Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed | YÖK Tez
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14627/3
Browse
Browsing Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed | YÖK Tez by Access Right "info:eu-repo/semantics/openAccess"
Now showing 1 - 20 of 536
- Results Per Page
- Sort Options
Article Bir Alt-alan ve Yöntem Olarak Karşılaştırmalı Siyaset(2020) Eldem, TubaBu makalenin amacı siyaset biliminin metodolojik çekirdeğini oluşturan karşılaştırmalı siyasetintematik, işlevsel ve yöntemsel boyutlarını mercek altına alarak Türkçe dilindeki karşılaştırmalı siyaset literatürünün gelişimine katkı sunmaktır. Nitekim önemli birkaç ders kitabı (Kalaycığlu ve Kağnıcıoğlu 2014; Sayarı ve Bilgin 2016; Yayla 2014) ve iki çeviri kitap (Newton ve Deth, 2014; Lane, 2014) dışında Türkçe literatür oldukça kısıtlıdır. Bu makale bu konudaki eksikliğin giderilmesine katkı sunmak için karşılaştırmalı siyaseti, siyaset biliminin merkezi bir alt-disiplini olarak tanımlayarak diğer alt-alanlar ile ilişkisinin karşılaştırılması ile başlamaktadır. İkinci bölüm karşılaştırmalı siyasetin on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde siyaset biliminin bir alt-alanı olarak ortaya çıkmasından bu yana tematik gelişimini tarihsel bir perspektifle gözden geçirmektedir. Üçüncü bölüm, ‘neden karşılaştırmalıyız’ sorusuna eğilerek karşılaştırmalı siyasetin amaç ve işlevleri üzerinde durmakta, karşılaştırmalı siyasetin yöntem boyutuna odaklanan dördüncü bölüm, karşılaştırmalı siyasette kullanılan yöntemleri araştırılan vaka sayısına göre tek vaka (N=1), birkaç vaka (Küçük N) ve birçok vaka (Büyük N) çalışmaları olmak üzere üçe ayırarak incelemektedir.Article Citation - WoS: 11Citation - Scopus: 11Synthesis and Biological Evaluation of Novel Aryloxyacetic Acid Hydrazide Derivatives as Anticancer Agents(Taylor & Francis inc, 2021) Senkardes, Sevil; Erdogan, Omer; Cevik, Ozge; Kucukguzel, S. GunizIn our continuing search for new anticancer agents, herein we report the synthesis of 2-(4-chloro-3-methylphenoxy)-N'-[(aryl)methylidene]acetohydrazides 3a-j and the evaluation of their anticancer activities on cell viability, morphological changes and caspase-3 activity in cancer cell lines including gastric cancer (MKN45), cervical cancer (HeLa) and breast cancer (MDA-MB-231) cells. 2-(4-chloro-3-methylphenoxy)-N'-[(4-phenylthiophen-2-yl)methylidene] acetohydrazide 3g presented the strongest growth inhibition against MKN45 gastric cancer cell lines with the IC50 value of 1.471 +/- 0.23 mu M. Moreover, compounds 3b and 3g showed high potency against the HeLa and MDA-MB-231 cell lines having IC50 in the range of 2.38-9.72 mu M. These compounds are more selective for the tested human cancer cells than for the mouse fibroblast cell line (NIH/3T3). As a result of the studies conducted in order to understand the molecular mechanism, compounds 3b and 3g enhanced expression of the caspase-3 pro-apoptotic proteins levels besides caspase-3 gene.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Synthesis, Molecular Docking Studies and Adme Prediction of Some New Albendazole Derivatives as Α-Glucosidase Inhibitors(Slovensko Kemijsko Drustvo, 2022) Senkardes, Sevil; Kulabas, Necla; Kucukguzel, S. GunizA series of novel 2-(substituted arylidene)-N-(5-(propylthio)-2,3-dihydro-1H-benzo[d]imidazol-2-yl)hydrazine-1-carboxamide derivatives 3a-i were synthesized via condensation of N-(5-(propylthio)-1H-benzo[d]imidazol-2-yl) hydrazinecarboxamide (2), with the corresponding ketone or aldehydes. The chemical structures of the compounds prepared were confirmed by analytical and spectral data. The compounds were screened for their a-glucosidase inhibitory activity and all of them showed better inhibition than acarbose, except 3h. In particular, compound 3a proved to be the most active compound among all synthetic derivatives having IC50 value 12.88 +/- 0.98 mu M. Also, molecular docking studies were carried out for the compounds to figure out the binding interactions. Compound 3a has exhibited the highest binding energy (Delta G = -9.4 kcal/mol) and the most hydrogen bond interactions with active sites. Eventually, in silico studies were in good agreement with in vitro studies.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Preparation and Application of Caffeic Acid Imprinted Polymer(Tubitak Scientific & Technological Research Council Turkey, 2023) Ersoy, Seyda K. A. R. A. M. A. N.; Tutem, Esma; Baskan, Kevser SoeZGEN; Apak, ResatIn the present study, molecularly imprinted polymers were synthesized using caffeic acid (CA) as a template molecule and then used for the extraction of CA and chlorogenic acid (CLA) from complex matrices. Syntheses were carried out in tetrahydrofuran as porogenic solvent using 4-vinyl pyridine, methacrylic acid, acrylamide, and 1-vinyl imidazole as monomers, ethylene glycol dimethacrylate as crosslinker and 2,2'-azobisisobutyronitrile as initiator. In polymerization processes, different ratios of the template:monomer:crosslinker (T:M:CrL) were used to obtain the most suitable polymer. Caffeic acid:4-vinylpiridine:ethylene glycol dimethacrylate's 1:4:16 mole ratio of MIP was determined as the most convenient polymer for CA recognition. In addition, nonimprinted polymers (NIPs) without templates were prepared. Dynamic and static adsorption tests were applied to determine the absorption features of the NIPs and CA-MIPs. Separation and purification studies of CA and CLA were performed with molecular imprinted solid phase extraction (MISPE) application. All steps of MISPE (loading, washing, elution) were optimized by HPLC analysis.Article Pandemi Dönemi İş Güvenliği Algısı Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2022) Başol, Oğuz; Akalp, Hüsre Gizem; Aytaç, Sevinç SerpilTüm ülkelerde çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak, küresel ölçekte işletmeler için önemli bir sorun alanı olarak tüm varlığını sürdürmektedir. Nitekim 2019 Aralık ayından beri devam eden ve çalışma koşullarının değişmesine yol açan COVID-19 pandemisi de çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunmasını önemli hale getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, pandemi dönemi iş güvenliği algısı ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılmasıdır. Araştırmaya 681 çalışan katılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22 ve LISREL 8.71 programları kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, ölçekte bulunan maddelerin faktör yüklerinin 0,778 ile 0,908 arasında değiştiği ve açıklanan toplam varyansın %84,14 olduğu görülmüştür. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ölçek; (Ki-kare/sd: 4,72; RMSEA: 0.074; NFI: 0.99; NNFI: 0.99; CFI: 0.99; GFI: 0.96 ve AGFI: 0.93) 10 madde ve 2 faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin içsel tutarlığı 0,956 olarak hesaplanmış ve madde-toplam korelasyonlarının 0,675 ile 0,879 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, pandemi dönemi iş güvenliği algısı ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir.Article Militarist Eğilimlerin Askeri Reklamlara Yönelik Tutuma Etkisi(2023) Uzman, Ali Çağan; Tosun, NurhanBu çalışma, bireylerin militarist eğilimlerinin, askeri reklamlara yönelik tutumları üzerindeki potansiyel etkisini detaylı bir şekilde incelemektedir. Türkiye'nin sahip olduğu köklü askeri tarihi ve kültürü göz önüne alındığında, askeri reklamların ve bu reklamlara karşı oluşan tutumların, toplumsal ve kültürel dinamiklerle nasıl etkileşime girdiği önemli bir sorunsaldır. Araştırmada, katılımcılara yüz yüze bir anket uygulanarak militarist tutumları belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 2023 yılında resmi YouTube hesabında yayınladığı \"Önce Vatan\" adlı reklam videosu katılımcılara izletilmiştir. Video izlendikten sonra, militarist eğilimlerin bu reklama nasıl bir etkisi olduğunu anlamak için bir tutum ölçeği kullanılarak katılımcıların reklama ilişkin görüşleri alınmıştır. Anket sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla öncelikle militarist eğilimlerle askeri reklama yönelik tutum arasındaki ilişkinin varlığını ve şiddetini belirlemek için korelasyon analizi yapılmış, anlamlı bir ilişkinin tespit edilmesinin ardından militarist eğilimin alt faktörlerinin askeri reklama yönelik tutum üzerindeki etkisini analiz etmek için çoklu regresyon metodu kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda, militarist eğilimlerin, askeri reklamlara yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ortaya koyulmuştur.Article Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 4Exploring Effects of the Hep (homeostasis-Enrichment Approach as a Comprehensive Therapy Intervention for an Infant With Cerebral Palsy: a Case Report(Georg Thieme verlag Kg, 2022) Balikci, AymenCerebral palsy (CP) is a common non-progressive neurodevelopmental disorder which causes developmental disabilities in children. Varied interventions for CP exist to address medical and physical needs but with limited effectiveness evidence. Environmental enrichment (EE) is an animal model intervention for many neurodevelopmental disorders, including CP, with considerable positive effects. This case report defines the Homeostasis-Enrichment-Plasticity (HEP) approach, which is based upon principles of EE and ecological theories of development and describes its use to promote the developmental and functional skills of an infant with CP. Parent interviews and assessment data were completed before and after intervention. For the interested parameters data was gathered by developmental history, systematic observation of behaviors in the clinical setting and at home, Beck Anxiety Inventory (BAI), Infant-Toddler Symptom Checklist, the Sensory Profle Infant/Toddler, Peabody Developmental Motor Scales-2, Gross Motor Function Measurement-88 (GMFM-88), the Gross Motor Function Classification System (GMFCS), and Pediatric Evaluation of Disability Inventory (PEDI). The HEP approach intervention was implemented one time per week for 12 months. Following the HEP approach intervention, self-regulation and sensory processing scores improved. GMFM-88 total score improved from 45/264 to 123/264. The Peabody found all gross motor (54-110), fine motor (65-117), and total motor quotient (119-227) scores improved after intervention. Post-intervention observations showed obvious gross motor progress with movement from GMFCS Level IV to Level I. Performance on the Functional Skills Scales and Caregiver Assistance Scales of PEDI also demonstrated notable improvements. BAI scores revealed low anxiety scores for both the mother (13/63 points) and father (14/63) before intervention. These scores did not change after intervention. A definition and detailed description of the HEP approach intervention is presented here for the first time. The case report demonstrated preliminary evidence for the effectiveness of the HEP approach on self-regulation, sensory processing, motor development, functional skills, and caregiver assistance with an infant with CP. Additional studies are needed to validate the findings.Article Sosyal Görünüş Kaygısının İşyeri Yalnızlığına Etkisi: Konya Gençlik Vespor İl Müdürlüğü Örneği(2021) Kocak, Emine; Ersoz, Gozde; Kiratli, Esinİşyeri sağlığı psikolojisi son zamanlarda psikologlar, yönetim bilimcileri ve sosyologlar tarafından sıklıklaaraştırılan konulardan biri haline gelmiştir. İşyerinde bireyin sosyal çevreden kaynaklanan yalnız kalma hali vesosyal etkileşimin kaçınılmaz bir bileşeni olan sosyal görünüş kaygısı işyerindeki psikolojik sağlığı etkileyenfaktörlerden bazılarıdır. Bu çalışmanın amacı, spor teşkilatında çalışan personelin sosyal görünüş kaygılarının işyeri yalnızlığına etkisini belirlemek ve bazı demografik özelliklerin (yaş ve çalışma süresi) söz konusu psikolojikfaktörler ile ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemini Konya Gençlik ve Sporİl Müdürlüğü’nde antrenör, memur ve uzman olarak görev yapan toplam 192 çalışan (nerkek= 127; Xyaş= 37.73±7.74 ve nkadın= 65; Xyaş=36.39±8.17) oluşturmaktadır. Çalışmada \"İşyerinde Yalnızlık Ölçeği\" ve \"SosyalGörünüş Kaygısı Ölçeği\" kişisel bilgi formu ile birlikte örneklem grubuna uygulanmıştır. Verilerin analizindebetimsel istatistik yöntemleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve Basit Regresyon Analizikullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Gençlik ve Spor çalışanlarının sosyal görünüş kaygısı düzeylerininİşyerinde Yalnızlık Ölçeği’ nin duygusal yoksunluk ve sosyal arkadaşlık alt boyutlarını pozitif yönde yordadığıgörülmüştür. Ayrıca sosyal görünüş kaygısı ile çalışma süresi arasında pozitif ilişki gözlenmiştir. Bu araştırmadanelde edilen veriler ışığında, gençlik ve spor çalışanlarında sosyal görünüş kaygısı arttıkça işyerinde yalnızlıkdurumunu ortaya koyan iş yerindeki bireylerle ilişkilerin niteliğinin ve niceliğinin olumsuz yönde etkilendiği;çalışma süresi daha fazla olan bireylerin sosyal görünüş algısı yönünde olumsuz duygulara sahip olduğu sonucunavarılmıştır.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 5Analysis for Two-Dimensional Inverse Quasilinear Parabolic Problem by Fourier Method(Taylor & Francis Ltd, 2021) Kanca, Fatma; Baglan, IremIn this work, two-dimensional inverse quasi-linear parabolic problem with periodic boundary and integral overdetermination conditions is investigated. The formal solution is obtained by the Fourier approximation. Under some natural regularity and consistency conditions on the input data,the existence, uniqueness and continuously dependence upon the data of the solution are proved by iteration method. The inverse problem is first examined by linearization and then used implicit finite difference scheme for the numerical solution. Also predictor corrector method is considered in the numerical approach. Some results on the numerical solution with two examples are presented with figures and tables. The sensitivity of the scheme with respect to noisy overdetermination data is illustrated.Article Assessment of Artificial Lighting Conditions in Sunlight-Deprived Classrooms(Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2025) Duyan, Fazila; Kaplan, ElifNumerous studies on classroom lighting emphasize a close and significant relationship between students' concentration, comprehension of course content, and the efficiency of activities such as drawing, writing, and practices, with the lighting conditions. In this context, it is particularly important to properly design both the physical and psychological effects of artificial lighting, especially in sunlight-deprived classrooms. This study examines the artificial lighting conditions of a classroom located in the basement of a university building, which has no visual connection to the outdoors. The classroom is utilized by students from the departments of Architecture, Interior Architecture, and Industrial Design. The study investigates the effects of current artificial lighting on students, focusing on aspects such as visual perception satisfaction, light colour, illuminance level, glare, and the temporal light modulation effect. To assess students' perception of the existing lighting conditions, an online questionnaire was administered, and a total of 104 students (65 female, 39 male) who had previous experience with the classroom participated in the study. Technical measurements of the existing luminaires were conducted, and the classroom was digitally modelled using the DIALux Evo lighting software. The collected data were analysed using the SPSS statistical analysis program. The findings of the study indicate that students perceived the artificial lighting conditions as inadequate in terms of visual comfort. Moreover, based on technical measurements, simulations, and user evaluations, it was determined that the existing luminaires caused glare and temporal light modulation effects, negatively affecting the classroom environment.Article Bir- İki Yaş Dönemindeki Çocukların Beslenme Durumu ve Besin Çeşitliliğinin Değerlendirilmesi(2022) Güldemir, Hilal Hizli; Şimşek, Tuğçe; Garipağaoğlu, MuazzezBu çalışma bir-iki yaş dönemindeki çocukların beslenme durumları ile besin çeşitliliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. İstanbul ilinde 302 çocuk ile yapılan çalışmada, çocuklar ve ailelere ilişkin bilgiler yüz yüze uygulanan bir anket formu ile elde edilmiştir. Çocukların ağırlık ve boy uzunlukları ölçülmüş ve bir günlük besin tüketimleri kaydedilmiştir. Günlük alınan enerji ve besin ögeleri, besin analiz programı (BeBiS) ile belirlenmiş, elde edilen değerler Diyet Referans Alım (DRI) önerileriyle karşılaştırılmıştır. Çocukların ortalama yaşları 18.6±3.2 ay, vücut ağırlık ve boy uzunlukları sırasıyla 11.4±1.6 kg, 80.6±6.5 cm olarak saptanmıştır. Günlük enerji alımları 1000.0±304.1 kkal olan çocukların, protein, A, E, C, B2, B6 vitaminleri ile magnezyum, çinko, fosfor ve sodyumu önerilerin üstünde aldıkları görülmüştür. Günde ortalama 120ml anne sütü, 65ml formüla alan çocukların, besin gruplarından süt grubu ile ekmek-tahıl grubunun yeterli, sebze ve meyve grubunu sınırda, et grubundan kırmızı eti yetersiz tükettikleri belirlenmiştir. Besin ve besin grupları arasında günlük enerjiye en düşük katkıyı (% 4.5) sebze meyve grubunun, en yüksek katkıyı (% 39.4) süt grubunun yaptığı gözlenmiştir. Bir-iki yaş grubundaki çocukların sınırda tükettikleri sebze-meyve ile yetersiz tükettikleri kırmızı et dışında genel olarak yeterli beslendikleri ve beslenme örüntüsünde karbonhidrat oranının düşük, yağ oranının yüksek olduğu, pek çok besin ögesini de önerilerin üstünde aldıkları bulunmuştur.Article Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı 2025: Neler Değişti? Yenilikçi Bakış Açısının Programlara Yansıması Nasıl Olacak(2025) Koksal, Eda; Kızıltan, Gül; Garipağaoğlu, Muazzez; Goktas, Zeynep; Karabudak, Efsun; Yıldız, Emine Akal; Isgin-Atici, KubraÜlkemizde Beslenme ve Diyetetik lisans eğitimi veren programların temel yeterliliklerini belirlemek ve eğitimde standardizasyonu sağlamak amacıyla 2016 yılında Beslenme ve Diyetetik Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (BDB-UÇEP) hazırlanmıştır. Bu program, Beslenme ve Diyetetik bölümü müfredatlarının yapılandırılması ve asgari kazanımların sağlanması açısından önemli bir yol haritası olmuştur. COVID-19 pandemisiyle birlikte hız kazanan dijitalleşme süreci, çekirdek eğitim programlarının çağın gerekliliklerine uygun biçimde güncellenmesini zorunlu kılmış, bu kapsamda program tasarımcıları, öğretim elemanları, öğrenciler, mezunlar ve sektör temsilcileri ile geniş katılımlı bir çalışma yürütülerek BDB- UÇEP 2025 hazırlanmıştır. Güncellenen BDB-UÇEP’teki en önemli farklılıklardan birisi, öğrenme kazanımlarının yalnızca temel alan becerileriyle sınırlı kalmayıp “öğrenme becerileri”, “okuryazarlık becerileri”, “yaşam ve kariyer becerileri” gibi yenilikçi yetkinlikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Öğrenme alanları açısından da programın %70’i Sağlık Bilimleri ile Beslenme ve Diyetetik alanına ayrılırken; %30’u bilgi çağı yetkinlikleri, entelektüel, sanatsal ve sportif beceriler, öznel iyi oluş, toplumsal sorumluluk gibi alanlara odaklanacak şekilde yapılandırılmıştır. Ayrıca, eğitim modelinde probleme dayalı öğrenme yaklaşımına yer verilmiş ve aktif öğrenme yöntemleri ön plana çıkarılmıştır. Bu değişikliklerle, mezunların çağın gereksinimlerine uyum sağlamalarının desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu derleme makalede, BDB-UÇEP 2016 ile 2025 arasındaki temel farklılıklar karşılaştırılmış; öğrenme kazanımları, öğretim yöntemleri, ölçme ve değerlendirme süreçleri ile mesleki uygulama dersleri açısından yapılan değişiklikler ele alınmış ve gelecekte oluşturulacak BDB-UÇEP’ler için öneriler sunulmuştur.Article Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Fiziksel Sağlık Durumları: Kesitsel Bir Çalışma(2022) Gümüş, Funda; Atli, Abdullah; Dikec, GulAmaç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin pek çok fiziksel hastalığının olmasına rağmen bu konu ülkemizde yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde ayaktan takip edilen hastaların fiziksel sağlıklarının belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı araştırma deseninde yapıldı. Yöntem: Çalışmaya 137 birey katıldı. Çalışmada verilerin toplanmasında Bilgi Formu kullanıldı. Hastaların fiziksel sağlık davranışlarının değerlendirilmesinde; madde kullanımı, sağlığı geliştiren davranışlar, egzersiz, beslenme, uyku, öz bakım, ağız hijyeni, boşaltım ve cinsel yaşamlarına ilişkin sorular soruldu ve hastaların boy, kilo, beden kitle indeksi, yaşam bulguları ölçüldü. Bulgular: Bu çalışmaya katılan hastaların %21,9’unun bir fiziksel hastalığı olduğu, günlük ortalama 8,24±2,24 saat uyudukları, hastaların %59,9’unun uyandığında kendini dinlenmiş hissetmediği bulundu. Katılımcıların boşaltım alışkanlıkları değerlendirildiğinde %55,5’inin günde bir kez defakasyona çıktığı belirlendi. Katılımcıların %55,5’inin cinsel yaşamlarından memnun olmadığı, %80,3’ünün herhangi bir kontraseptif yöntem kullanmadığı belirlendi. Hastaların ağrı durumları değerlendirildiğinde %33,6’sının ağrı yaşadığı; en sık yaşanan ağrının %13,9 ile baş ağrısı olduğu belirlendi. Katılımcıların Beden Kitle İndekslerinin (BKI) ortalama 25,26±4,94 olduğu belirlendi. Sonuç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin fiziksel sağlıklarının geliştirilmesinde, hastaların sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tanımlanması, davranış değişikliği yaratan psikososyal müdahalelerden yararlanılması önerilebilir.Article Evaluation of Octenidine Dihydrochloride-Induced Cytotoxicity, Apoptosis, and Inflammatory Responses in Human Ocular Epithelial and Retinal Cells(MDPI, 2025) Ciftci, Ihsan Hakki; Deveci Ozkan, Asuman; Erman, Gulay; Kilbas, Imdat; Aydemir, OzlemBackground/Objectives: Octenidine dihydrochloride (OCT-D) is a broad-spectrum antiseptic with high chemical stability, low toxicity, and no reported microbial resistance, making it a strong candidate for use on mucosal surfaces. Despite increasing interest in its potential ophthalmic applications, limited data exist regarding its cellular effects on ocular tissues. This study aimed to investigate the cytotoxic, apoptotic, inflammatory, and transcriptional responses induced by OCT-D in human conjunctival (IOBA-NHC) and retinal pigment epithelial (ARPE-19) cells. Methods: Cells were exposed to varying concentrations of OCT-D, and viability was assessed using the WST-1 assay to determine IC50 and IC50/2 values. These concentrations were subsequently used in molecular assays. Pro-inflammatory cytokines (IL-6, IL-1 beta, TNF-alpha, IFN-gamma) were quantified by ELISA. Apoptotic activation was evaluated through caspase-3/7 activity assays. Gene expression analysis of apoptotic (Bax, Bcl-2), DNA damage-related (ATM, Rad51), and inflammatory markers was performed using RT-qPCR. Results: OCT-D induced a marked, dose-dependent reduction in cell viability in both cell lines, with ARPE-19 showing greater sensitivity. Caspase-3/7 activity increased significantly at IC50 and IC50/2, confirming intrinsic apoptotic activation. OCT-D markedly suppressed the release of key inflammatory cytokines and downregulated transcription of inflammatory genes. RT-qPCR revealed upregulation of pro-apoptotic and DNA damage-associated genes, demonstrating coordinated activation of apoptotic and genomic stress pathways. Conclusion: OCT-D triggers integrated cytotoxic, apoptotic, and immunomodulatory responses in conjunctival and retinal epithelial cells. While these findings provide important mechanistic insights into OCT-D's cellular effects, further studies using primary cells, advanced 3D ocular models, and disease-relevant systems are required to support its potential translational use in ophthalmology.Review Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 3A Systematic Review and Meta-Analysis for the Efficacy of Transcranial Direct Current Stimulation (tdcs) in Ocd Treatment: A Non-Pharmacological Approach To Clinical Interventions(Pergamon-elsevier Science Ltd, 2024) Ibrahim, Ismail A.; Nada, Ahmed Hosney; Asar, Nada Khalid; Ibrahim, Rand; Farouk, Rawan Ahmed; Al-Qiami, Almonzer; Noorbakhsh, Seyed AliObsessive-compulsive disorder (OCD) is a prevalent mental condition characterized by recurrent, unwanted thoughts (obsessions) and repetitive behaviors (compulsions), significantly disrupting daily functioning and social interactions. Transcranial direct current stimulation (tDCS) presents a promising non-invasive treatment modality aimed at alleviating symptoms. However, the evidence regarding its effectiveness remains inconclusive. This study seeks to address this gap by conducting a systematic review and meta-analysis of clinical trials, offering improved guidance for clinical intervention. A comprehensive search strategy was implemented across multiple databases, including PubMed, Cochrane CENTRAL, Embase, Scopus, and Web of Science. This search focused strictly on randomized controlled trials (RCTs) involving 147 patients. These trials evaluated the efficacy of tDCS in OCD patients. Subsequent data extraction, risk of bias assessment, and statistical analysis using Review Manager software revealed the potential efficacy of tDCS in reducing OCD symptoms. The meta-analysis not only fails to demonstrate significant superiority of active tDCS over sham tDCS but also suggests that sham tDCS may be more effective than active tDCS in reducing OCD symptoms. This finding diminishes the promise of tDCS as an effective treatment for OCD. Larger trials are warranted to further elucidate these findings.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 6Comparison of in Vitro Antifungal Activity Methods Using Extract of Chitinase-Producing aeromonas Sp. Bhc02(Springer, 2023) Cadirci, Bilge Hilal; Yilmaz, GulesmeBiological control to prevent fungal plant diseases offers an alternative approach to facilitate sustainable agriculture. Since the chitin in fungal cell walls is a target for biocontrol agents, chitinases are one of the important antifungal molecules. In this study, the aim was to investigate a new chitinase isolated from a fluvial soil bacterium and to show the antifungal activity of the characterized chitinase by comparing the three common methods. The bacterium with the highest chitinase activity was identified as Aeromonas sp. by 16 S rRNA sequence analysis. Following the determination of the optimum enzyme production time, the enzyme was partially purified, and the physicochemical parameters of the enzyme were investigated. In the antifungal studies, direct Aeromonas sp. BHC02 cells or partially purified chitinase were used. As a result, in the first method in which the Aeromonas sp. BHC02 cells were spread on the surface of petri dishes, no zone formation was observed around the test fungi spotted on the surface. However, zone formation was observed in the methods in which the antifungal activity was investigated using the partially purified chitinase enzyme. For example, in the second method, the enzyme was spread on the surface of PDA, and zone formation was observed only around Penicillum species among the test fungi spotted on the surface. In the third method, in which the necessary time was given for the formation of mycelium of the test fungi, it was observed that the growth of Fusarium solani, Alternaria alternata and Botrytis cinerea was inhibited by the partially purified chitinase. This study concludes that the results of the antifungal activities depend on the method used and all fungal chitins cannot be degraded with one strain's chitinase. Depending on the variety of chitin, some fungi can be more resistant.Article Pisagor Bulanık Sayılara Dayalı Crıtıc-marcos Yöntemi İle Otonom Forklift Seçimi(2024) Büyükselçuk, Elif ÇaloğluÜretim ve depolama işletmelerinde forkliftler işletmenin verimliliğini arttırmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler ve Endüstri 4.0 uygulamaları ile otonom forkliftler modern işletmelerde klasik forkliftlerin yerini almaktadır. Çevre dostu ve 24 saat çalışabilen bu araçlar ile işletme bünyesinde verim artırılırken aynı zamanda insan hatasından kaynaklı kazalar da önlenebilmektedir. Bu çalışma, modern işletmelere otonom forklift belirleme sürecinde destek olmak üzere geliştirilmiştir. Bu araçların seçiminde hangi kriterlerin dikkate alınması gerektiği literatür taraması sonucunda belirlenmiştir. Bu süreçte yaşanabilecek belirsizlik ve sübjektifliğin etkilerini en aza indirebilmek amacıyla Pisagor bulanık sayılardan yararlanarak problem çözülmüştür. CRITIC (Criteria Importance Through Intercriteria Correlation) yöntemi ile kriterlere ait ağırlıklar belirlendikten sonra MARCOS (Measurement of Alternatives and Ranking according to COmpromise Solution) yöntemi kullanılarak alternatifler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, belirlenen sekiz farklı kriter içerisinden şarj süresi, dönme yarıçapı ve maksimum kaldıracağı yük miktarı en önemli kriter olarak belirlenmiştir. Farklı değerlendirme kriterleri için en iyi alternatif olarak Kuzey Amerika’da üretilen A7 alternatifi belirlenmiştir.Article Finansal Stres Düzeyi ve Algılanan Yönetici Desteğinin İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi(2025) Özkılıçcı, GökçeGünümüz dünyasında stres kaynaklarının sayısı oldukça fazladır. İnsanların en temel stres kaynaklarından biri de finansal stres düzeyidir. Özel yaşamın yanı sıra iş yaşamına olan etkileri de göz önüne alındığında finansal stres ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı olduğu dikkati çekmektedir. Finansal stresin iş yaşamına olan etkilerini araştırmak gerek çalışanların iş yerinde kurduğu ilişkiler bakımından gerekse işten ayrılma niyetlerine olan etkisi açısından önem teşkil etmektedir. Bu amaçla çalışmada, finansal stresin ve algılanan yönetici desteğinin işten ayrılma niyeti ile olan ilişkilerini belirlemek ve aracılık model testi gerçekleştirmek hedeflenmiştir. Türkiye’de özel sektörde aktif olarak çalışan toplam 390 katılımcıdan kolayda örnekleme yöntemiyle ve çevrim içi olarak veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, işten ayrılma niyeti ile finansal stres arasında pozitif; algılanan yönetici desteği ile negatif yönde ilişkiler bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, finansal stresin işten ayrılma niyeti üzerinde algılanan yönetici desteğinin kısmi aracılık rolünün bulunduğu saptanmıştır. Çalışmanın, çalışanların finansal stres düzeylerinin örgütsel davranışa olan yansımalarını ele alması bakımından katkı sunması beklenmektedir.Article Aqueous Parsley (Petroselinum crispum) Extract Ameliorated Methotrexate-Induced Brain and Small Intestine Damage in Rats(Ankara Univ, 2025) Saçan, Ozlem; Şener, Göksel; Yanardag, Refıye; Tunali-Akbay, Tugba; Sivas, Guzin Goksun; Karaoğlu, Sümeyye Yılmaz; Dursun, ErcanMethotrexate (MTX) is a widely used antiarthritic and chemotherapeutic agent known to cause damage to various tissues. This study investigated the potential protective effects of parsley extract against MTX-induced brain and intestinal tissue damage. Sprague-Dawley rats were divided into control, control + parsley, MTX, and MTX + parsley. MTX (20 mg/kg, i.p.) was administered to the MTX and MTX + parsley groups. The control + parsley, and MTX + parsley groups were administered 2 g/kg parsley extract by oral gavage for five consecutive days. After the fifth day, brain and small intestinal tissues were taken. Total protein, nitric oxide, lipid peroxidation, glutathione levels, tissue factor, superoxide dismutase, and glutathione S-transferase activities were determined in these tissues. The protein profiles of the tissues were evaluated using SDS polyacrylamide gel electrophoresis. Parsley administration caused a decrease in lipid peroxidation levels in both tissues of the MTX group. On the other hand, glutathione level, glutathione-S-transferase, and superoxide dismutase activities were found to be increased. On the other hand, parsley decreased the nitric oxide level which was increased in the intestinal tissues of the MTX group. There was no significant change in brain nitric oxide level and tissue factor activity between groups. MTX and parsley administration altered protein expression, leading to the appearance or disappearance of specific bands in intestinal and brain tissues. In conclusion, parsley alleviated MTX-induced damage in brain and intestinal tissues by reducing lipid peroxidation and modulating antioxidant defenses.Article Hemşirelerin Multipl Skleroz ve Bakımına Yönelik Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi(2022) Temiz, Gamze; Eroglu, NermınAmaç: Bu çalışma hemşirelerin Multipl Sklerozlu bireylerin bakımına ilişkin bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak uygulandı. Yöntem: Araştırma, Türkiye genelinde hemşire olarak çalışan, e-posta ve telefon bilgilerine ulaşılan kişilerle çok merkezli olarak gerçekleştirildi. Örneklemi araştırmaya katılmaya gönüllü olan 379 hemşire oluşturdu. Veriler, \"Katılımcı Bilgi Formu\" ve \"Multipl Skleroz ve Bakım Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu\" ile toplandı. Bulgular: Katılımcıların bilgi puanları yaş değişkenine ve eğitim düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Daha önce MS'li bireylere bakım verenlerin bilgi puanları, MS ile ilgili özel eğitim alanların bilgi puanları, MS ile ilgili makale okuyanların bilgi puanları daha yüksekti. Sonuç: Bu çalışmada hemşirelerin Multipl Skleroz ve bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin orta seviyenin üzerinde olduğu saptandı. Bilgi düzeylerinin deneyimden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuçlar, hemşirelerin konuyla ilgili eğitimlerinin artırılmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

