinde adalet arayan sosyal medya gönderilerinin geniş kitleler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, sosyal medyanın adaletin ilerlemesini hızlandıran bir toplumsal baskı mekanizması olarak hizmet ettiğini ve adalet arayışında kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Yine de, sosyal medya aktivizmi ile ilişkili potansiyel hukuki riskleri de vurgulamaktadır.
  • Article
    Citation - WoS: 11
    Citation - Scopus: 9
    Antibiotic Use and Influencing Factors Among Hospitalized Patients With Covid-19: a Multicenter Point-Prevalence Study From Turkey
    (Galenos Publ House, 2022) Sencan, Irfan; Cag, Yasemin; Karabay, Oguz; Kurtaran, Behice; Guclu, Ertugrul; Ogutlu, Aziz; Agalar, Canan; Ergen, Pınar; Kul, Gülnur; Uzar, Hanife; Yiğit, Özge; Tasbakan, Meltem
    Background: Broad-spectrum empirical antimicrobials arc frequently prescribed for patients with coronavirus disease 2019 (COVID-19) despite the lack of evidence for bacterial coinfection. Aims: We aimed to cross-sectionally determine the frequency of antibiotics use, type of antibiotics prescribed, and the factors influencing antibiotics use in hospitalized patients with COVID-19 confirmed by polymerase chain reaction. Study Design: The study was a national, multicenter, retrospective. and single-day point prevalence study. Methods: This was a national, multicenter, retrospective, and single-day point-prevalence study, conducted in the 24-h period between 00:00 and 24:00 on November 18, 2020, during the start of the second COVID-19 peak in Turkey. Results: A total of 1500 patients hospitalized with a diagnosis of COVID-19 were included in the study. The mean age +/- standard deviation of the patients was 65.0 +/- 15.5, and 56.2% (n = 843) of these patients were men. Of these hospitalized patients, 11.9% (n = 178) were undergoing invasive mechanical ventilation or ECMO. It was observed that 1118 (74.5%) patients were receiving antibiotics, of which 416 (372%) were prescribed a combination of antibiotics. In total, 71.2% of the patients had neither a clinical diagnosis nor microbiological evidence for prescribing antibiotics. In the multivariate logistic regression analysis, hospitalization in a state hospital (p < 0.001), requiring any supplemental oxygen (p = 0.005). presence of moderate/diffuse lung involvement (p < 0.001), C-reactive protein >10 ULT coefficient (p < 0.001), lymphocyte count < 800 (p = 0.007), and clinical diagnosis and/or confirmation by culture (p <0.001) were found to be independent factors associated with increased antibiotic use. Conclusion: The necessity of empirical antibiotics use in patients with COVID-19 should be reconsidered according to their clinical, imaging, and laboratory findings.