TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
71 results
Search Results
Article Devletçi Kökler, Neoliberal Hedefler: Hükümetin İstanbul 2000 Olimpiyat Adaylığının Tarihsel Analizi(2025) Erturan-Ogut, Esin Esraİstanbul’un 2000 Olimpiyat Oyunları adaylığıyla resmiyet kazanan uzun vadeli olimpiyat ev sahipliği hedefi, 20. yüzyılın sonlarında Türkiye’de spor, siyaset ve ekonomi politikalarının kesişim noktasını yansıtmaktadır. Erken Cumhuriyet dönemine dayanan bu hedef, 1980’ler ve 1990’lardaki neoliberal ekonomik reformlar ve Türkiye’nin küresel ekonomiye entegrasyon çabalarıyla kurumsal bir ivme kazanmıştır. TMOK, yerel yönetimler ve ulusal siyasetçiler tarafından kamuya açık şekilde desteklenen 2000 adaylığı, hem Türkiye’nin ekonomik ve örgütsel kapasitesini gösterme stratejisinin hem de ulusal prestiji yükseltmeye yönelik popülist bir söylemin simgesine dönüşmüştür. Bu çalışma, 1986–1994 yılları arasında yayımlanan TMOK dergileri ve gazete arşivlerini inceleyen hermenötik ve eleştirel bir tarihsel yaklaşım kullanmaktadır. Bulgular, bu adaylığın tepeden inme, neo-popülist bir karar örneği olduğunu ve merkezi, devletçi spor sisteminde yapısal yönetişim sorunlarını görünür kıldığını göstermektedir.Article Uluslararası Düzeyde Hemşirelik Lisans Öğrencilerinin Beceri Eğitiminde Akran Desteği: Bir Öğretme ve Öğrenme Yönteminin Değerlendirilmesi(2026) Çakar, Vildan; Öngider, Berk; Eren, Bedia; Gül, NazlıcanAmaç: Bu çalışma, ulusal ve yabancı öğrencilerden oluşan birinci sınıf öğrencilerine yönelik beceri eğitiminde akran destek yöntemini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu karma yöntem çalışmasına, İngilizce hemşirelik eğitimi veren Türkiye'deki bir vakıf üniversitesinin hemşirelik lisans programına kayıtlı hemşirelik öğrencileri (n=106) dahil edilmiştir. Çalışma, 2023-2024 akademik yılı Bahar Dönemi’nde girişim ve kontrol gruplu (Standart Grup, n=52; Akran Destek Grubu, n=54) olarak yürütülmüştür. Çalışmada, parenteral ilaç dozu hesaplama ve hesaplanan dozu önceden seyreltilmiş kullanıma hazır bir flakondan çekme (Beceri 1) ve intramüsküler enjeksiyon uygulama (Beceri 2) becerileri ele alınmıştır. Katılımcıların yönteme ilişkin deneyimlerini değerlendirmek üzere girişim grubu katılımcılarıyla (n=10) odak grup görüşmesi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmanın katılımcılarının %80,2'si kadın olup %67,0'ını ulusal ve %33,0’ını uluslararası öğrenciler oluşturmuştur. Genel beceri sınavı ve her iki becerinin puanları girişim grubunda daha yüksek olmasına karşın, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (Toplam beceri, p=0,382; Beceri 1, p=0,797; Beceri 2, p=0,189). Beceri 1’in ilaç dozunu doğru hesaplama adımı her iki grupta da düşük puan almıştır (p=0,254). Girişim grubu katılımcılarının yönteme ilişkin memnuniyet düzeyi 9,07±1,26'dır. Nitel yanıtlar “Güvenlik ve Konfor”, “Öğretme ve Öğrenme”, “Motivasyon”, “İletişim”, “Bilgi ve Deneyim” ve “Süreç Yönetimi” ana kategorilerinde gruplandırılmıştır. Sonuç: Beceri 1 ve Beceri 2 puanları genel olarak orta düzeyde olarak yorumlanabilir. İstatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına karşın puanlar girişim grubu lehine yüksektir.Article Ebeveynlik Tutumları ile Kişiler Arası Duygu Düzenleme Arasındaki İlişki: Sosyal Öz Yeterliğin Aracılık Rolü(2025) Özdemir, Petek AkmanBu araştırmada ebeveynlik tutumları, kişiler arası duygu düzenleme ve sosyal öz yeterlik arasındaki ilişkilerin, ayrıca sosyal öz yeterliğin aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma grubu 20- 35 yaşları arasındaki 589 lisans ve yüksek lisans öğrencisinden (Kız = %53.3, Erkek = %46.7) oluşmuştur. Veri; kişisel bilgi formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği – Çocuk Formu, Kişiler Arası Duygu Düzenleme Ölçeği ve Sosyal Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Aracılık etkisi incelenmesinde PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Analizler olumlu ebeveynliğin (duygusal sıcaklığın) kişiler arası duygu düzenlemeyi ve sosyal öz yeterliği pozitif, olumsuz ebeveynliğin (reddediciliğin ve aşırı koruyuculuğun) ise negatif yönde yordadığını göstermiştir. Sosyal öz yeterlik ile kişiler arası duygu düzenleme arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aracılık modellerinin anlamlı olduğu, sosyal öz yeterliğin kısmi aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları, çocukluk dönemindeki ebeveyn tutumlarına ilişkin algıların yetişkinlikteki duygu düzenleme ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olduğunu göstermektedir.Article Adölesanlarda Fiziksel Aktivite Düzeyleri Üzerine Bir İzlem Kohort Çalışması(2025) Tımurtas, Eren; Akkurt, Burcu; Durusoy, Ebru; Timurtas, Meral; Çolak, Betül Beyza; Akkurt, Mustafa FeritAmaç: Düzenli fiziksel aktivite (FA), sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak, küresel bulgular adölesan dönemde FA’da tutarlı bir azalma olduğunu göstermekte, Türk adölesanların da son on yıllarda giderek artan hareketsizlik düzeyleri yaşadığı bildirilmektedir. Adölesan dönem, FA alışkanlıklarının oluştuğu ve uzun dönem sağlık sonuçlarını etkilediği kritik bir gelişim evresini temsil etmektedir; ancak Türkiye’de bu konuda uzunlamasına kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışma, prospektif kohort tasarımı kullanılarak adölesanlar arasında 18 aylık süreçte FA’daki değişimleri incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu çalışma, prospektif kohort çalışması olarak planlanmıştır. Kasım–Aralık 2022 döneminde temel anketi tamamlayan 296 adölesan (5.–8. sınıf, 11–13 yaş), bunlardan rastgele seçilen bir okuldan 192 öğrenci Mayıs–Haziran 2024’te tekrar takip edilmiştir. Her iki zamanda da antropometrik ölçümler ve Fiziksel Aktivite Anketi–Çocuklar için Versiyonunun (PAQ-C) Türkçe geçerlilik çalışması yapılmış formu kullanılarak FA düzeyleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 157 katılımcı (erkek, n=74; kız, n=83) her iki zamanda da değerlendirmeyi tamamlamıştır. Erkeklerde dokuz PAQ-C maddesinin altısında, kızlarda ise iki maddede anlamlı düşüş gözlenmiştir (p<0,05). Okul zamanı FA (maddeler 2–4) belirgin olarak azalmış, boş zaman ve ders dışı FA (maddeler 1 ve 5–9) ise büyük ölçüde değişmemiştir (p>0,05). Cinsiyet farklılıkları, erkeklerde kızlara kıyasla daha büyük azalmalar olduğunu göstermiştir. Sonuç: On sekiz aylık dönemde adölesanlarda FA düzeylerinde düşüş gözlenmiş, en belirgin azalmalar okul zamanı FA’da ve erkeklerde görülmüştür. Bu bulgular, Türkiye’de ergen FA’sının uzunlamasına izlenmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de ergenlerde FA’nın takip edilmesine yönelik çalışmalar halen sınırlıdır.Article Biocompatibility Assessment of Chlorhexidine Gluconate Versus a Natural Mouthwash Containing Olea Europaea and Opuntia Ficus-Indica in Zebrafish Embryos(2025) Ünal, İsmail; Emekli-Alturfan, Ebru; Cansız, Derya; Yalcinkaya, Sebnem Ercalik; Beler, Merih; Eğilmezer, Gizem; Karagöz, AtakanVarious chemical solutions are available for oral hygiene and care, but these chemical solutions also cause various side effects in living systems. Therefore, the trend towards the production of highly biocompatible, natural-based oral care products has increased. This study aimed to compare the biocompatibility profiles of a conventional chlorhexidine gluconate-based mouthwash and a natural formulation containing Olea europaea leaf and Opuntia ficus-indica extracts using the zebrafish embryo model. Zebrafish embryos were exposed to two concentrations (100 ppm and 1000 ppm) of each mouthwash for 72 hours post-fertilization. Developmental properties such as mortality, hatching rate, pericardial edema, and body length were evaluated. Biochemical analyses included oxidative stress parameters and acetylcholinesterase (AChE) activity. Chlorhexidine exposure resulted in increased embryonic mortality, pericardial edema, and reduced body length. Biochemically, chlorhexidine increased lipid peroxidation and glutathione S-transferase (GST) activity while decreasing superoxide dismutase (SOD) and AChE activities. In contrast, embryos exposed to the natural formulation showed no significant developmental abnormalities and exhibited increased SOD and AChE activities without changes in lipid peroxidation. These findings provide evidence regarding the differential biocompatibility of synthetic and plant-based mouthwashes in early developmental models.Article İnternet Bilgi Kaynaklarının Annelik Özgüveni ve Emzirme Öz-Yeterliği Üzerine Etkisi(2025) Satılmış, İlkay Güngör; Altıntaş, EslemAmaç: Emzirme, doğal ve faydalı bir uygulama olmasına rağmen birçok kadın çeşitli zorluklar yaşamaktadır. Bu zorluklar, annenin kendine güveni gibi faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, ebeveynlikle ilgili internet bilgi kaynaklarının kullanımı ile annenin kendine güveni ve emzirme öz yeterliliği arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve analitik çalışmanın evrenini Eylül 2022 ile Şubat 2023 tarihleri arasında emziren tüm kadınlar oluşturmuştur. Amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 318 kadın seçilmiştir. Veriler araştırmacılar tarafından Eylül 2022 ve Şubat 2023 tarihleri arasında çevrimiçi bir anket ile toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin yaş ortalaması 30.94±4.51'dir. Karitane Ebeveynlik Güven Ölçeği (KEKGÖ) toplam puan ortalaması 35.38±4.06 olarak bulunmuştur (min=21.00, max=42.00). Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği toplam puan ortalaması ise 58.14±9.46’dır (min=19.00, max=70.00). KEKGÖ ile emzirme öz yeterliliği arasında anlamlı pozitif korelasyon bulundu (r=0.467, p<0.01). Sonuç: Ebeveynlikle ilgili internet bilgi kaynaklarının kullanımının annelerin bebek bakımı konusunda kendilerine olan güvenlerini artırdığı, ancak emzirme öz yeterlilik algısı yüksek olan annelerin emzirme konusunda internet kaynaklarına nadiren başvurdukları belirlenmiştir.Article Sexual Problems of Women with Kidney Transplant: A Qualitative Study(Galenos Publ House, 2026) Akinci, Naile; Varisoglu, Yeliz Yildirim; Dogan, BayramObjective: This qualitative study aimed to explore the experiences, perspectives, and challenges faced by women who underwent kidney transplantation, particularly regarding the impact of transplantation on their own and their partner's sexual lives. Methods: The study was conducted with 15 women who had received kidney transplants at a private hospital in & Idot;stanbul. Data were gathered using a two-part semi-structured interview form developed by the researcher based on a review of the relevant literature. The data obtained from the interviews were analyzed using content analysis. Data analysis was carried out concurrently with data collection. This study adhered to the consolidated criteria for reporting qualitative research. Results: Based on a thematic analysis of the interviews, four main themes emerged: concerns about reproductive health, including subthemes of fear of infertility and anxiety about pregnancy; disease-associated sexual reluctance, including subthemes of reduced sexual interest, fatigue, weakness, sleep disturbances, and depression; perception of femininity and body image, including subthemes of feelings of incompleteness and inadequacy; concerns about the spouse/partner, including subthemes of fears about being unable to meet the sexual needs of the spouse/partner and feelings of guilt related to their partner's sexual dissatisfaction. Conclusion: In conclusion, sexual dysfunction continues to persist among women even after kidney transplantation due to various physical and psychological factors. To support patients in maintaining a healthy sexual life as part of their overall well-being, sexual health should be routinely assessed by a multidisciplinary team, including transplant surgeons, surgical and obstetric/ gynecology nurses, and psychologists.Article Tasarım Stüdyosu Erken Aşamalarında Üretken Yapay Zeka ile İşbirliği: Bir Model Önerisi(2025) Guray, Tayıbe Seyman; Uyan, BetülBu çalışma, tasarım stüdyosu eğitiminde öğrencilerin fikir üretimi, senaryo oluşturma ve kavramsal geliştirme gibi becerilerle başa çıktığı erken aşamalarda Üretken Yapay Zekâ (GAI) entegrasyonunu araştırmaktadır. GAI destekli insan-merkezli bir iş birliği modeli, metinden-metine (ChatGPT) ve metinden-görüntüye (Bing Image Creator) platformlarıyla geliştirilmiş ve ikinci sınıf iç mimarlık stüdyosunda 15 öğrenciyle uygulanmıştır. Model, öğrencilerin kullanıcı senaryolarını ifade etmelerini, mekânsal atmosferleri görselleştirmelerini ve ilk tasarım kavramlarını analog kolajlar aracılığıyla şekillendirmelerini desteklemeyi amaçlamıştır. GAI deneyimi olan iç mimar jüri üyeleri, öğrencilerin çıktıları üzerinde önceden tanımlanmış değerlendirme ölçütlerine göre uzman değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Nicel analizler, GAI destekli süreçlerin öğrencilerin kavramsal netliğini, temsil becerilerini ve stüdyo verimliliğini artırdığını göstermiştir. Öğrenci çalışmalarına ait görsel belgeler de bu bulguları desteklemiştir. Bu araştırma, AI destekli stüdyo eğitimine dair tekrar edilebilir ve insan merkezli bir entegrasyon modeli önererek, yapay zekâ temelli tasarım pedagojisi literatürüne anlamlı bir katkı sunmaktadır.Article Kırsal Toplu Konutların Yapı Performans Kriterleri Üzerinden Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi: Günyurdu Köyü Örneği(2025) Ergül, Didem Baran; Guray, Tayıbe SeymanKırsal alanlardaki yeni konut projeleri yalnızca barınma ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapıları üzerinde de önemli etkiye sahiptir. Bu çabaların yerel sosyal normlarla ve doğal çevreyle uyumlu olmaması hem bireysel refahı hem de uzun vadeli sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Bu çalışma, kullanıcı memnuniyeti perspektifinden kırsal toplu konut projelerinin sürdürülebilirlik performansını değerlendirmeyi amaçlayarak yapı performans kriterlerine uyum düzeylerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında, Günyurdu Köyü'nde yer alan bir toplu konut projesi vaka çalışması olarak seçilmiştir. Kullanım sonrası değerlendirme (POE) yöntemi bazlı anket çalışması, sakinlerin konutlarla ilgili memnuniyet düzeylerini ortaya koyarken, aynı zamanda geliştirilmesi gereken alanlar hakkında veriler sunmaktadır. Bulgular, yeni toplu konutlarla ilgili memnuniyetin ortalamanın altında olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, kırsal alanlarda sürdürülebilir toplu konut politikalarının gelecek geliştirilme süreçlerine katkı sağlamayı hedeflemektedir.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Suriye Uyruklu Göçmenlerde İçselleştirilmiş Damgalanma ve Tedaviye Uyum Arasındaki İlişki(2025) Dikec, Gul; Tekin, Emine; Barkalinezhad, HaniehAmaç: Türkiye’deki Suriye uyruklu göçmenler, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi yüksek oranda ruhsal bozukluklarla karşı karşıya olup, bu durum içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum engelleriyle daha da karmaşık hale gelmektedir. İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasındaki ilişkinin anlaşılması, bu nüfus için etkili ruhsal sağlık müdahalelerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Türkiye’deki psikotrop ilaç kullanan Suriye uyruklu göçmenlerin içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum düzeylerini değerlendirmeyi ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı bir çalışma, Ocak-Mayıs 2024 tarihleri arasında İstanbul’da, ruhsal bozukluk tanısı almış ve psikotrop ilaç kullanan 110 Suriye uyruklu göçmenle gerçekleştirilmiştir. Veriler, gelişigüzel örnekleme yöntemiyle Bilgi Formu, Ruhsal Hastalıkların İçselleştirilmiş Damgalanması Ölçeği (RHİDÖ) Arapça Formu ve İlaç Uyumu Bildirim Ölçeği (İUBÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: İçselleştirilmiş damgalanma (RHİDÖ) ile tedaviye uyum (İUBÖ) arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (r = -0.16, p = 0.96). Ancak, cinsiyet ve çocuk sahibi olma durumu, içselleştirilmiş damgalanmanın anlamlı belirleyicileri olarak saptanmıştır (R² = 0.21, p < 0.001); kadınlar ve çocuk sahibi olan katılımcılar daha yüksek damgalanma düzeyleri bildirmiştir. Tedaviye uyum orta düzeyde olup, sosyodemografik veya ruhsal sağlıkla ilgili özelliklerle anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmamakla birlikte, cinsiyet ve ebeveynlik durumu damgalanmanın temel belirleyicileri olarak öne çıkmıştır. Ruh sağlığı uzmanları, tedaviye uyumu etkileyen faktörleri belirlemeye odaklanmalı ve özellikle kadın göçmenler ile çocuk sahibi olanlar için içselleştirilmiş damgalanmayı azaltmaya yönelik hedefe yönelik müdahaleler uygulamalıdır.
