TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Article
    Tasarım Stüdyosu Erken Aşamalarında Üretken Yapay Zeka ile İşbirliği: Bir Model Önerisi
    (2025) Guray, Tayıbe Seyman; Uyan, Betül
    Bu çalışma, tasarım stüdyosu eğitiminde öğrencilerin fikir üretimi, senaryo oluşturma ve kavramsal geliştirme gibi becerilerle başa çıktığı erken aşamalarda Üretken Yapay Zekâ (GAI) entegrasyonunu araştırmaktadır. GAI destekli insan-merkezli bir iş birliği modeli, metinden-metine (ChatGPT) ve metinden-görüntüye (Bing Image Creator) platformlarıyla geliştirilmiş ve ikinci sınıf iç mimarlık stüdyosunda 15 öğrenciyle uygulanmıştır. Model, öğrencilerin kullanıcı senaryolarını ifade etmelerini, mekânsal atmosferleri görselleştirmelerini ve ilk tasarım kavramlarını analog kolajlar aracılığıyla şekillendirmelerini desteklemeyi amaçlamıştır. GAI deneyimi olan iç mimar jüri üyeleri, öğrencilerin çıktıları üzerinde önceden tanımlanmış değerlendirme ölçütlerine göre uzman değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Nicel analizler, GAI destekli süreçlerin öğrencilerin kavramsal netliğini, temsil becerilerini ve stüdyo verimliliğini artırdığını göstermiştir. Öğrenci çalışmalarına ait görsel belgeler de bu bulguları desteklemiştir. Bu araştırma, AI destekli stüdyo eğitimine dair tekrar edilebilir ve insan merkezli bir entegrasyon modeli önererek, yapay zekâ temelli tasarım pedagojisi literatürüne anlamlı bir katkı sunmaktadır.
  • Article
    Kırsal Toplu Konutların Yapı Performans Kriterleri Üzerinden Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi: Günyurdu Köyü Örneği
    (2025) Ergül, Didem Baran; Guray, Tayıbe Seyman
    Kırsal alanlardaki yeni konut projeleri yalnızca barınma ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapıları üzerinde de önemli etkiye sahiptir. Bu çabaların yerel sosyal normlarla ve doğal çevreyle uyumlu olmaması hem bireysel refahı hem de uzun vadeli sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Bu çalışma, kullanıcı memnuniyeti perspektifinden kırsal toplu konut projelerinin sürdürülebilirlik performansını değerlendirmeyi amaçlayarak yapı performans kriterlerine uyum düzeylerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında, Günyurdu Köyü'nde yer alan bir toplu konut projesi vaka çalışması olarak seçilmiştir. Kullanım sonrası değerlendirme (POE) yöntemi bazlı anket çalışması, sakinlerin konutlarla ilgili memnuniyet düzeylerini ortaya koyarken, aynı zamanda geliştirilmesi gereken alanlar hakkında veriler sunmaktadır. Bulgular, yeni toplu konutlarla ilgili memnuniyetin ortalamanın altında olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, kırsal alanlarda sürdürülebilir toplu konut politikalarının gelecek geliştirilme süreçlerine katkı sağlamayı hedeflemektedir.
  • Article
    Assessment of Artificial Lighting Conditions in Sunlight-Deprived Classrooms
    (Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2025) Duyan, Fazila; Kaplan, Elif
    Numerous studies on classroom lighting emphasize a close and significant relationship between students' concentration, comprehension of course content, and the efficiency of activities such as drawing, writing, and practices, with the lighting conditions. In this context, it is particularly important to properly design both the physical and psychological effects of artificial lighting, especially in sunlight-deprived classrooms. This study examines the artificial lighting conditions of a classroom located in the basement of a university building, which has no visual connection to the outdoors. The classroom is utilized by students from the departments of Architecture, Interior Architecture, and Industrial Design. The study investigates the effects of current artificial lighting on students, focusing on aspects such as visual perception satisfaction, light colour, illuminance level, glare, and the temporal light modulation effect. To assess students' perception of the existing lighting conditions, an online questionnaire was administered, and a total of 104 students (65 female, 39 male) who had previous experience with the classroom participated in the study. Technical measurements of the existing luminaires were conducted, and the classroom was digitally modelled using the DIALux Evo lighting software. The collected data were analysed using the SPSS statistical analysis program. The findings of the study indicate that students perceived the artificial lighting conditions as inadequate in terms of visual comfort. Moreover, based on technical measurements, simulations, and user evaluations, it was determined that the existing luminaires caused glare and temporal light modulation effects, negatively affecting the classroom environment.
  • Article
    Hot-Desking Sisteminde Kişisel Alan Arayışı ve Mekan Kurgusu
    (2025) Deval, Özge
    Günümüzde birçok insan, zamanının büyük bir kısmını ofis ortamında geçirmektedir ve bu durum ofislerin yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda kullanıcıların fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan bir yer olmasını gerektirir. Ofis tasarımında, mekânın kişiselleştirilebilmesi, çalışanların refahını artırmak, işten memnuniyetlerini sağlamak ve bireylerin kimliklerini ifade edebilmesine olanak tanımak açısından kritik bir role sahiptir. Bunun yanı sıra, kişiselleştirme, iş ortamından kaynaklanan stresi azaltmada da etkili bir faktördür. Bu makale, hot-desk sistemi uygulanan ofislerde kişisel alan arayışı bağlamında mevcut durumun mekânsal bağlamda analiz edilmesini hedeflemektedir. Hot-desk yöntemi, ofis kaynaklarını daha verimli kullanarak maliyetleri azaltmayı hedefleyen bir sistemdir. Ancak, bu yöntemin en büyük zorluklarından biri, tahsis edilen çalışma alanlarının kullanıcı ihtiyaçlarına uygunluğudur. Çalışanların kendi mekânlarını tanımlama ve kişiselleştirme ihtiyacı, bu sistemde genellikle göz ardı edilmektedir. Bu çalışmada, hot-desk sistem uygulanan ofislerde kullanıcı deneyimlerine odaklanılarak niteliksel bir içerik analizi yöntemiyle seçilen örnek ofisler incelenmiş, kullanıcı yorumları mekânsal verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, kişisel mekânsal aidiyetin sınırlı düzeyde geliştiğine işaret etmektedir. Bu bağlamda, ofis tasarımında kişiselleştirme unsurlarının yalnızca estetik değil, aynı zamanda kullanıcıların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını destekleyici bir potansiyel taşıdığı değerlendirilmektedir.
  • Article
    Söylem ve Mimari Ürün: Yapay Zekâ Destekli Karşılaştırmalı Bir Analiz Modeli
    (2025) Guray, Tayibe Seyman; Uyan, Betül
    Mimarlık söyleminin somut tasarım ürünlerine dönüşümü, mimarlık kuramı ve tasarım araştırmalarının temel kaygılarından biri olmaya devam etmektedir. Tarihsel olarak, toplumsal olgular mimarlık söylemini sürekli olarak şekillendirmiş; bu söylem ise yapı formlarının ortaya çıkışını etkilemiştir. Ancak söylem ile yapıt arasındaki ilişkinin doğası belirsizliğini korumaktadır. Genellikle ön tasarım aşamasında geliştirilen söylem, bir projenin soyut değerlerini kapsar ve çoğunlukla metinsel ve görsel araçlar aracılığıyla ifade edilir. Tasarım bilişi veya tasarım kavrayışı araştırmaları, mimari fikirlerin eskizler ve yinelemeli süreçler yoluyla nasıl geliştiğini inceleyerek el ile zihin arasındaki etkileşime vurgu yapmıştır. Ancak bu tür çalışmalar, sınırlı yineleme örnekleri ve yorumlayıcı öznelik nedeniyle erken aşama tasarım düşüncesinin tüm karmaşıklığını yakalamakta zorlanmaktadır. Bu sınırlamayı aşmak amacıyla, bu çalışma mimarlık söylemi ile ortaya çıkan yapıt arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için yapay zekanın —özellikle metinden görsele üretim modellerinin potansiyelini araştırmaktadır. Yapay zeka, tek bir söylemsel girdiden birden fazla görsel çıktı üreterek, geleneksel olarak nitel ve belirsiz olan bu süreci keşfetmek için yeni bir yöntem sunmaktadır. Mimarlık açısından önemli iki örnek çalışma Rem Koolhaas’ın Modern Sanatlar Müzesi (MoMA) için genişletme projesine yönelik Charette sunumu ve Brian Cantley’nin Syntaxonome adlı mimari tasarım çalışması farklı söylemsel ve biçimsel özellikleri nedeniyle seçilmiştir. Her iki projenin söylemi, bir metinden-görsele yapay zeka modeli aracılığıyla işlenmiş ve görsel yorumlar oluşturulmuştur. Bu çıktılar, orijinal tasarım ürünleri ile karşılaştırılmıştır. Nicel ölçütler ve karşılaştırmalı diyagramlar aracılığıyla sunulan bulgular, söylem-mimari ürün sürekliliğine dair yeni içgörüler sağlamakta ve mimarlık araştırmalarında yapay zekâ destekli yöntemlerin potansiyelini ortaya koymaktadır.
  • Article
    19. Yüzyıl İstanbul Endüstri Mirasına Palimpsest Kavramı Üzerinden Ontolojik Değerlendirme
    (Atatürk Üniversitesi, 2025) Ural, Ayşe Gülçin
    Eski yazılı parşömen kağıtlarının silinip üzerine yeniden yazılar yazılması, ancak eski yazı izlerinin hala görünüyor olması hali palimpsest olarak tariflenmektedir. Mekân üzerinden bu kavramı incelemek gerekirse; yeniden işlevlendirilen yapılar içinden eski işlevin ve yapım biçiminin izlerini hala görebilmek şeklinde yorumlanabilmektedir. İstanbul gibi büyük tarihe sahip bir kentte, yeniden işlevlendirilmeye ihtiyaç duyan pek çok tarihi yapı bulunmaktadır. Bu yapılar içinde palimpsest kavramının daha net bir şekilde algılanabileceği yapı tipinin endüstri yapıları olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle çalışma İstanbul, Avrupa ve Anadolu yakasında bulunan 19. yy. endüstri yapıları ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın amacı ise İstanbul’da bulunan 19. yy. endüstri yapılarının 2024 yılındaki durumlarına göre palimpsest kavramı üzerinden değerlendirme ve sorgulama yapmaktır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli, belgesel tarama modeli ve tarihsel tarama modelinden faydalanılmıştır. Kavramsal zemini oluşturmak için genel tarama modeli ile palimpsest kavramına ve mekân ontolojisine dair inceleme yapılmıştır. Belgesel tarama yoluyla, tespit edilen yapıların çeşitli özelliklerine dair veri toplanmıştır. Tarihsel tarama ile ise yapıların yapım yılından itibaren geçirdiği süreç ve 2024 aralık ayında ne durumda olduğuna dair tespit yapmak istenmiştir. Toplanan teknik veriler ve görseller hermenötik yöntem ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda İstanbul’da bulunan 19. yy. endüstri yapıları içinde 11 adet Avrupa yakasında, 4 adet Anadolu yakasında palimpsest olarak değerlendirilebilecek yapı tespit edilmiştir. Araştırma; İstanbul’da bulunan 19. yy. endüstri yapılarının 2024 yılındaki durumlarını listelemek açısından ve bu yapıları mekânın ontolojisi üzerinden değerlendirilerek palimpsest kavramı ile yorumlamak açısından gerekli görülmüştür.
  • Article
    İstanbul’da Bulunan Ahşap Evlerin Kullanıcı Memnuniyeti Açısından Değerlendirilmesi
    (2025) Kaplan, Elif Erkoç
    Ahşap evler, geleneksel Türk mimarisinde önemli yere sahip yapılardır. Geçmiş dönemde Anadolu’da yapılan evlerin çoğunluğunun ahşap olduğu görülmektedir. Ahşap doğal, sıcak, geri dönüştürebilir, tasarım esnekliği olan ve ülkemizde kaynağı kolay bulunabilen bir malzemedir. Bir yüzyıl öncesine kadar Anadolu’da yaygın olarak kullanılan ahşap yapıların kullanımı günümüze ulaşan süreç içerisinde oldukça azalmıştır. Türkiye’nin deprem bölgesi üzerinde yer alması ve ülkemizde son yıllarda yaşanan depremler nedeniyle ahşap evlere olan ilgi artmış, ahşap evlerde yaşamak isteyen kullanıcı sayısı çoğalmıştır. Özellikle 1999 Marmara depreminden sonra oluşan bu ilgi artışı dikkat çekicidir. Ancak günümüze ulaşan süreçte bu ilginin süreklilik göstermediği düşünülmektedir. Türk yapı sektöründe ahşap yapım sistemleri betonarme sistemler kadar yaygın kullanılmamaktadır. Deprem bölgesi olan ülkemizde betonarme sistemle oluşturulan yapılar yerine ahşap ve çelik sistemler gibi depreme karşı daha güçlü dayanım gösterebilen sistemlerin kullanımının artırılmasının gerekliliği açıktır. Ahşap yapılara, ahşap malzemenin getirdiği birtakım olumsuzluklar nedeniyle kullanıcı açısından ön yargı ile yaklaşıldığı düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında İstanbul’da 1999 Marmara depremi sonrasında inşa edilen ahşap yapılarda ikamet eden kullanıcıların, olumlu ve olumsuz yargılarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yazarı tarafından özgün olarak hazırlanan bir anket formu, ahşap ev kullanıcılarına yüz yüze olarak uygulanmıştır. Çalışmaya 62 ahşap ev kullanıcısı katılmıştır. Çalışma sonucunda ahşap ev kullanıcılarının ahşap evlerde yaşamaktan mutlu oldukları ve bu evlerde yaşamaya devam etmeyi düşündükleri görülmüştür. Depreme dayanım açısından güçlü olan ve zayıf zeminler üzerine kolaylıkla inşa edilebilen ahşap yapım sistemlerinin yaygınlaştırılması ve kullanım alanının artırılmasına yönelik dikkat çekilmesi, çalışmanın ülkemiz yapı sektörüne vereceği katkı olarak düşünülmektedir.
  • Article
    Mekân ve Eğitim İlişkisi: Okul Öncesi Eğitimde Yaratıcılığı Destekleyen Fiziksel Ortamların Rolü
    (2025) Koyuncu, Bengisu; Deval, Özge; Aytekin, Emel Basarik
    Yaratıcı potansiyelleri destekleyen okul öncesi eğitim ortamları, çocukların sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sağlar. Bu çalışmada, okul öncesi eğitim mekânlarının yaratıcı potansiyeli destekleme açısından ortak özellikleri analiz edilerek yeni bir mekânsal organizasyon modeli oluşturulmuştur. Betimsel araştırma kapsamında nitel yöntemlerden 'durum çalışması' benimsenmiş, bütüncül tekli durum deseni seçilmiştir. Araştırma, İstanbul Kadıköy’de bir anaokulunda yürütülmüş, amaçlı örnekleme yöntemiyle 10 çocuk ve 3 öğretmenle çalışılmıştır. Veri toplama sürecinde “Yaratıcı Öğrenme Ortamlarının Değerlendirilmesi Ölçeği” ve açık uçlu görüşme formları kullanılmıştır. Sonuçlar, geniş ve esnek mekânların yaratıcı gelişimi desteklediğini göstermiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çocukların yaratıcılığını artıracak bir mekân tasarım modeli geliştirilmiş ve standartların iyileştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.
  • Article
    Dogville Filminin Deşifre Edici Yönünün Heterotopya Kavramı Üzerinden İncelenmesi Dogville Filmine Heterotopik Bir Bakış Açısı
    (2025) Ural, Ayse Gulcin
    Mekânın fiziksel ve geometrik tanımlarının ötesinde Kavramsal boyutunu sorgulamayı ve mekân felsefesi açısından değerlendirmeye almayı amaçlayan bu araştırma Foucault’un heterotopya kavramı bağlamında sinema ve mekân ilişkisini incelemektedir. Heterotopyalar; olağandışı bir ikilik yaratarak öznenin mekânda ayna etkisi yaşamasına ve tekil bir mekânsal algı yerine ikili bir mekânsal algı yaşamasına sebep eolmaktadır. İdealize edilmiş mekânın kullanıcı algısı üzerindeki homojen etkisi, heterotopyalar ile kırılmakta ve heterojen bir kullanıcı algısı oluşmaktadır. Michel Foucault ‘Öteki Mekânlara Dair’ isimli çalışmasında heterotopyaları altı ilke ile örneklendirmektedir. Bu çalışmada da sinema anlatılarının fiziksel deneyime çok yakın bir tecrübe yarattığı ön bilgisi ile örneklem filmi heterotopyaların altı ilkesinden biri ile açıklamak amaçlanmıştır. Mekânsal heterotopyaların bir film mekânında aranması ve yansımalarının değerlendirilmesi yönü ile farklı bir bakış açısı gelişebileceği düşünülmektedir. Örneklem film olarak, farklı bir mekânsal deneyim yaratması ve kullanıcı bilincine yönelik mekânsal bir yıkım gerçekleştirmesi sebepleriyle Dogville filmi seçilmiştir. Mimarlık ve sinema disiplinlerinin ortak noktalarının sağlayabileceği imkanlar dahilinde; sinematografik mekânsal alışverişi heterotopyalar bağlamında değerlendirebilmek için nitel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Bu yöntemle; heterotopya kavramı, sinema ve mekân ortaklıkları incelenmiştir. Edinilen bulgular hermenötik yöntem ile değerlendirilerek sonuç bölümüne ulaşılmıştır. Mekân kavramının tekil olarak ele alınmasından öte diğer disiplinlerle olan alışverişinin pekiştirilmesi ve kavramsal yönünün farklı bir bakış açısı ile sorgulanması açısından çalışma gerekli görülmüştür.
  • Article
    Türkiye’de Tasarım Yarışmalarının İç Mimarlık Alanındaki Yerine ve Durumuna Dair Bir Değerlendirme
    (2021) Eriş, Evin; Ağan, Meltem
    Bu çalışmanın amacı, geçmişten günümüze düzenlenmiş tasarım yarışmalarının iç mimarlık mesleğindeki yerini sorgulayarak yarışma kültürü ve disiplin arasındaki bağlantıyı incelemektir. Çalışmanın iç mimarlık alanına odaklanmasının nedeni, geçmişte ve halihazırda süregelen mimarlık-iç mimarlık ikiliğinin varlığında iç mimarlığın günümüzde değişen rolüne dikkat çekmek ve ‘demokratik’ bir söz söyleme, üretim alanı olan yarışmaların bu alandaki durumuna bakmaktır. Diğer bir deyişle çalışma, içinde bulunduğumuz koşullarda mesleki sınırların ve rollerin muğlaklaştığı, dolayısıyla genel algının da bu değişim ile yeniden üretildiği düzende tekrar düşünülmesi gerektiği mekanizmalara dikkat çeker. İki aşamalı olarak kurgulanan çalışmanın ilk bölümünde yarışmaların tarihsel süreçte gelişimi ve eğitimdeki yeri hakkında literatür çalışmasına yer verilmesi, ikinci bölümde ise Türkiye’de iç mimarlık alanının katılım koşulunu sağladığı yarışmaların dökümünün yapılarak niceliksel verilerinin ortaya konması ve bu yarışmaların amaçlarına göre sınıflandırması niteliksel yöntemler ile yapılarak mekan, mobilya, konsept, ürün, poster olmak üzere beş kategoride incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada yer alan yarışma verileri, tasarım yarışmalarının ilan edildiği “Arkitera, Mimarist, Issue, Mimarizm, Yarismo, Tasarım Yarismalari” web sitelerinden elde edilerek hem niceliksel hem de niteliksel araştırma yöntemleri kullanılarak tasnif edilmiş, analiz ve değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Gerçekleştirilen incelemeler neticesinde; (i) İç mimarlık alanı özelinde Türkiye iç mekan tasarımı yarışmalar tarihine bakıldığında, her ne kadar Cumhuriyet sonrası dönemde yarışma yoluyla üretim yapılmaya başlansa da, yarışma mekanizmasının alanda geleneksel hale gel(e)mediği ve sayıların milenyal döneme kadar oldukça az olduğu iddia edilebilir. (ii) İç mimarlık, mimarlık, endüstriyel tasarım ve ilgili tasarım disiplinleri çerçevesinden değerlendirildiğinde ise yarışmaların çoğunlukla mekan, sırası ile ürün, mobilya, konsept ve poster temalı yarışmaların takip ettiği gözlemlenmiştir. (iii)Yarışmaların çoğunlukla firmalar tarafından açıldığı, üniversiteler tarafından ve/veya üniversite işbirliğiyle açılan yarışmaların azınlıkta kaldığı görülmüştür. (iv) İç mimarlık bölümleri katılımına açık yarışmaların katılımcı profili incelendiğinde, öğrenci katılımının profesyonel katılımcılara kıyasla fazla olduğu görülmüştür. Tasarım eğitiminde etkin rol oynayan yarışmaların iç mimarlık disiplini özelinde yerleşmediği, tasarım disiplinlerinde yarışmaların yaygınlaşmanın ve çeşitlenmesinin gerekliliği, ağırlıklı olarak ticari kurumlar tarafından açıldığı tespit edilen yarışmaların üniversite-firma iş birliklerinin arttırılarak eğitimdeki teşvik edici rolünün arttırılmasına ihtiyaç olduğu görülmüştür. Çalışma bir durum değerlendirmesi niteliğinde olup, elde edilen bulguların 2021 yılı ve sonrası açılacak yarışma kurgularına, eğitim ve yarışma literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir.