TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
13 results
Search Results
Other Akupunkturun İnfertilite Tedavisinde Canlı Doğum ve Gebelik Sonuçlarına Etkisi: Sistematik Derleme(Dokuz Eylul University, 2025) Satılmış, İlkay Güngör; Bursa, Ayşe GülGiriş: İnfertilite tedavisi teknolojinin gelişmesiyle önemli sonuçlar elde etmiş olsa da, başarı sonucunu arttırmak adına infertilite tedavisi ile birlikte kullanılan tamamlayıcı/alternatif tedavilere yönelim artmaktadır. Amaç: Bu sistematik derlemede infertilite tedavisinde akupunktur uygulamasının, gebelik ve canlı doğum sonuçları üzerine etkisini inceleyen araştırma sonuçlarını sistematik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu sistematik derleme başlangıç yıl sınırı yapılmadan Ağustos 2023- Ekim 2023 tarihleri arasında Cochrane, Science Direct ve Pubmed veri tabanları tarandı. Yayınlanan 847 çalışmadan 15 çalışma inceleme kapsamına alındı. Bulgular: Sistematik derlemeye dahil edilen 15 çalışmadan; 6 çalışmada akupunkturun canlı doğum sonucunu olumlu etkilediği 8 çalışmada ise etkilemediği belirlenmiştir. 1 çalışmada örneklem grubundaki kadınların canlı gebelik oranı etkilenmese de 35 yaş üstü kadınlarda akupunkturun etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Çalışmalarda akupunkturun farklı zamanlarda, farklı bölgelere uygulanması, kontrol gruplarında hiç akupunktur uygulanmayan veya plasebo akupunktur uygulanan (sahte iğne ile gerçek akupunktur grubu ile aynı bölgeye uygulananlar veya akupunktur bölgesi olmayan yerlere uygulananlar) grupların oluşturulması gibi heterojeniteler bulunmaktadır. Sonuç: 15 çalışmanın incelendiği sistematik derlemede; akupunkturun gebelik ve canlı doğum oranlarını arttırdığını belirten ve etkilemediği sonucuna ulaşan çalışma sayıları birbirine çok yakındır. Akupunktur uygulanmasının infertilite tedavisinde yer alması, tartışmalı bir konu olarak devamlılığını korumakta ve konu ile ilgili kanıt düzeyi yüksek randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.Article Being Pregnant in the Covid-19 Pandemic: Has the Pandemıc Increased Physical and Mental Symptoms(2024) Ozturk, Senay; Sağlam, RabiaAim: This descriptive-cross-sectional study aims to determine whether the Covid-19 pandemic affected pregnant women's physical and mental symptoms. Methods: The study was conducted between December 2020 and December 2021 with 352 pregnant women. The data of the study were collected using the Personal Information Form, Pregnancy Symptom Inventory-PSI, Brief Symptom Inventory-BSI, and Visual Analog Scale-VAS. Results: The participants’ PSI and BSI mean scores were 28.69± 14.46, 0.68 ± 0.47 respectively. It was found that the highest scores were obtained from the anxiety (0.72 ± 0.63) and depression (0.95 ± 0.71) sub-dimensions of the BSI. It was found that women who received support from their husbands and had good relationships with their husbands had statistically significantly lower mental and physical symptoms (p˂0.05). Conclusions: Although it was found that pregnant women experienced mild mental and physical symptoms during the pandemic, anxiety, and depression symptoms were high among mental symptoms. Especially those who received support from their husbands and had good relationships with their husbands had lower mental and physical symptoms. According to our conclusion that spouse support is especially important, spouse support should be taken into consideration when identifying risky groups and making appropriate interventions.Article Sağlık Profesyonellerinin Pelvik Taban Hakkında Bilgi ve Farkındalık Düzeylerinin Değerlendirilmesi(2021) Güngör, Melike; Çolakoğlu, Maviye Nur; Çelenay, Şeyda Toprak; Düşgün, Elif Sena; Okumuş, BüşraAmaç: Sağlık profesyonellerinin pelvik taban hakkındaki bilgi ve farkındalığının incelenmesiydi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 96 hekim, 225 fizyoterapist, 186 hemşire ve 106 ebe olmak üzere toplam 613 sağlık profesyoneli dahil edildi. Pelvik taban bilgi ve farkındalığı araştırmacılar tarafından hazırlanan bir anket ile hem yüz yüze görüşme ile hem de çevrimiçi platform üzerinden toplandı. Bulgular: Pelvik tabanı içeren yapılara doğru yanıt verenlerin yüzdesi hekimlerde (%78.1) ve fizyoterapistlerde (%77.8) en yüksekti. Pelvik taban kaslarının bütün meslek gruplarında en iyi bilinen fonksiyonları üriner kontinansı sağlamak ve pelvik organlara destek olmak iken; en az bilinen fonksiyonları lumbopelvik stabilitede önemli olduğu ve solunum sistemi ile ilişkili olduğu idi. Hastalara pelvik taban kas egzersizi öğreten sağlık profesyoneli oranı fizyoterapist (%68.9) ve ebelerde (%62.3) en yüksekti. Bütün meslek gruplarında pelvik taban kas eğitiminin en çok bilinen faydası üriner/anal kontinansın sağlanmasında önemli olduğu iken; en az bilinen faydası bel ağrısında önemli olduğu idi. Sonuç: Sağlık profesyonellerinin, pelvik tabanı oluşturan yapıları, vücuttaki yeri, pelvik taban kaslarının fonksiyonu ve pelvik taban kas egzersizleri ile ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerin de yeterli düzeyde olmadığı görüldü. Ayrıca, fizyoterapistlerin diğer meslek gruplarına göre pelvik taban ile ilgili daha fazla bilgiye sahip olduğu bulundu. Bu alanda çalışan sağlık profesyonellerinde pelvik taban ve pelvik taban egzersizleri konusundaki eğitimlerinin artırılması gerekmektedir.Article Kolostrum ve Olgun Anne Sütünün Makro Besin Ögesi Bileşimini Etkileyen Maternal Faktörler(2023) Aktaç, Şule; Güldemir, Hilal Hizli; Ilktac, Havvanur Yoldas; Semerci, Seda Yilmaz; Batirel, Saime; Garipağaoğlu, MuazzezAmaç: Bu çalışmada, kolostrum ve olgun süt bileşimindeki farklılıkların belirlenmesi ve maternal faktörlerin anne sütü makro besin ögeleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bireyler ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki bu çalışmaya, postpartum birinci günde bebeklerini beslemeye başlamış 50 gönüllü kadın katılmıştır. Demografik özellikler, doğum şekli, gebelik başlangıcındaki vücut ağırlığı ve gebelik dönemindeki vücut ağırlık kazanımına ilişkin bilgiler anket formu ile yüz yüze elde edilmiştir. Annelerden doğum sonrası hastanede kaldıkları ilk 72 saatlik süre içerisinde kolostrum, yenidoğanın birinci ay ilk sağlık kontrolü için hastaneye geldiklerinde olgun süt örnekleri alınmıştır. Anne sütü makro besin ögesi içeriği, bir orta kızılötesi transmisyon spektrometresi ile ölçülmüştür. Bulgular: Yaş ortalamaları 28.21±5.61 yıl olan kadınların %32.0’si çalışmaktadır. Kolostrum ve olgun sütün enerji, karbonhidrat ve protein değerlerinin benzer (p>0.05), kolostrumun yağ içeriğinin, olgun süte kıyasla yüksek olduğu belirlenmiştir (p=0.045). Kolostrumun protein değeri ile gebelik sonrası beden kütle indeksi (BKİ) değeri arasında pozitif yönde ilişki (OR=1.619, p=0.039) bulunurken, maternal faktörlerin olgun sütün makro besin ögelerine etkisi bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç: Kolostrum ile olgun sütün yağ miktarının farklı olduğu, maternal faktörlerden sadece BKİ’nin kolostrumun bileşimini etkilediği belirlenmiştir.Article Case Report of Rare Tissue Injury and Left Arm Dislocation After Incorrect Blood Pressure Measurement During Clinical Practice(2023) Karaman, Özen Esra; Altıparmak, Yüksel DuyguIn midwifery education based on theoretical and practical foundations, students encounter midwifery profession education which based on for the first time in the Basic Clinical Skills in Midwifery Course. The aim of the Basic Clinical Skills in Midwifery Course is to help students understand the basic philosophy of midwifery and the role of the midwife in the health system, and to provide the student with knowledge, skills and attitudes about the basic concepts, principles and methods in midwifery care. In the Basic Clinical Skills in Midwifery Course, students are offered learning methods that will enable them to develop behaviors in the cognitive, affective and psychomotor domains. In this context, the course is carried out in skill development laboratories and clinical environments, after the lecturer in the classroom explains the basic concepts, the health system and midwifery, the protection and development of health, the fulfillment of physiological care needs, and the demonstration of the skills related to the psychomotor domain. Clinical practices are an indispensable element of midwifery education. The Midwifery Basic Clinical Skills Course has a very important place in clinical skills training, as students experience the hospital environment for the first time in their education life and experience midwifery practices for the first time on real patients. The aim here is to discuss a case that can be experienced after the correct application of vital sign measurement techniques and erroneous measurement.Article The Effect on Birth Pain and Process of the Freedom of Movement in the First Stage of Labor: a Randomized Controlled Study(2022) Yıldız, Hatice; Karaman, Özen EsraObjective: To determine the effect of freedom of movement implemented in the dilatation stage, which is the first stage of labor, on the labor process in pregnant women who will give their first birth. Methods: This study was designed as a randomized controlled trial. The study consisted of 70 primiparous women, including 35 in the study group (SG) and 35 in the control group (CG). Freedom of movement was provided to the study group in the first stage of labor. Data were collected using a Personal Information Questionnaire, a Labor Assessment Form, and the Visual Analog Scale (VAS) for perceived pain. Results: The SG was observed to be walking when dilatations were 4-7 cm and mostly squatting when 8-10 cm (94.2%). The level of effacement, frequency of contraction, and descent of the fetal head were faster (pArticle Covid-19 Tanısı Almış Gebelerin Tanı, Tedavi, İzlem Süreçleri ve Gebelerin Hastalığa Yaklaşımları(2022) Dinmez, Sinem; Eroglu, KafiyeAmaç: Bu araştırma Covid-19 tanısı almış gebelerin tanı, tedavi, izlem süreçleri ve gebelerin hastalığa yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif tanımlayıcı tipte olan çalışma, İstanbul’un bir ilçesinde Covid-19 nedeniyle izlenen 68 gebe üzerinde yapılmıştır. Veriler ‘‘Covid-19 ile Enfekte Olmuş Gebeleri Değerlendirme Formu’’ ile toplanarak, tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Gebelerin çoğunlukla ikinci ve üçüncü trimesterde enfekte oldukları, tomografi ve sürüntü testi ile tanı aldıkları, en sık halsizlik, öksürük semptomları yaşadıkları belirlenmiştir. Gebeler 15 günden daha uzun süre evlerinde izole olup, yarıya yakını tıbbi tedavi almamıştır. En sık korku ve çaresizlik hissettiklerini ifade etmişlerdir. Gebelerin yarısı gebelik izlemlerine daha az gittiklerini, sezaryen doğumu tercih ettiklerini belirtirken yarıya yakını gebelikle ilgili işlemlerini aksattıklarını belirtmiştir. Gebelerin çoğunluğu bebeklerini emzirmeyi planladıklarını ifade etmiştir. Sonuç: Covid-19’la enfekte olan gebelerin bu süreçte gebeliğin rutin izlem ve uygulamalarından yararlanamadıkları, ruhsal desteğe ihtiyaç duydukları ve normal doğum fikrinden uzaklaştıkları saptanmıştır. Gebelik izlemleri ve danışmanlık için hemşirelerin online izlem gibi alternatif uygulamaları başlatmaları önerilir.Article Türk Annelerinin Emzirme Deneyimleri; İlk Altı Ay Sadece Anne Sütü Verme, Emzirmeye İki Yıl Devam Etme ve Sütten Kesmede Geleneksel Yöntemleri Kullanma(2021) Çevik, Esra; Karaman, Özen Esra; Aslantekin, FilizAmaç: Bu araştırma, ilk altı ay sadece anne sütü ile iki yıl ve sonrasına kadar emzirme ve annelerin sütten kesmede kullandıkları geleneksel yöntemleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışma, Google çevrimiçi anketleri kullanılarak 6-36 aylık çocuklarda emzirme süreçleri ve geleneksel sütten kesme yöntemleri ile ilişkili faktörleri belirlemek için planlandı (N=1091). Bulgular: İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslememe (EBF) sezaryen ile doğum yapan annelerde 1.98 kat, 2 ve daha fazla çocuğu olanlarda 2.36 kat ve doğum yapanlarda 29.64 kat ve kız bebeği olanlarda, geleneksel yöntem kullananlarda daha düşük bulundu. İki yıla kadar emzirme oranı kız bebeği olan annelerde 2.21 kat, emzirme için yakın akrabalarından destek alan annelerde 18.75 kat daha düşüktü. İlk 6 ayda emzirmeyi bırakma uygulaması yapmayanlarda emzirmeyi durdurmak için geleneksel yöntemlerin kullanımı 35.69 kat daha fazlaydı. Sonuç: Annelerin emzirmeyi durdurmak için geleneksel yöntemler kullandıkları belirlendi.Article Gebelikte Beslenmenin Kordon Kanı Yağ Asidi Düzeylerine Etkisi(2019) Garipağaoğlu, Muazzez; Büyükuşlu, Nihal; Bilgi, Zeynep Zehra; İlktaç, Havvanur YoldaşAmaç: Bu çalışmada gebelikte beslenmenin kordon kanı yağ asidi düzeylerine etkisini incelemekamaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Son trimesterin başındaki toplam 33 gebenin antropometrik ve demografik verileri, ölçümler ve önceden hazırlanmış bir anket formu yoluyla toplanmıştır. Gebelerin 24saatlik besin tüketimleri kaydedilmiştir. Kordon kanlarının yağ asidi içeriği, gaz kromatografisiyöntemiyle tespit edilmiştir. Günlük beslenme ile alınan toplam yağ ve yağ asitleri, BEBİS programıyla belirlenmiş, kordon kanı yağ asidi yüzdeleriyle karşılaştırılmıştır.Bulgular: Ortalama katılımcı yaşı 32,82±3,9 yıldı. Ortalama beden kitle indeksi gebelik başındave sonunda sırasıyla 23,1±2,7 kg/m2, 28,5±3,7 kg/m2 idi. Gebelik boyunca kazanılan ortalamaağırlık 14,9±6,8 kg olarak belirlendi. Günlük enerji alımı ortalaması 1894,3±590,6 kkal olup bununkarbonhidrat, protein ve yağdan sağlanma oranları sırasıyla %40,7, %15,5 ve %43,8 idi. Günlükbeslenmedeki ve kordon kanındaki doymuş, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitlerininoranları sırasıyla %39,7–47,5, %38,6–20,8 ve %21,7–32 olarak saptandı. Kadınların doymuş yağasitlerini önerilerin üstünde, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerini ise önerilen miktarda aldıklarıgözlendi.Tartışma ve Sonuç: Beslenmeyle alınan protein miktarının, kordon kanı doymuş yağ asitleriyleilişkili olduğu görülmüştür. Doymuş yağ ve protein içeriği yüksek beslenme alışkanlıklarının, kordon kanı doymuş yağ asidi düzeylerini artırdığı gözlemlenmiştir. Gebelikte anne sağlığı ve normal fetal gelişim için yeterli ve dengeli beslenmenin şart olduğu ve bu konuda ileri çalışmalaraihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.Article Citation - Scopus: 6Myrtus Communis L. Extract Ameliorates High Fat Diet Induced Kidney and Bladder Damage by Inhibiting Oxidative Stress and Inflammation(Istanbul University Press, 2022) Mustafaoglu, F.K.; Ertas, B.; Sen, A.; Akakin, D.; Sener, G.; Ercan, F.Objective: Obesity is associated with many diseases, including urinary system disorders such as chronic kidney disease and overactive bladder syndrome. Myrtus communis L. (MC) extract has been reported to have antioxidant and anti-inflammatory effects. The aim of this study was to investigate the protective effects of MC extract on high-fat diet (HFD)-induced kidney and bladder damage. Materials and Methods: Wistar albino male rats were divided into three experimental groups: control, HFD and HFD+MC. Experimental groups were fed a standard diet (control group) or HFD (HFD and HFD+MC groups) for 16 weeks. MC extract (100 mg/kg) was administered to the HFD+MC group orally during the last 4 weeks (5 days/week) of the experiment. High-density lipoprotein, total cholesterol, triglyceride and leptin levels were measured in blood serum. Tissue malondialdehyde (MDA), glutathione (GSH), 8-hydroxy-2'-deoxyguanosine (8-OHdG) and myeloperoxidase (MPO) levels were evaluated biochemically. Kidney and bladder morphology, NADPH oxidase-2 (NOX-2) and nuclear factor-kappa B (NF-ҡB)-positive and apoptotic cells were evaluated histologically. Results: Lipid profiles altered and leptin levels increased in blood serum. MDA, 8-OHdG and MPO levels increased and GSH level decreased in kidney and bladder in the HFD group. Moreover, degenerated kidney and bladder morphology, increased NOX-2 and NF-ҡB-positive and apoptotic cells were observed in this group. All of these biochemical and histological parameters were ameliorated in the HFD+MC group. Conclusion: HFD-induced obesity causes kidney and bladder damage by oxidative and inflammatory processes. MC extract may reduce oxidative stress and inflammation and play a protective role in obesity-related kidney and bladder damage. © 2022 by the Author(s).
