TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
2 results
Search Results
Article Savaş Sonrası Amerikan Estetik Kuramında Gestalt’tan Örüntüye Geçiş: Rudolf Arnheim ve György Kepes’in Çalışmaları(2023) Ustun, BerkayBu makale örüntü olarak bilinen kavramın ortaya çıkardığı estetik sorunları tanımlamaya çalışıyor ve bu projede karşısında iki rakip kavram çerçevesi ya da kuram buluyor: Gestalt psikolojisi ve enformasyon teorisi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan sanat kuramı ve teknoloji kültürünü bağlam olarak alarak, Rudolf Arnheim ve György Kepes’in metinleriyle eleştirel bir diyaloğa girişiyor. Makale iki kuramcının da tanığı oldukları bilişim alanındaki ve veri temelli bilgi kuramlarındaki ilerlemelerle (makine öğrenmesi dâhil olmak üzere) ciddi bir hesaplaşmaya girdiklerini gösteriyor. Felsefi sorunlara vurgu yaparak örüntünün temelinde yatan soyutlama meselesinin, zamansallığın ve öznellik boyutunun üzerine eğilirken, temel karşıtlıklar olan ayrık ve bütünsel kodlama ile nitelik ve niceliğin oyununa da dikkat çekiyor. Son olarak, Kepes’in sanat ve bilim arasındaki ilişkilere müdahalesinden yola çıkarak, örüntü sorununu bilim tarihi alanında yürütülen nesnellik tartışmaları bağlamına yerleştiriyor, bu noktada da Lorraine Daston ve Peter Galison’ın; ama özellikle de Donna Haraway gibi yazarların önemli çalışmalarından yararlanıyor.Article Seni Gırtlaktan Seviyorum: William S. Burroughs’un Yapıtında Sesaltı Konuşma ve Bozulmuş Özduyum(2023) Ustun, BerkayAmerikalı yazar William S. Burroughs’un yapıtını baştan başa kateden sesaltı konuşma kavramı istemsiz bir biteviyelik ile tanımlanır. Burroughs kavramı davranışçı psikolog John B. Watson’ın 1920 ve 1930’larda yaptığı ve düşünmeyi konuşma ve gırtlaktaki tezahürleri üzerinden açıklama gayretindeki çalışmalarından ödünç alır. Bu vizyonu benimser gibi olsa da yazar sessizliğin imkansızlığına dayanan bir tâbi olma haline vurgu yaparak sesaltı konuşma kavramına daha pragmatik ve deneysel bir yaklaşım getirir. Burroughs bu tarif edilmesi zor dil pratiğini ve ona dair söylemi mimetik bir müdahalenin nesnesi kılar ve “kesme” dahil biçimsel deneylerini sesaltı konuşmanın kayıtları haline getirir; amaç sesaltı konuşmayı ivmelendirip en aşırı sonuçlarına vardırarak zorlantılı niteliğini etkisiz kılmaktır. Bu deneyler tâbi olma halini ortadan kaldırmak yerine yeniden üretir gibi olunca, Burroughs başka yaklaşımların imkanını sorgular: Bu sefer organizma ve evrim anlatı malzemesi olacak ve insan gırtlağı türlü işlevleriyle Burroughs’un söyleminin merkezine yerleşecektir. Böylece Burroughs’un yapıtı felsefi ve antropolojik yankıları olan zengin bir dizi “organolojik” soruşturmaya açılacaktır. Örneğin, Deleuze ve Guattari gibi felsefeciler Burroughs’un eserinde “organsız beden” kavramı için bir kaynak ve esin buluyorken, fenomenolojinin de sesaltı konuşma kavramına taze bir kavrayış getirebileceği görülecektir. Özetle, bu makale kökeninde davranışçı bir kavram olan sesaltı konuşma kavramının Burroughs’un eserinde çok katmanlı bir yapısı olduğunu ve eleştirel bir söylemin yanı sıra kesme, “routine” gibi biçimsel deneyleri ve evrime yönelik spekülasyonu da harekete geçirdiğini gösterir.
