Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed | YÖK Tez
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/3
Browse
Browsing Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed | YÖK Tez by Scopus Q "N/A"
Now showing 1 - 20 of 338
- Results Per Page
- Sort Options
Article Bir Alt-alan ve Yöntem Olarak Karşılaştırmalı Siyaset(2020) Eldem, TubaBu makalenin amacı siyaset biliminin metodolojik çekirdeğini oluşturan karşılaştırmalı siyasetintematik, işlevsel ve yöntemsel boyutlarını mercek altına alarak Türkçe dilindeki karşılaştırmalı siyaset literatürünün gelişimine katkı sunmaktır. Nitekim önemli birkaç ders kitabı (Kalaycığlu ve Kağnıcıoğlu 2014; Sayarı ve Bilgin 2016; Yayla 2014) ve iki çeviri kitap (Newton ve Deth, 2014; Lane, 2014) dışında Türkçe literatür oldukça kısıtlıdır. Bu makale bu konudaki eksikliğin giderilmesine katkı sunmak için karşılaştırmalı siyaseti, siyaset biliminin merkezi bir alt-disiplini olarak tanımlayarak diğer alt-alanlar ile ilişkisinin karşılaştırılması ile başlamaktadır. İkinci bölüm karşılaştırmalı siyasetin on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde siyaset biliminin bir alt-alanı olarak ortaya çıkmasından bu yana tematik gelişimini tarihsel bir perspektifle gözden geçirmektedir. Üçüncü bölüm, ‘neden karşılaştırmalıyız’ sorusuna eğilerek karşılaştırmalı siyasetin amaç ve işlevleri üzerinde durmakta, karşılaştırmalı siyasetin yöntem boyutuna odaklanan dördüncü bölüm, karşılaştırmalı siyasette kullanılan yöntemleri araştırılan vaka sayısına göre tek vaka (N=1), birkaç vaka (Küçük N) ve birçok vaka (Büyük N) çalışmaları olmak üzere üçe ayırarak incelemektedir.Article Pandemi Dönemi İş Güvenliği Algısı Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2022) Başol, Oğuz; Akalp, Hüsre Gizem; Aytaç, Sevinç SerpilTüm ülkelerde çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak, küresel ölçekte işletmeler için önemli bir sorun alanı olarak tüm varlığını sürdürmektedir. Nitekim 2019 Aralık ayından beri devam eden ve çalışma koşullarının değişmesine yol açan COVID-19 pandemisi de çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunmasını önemli hale getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, pandemi dönemi iş güvenliği algısı ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılmasıdır. Araştırmaya 681 çalışan katılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22 ve LISREL 8.71 programları kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, ölçekte bulunan maddelerin faktör yüklerinin 0,778 ile 0,908 arasında değiştiği ve açıklanan toplam varyansın %84,14 olduğu görülmüştür. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ölçek; (Ki-kare/sd: 4,72; RMSEA: 0.074; NFI: 0.99; NNFI: 0.99; CFI: 0.99; GFI: 0.96 ve AGFI: 0.93) 10 madde ve 2 faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin içsel tutarlığı 0,956 olarak hesaplanmış ve madde-toplam korelasyonlarının 0,675 ile 0,879 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, pandemi dönemi iş güvenliği algısı ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir.Article Militarist Eğilimlerin Askeri Reklamlara Yönelik Tutuma Etkisi(2023) Uzman, Ali Çağan; Tosun, NurhanBu çalışma, bireylerin militarist eğilimlerinin, askeri reklamlara yönelik tutumları üzerindeki potansiyel etkisini detaylı bir şekilde incelemektedir. Türkiye'nin sahip olduğu köklü askeri tarihi ve kültürü göz önüne alındığında, askeri reklamların ve bu reklamlara karşı oluşan tutumların, toplumsal ve kültürel dinamiklerle nasıl etkileşime girdiği önemli bir sorunsaldır. Araştırmada, katılımcılara yüz yüze bir anket uygulanarak militarist tutumları belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 2023 yılında resmi YouTube hesabında yayınladığı \"Önce Vatan\" adlı reklam videosu katılımcılara izletilmiştir. Video izlendikten sonra, militarist eğilimlerin bu reklama nasıl bir etkisi olduğunu anlamak için bir tutum ölçeği kullanılarak katılımcıların reklama ilişkin görüşleri alınmıştır. Anket sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla öncelikle militarist eğilimlerle askeri reklama yönelik tutum arasındaki ilişkinin varlığını ve şiddetini belirlemek için korelasyon analizi yapılmış, anlamlı bir ilişkinin tespit edilmesinin ardından militarist eğilimin alt faktörlerinin askeri reklama yönelik tutum üzerindeki etkisini analiz etmek için çoklu regresyon metodu kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda, militarist eğilimlerin, askeri reklamlara yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ortaya koyulmuştur.Book Part Citation - Scopus: 1Political Discourse on Syrian Refugees in Turkey(Peter Lang AG, 2021) Yiğit, M.H.; Uyar, C.This chapter focuses on a comparative research investigation on how populist discourse and securitization on refugees are constituted by partners of political power. The analysis argues that refugees are instrumentalized in domestic/ foreign politics by exposure to exclusionary rhetoric by political parties in Turkey as of 2018. In the context of the research, the official political discourses and statements of five parties during 2018 general and 2019 local election campaigns, the election manifestos, and post-February 2020 Idlib incident were examined. The political parties are AKP, CHP, MHP, İYİ Party, and HDP. In this context, how and for what purposes refugees are securitized with populist rhetoric are examined accordingly. For this analysis, the usage and content of the terms “Syrian, " “refugee, " “immigrant, " “asylum, " and “under temporary protection” were investigated. © Peter Lang GmbH Internationaler Verlag der Wissenschaften Berlin 2021.Article Women’s Self-Transcendence Levels After a Cesarean Birth and Its Contributing Variables(Jordan University of Science and Technology, 2025) Abushaikha, Lubna A.; Abdel Razeq, Nadin M.; Abushaikha, Fadwa A.Background: A Cesarean birth has significant implications for women’s physical and psychological health. However, limited studies have explored self-transcendence, as a measure of well-being, and its contributing variables during the postpartum period. Purpose: This study aimed to determine the levels of self-transcendence among women after a Cesarean birth and to explore the contribution of demographic and obstetric variables. Methods: This descriptive correlational study used a convenient sample of 232 women (aged 19-49 years) who completed questionnaires in teaching and private hospitals. Results: Overall, 55% (n=128) of women had high levels of self-transcendence, with a mean score of 45.8 (SD=6.1) out of 60. Self-transcendence was negatively correlated with the number of Cesarean births (r=-0.21, p < 0.001). Higher self-transcendence levels were found among women who gave birth at private hospitals (rpb= 0.41, p < 0.001). Conclusion: A Cesarean birth can be an opportunity for self-transcendence and psychological well-being for women, depending on demographic and obstetric variables. Implications for Nursing: The findings of this study may inform healthcare professionals, especially maternity nurses, in understanding psychological dimensions associated with Cesarean birth. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.Article Sosyal Görünüş Kaygısının İşyeri Yalnızlığına Etkisi: Konya Gençlik Vespor İl Müdürlüğü Örneği(2021) Kocak, Emine; Ersoz, Gozde; Kiratli, Esinİşyeri sağlığı psikolojisi son zamanlarda psikologlar, yönetim bilimcileri ve sosyologlar tarafından sıklıklaaraştırılan konulardan biri haline gelmiştir. İşyerinde bireyin sosyal çevreden kaynaklanan yalnız kalma hali vesosyal etkileşimin kaçınılmaz bir bileşeni olan sosyal görünüş kaygısı işyerindeki psikolojik sağlığı etkileyenfaktörlerden bazılarıdır. Bu çalışmanın amacı, spor teşkilatında çalışan personelin sosyal görünüş kaygılarının işyeri yalnızlığına etkisini belirlemek ve bazı demografik özelliklerin (yaş ve çalışma süresi) söz konusu psikolojikfaktörler ile ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemini Konya Gençlik ve Sporİl Müdürlüğü’nde antrenör, memur ve uzman olarak görev yapan toplam 192 çalışan (nerkek= 127; Xyaş= 37.73±7.74 ve nkadın= 65; Xyaş=36.39±8.17) oluşturmaktadır. Çalışmada \"İşyerinde Yalnızlık Ölçeği\" ve \"SosyalGörünüş Kaygısı Ölçeği\" kişisel bilgi formu ile birlikte örneklem grubuna uygulanmıştır. Verilerin analizindebetimsel istatistik yöntemleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve Basit Regresyon Analizikullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Gençlik ve Spor çalışanlarının sosyal görünüş kaygısı düzeylerininİşyerinde Yalnızlık Ölçeği’ nin duygusal yoksunluk ve sosyal arkadaşlık alt boyutlarını pozitif yönde yordadığıgörülmüştür. Ayrıca sosyal görünüş kaygısı ile çalışma süresi arasında pozitif ilişki gözlenmiştir. Bu araştırmadanelde edilen veriler ışığında, gençlik ve spor çalışanlarında sosyal görünüş kaygısı arttıkça işyerinde yalnızlıkdurumunu ortaya koyan iş yerindeki bireylerle ilişkilerin niteliğinin ve niceliğinin olumsuz yönde etkilendiği;çalışma süresi daha fazla olan bireylerin sosyal görünüş algısı yönünde olumsuz duygulara sahip olduğu sonucunavarılmıştır.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 5Analysis for Two-Dimensional Inverse Quasilinear Parabolic Problem by Fourier Method(Taylor & Francis Ltd, 2021) Kanca, Fatma; Baglan, IremIn this work, two-dimensional inverse quasi-linear parabolic problem with periodic boundary and integral overdetermination conditions is investigated. The formal solution is obtained by the Fourier approximation. Under some natural regularity and consistency conditions on the input data,the existence, uniqueness and continuously dependence upon the data of the solution are proved by iteration method. The inverse problem is first examined by linearization and then used implicit finite difference scheme for the numerical solution. Also predictor corrector method is considered in the numerical approach. Some results on the numerical solution with two examples are presented with figures and tables. The sensitivity of the scheme with respect to noisy overdetermination data is illustrated.Article Bir- İki Yaş Dönemindeki Çocukların Beslenme Durumu ve Besin Çeşitliliğinin Değerlendirilmesi(2022) Güldemir, Hilal Hizli; Şimşek, Tuğçe; Garipağaoğlu, MuazzezBu çalışma bir-iki yaş dönemindeki çocukların beslenme durumları ile besin çeşitliliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. İstanbul ilinde 302 çocuk ile yapılan çalışmada, çocuklar ve ailelere ilişkin bilgiler yüz yüze uygulanan bir anket formu ile elde edilmiştir. Çocukların ağırlık ve boy uzunlukları ölçülmüş ve bir günlük besin tüketimleri kaydedilmiştir. Günlük alınan enerji ve besin ögeleri, besin analiz programı (BeBiS) ile belirlenmiş, elde edilen değerler Diyet Referans Alım (DRI) önerileriyle karşılaştırılmıştır. Çocukların ortalama yaşları 18.6±3.2 ay, vücut ağırlık ve boy uzunlukları sırasıyla 11.4±1.6 kg, 80.6±6.5 cm olarak saptanmıştır. Günlük enerji alımları 1000.0±304.1 kkal olan çocukların, protein, A, E, C, B2, B6 vitaminleri ile magnezyum, çinko, fosfor ve sodyumu önerilerin üstünde aldıkları görülmüştür. Günde ortalama 120ml anne sütü, 65ml formüla alan çocukların, besin gruplarından süt grubu ile ekmek-tahıl grubunun yeterli, sebze ve meyve grubunu sınırda, et grubundan kırmızı eti yetersiz tükettikleri belirlenmiştir. Besin ve besin grupları arasında günlük enerjiye en düşük katkıyı (% 4.5) sebze meyve grubunun, en yüksek katkıyı (% 39.4) süt grubunun yaptığı gözlenmiştir. Bir-iki yaş grubundaki çocukların sınırda tükettikleri sebze-meyve ile yetersiz tükettikleri kırmızı et dışında genel olarak yeterli beslendikleri ve beslenme örüntüsünde karbonhidrat oranının düşük, yağ oranının yüksek olduğu, pek çok besin ögesini de önerilerin üstünde aldıkları bulunmuştur.Article Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı 2025: Neler Değişti? Yenilikçi Bakış Açısının Programlara Yansıması Nasıl Olacak(2025) Koksal, Eda; Kızıltan, Gül; Garipağaoğlu, Muazzez; Goktas, Zeynep; Karabudak, Efsun; Yıldız, Emine Akal; Isgin-Atici, KubraÜlkemizde Beslenme ve Diyetetik lisans eğitimi veren programların temel yeterliliklerini belirlemek ve eğitimde standardizasyonu sağlamak amacıyla 2016 yılında Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (BDB-UÇEP) hazırlanmıştır. Bu program, Beslenme ve Diyetetik bölümü müfredatlarının yapılandırılması ve asgari kazanımların sağlanması açısından önemli bir yol haritası olmuştur. COVID-19 pandemisiyle birlikte hız kazanan dijitalleşme süreci, çekirdek eğitim programlarının çağın gerekliliklerine uygun biçimde güncellenmesini zorunlu kılmış, bu kapsamda program tasarımcıları, öğretim elemanları, öğrenciler, mezunlar ve sektör temsilcileri ile geniş katılımlı bir çalışma yürütülerek BDB- UÇEP 2025 hazırlanmıştır. Güncellenen BDB-UÇEP’teki en önemli farklılıklardan birisi, öğrenme kazanımlarının yalnızca temel alan becerileriyle sınırlı kalmayıp “öğrenme becerileri”, “okuryazarlık becerileri”, “yaşam ve kariyer becerileri” gibi yenilikçi yetkinlikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Öğrenme alanları açısından da programın %70’i Sağlık Bilimleri ile Beslenme ve Diyetetik alanına ayrılırken; %30’u bilgi çağı yetkinlikleri, entelektüel, sanatsal ve sportif beceriler, öznel iyi oluş, toplumsal sorumluluk gibi alanlara odaklanacak şekilde yapılandırılmıştır. Ayrıca, eğitim modelinde probleme dayalı öğrenme yaklaşımına yer verilmiş ve aktif öğrenme yöntemleri ön plana çıkarılmıştır. Bu değişikliklerle, mezunların çağın gereksinimlerine uyum sağlamalarının desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu derleme makalede, BDB-UÇEP 2016 ile 2025 arasındaki temel farklılıklar karşılaştırılmış; öğrenme kazanımları, öğretim yöntemleri, ölçme ve değerlendirme süreçleri ile mesleki uygulama dersleri açısından yapılan değişiklikler ele alınmış ve gelecekte oluşturulacak BDB-UÇEP’ler için öneriler sunulmuştur.Article Citation - WoS: 1Problems and Insights on Space: the Effects of Phenomenology Theory on the Concept of Space(Yildiz Technical Univ, Fac Architecture, 2020) Ulubay, Serhat; Onal, FerideThis study was an examination of a change in the means and manner of comprehension of the concept of space and the questions it stimulated as a result of the emergence and development of phenomenology theory in the last century. Phenomenology theory is based on the argument that our understanding of phenomena is related to our consciousness and promotes a different and deeper form of comprehension by asking questions about the essence of existence. The movement grew in the early 20th century, and challenged the dominant view of rational reality and Cartesian assumptions. Phenomenology encourages questioning what has been defined as concrete and immutable, arguing that phenomena can be grasped through internal experience rather than simply visible physical appearance and predefined ideas. According to this new concept, all of our acquisitions we call "experience" help us make sense of phenomena. Science makes its inquiries based on adopted and accepted experiences about the world. However, the phenomenological approach suggests that all adopted data, including the fundamentals of science, should also be questioned. The essential objective of the phenomenological philosophy is the extension of the field of questioning to explore the essence of facts and primary phenomena. This radical questioning deeply affected and altered the intellectual agenda of the time. Philosophers discussed and examined the intrinic meaning of many phenomena. The concept of space lends itself to this new kind of assessment. Phenomenology theory, which aims to contribute to the base of scientific knowledge and to increase the critical foundations of philosophy, opened the prevailing semantics of space perceived as an object defined with rational boundaries and mathematical assumptions to discussion. Phenomenological opinion, contrary to the Cartesian way of thinking, argues that space cannot be deliniated by the patterns of a single reality and that an infinite number of descriptors that we discover through our acts and experiences can be applied. This vision of space is discovered through all of our direct life experiences and queries of all realms, including the social and cultural arenas, psychology and the human body, ideas of the self and the question of existence, as well as hard science. Different methodologies applied by philosophers of the phenomenology school of thought diversified the basis of questioning and definition, and thereby enriched the concept of space. This study examines the methods of reading and questioning the definition of space used by phenomenological theorists and the contributions this interpretation brought to the conceptualization of space. The critical approach of the Cartesian way of thinking was compared and contrasted with the phenomenological view. All of the acquisitions and dynamics of life are in a state of constant change. The structure of societies, the way they comprehend the world, cultural and individual mental acts are not fixed like a photograph pausing a moment. A Cartesian view considers space to be a static and frozen object. A primary contribution of phenomenology to the intellectual environment of the last century was to encourage exploration of the fact that the mode of questioning has no boundaries, that the accepted realities cannot constitute the only starting point of our questioning. In addition, it reminded us that all our social and individual experiences are a means to grasp and comprehend the concept of space. We exist in this world through our thoughts, perceptions, memory, and body; therefore, we can comprehend phenomena, including space, via all of our life experience. This study examined how the idea of space has been shaped over time, focusing on the principles of phenomenological questioning and sixteen theorists considered pioneers of this way of thinking. The questioning put forward by phenomenology changes kinetically, and it is possible that such theories of the evaluation of space can be a tool for the diversification of today's thought on the subject and the discovery of news ideas of space.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Fiziksel Sağlık Durumları: Kesitsel Bir Çalışma(2022) Gümüş, Funda; Atli, Abdullah; Dikec, GulAmaç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin pek çok fiziksel hastalığının olmasına rağmen bu konu ülkemizde yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde ayaktan takip edilen hastaların fiziksel sağlıklarının belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı araştırma deseninde yapıldı. Yöntem: Çalışmaya 137 birey katıldı. Çalışmada verilerin toplanmasında Bilgi Formu kullanıldı. Hastaların fiziksel sağlık davranışlarının değerlendirilmesinde; madde kullanımı, sağlığı geliştiren davranışlar, egzersiz, beslenme, uyku, öz bakım, ağız hijyeni, boşaltım ve cinsel yaşamlarına ilişkin sorular soruldu ve hastaların boy, kilo, beden kitle indeksi, yaşam bulguları ölçüldü. Bulgular: Bu çalışmaya katılan hastaların %21,9’unun bir fiziksel hastalığı olduğu, günlük ortalama 8,24±2,24 saat uyudukları, hastaların %59,9’unun uyandığında kendini dinlenmiş hissetmediği bulundu. Katılımcıların boşaltım alışkanlıkları değerlendirildiğinde %55,5’inin günde bir kez defakasyona çıktığı belirlendi. Katılımcıların %55,5’inin cinsel yaşamlarından memnun olmadığı, %80,3’ünün herhangi bir kontraseptif yöntem kullanmadığı belirlendi. Hastaların ağrı durumları değerlendirildiğinde %33,6’sının ağrı yaşadığı; en sık yaşanan ağrının %13,9 ile baş ağrısı olduğu belirlendi. Katılımcıların Beden Kitle İndekslerinin (BKI) ortalama 25,26±4,94 olduğu belirlendi. Sonuç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin fiziksel sağlıklarının geliştirilmesinde, hastaların sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tanımlanması, davranış değişikliği yaratan psikososyal müdahalelerden yararlanılması önerilebilir.Article The Effects of Chard Extract Against Streptozotocin-Induced Erectile Dysfunction in Rats(Istanbul Univ, Fac Pharmacy, 2024) Aydin, Mustafa; Sacan, Ozlem; Kabasakal, Levent; Cetinel, Sule; Kadihasanoglu, Mustafa; Kendirci, Muammer; Sener, GokselBackground and Aims: To analyze the potential therapeutic effects of chard against streptozotocin (STZ) -induced erectile dysfunction (ED) and oxidative damage in the corpus cavernousum in rats. Materials and Methods: In this study, Sprague-Dawley rats (250-300g) were allocated into groups as follows: control, diabetic, diabetic + chard, and diabetic + insulin. In order to induce diabetes, rats were given 65 mg/kg intraperitoneal streptozotocin. Chard extract was given orally at a dose 2 g/kg for 45 days beginning on 15 th days. Sixty days after STZ injection, intracavernosal pressure (ICP) was measured and rats were decapitated. Blood samples were obtained for glucose, asymmetric dimethylarginine (ADMA)levels, and lactate dehydrogenase (LDH) activity while cavernous tissues were taken to analyze luminol and lucigenin chemiluminescence (CL), malondialdehyde and glutathione and along with histological analysis. Results: The results revealed that diabetes caused significant decreases in cavernosal tissue glutathione levels, while luminol and lucigenin CL, and malondialdehyde levels were significantly elevated. Plasma glucose, ADMA levels, and LDH activity were also found to be increased in diabetic group. On the other hand, both chard extract and insulin treatment reversed these biochemical parameters significantly. Furthermore, it was found that the ICP value examined for evaluating erectile functions were lower in the diabetic group, but increased in both treatment groups which were similar to the control values. Conclusion: According to our results, chard extract, similar to insulin, reduced diabetes -induced oxidative damage in cavernosal tissue and protected erectile functions. This effects may be attributed its hypoglycemic and antioxidant properties.Article Pisagor Bulanık Sayılara Dayalı Crıtıc-marcos Yöntemi İle Otonom Forklift Seçimi(2024) Büyükselçuk, Elif ÇaloğluÜretim ve depolama işletmelerinde forkliftler işletmenin verimliliğini arttırmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler ve Endüstri 4.0 uygulamaları ile otonom forkliftler modern işletmelerde klasik forkliftlerin yerini almaktadır. Çevre dostu ve 24 saat çalışabilen bu araçlar ile işletme bünyesinde verim artırılırken aynı zamanda insan hatasından kaynaklı kazalar da önlenebilmektedir. Bu çalışma, modern işletmelere otonom forklift belirleme sürecinde destek olmak üzere geliştirilmiştir. Bu araçların seçiminde hangi kriterlerin dikkate alınması gerektiği literatür taraması sonucunda belirlenmiştir. Bu süreçte yaşanabilecek belirsizlik ve sübjektifliğin etkilerini en aza indirebilmek amacıyla Pisagor bulanık sayılardan yararlanarak problem çözülmüştür. CRITIC (Criteria Importance Through Intercriteria Correlation) yöntemi ile kriterlere ait ağırlıklar belirlendikten sonra MARCOS (Measurement of Alternatives and Ranking according to COmpromise Solution) yöntemi kullanılarak alternatifler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, belirlenen sekiz farklı kriter içerisinden şarj süresi, dönme yarıçapı ve maksimum kaldıracağı yük miktarı en önemli kriter olarak belirlenmiştir. Farklı değerlendirme kriterleri için en iyi alternatif olarak Kuzey Amerika’da üretilen A7 alternatifi belirlenmiştir.Article Finansal Stres Düzeyi ve Algılanan Yönetici Desteğinin İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi(2025) Özkılıçcı, GökçeGünümüz dünyasında stres kaynaklarının sayısı oldukça fazladır. İnsanların en temel stres kaynaklarından biri de finansal stres düzeyidir. Özel yaşamın yanı sıra iş yaşamına olan etkileri de göz önüne alındığında finansal stres ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı olduğu dikkati çekmektedir. Finansal stresin iş yaşamına olan etkilerini araştırmak gerek çalışanların iş yerinde kurduğu ilişkiler bakımından gerekse işten ayrılma niyetlerine olan etkisi açısından önem teşkil etmektedir. Bu amaçla çalışmada, finansal stresin ve algılanan yönetici desteğinin işten ayrılma niyeti ile olan ilişkilerini belirlemek ve aracılık model testi gerçekleştirmek hedeflenmiştir. Türkiye’de özel sektörde aktif olarak çalışan toplam 390 katılımcıdan kolayda örnekleme yöntemiyle ve çevrim içi olarak veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, işten ayrılma niyeti ile finansal stres arasında pozitif; algılanan yönetici desteği ile negatif yönde ilişkiler bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, finansal stresin işten ayrılma niyeti üzerinde algılanan yönetici desteğinin kısmi aracılık rolünün bulunduğu saptanmıştır. Çalışmanın, çalışanların finansal stres düzeylerinin örgütsel davranışa olan yansımalarını ele alması bakımından katkı sunması beklenmektedir.Article Hemşirelerin Multipl Skleroz ve Bakımına Yönelik Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi(2022) Temiz, Gamze; Eroglu, NermınAmaç: Bu çalışma hemşirelerin Multipl Sklerozlu bireylerin bakımına ilişkin bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak uygulandı. Yöntem: Araştırma, Türkiye genelinde hemşire olarak çalışan, e-posta ve telefon bilgilerine ulaşılan kişilerle çok merkezli olarak gerçekleştirildi. Örneklemi araştırmaya katılmaya gönüllü olan 379 hemşire oluşturdu. Veriler, \"Katılımcı Bilgi Formu\" ve \"Multipl Skleroz ve Bakım Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu\" ile toplandı. Bulgular: Katılımcıların bilgi puanları yaş değişkenine ve eğitim düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Daha önce MS'li bireylere bakım verenlerin bilgi puanları, MS ile ilgili özel eğitim alanların bilgi puanları, MS ile ilgili makale okuyanların bilgi puanları daha yüksekti. Sonuç: Bu çalışmada hemşirelerin Multipl Skleroz ve bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin orta seviyenin üzerinde olduğu saptandı. Bilgi düzeylerinin deneyimden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuçlar, hemşirelerin konuyla ilgili eğitimlerinin artırılmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.Article 2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Üniversite Öğrencilerinin Oy Verme Eğilimi: Nitel Bir İnceleme(2025) Özkılıçcı, Gökçe; Uyar, Merve Hazer YiğitBu çalışma, Mayıs 2023’te yapılan Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olan üniversite öğrencilerinin hangi cumhurbaşkanı adayını desteklediklerini ve o adayı desteklemelerinin ardında yatan nedenleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda İstanbul’da üniversite eğitimine devam eden 448 katılımcıya ulaşılmıştır. Katılımcıların Cumhurbaşkanı adaylarını tercih sebepleri oy verme davranışı ve başkanlaşma alan yazını çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada MAXQDA programı kullanılmıştır ve çalışma nitel analiz yöntemi ile değerlendirilip değişkenler arasında çeşitli ağ haritası analizleri ile desteklenmiştir. Analizler sonucunda cumhurbaşkanı tercihlerinin gelir, yaş ve cinsiyet değişkenleri bakımından farklılaşmadığı ancak oy verme nedenlerinin birbirinden farklılaştığı tespit edilmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu için “değişim” ve “sebebi yok”; Recep Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce için “kişisel özellikler” ve “ideoloji”; Sinan Oğan için ise “ekonomi” ve “kararsızlık” söylemleri ön plana çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular oy verme davranışı alanında çalışacak araştırmacılara ve siyaset bilimi ile ilgilenen kişilere yeni bir bakış açısı sağlamayı hedeflemektedir. Özellikle hedeflediği seçmen kitlesini yakından tanımak ve onlara uygun propaganda stratejileri geliştirmek isteyen siyasetçiler ve siyasi partiler için de bu çalışmanın katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Article Avrupa Birliği ve Türkiye’de Sivil Toplumun Son On Yılı: Sivil Alanın Daralması Tartışmalarına Karşılaştırmalı Bir Bakış(2024) Köseoğlu, Nihan Akıncılar; Duygulu, ŞirinAdalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik hedefi doğrultusunda 2002 yılında ilk kez iktidara geldiğinde reform, demokratikleşme ve Avrupalılaşma sürecine odaklanmıştır. Türkiye'de sivil toplumun daha da gelişmesi, Kopenhag Siyasi Kriterlerinin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Bu reform süreci 2005 yılında yavaşlamış ve Türkiye 2011 yılında ‘Avrupalılaşmama’ olarak adlandırılan yeni bir döneme girmiştir. AKP’nin AB üyelik vizyonundan kademeli olarak uzaklaşması ve genel demokratik gerileme, sivil alanın daralmasının arkasındaki ana nedenler olarak kabul edilmektedir. Ancak sivil toplumun mevcut sorunlarını açıklamada yapısal ve bağlamsal yerel faktörlere odaklanan savlar, resmin bir bölümüne ışık tutmaktadır. Sivil toplumun AB içinde karşı karşıya kaldığı sorunların, özellikle de demokratik gerilemenin bir sonucu olarak sivil alanın dünya genelinde daralmasının da altı çizilmelidir. Böyle bir bakış açısı, yalnızca karşılaştırmalı analiz için bir temel sağlamakla kalmaz, aynı zamanda AB'nin Türkiye’deki sivil toplumun üzerindeki etkisini sınırlayan daha geniş dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasına da yardımcı olur.Article Citation - WoS: 1Digitalization of Memories - an Analysis Relationship Between Autobiographical Memory and Digital Photography(Univ Ss Cyril & Methodius Trnava, Fac Mass Media Communication, 2020) Keskin, Aysun EyrekPhotography has been used as a mnemonic since its early years. It has the power to move the past to the present by breaking down the structure of time. Presenting a static image, it records an image of a past time. Looking through family and childhood photo albums, the person embarks on a journey through the past in his/her memory. Following digitalization, the function of photography has been changed in accordance with the transformation of it from analogue to digital. Photography is not only a mnemonic but also contains the function of the enjoyment of individuals, creating self, self-presenting to others. In terms of storage, screening and sharing, digital photography is more convenient and accessible than analogue photography. For these reasons, people's interest in digital photography has been rising and it encourages taking/recording images at the moments that will create their memories in the years ahead. The aim of this paper is to examine the relationship between autobiographical memory (contains information about individual experiences, memories) and forgetting/remembering between digital photography. The nature of the subject required the use of both qualitative and theoretical analysis of the participants' social media usage. The research data was collected conducting semi-structured interviews with participants who shared their images about individual lives and memories on social media. In addition, benefiting from the observation technique, the participants were requested to look at both printed and digital photo albums and asked if they remember the corresponding memories. The theoretical insights are based on critical theory. The studies reveal that memories become digital and affect memory due to rising motivation to take and share pictures on the social media.Article Şanlıurfa’da Yaşayan Suriyeli Mültecilerde Kronik Hastalık Prevalansı ve Sağlık Hizmetinden Yararlanma Durumu(2023) Altıparmak, Yüksel Duygu; Akman, MehmetAmaç: Ani ve hızlı bir çevre değişimi yaratan, böylece sosyal, kültürel ve fiziksel olarak toplumu ve bireyleri etkileyen göç, sağlık ve sağlık değişkenleri üzerinde de çok önemli etkilere sahiptir. Çalışmamızın amacı, Suriyeli sığınmacılarda kronik hastalık prevalansı ve kronik hastalığı olanların mevcut sağlık hizmetlerinden faydalanabilme durumlarını tespit etmektir. Yöntem: Çalışmamız kesitsel bir çalışmadır. Urfa ilinde Suriyeli misafirler koordinasyon merkezinde bulunan kayıtlardan saptanan verilere göre, göçmenlerin en yoğun yaşadığı mahalle olarak belirlenen Kurtuluş mahallesi seçilmiştir. Bu mahalleden randomize olarak 30 sokak seçilmiş ve seçilen her bir sokaktan rasgele belirlenen 7 hanede yaşayan 18 yaş üstü bireyler çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Seçilen her bir haneye ziyaret yapılarak, Arapça ve Kürtçe bilen tercüman eşliğinde tüm hane halkı hakkında kronik hastalıklara yönelik bilgi toplanmıştır. Bulgular: Toplamda 210 hanede yaşayan, 18 yaş üzeri 617 kişiye ulaşılmıştır. 40 yaş üzeri katılımcıların %27,8’inde, 65 yaş üzerinde ise %65,2’sinde en az bir kronik hastalığın var olduğu, saptanmıştır. Bu rakam tüm katılımcılar arasında %15,2’dir. Görüşülen kişilerin %40’ı sağlık hizmeti alabildiğini, %13,8’i gereksinim duyduğunda aile hekimine ulaşabildiğini belirtmiştir. Kronik hastalığı nedeniyle sağlık hizmetine başvuranların %76,5’i devlet hastanesine, %15,3’ü özel sağlık merkezine başvurmuştur. Sonuç: Çalışmamızda kronik hastalık görülme prevalansı literatürde bildirilen oranlardan nispeten düşük saptanmıştır. Suriyeli sığınmacıların kronik hastalıkları nedeniyle neredeyse hiçbir zaman birinci basamak sağlık hizmetlerinden yararlanmadıkları, hizmet ihtiyaçlarını ağırlıklı hastanelerden karşıladıkları görülmektedir. Suriyeli sığınmacıların kronik hastalıklarının yönetiminde birinci basamağının rolünü artıracak ve birinci basamak sağlık hizmetine ulaşımlarını kolaylaştıracak planlamalara ihtiyaç vardır.Article Büyük Veri Şirketleri ve Açık Kaynak Hareketi Öz(2021) Gürsakal, Necmi; Çelik, Sadullah; Gürsakal, SevdaBu çalışmanın amacı, açık kaynak kodlu yazılımların büyük veri şirketleri tarafından amaçları dışında kötüye kullanılabileceğini tartışmaktır. Son yıllarda bilişim ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler Büyük Veri ve açık kaynak kodlu yazılımların kullanımını artırmıştır. R, Python, Hadoop, Spark, MapReduce gibi açık kaynak kodlu yazılımlar çok sayıda kişi tarafından geliştirilmekte ve bunlar Büyük Veri, Veri Bilimi, Yapay Zeka, Nesnelerin İnterneti ve Blok Zincir gibi birçok teknolojide kullanılmaktadır. Makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi Büyük Veri’ye değer katan yaklaşımlar açısından da, açık kaynak kodlu yazılımların önemi büyüktür. Bu yazılımların kaynak kodları herkese açıktır ve bunlara herkes katkıda bulunup istediği amaç doğrultusunda ücretsiz kullanabilir. Bugün Apple, Amazon, Google, Facebook, Microsoft, Samsung, Yahoo ve Qualcomm gibi birçok büyük veri şirketi, makine öğrenmesini hızlandırmak ve yazılıma uygun donanım geliştirmek için yoğun çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca büyük veri şirketleri, TODO Group’u kurarak açık kaynak kodlu yazılım bilgilerini birbirleriyle paylaşmaya başlamışlardır. Ne yazık

