TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9
Browse
46 results
Search Results
Article Ebeveynlik Tutumları ile Kişiler Arası Duygu Düzenleme Arasındaki İlişki: Sosyal Öz Yeterliğin Aracılık Rolü(2025) Özdemir, Petek AkmanBu araştırmada ebeveynlik tutumları, kişiler arası duygu düzenleme ve sosyal öz yeterlik arasındaki ilişkilerin, ayrıca sosyal öz yeterliğin aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma grubu 20- 35 yaşları arasındaki 589 lisans ve yüksek lisans öğrencisinden (Kız = %53.3, Erkek = %46.7) oluşmuştur. Veri; kişisel bilgi formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği – Çocuk Formu, Kişiler Arası Duygu Düzenleme Ölçeği ve Sosyal Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Aracılık etkisi incelenmesinde PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Analizler olumlu ebeveynliğin (duygusal sıcaklığın) kişiler arası duygu düzenlemeyi ve sosyal öz yeterliği pozitif, olumsuz ebeveynliğin (reddediciliğin ve aşırı koruyuculuğun) ise negatif yönde yordadığını göstermiştir. Sosyal öz yeterlik ile kişiler arası duygu düzenleme arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aracılık modellerinin anlamlı olduğu, sosyal öz yeterliğin kısmi aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları, çocukluk dönemindeki ebeveyn tutumlarına ilişkin algıların yetişkinlikteki duygu düzenleme ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olduğunu göstermektedir.Article Adölesanlarda Fiziksel Aktivite Düzeyleri Üzerine Bir İzlem Kohort Çalışması(2025) Tımurtas, Eren; Akkurt, Burcu; Durusoy, Ebru; Timurtas, Meral; Çolak, Betül Beyza; Akkurt, Mustafa FeritAmaç: Düzenli fiziksel aktivite (FA), sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak, küresel bulgular adölesan dönemde FA’da tutarlı bir azalma olduğunu göstermekte, Türk adölesanların da son on yıllarda giderek artan hareketsizlik düzeyleri yaşadığı bildirilmektedir. Adölesan dönem, FA alışkanlıklarının oluştuğu ve uzun dönem sağlık sonuçlarını etkilediği kritik bir gelişim evresini temsil etmektedir; ancak Türkiye’de bu konuda uzunlamasına kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışma, prospektif kohort tasarımı kullanılarak adölesanlar arasında 18 aylık süreçte FA’daki değişimleri incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu çalışma, prospektif kohort çalışması olarak planlanmıştır. Kasım–Aralık 2022 döneminde temel anketi tamamlayan 296 adölesan (5.–8. sınıf, 11–13 yaş), bunlardan rastgele seçilen bir okuldan 192 öğrenci Mayıs–Haziran 2024’te tekrar takip edilmiştir. Her iki zamanda da antropometrik ölçümler ve Fiziksel Aktivite Anketi–Çocuklar için Versiyonunun (PAQ-C) Türkçe geçerlilik çalışması yapılmış formu kullanılarak FA düzeyleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 157 katılımcı (erkek, n=74; kız, n=83) her iki zamanda da değerlendirmeyi tamamlamıştır. Erkeklerde dokuz PAQ-C maddesinin altısında, kızlarda ise iki maddede anlamlı düşüş gözlenmiştir (p<0,05). Okul zamanı FA (maddeler 2–4) belirgin olarak azalmış, boş zaman ve ders dışı FA (maddeler 1 ve 5–9) ise büyük ölçüde değişmemiştir (p>0,05). Cinsiyet farklılıkları, erkeklerde kızlara kıyasla daha büyük azalmalar olduğunu göstermiştir. Sonuç: On sekiz aylık dönemde adölesanlarda FA düzeylerinde düşüş gözlenmiş, en belirgin azalmalar okul zamanı FA’da ve erkeklerde görülmüştür. Bu bulgular, Türkiye’de ergen FA’sının uzunlamasına izlenmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de ergenlerde FA’nın takip edilmesine yönelik çalışmalar halen sınırlıdır.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Suriye Uyruklu Göçmenlerde İçselleştirilmiş Damgalanma ve Tedaviye Uyum Arasındaki İlişki(2025) Dikec, Gul; Tekin, Emine; Barkalinezhad, HaniehAmaç: Türkiye’deki Suriye uyruklu göçmenler, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi yüksek oranda ruhsal bozukluklarla karşı karşıya olup, bu durum içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum engelleriyle daha da karmaşık hale gelmektedir. İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasındaki ilişkinin anlaşılması, bu nüfus için etkili ruhsal sağlık müdahalelerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Türkiye’deki psikotrop ilaç kullanan Suriye uyruklu göçmenlerin içselleştirilmiş damgalanma ve tedaviye uyum düzeylerini değerlendirmeyi ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı bir çalışma, Ocak-Mayıs 2024 tarihleri arasında İstanbul’da, ruhsal bozukluk tanısı almış ve psikotrop ilaç kullanan 110 Suriye uyruklu göçmenle gerçekleştirilmiştir. Veriler, gelişigüzel örnekleme yöntemiyle Bilgi Formu, Ruhsal Hastalıkların İçselleştirilmiş Damgalanması Ölçeği (RHİDÖ) Arapça Formu ve İlaç Uyumu Bildirim Ölçeği (İUBÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: İçselleştirilmiş damgalanma (RHİDÖ) ile tedaviye uyum (İUBÖ) arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (r = -0.16, p = 0.96). Ancak, cinsiyet ve çocuk sahibi olma durumu, içselleştirilmiş damgalanmanın anlamlı belirleyicileri olarak saptanmıştır (R² = 0.21, p < 0.001); kadınlar ve çocuk sahibi olan katılımcılar daha yüksek damgalanma düzeyleri bildirmiştir. Tedaviye uyum orta düzeyde olup, sosyodemografik veya ruhsal sağlıkla ilgili özelliklerle anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: İçselleştirilmiş damgalanma ile tedaviye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmamakla birlikte, cinsiyet ve ebeveynlik durumu damgalanmanın temel belirleyicileri olarak öne çıkmıştır. Ruh sağlığı uzmanları, tedaviye uyumu etkileyen faktörleri belirlemeye odaklanmalı ve özellikle kadın göçmenler ile çocuk sahibi olanlar için içselleştirilmiş damgalanmayı azaltmaya yönelik hedefe yönelik müdahaleler uygulamalıdır.Article Finansal Stres Ölçeği: Türkçeye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2025) Özkılıçcı, Gökçe; Kılıç, Yeşimİnsan yaşamında strese neden olan pek çok etken vardır. Bunlardan biri de maddi ve parasal açıdan yetersiz olma ya da yeterli olup durumu yönetememenin yol açtığı finansal strestir. Son dönemde enflasyonun ve finansal araçların artmasının etkisiyle kaynak yönetiminde zorlanan bireylerin finansal stresinin analiz edilmesi oldukça büyük önem kazanmaya başlamıştır. Bu sebeple, finansal stresin ölçülmesi ve finansal stres ile baş etme yöntemlerinin geliştirilmesi için çok boyutlu bir ölçme aracına ihtiyaç duyulmaktadır. Heo, Cho ve Lee (2020) tarafından, finansal stresi kavramsal sorunları ile ele alarak ölçmeyi amaçlayan bir ölçek geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı da Türkçe alan yazında bu tür bir ölçeğin yer almaması nedeniyle söz konusu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerini gerçekleştirmektir. Katılımcılar, farklı sektörlerde yer alan 194’ü (%61.2) kadın, 123’ü (%38.8) erkek olmak üzere 317 beyaz yakalı çalışandan oluşmaktadır. Yapı geçerliği için öncelikle AFA yapılmıştır. Ölçek 24 madde ve 3 boyut şeklinde faktörleşmiştir ve ortaya çıkan yapı, birinci ve ikinci düzey DFA ile doğrulanmıştır. Ölçeğin tamamı için Cronbach alfa iç tutarlılık kat sayısı .95 olarak hesaplanmıştır. Alt ve üst %27’lik grupların ölçekten aldıkları puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Ölçeğin ölçüt bağıntılı geçerliğini test etmek amacıyla Genel İyi Oluş Ölçeği Kısa Formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği uygulanmıştır. Söz konusu değişkenlerin bir arada incelenmesi ile gerçekleştirilen analizlerde finansal stres ölçeğinin psikometrik özellikleri görgül olarak ortaya konmuş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin finansal stres konusunu çalışacak araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Article Akademik Dayanıklılık ve Sosyal Destek Arasındaki İlişkide Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumunun Aracı Rolü(2025) Özdemir, Petek AkmanBu çalışma sosyal desteğin ve üniversite ortamında temel psikolojik ihtiyaçların (yeterlilik, özerklik, ilişkili olma) doyumunun akademik dayanıklılık ile ilişkilerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada sosyal destek kaynakları olarak öğretmenlere ve arkadaşlara odaklanılmıştır. Ayrıca temel psikolojik ihtiyaç doyumunun sosyal destek ile akademik dayanıklılık arasındaki ilişkideki aracılık etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 18-25 yaşları arasındaki 378 lisans öğrencisi katılmıştır. Katılımcılar kişisel bilgi formunu, Akademik Yılmazlık Ölçeğini, Üniversite Öğrencilerinin Temel İhtiyaçlarının Doyumu Ölçeğini, Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Öğretmen ve Arkadaş Desteği Alt Ölçeklerini tamamlamışlardır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizleri ve yapısal eşitlik modeli analizleri ile incelenmiştir. Analizler öğretmen ve arkadaş desteğinin, yeterlilik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının, akademik dayanıklılığının bileşenlerinden azim ve adaptif yardım arama ile pozitif, olumsuz duygulanım ile negatif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Sosyal desteğin temel psikolojik ihtiyaçların doyumunu, ihtiyaç doyumunun da akademik dayanıklılığı pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun, sosyal destek ile akademik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracılık rolünün anlamlı olduğu bulunmuştur. Araştırma bulguları alan yazını ile ilişkili olarak tartışılmıştır, eğitsel uygulamalar ve ileride yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.Article Yetişkinliğe Geçiş ve Yerleşik Yetişkinlik: Psikolojik ve Sosyal Değişimler Üzerine Nitel Bir Araştırma(2025) Özdemir, Petek AkmanBeliren yetişkinlik ve orta yetişkinlikten farklı gelişimsel özellikleri ve yaşam olaylarını içermesi nedeni ile 30 ile 45 yaşları arasındaki gelişim dönemi yerleşik yetişkinlik olarak adlandırılmıştır. Bu araştırmada yetişkinliğe ilişkin algıların, yetişkinliğe geçiş deneyimlerinin, yerleşik yetişkinlikteki psikolojik ve sosyal değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 30 ile 35 yaşları arasındaki 16 yerleşik yetişkin katılmıştır. Araştırma betimleyici fenomenolojik desende yürütülmüştür ve yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Yapılan tematik analizde yetişkin algısı, yetişkinliğe geçişte rol oynayan etmenler, benlik, kimlik ve değişim, sosyal ilişkilerdeki değişim ve geleceğe ilişkin beklentiler olmak üzere beş ana tema oluşturulmuştur. Katılımcıların çoğunluğu kendilerini yetişkin olarak algıladıklarını ifade etmiştir. Yetişkinliğe geçişi; sorumluluk alma, özerklik ve ekonomik bağımsızlık kazanmaya dayalı olarak ele almışlardır. Araştırma yerleşik yetişkinlikte kendini anlamanın ve bilgeliğin arttığını, kimlik arayışının azaldığını ya da sonlandığı, önceliklerin, ebeveynler ve arkadaşlar ile ilişkilerin niteliğinin değiştiğini göstermiştir. Bazı katılımcıların yerleşik yetişkinlik döneminde yaşamdaki olasılıklarının azaldığını düşündükleri belirlenmiştir. Çalışma Türkiye’deki yerleşik yetişkinlerin deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasına ve yerleşik yetişkinliğin ayırt edici özelliklerinin belirlenmesine katkıda bulunmaktadır.Article Bir Vakıf Üniversitesindeki Hemşirelik Öğrencilerine Uygulanan Akran Bağımlılık Programının Madde Tüketimine Etkisi: Yarı Deneysel Çalışma(2025) Dikec, Gul; Savaş, Metehan Savaş Mete; Kılıç, Sude; Vargel, Çağla; Yazgan, İlknurAmaç: Bu çalışmanın amacı, bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören ve bağımlılık yapıcı madde kullanan bir grup hemşirelik bölümü öğrencilerine uygulanan Akran Bağımlılık Programının, öğrencilerin madde tüketim oranları üzerinde etkisini belirlemektir. Yöntem: Çalışma tek grup, ön-test, son-test, yarı deneysel çalışma deseninde yapıldı. Veriler İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılı bahar yarıyılında araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan Bilgi Formu ile toplandı. Bir afiş hazırlanarak öğrencilere program ve araştırma duyuruldu. Çalışmaya katılmayı kabul eden öğrencilere, Akran Bağımlılık Programı uygulandı. Akran Bağımlılık Programı, bağımlılık ile ilgili bir seminer ve ardından broşür dağıtımı, daha sonra üniversite girişinde açılan akran standı ve akran danışmanlık gruplarından oluşmaktadır. Program araştırmacılar tarafından oluşturuldu. Çalışma, örneklemini madde kullandığını bildiren 27 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Verilerin analizinde ki-kare ve non-parametrik testlerinden Wilcoxon İşaretli Sıra testi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 20,96 (1,53), %63’ü kadın, %33,3’ü üçüncü sınıf öğrencisi, %70,4’ü ekonomik durumunu orta algılamaktaydı. Akran Bağımlılık Programı öncesi ve sonrası hemşirelik öğrencilerinin madde tüketim oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Gelecek çalışmalarda standardize edilmiş araçlar ve ölçümlerle yapılandırılmış akran programlarının ya da daha önce madde kullanan akranların liderliğindeki programların etkinliği incelenmelidir.Article Kronik Migren Tanılı Bireylerde Fiziksel Aktivite Düzeyi, Ağrı Özellikleri, Katastrofizasyonu, Santral Sensitizasyon ve Fonksiyonel Durum Parametrelerinin Araştırılması-Kesitsel Çalışma(2025) Celenay, Seyda Toprak; Düşgün, Elif Sena; Aydın, Meliha; Baran, SelinAmaç: Bu çalışmanın amacı, kronik migren tanılı bireylerde fiziksel aktivite (FA) düzeyi ile ağrı özellikleri ve katastrofizasyonu, santral sensitizasyon ve fonksiyonel durum arasındaki ilişkiyi incelemekti. Yöntem: Çalışmaya kronik migren tanısı alan 116 birey [yaş: 33,00 (19,00-55,00) yıl] dahil edildi. Fiziksel ve sosyodemografik özellikler, migren ile ilgili klinik bilgiler kaydedildi. Ağrı özellikleri kapsamında ağrı şiddeti ve ağrı süresi kaydedildi. FA düzeyi “Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Formu” ile, ağrı katastrofizasyonu “Ağrıyı Felaketleştirme Ölçeği” ile, santral sensitizasyon “Santral Sensitizasyon Ölçeği” ile, ve fonksiyonel durum “Migrene Bağlı Dizabilite Değerlendirme Ölçeği” ile değerlendirildi. Bulgular: Bireylerin %30,20’sinin (n=35) inaktif, %47,40’ının (n=55) minimal aktif ve 22,40’ının (n=26) aktif olduğu görüldü. FA düzeyi ile ağrı şiddeti (r=-0,245, p=0,008), ağrı süresi (r=-0,208, p=0,025) ve ağrı katastrofizasyonu (r=-0,190, p=0,041) arasında negatif yönde zayıf bir ilişki bulunurken, FA düzeyi ile santral sensitizasyon (r=-0,198, p=0,033) arasında çok zayıf bir ilişki bulundu. FA düzeyi ile fonksiyonel durum arasında ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç: Çalışmanın sonucunda kronik migren tanılı bireylerin FA düzeyi arttıkça ağrı şiddeti, süresi, katastrofizasyonu ve santral sensitizasyonun azaldığı görüldü. Ayrıca FA düzeyi ile fonksiyonel durum arasında ilişki olmadığı bulundu. Düzenli FA’nın faydaları göz önünde bulundurulduğunda kliniklerde bu bireylere özgü FA programlarının oluşturulması teşvik edilmelidir.Article Psychological Health of University Students as Future Skilled Workforce: Predictive Role of Cyberbullying and Cybervictimization(2024) Mamacı, MerveÜniversite öğrencilerinin, gelecekteki nitelikli iş gücünü temsil eden bireyler olarak psikolojik sağlık düzeyleri mezuniyet sonrası profesyonel hayatta başarılı olmaları ve hem kendileri hem de toplum için üretken bireyler olabilmeleri açısından son derece önemlidir. Bu nedenle, mevcut üniversite öğrencilerinin ve gelecekteki nitelikli iş gücünü oluşturacak bireylerin psikolojik sağlık düzeylerini yordayan faktörler incelenmesi gereken bir konudur. Bu araştırmada, özel üniversitelerde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeyleri ile depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma İstanbul’da gerçekleştirilmiş ve araştırmaya 323 vakıf üniversitesi öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Siber Mağduriyet –Zorbalık Ölçeği ve DASS-21 Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinin, depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini yordadığını göstermiştir. Bulgular, literatür doğrultusunda değerlendirilmiş ve tartışılmıştır.Article Investigating Nurses and Nurse Managers Experiences During the COVID-19 Pandemic: A Phenomenological Study(Dokuz Eylul University, 2024) Bacaksız, Feride Eşkin; Seren, Arzu Kader Harmancı; Güngör, Serkan; Bilgin, Osman; Baykal, Ülkü; Alan, HandanGiriş: Türkiye, ‹1.000 kişiye düşen hemşire sayısı› açısından OECD ülkeleri arasında sonuncuya yakın sırada yer almaktadır. Hemşireler ve hemşire yöneticiler zaten pandemi öncesi normal dönemlerde zor şartlar altında özveriyle hizmet veriyorlardı ve bu pandemi döneminde daha da zorlaştı. Bu nedenle hemşirelerin ve hemşire yöneticilerin pandemi sürecindeki deneyimlerinin araştırılması gelecekteki olası pandemilere karşı hemşirelik bakımında iyileştirme yapılması açısından önemlidir. Amaç: Bu çalışma, hemşirelerin ve hemşire yöneticilerin COVID-19 pandemisi sırasındaki deneyimlerini araştırmayı amaçlamıştır. Yöntem: Araştırmada fenomenolojik nitel yaklaşım kullanılmıştır. Örneklemi, COVID-19 pandemisi sırasında çalışan 14 yönetici hemşire ve 14 hemşire oluşturmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak sesli ve görüntülü görüşme yapılarak çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bulgular, nitel araştırmaları raporlamak için birleştirilmiş kriterlere dayalı olarak rapor edilmiştir. Bulgular: Verilerin analizinin ardından, Türkiye’deki hemşire yönetici ve hemşirelerin COVID-19 zorluklarına ve deneyimlerine yönelik tutumları üç temaya ayrılmıştır: “İletişim ve İş birliği”, “Eğitim/Gelişim” ve “Çalışma Koşulları/Çevre”. Sonuç: Araştırma, hemşire yöneticilerin iletişimi kolaylaştırmak, hemşirelerin eğitim ve gelişim ihtiyaçlarını karşılamak ve personel hemşirelerin çalışma koşullarını iyileştirmek için büyük çaba sarf ettiği sonucuna varmıştır. Araştırma ayrıca, hemşire yöneticilerin hassas ve samimi yaklaşımlarının hemşirelerin dayanıklılığını artırdığını buldu. Hemşire yöneticilerin yönetim becerileri ve hemşirelerin pandemi sürecindeki deneyimleri, gelecekte ortaya çıkabilecek pandemi ve benzeri afetler in etkili bir şekilde yönetilmesi için değerli bilgiler ve kanıtlar sunmaktadır.
