TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Article
    The Relation Between Personality Traits and Chemotherapy Symptoms of Cancer Patients
    (Marmara Univ, Inst Health Sciences, 2025) Özkan, İlknur; Taylan, Seçil; Eroglu, Nermın; Kolac, Nurcan
    Objective:This study is important as it is one of the first studies to evaluate the relationship between personality traits and symptoms. Methods:This study was planned as descriptive and cross-sectional. The study was conducted with 468 patients who were voluntary to participate in the study and applied to the chemotherapy unit in a private oncology hospital in Istanbul between January-June 2019. Data were obtained using the Patient Information Form, Chemotherapy Symptom Assessment Scale (C-SAS), and Big Five Inventory. Results:The data were evaluated on computer environment. The mean age of the patients was 59.46±11.78 years, 59.8% are female, 35.7% were secondary school graduate, and 36.5% were housewives.When the mean scores of the big five inventory were examined, it was found that the mean scores were 29.72±3.38 in Extraversion subscale, 28.31±5.62 in Agreeableness subscale, 27.14±4.44 in Conscientiousness subscale, 25.26±3.31 in Neuroticism subscale, and 28.31±5.62 in Openness subscale. One-unit increase in neuroticism was determined to increase post-treatment nausea by 1.14 times, diarrhea by 1.28 times, change in sexual life by 1.14 times, feeling pessimistic and sad by 1.071 times, and feeling anxious and distressed by 1.08 times. Conclusion:It was observed that the personality traits of cancer patients were correlated with the symptoms they experienced related to chemotherapy and the symptoms decreased with the increase of openness, extraversion, agreeableness and conscientiousness characteristics and the symptoms increased with the increase of neuroticism characteristic.These results indicated that healthcare professionals should consider personnel characteristics of cancer patients while evaluating the symptoms they experienced and providing care.
  • Article
    Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeğinin Türk Toplumuna Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
    (Dokuz Eylul University, 2025) Tosun, Anil; Eroglu, Nermın
    Giriş: Multipl Skleroz (MS), fiziksel ve psikolojik hasara neden olan ve oldukça değişken prognoza sahip kronik, otoimmün bir hastalıktır. Bireylerin fiziksel olarak bağımlı hale gelmesine neden olan semptom tedavisi dışında öz bakım becerilerinin geliştirilmesi oldukça önemlidir. Amaç: Araştırma Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği (MS-ÖYÖ) Türk toplumuna uyarlanması amacıyla metodolojik olarak planlandı ve uygulandı. Yöntemler: Araştırma, Temmuz 2019-Mayıs 2020 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin nöroloji kliniğine başvuran multipl sklerozlu bireylerle gerçekleştirilmiştir. MSSM-R’nin geçerlik ve güvenirliği 169 katılımcı ile test edilmiştir. Yapı geçerliliği doğrulayıcı faktör analizi (AMOS) ile incelenmiş, test–tekrar test güvenilirliği eşleştirilmiş örneklem t-testleri ve Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiş ve iç tutarlılık Cronbach’s alpha ile belirlenmiştir. Ayrıca madde analizleri de yapılmıştır. Bulgular: MS-ÖYÖ geçerliği dil geçerliği, yapı geçerliği (DFA) ve kapsam geçerliği ile değerlendirilmiştir. Güvenirliğinde iç tutarlılık analizi (Cronbach’s Alpha) .88 oldukça yüksek bulunmuştur, madde toplam korelasyonu incelenmiş ve herhangi bir maddenin ölçekten çıkarılmamasına karar verilmiştir ve zamana karşı değişmezliğin değerlendirilmesi için test tekrar test güvenilirliği için 30 hastaya iki hafta ara ile ölçek tekrar uygulanmıştır. Sonuç: Multipl Sklerozlu bireylerin öz yönetimlerinin değerlendirmesi amacıyla Türk toplumuna uyarlanan MS-ÖYÖ geçerli ve güvenilir bir araçtır.”Türkçeye uyarlanan MSSM-R, geçerli ve güvenilir bir araç olup, multipl sklerozlu bireylerin öz-yönetim müdahalelerini desteklemek için hem klinik uygulamada hem de araştırmalarda kullanılabilir.
  • Article
    Hemşirelik Bakımında Teknolojinin Yeri ve İnovasyon
    (2020) Çetin, Belgin; Eroglu, Nermın
    Günümüzde teknolojinin sağlık sektöründe yarattığı dönüştürücü etkiler dikkat çekmektedir. Eğitim ve hemşirelik bakımı gibi dinamik sağlık sistemlerinde teknolojinin önemi giderek artmaktadır. Hemşirelerin, teknolojinin giderek artan hızıyla bütünleşmesi ve ilgili programlara duyulan ihtiyacın önemi vurgulanmaktadır. Kanıta dayalı bakımda yenilikçi yaklaşımlar ancak yeni teknolojilerin entegrasyonu ile gerçekleşebilmektedir. Hemşirelik bakımında bilişim ve yenilikçi teknolojiler teması üzerine son üç senede yayımlanmış akademik çalışmalar incelenmiş ve önemli kamu veya sivil organizasyonların konuya katkıları belirtilmiştir. Bu derleme, sağlık sektörünün önemli elemanları olan hemşirelerin en temel görevleri olan bakımda; yenilikçi teknolojilerin yarattığı yenilikler ve hemşireliğin değerleri ile örtüşen bakım hizmetlerini inovasyon kavramı üzerinden tanımlamaya çalışır.
  • Article
    Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinde Kahoot Sınav Yönteminin Sınav Kaygısı Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi
    (2023) Tekın, Demet; Eroglu, Nermın; Yorulmaz, Hatice; Tosun, Anil
    Sınava giren öğrencilerin başarılarını etkileyen durumlardan biri sınav kaygısıdır. Bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla birçok çalışma yapılmış; özellikle de son dönemlerde teknolojinin etkisi araştırılmıştır. Ancak net bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu nedenle araştırmada, teknoloji içerikli Kahoot ve klasik sınav yöntemlerinin, sınav kaygısı üzerinde herhangi bir farklılık oluşturup oluşturmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma karşılaştırmalı, deneysel bir çalışma olup ön-son test yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde ortak ders alan 1. sınıfta eğitim gören 78 öğrenci oluşturmuştur. Yaş ortalamaları 20,12 ± 1.62 olan 18-31 yaş arasındaki öğrenciler rastgele sayılar tablosu kullanılarak iki gruba (Kahoot Grubu - KG; n: 38 / Klasik Sınav Grubu - KSG; n: 40) ayrılmıştır. Her iki gruba da 20 sorudan oluşan 30 dakikalık bir sınav uygulanmıştır. Sınav öncesi verilerin elde edilmesinde öğrenci bilgi formu ve sınav kaygısı ölçeği kullanılmıştır. Ön-son test yönteminin kullanıldığı çalışmada, sınav sonrası ölçekler yinelenmiştir ve sınavın öğrenciler üzerinde yarattığı kaygı düzeyleri belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, her iki grup arasında da hem akademik başarı hem de sınav kaygısı açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. İki grup arasında bir farklılık olmamasına karşın; kullanımı kolay, eğlenceli ve motive edici özelliğinden dolayı Kahoot uygulaması öğrencilerin eğitim ve değerlendirme sürecinde önerilebilir. Ayrıca sınav sonuçlarının kısa sürede raporlanmasının akademisyenler için önemli bir avantaj sağlayacağına inanıyoruz.
  • Article
    Hemşirelerin Multipl Skleroz ve Bakımına Yönelik Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi
    (2022) Temiz, Gamze; Eroglu, Nermın
    Amaç: Bu çalışma hemşirelerin Multipl Sklerozlu bireylerin bakımına ilişkin bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak uygulandı. Yöntem: Araştırma, Türkiye genelinde hemşire olarak çalışan, e-posta ve telefon bilgilerine ulaşılan kişilerle çok merkezli olarak gerçekleştirildi. Örneklemi araştırmaya katılmaya gönüllü olan 379 hemşire oluşturdu. Veriler, \"Katılımcı Bilgi Formu\" ve \"Multipl Skleroz ve Bakım Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu\" ile toplandı. Bulgular: Katılımcıların bilgi puanları yaş değişkenine ve eğitim düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Daha önce MS'li bireylere bakım verenlerin bilgi puanları, MS ile ilgili özel eğitim alanların bilgi puanları, MS ile ilgili makale okuyanların bilgi puanları daha yüksekti. Sonuç: Bu çalışmada hemşirelerin Multipl Skleroz ve bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin orta seviyenin üzerinde olduğu saptandı. Bilgi düzeylerinin deneyimden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuçlar, hemşirelerin konuyla ilgili eğitimlerinin artırılmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
  • Article
    Kemoterapi Alan Akciğer Kanserli Hastalarda Tat Değişikliklerinin Değerlendirilmesi
    (2022) Özkan, İlknur; Eroglu, Nermın
    Amaç: Bu çalışma kemoterapi alan akciğer kanserli hastaların deneyimledikleri tat değişikliklerini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel olarak planlanan bu çalışma İstanbul ilinde bir eğitim araştırma hastanesinin kemoterapi ünitesinde Aralık 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri tanımlayıcı bilgi formu ve Kemoterapiye Bağlı Tat Alma Değişikliği Ölçeğiyle toplanmıştır. Bulgular: Akciğer kanserli hastaların % 62.3’ünün tat değişikliği deneyimlediği, % 68.6’ sının tat değişikliğine yönelik sağlık profesyonellerinden bilgi almadığı, %35.8’inin tat değişimini metalik tat olarak tanımladığı, %35.8’inin tat değişikliğiyle baş etme yöntemi olarak yemekleri soğuk yedikleri saptanmıştır. Hastaların CiTAS ölçeğinin temel tatlarda azalma alt boyut ortalamasının 2.49±1.39; rahatsızlık alt boyut ortalamasının ve paraguzi and fantoguzi alt boyut ortalamasının 2.48±1.35; genel tat değişikliği alt boyut ortalamasının ise 2.49±1.36 olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmada kemoterapi alan akciğer kanserli hastaların yarıdan fazlasının tat değişikliklerini deneyimlediği, orta şiddette tat duyusunda değişiklik ve rahatsızlık yaşadıkları ve en çok tanımladıkları tat değişikliğinin metalik tat olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda sağlık profesyonellerinin akciğer kanserli hastaların yaşadıkları tat değişikliklerini farkında olması, niteliğini ve şiddetini değerlendirmesi, takip etmesi ve buna yönelik gerektiğinde interdisipliner yaklaşımla önleyici ve tedavi edici girişimlerde bulunması önerilmektedir
  • Article
    Meme Kanserli Hastaların Ailesel Öykü Varlığı İle Kanser Tanısı Alma Evresi Arasındaki İlişki
    (2021) Özkan, İlknur; Eroglu, Nermın
    Amaç: Meme kanserli hastaların ailesel öykü varlığı ile kanser tanısı alma evresi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmış ve uygulanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Ekim-Aralık 2019 tarihleri arasında kemoterapi ünitesine başvuran 144 hasta dahil edilmiştir. Çalışma verileri hastalara araştırma hakkında bilgi verilerek, yüz yüze görüşülerek, anket formu kullanılarak toplanmıştır.Bulgular: Hastaların %27.8’inin ailesinde meme kanseri öyküsünün olduğu, meme kanseri tanısını en çok II. Evre (%58.3) ve ailesel meme kanseri öyküsüne göre kanser tanılama evrelerinin dağılımı istatistiksel olarak anlamlı (p=0.000) ve I. evrede ailesel meme kanseri öyküsü olanlar olmayanlara göre yüksek, IV evrede ise düşük olarak belirlenmiştir. Ailesel meme kanseri öyküsü olanların % 28.2’sinin, olmayanların ise %21.0’ının kendi kendine meme muayenesinde ilk kez kitleyi fark ettiği ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0.000, p=0.014).Sonuç : Hastaların ailesel meme kanseri öyküsünün olması, meme kanseri tanılama evrelerini, memedeki kitleyi ilk fark etme şekillerini etkilediğini, hastaların ailesel meme kanseri öyküsünü risk faktörü olarak algılamalarının erken dönemde tanılamada etkili bir faktör olduğunu düşündürmektedir.